İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2019/361 E. 2020/106 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2019/361
- Karar No
- 2020/106
- Karar Tarihi
T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/361 Esas ESAS
KARAR NO : 2020/106 KARAR
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 25/07/2019
KARAR TARİHİ: 11/02/2020
Mahkememizde görülen Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ün Menderes'te ...'un sahibi olarak yıllardır kuyumculuk zanaatıyla uğraştığını, müvekkilinin 14.12.2017 tarihinde davalı ...bank A.Ş.'nin denetim ve gözetim sorumluluğunu ihlalinden faydalanan davalılar ... tarafından ve diğer davalı ...'un katkısı ile 50.000,00-TL dolandırıldığını, ... 'ın müvekkilinden 50.000,00-TL'lik altın aldığını ve karşılığı da diğer davalı ...'a ait ...bank hesabından müvekkiline EFT yapıldığını, altınların tesliminin hemen akabinde davalı/...'un şüpheli işlem olarak ...bank'a bildirim yaptığını, bunun üzerine müvekkilinin ... bankası hesabına gelen işbu 50.000,00-TL'ye bloke konulduğunu, bu suretle davalı ...'ın, ...'un da katkısı ve iştiraki ile müvekkilini dolandırarak 50.000,00-TL tutarında altını aldığını ve bu eylemlerini ...'ın ifadesine göre ...bank'ın internet sitesini kopyalamak suretiyle gerçekleştirdiklerini, bu noktada oluşan haksız fiilde, davalılar ...'ın müvekkiline karşı kasten dolandırıcılık suçunu işlediğini, diğer davalı ... da kendisine katkı sağladığını, anılan davalılar bu eylemlerini diğer davalı ...bank A.Ş.'nin denetim ve gözetim sorumluluğunu ihlal etmesinden faydalanarak gerçekleştirdiğini, bu nedenle anılan davalı bankanın bu haksız fiilin oluşmasına taksirle katkı sağladığını, müvekkilin hesabında bloke edilmiş halde olan 50.000,00-TL'nin davalılardan ...'a iade edilmemesi amacıyla ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiklerini, aksi halde bu bedelin davalı ...'a iade edilmesi söz konusu olacak olup, bu durumda müvekkilinin zararının bir daha telafisinin mümkün olmayacağını, bu nedenlerle müvekkilinin uğradığı maddi zarara karşılık 50.000,00-TL maddi tazminatın olay tarihi olan 14.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, Sayın Mahkemece bir karar verilene kadar ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E sayılı dosyası ile ... BANKASI ... IBAN numaralı hesap üzerinde bloke halde olan 50.000,00-TL üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389/1 gereğince ihtiyati tedbir konulmasına, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yan tarafından dosyaya sunulan 15 sayfalık dava dilekçesinde, müvekkiline karşı işlenen dolandırıcılık suçu açısından müvekkili ...'un katkısı olduğunu, müvekkili ...'un ... ile iştirak halinde olduğunun iddia edildiğini, ancak davacı yanın işbu iddiaları gerçeği yansıtmamakta olup; uyuşmazlık konusu olayın nasıl gerçekleştiğinin açıklanmasının gerektiğini, dava konusu olayda Müvekkili ...'un, 14.12.2017 tarihinde cep telefonundan internet bankacılığına giriş yaparak USD hesabından Dolar bozdurmak istemiş, ...BANKA' ya ait olduğunu düşünerek ... üzerinden ilk çıkan bağlantıya tıkladığını, ancak ...BANKA'nın internet bankacılığı yerine davalı ...'ın kurduğu internet sitesine girdiğini, davalı ...'ın, müvekkilin bilgilerini kopyalarayak müvekkiline ait ...BANK ... Şubesi'nde bulunan ... numaralı USD hesabından müvekkilin izni olmaksızın 20.000 USD tutarında döviz satış işlemi gerçekleştirdiğini, davalı ...'ın, ... adresinde bulunan "..." isimli işyerini işleten davacı ...'den yüklü miktarda altın aldığını, müvekkilinin USD hesabından yaptığı 20.000 USD tutarında döviz satış işlemi neticesinde ... numaralı vadesiz mevduat hesabına aktardığı 77.344,00TL'nin 50.000,00TL'sini davacı yana ait ... Bankası'nda bulunan ... IBAN numaralı banka hesabına aktardığını, müvekkilinin kendisine ait banka hesabından 20.000 USD Amerikan Doları tutarında döviz satış işlemi ve davacı yanın banka hesabına 50.000,00TL tutarında EFT gönderim işlemi yapılmasına ilişkin izni ve rızasının bulunmadığını, müvekkili ... 'un olay sonrasında davalı ... hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, ... hakkında "Bilişim Sistemleri Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık, Başkasına Ait Banka veya Kredi Kartının İzinsiz Kullanılması Suretiyle Yarar Sağlama" suçlarına ilişkin İzmir ... Ağır Ceza Mahkemesinin ...E. Sayılı dosyası kapsamında yargılama yapıldığını ve bahsi geçen ceza dosyası kapsamında ...'ın Bilişim Sistemleri Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık suçundan 6 yıl hapis ve 6.000 gün karşılığı adli para cezası ile; Başkasına Ait Banka veya Kredi Kartının İzinsiz Kullanılması Suretiyle Yarar Sağlama suçundan 3 yıl hapis ve 300 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğini,davalı ...'ın suç teşkil eden eylemi neticesinde müvekkili ... 'un mağdur olduğunu ve 50.000,00TL tutarında zarara uğradığını, dolayısıyla müvekkilinin, davalı ... tarafından gerçekleştirilen eyleme herhangi bir iştirakı ve katkısının bulunmadığını, bu nedenlerle davacı yan tarafından açılan davanın müvekkili açısından reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; tüm iddiaların haksız ve hukuki mesnetsiz olduğunu, öncelikle huzurdaki davaya konu ve davacı tarafından gerçekleştirilen altın bilezik satış işleminin 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3. Maddesinin ( L ) bendi gereği bir “ tüketici işlemi ” mahiyetinde olup bu sebeple mahkememizin bu tip bir davaya bakmakla görevli bir mahkeme olmadığını, görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli ve yetkili İzmir Nöbetçi Tüketici MAhkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, davaya konu 50.000.-TL tutarındaki EFT işleminin alıcısı durumunda bulunan davacı ... tarafından davalılar ... ve ... aleyhine yapılan şikayet üzerine İzmir ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası nezdinde bir dava açıldığını ve halen davacı hesabında bulunan dava konusu 50.000.-TL üzerine çekilmesinin önlenmesi için mahkemece bloke konulduğunu, hal böyle iken ve davaya konu edilmiş 50.000.-TL nin zaten bizzat davacının kendi hesabında bir mahkeme kararıyla blokeli durumdayken davacı tarafından tamamen kötüniyetle ve hukuki herhangi bir yararı da bulunmaksızın huzurdaki davanın müvekkili Bankaya karşı açıldığını, davacı tarafın dava dilekçesinde diğer davalılar ... ve ... hakkında ileri sürdüğü suçlamalar neticesi İzmir ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası nezdinde yapılacak yargılama neticesi diğer davalıların ceza alması durumunda mahkemece konulan bu bloke davacı taraf lehine kalkacağını ve dava konusu edilen 50.000.-TL lik tutara zaten davacı tarafça tasarruf edilebileceğini, bu nedenle davayı müvekkili Bankaya karşı açmakta davacı tarafın herhangi bir hukuki yararı bulunmamakta olup, bu sebeple müvekkili Bankaya karşı da husumet yöneltilemeyeceğini, mahkemece HMK Madde 114 kapsamında dava şartları arasında yer alan husumete yönelik itirazları ile hukuki yarar yokluğuna yönelik itirazları dikkate alınarak, davanın husumet ve hukuki yarar yokluğu sebebiyle esasa girilmeden usulen reddini talep ettiklerini, huzurdaki davaya konu 50.000.-TL tutarındaki EFT işleminin göndericisi durumunda bulunan davalılardan ... tarafından davacı ... aleyhine Ankara ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası nezdinde huzurdaki dava konusu hakkında bir alacak davası açıldığını, belirtilen davanın huzurdaki davayı doğrudan etkileyecek mahiyette olduğunu, Ankara ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının mahkemece incelenmesi ve bu davanın sonuçlanmasının bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, bu nedenlerle itirazlarının kabulü ile görevsizlik kararı verilerek suluden görev nedeni ile reddine ve dosyanın istem halinde görevli İzmir Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesine, davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine, husumet ve hukuki yarar yokluğu itirazlarının kabul edilmemesi halinde esasa görelkemksizin öncelikle Ankara ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasına, hukuki mes netten yoksun ve haksız, kötüniyetli davanın esastan tamamen reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasıdır.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari ava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.
TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir.
Somut olayda, davacının kuyumculuk faaliyetiyle iştigal ettiği sırada davalılardan ...'ın davacıdan 50.000,00-TL'lik altın aldığı altınların karşılığı bedelin diğer davalı ...'a ait ...bank hesabından davacıya EFT yapılarak ödendiği, davalı ...'un şüpheli işlem olarak kendi bankası olan ...bank'a bildirim yapması üzerine davacının ... bankası hesabına gelen işbu 50.000,00-TL'ye bloke konulduğu, davacının davalı ...'ın, ...'un da katkısı ve iştiraki ile dolandırıldığını, haksız fiile diğer davalı ...bank A.Ş.'nin denetim ve gözetim sorumluluğunu ihlal etmesinin de sebebiyet verdiğini iddia ederek eldeki davayı açmıştır. Eldeki olayda dolandırıcılık eylemi nedeniyle gerçek kişi davalıların haksız fiil faili oldukları, diğer davalı Banka ile davacı arasında bir ticari ilişki bulunmadığı gibi davacının davalı ...bank'ın müşterisi olmadığı, davacının tacir de olmadığı gibi davalılardan ... tarafından davacı ... aleyhine Ankara ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında devam eden dava da olduğu, davanın haksız fiilden kaynaklandığı ve TTK'nun 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığı, TTK'nın 4. maddesindeki yasal düzenlenme karşısında uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, Yargıtay 20. HD:'nin 2015/10410 esas, 2015/1025 karar sayılı, 03/11/2015 tarihli, 2015/15241 esas, 2016/788 karar sayılı, 25/01/2016 tarihli yargı yeri belirleme kararlarının, Yargıtay 19. HD'nin 2015/15811 esas, 2016/5002 karar sayılı, 21/03/2016 tarihli kararının da aynı yönde olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafından açılan iş bu davada Mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, HMK'nun 115/2 maddesi uyarınca davanın usulden REDDİNE,
2-HMK'nun 20. maddesi uyarınca kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren 2 hafta içinde kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde gönderilme talebinde bulunulduğu takdirde dava dosyasının görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
3-HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,
Dair, davacı ve davalı ... ve ...bank A.Ş vekillerinin yüzüne karşı, diğer davalı ... 'ın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı