İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/207 E. 2026/160 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/207
- Karar No
- 2026/160
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 28. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/207 Esas KARAR NO : 2026/160
DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/12/2023 KARAR TARİHİ : 01/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava dilekçesinde özetle: Davacı şirket ...Ltd. Şti. ile davalı şirket...A.Ş. arasında 31/07/2023 tarihinde 6 adet Bella sandalye alımına ilişkin ticari bir satım ilişkisi kurulduğunu, davacı tarafın bu ürünler için 42.840,00 TL tutarında ödeme yaptığını, teslim edilen sandalyelerde tasarım bozuklukları, kırıklar, ton farklılıkları, boya deformeleri ve çıta kısımlarında soyulmalar bulunduğunu, ürünlerin ayıplı mal statüsünde olduğunu, davacı tarafın ayıplı ifaya yönelik değişim talebinin davalı şirket tarafından karşılanmadığını, Bakırköy ... Noterliği'nin ...Yevmiye numaralı ihtarnamesi ile iade talebinde bulunulmasına rağmen davalıdan herhangi bir olumlu dönüş alınamadığını, tacirler arası ticari satımlarda Türk Ticaret Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca satıcının ayıptan sorumluluğunun esas olduğunu, davacı şirketin sözleşmeden dönme hakkını kullanarak ödenen 42.840,00 TL tutarındaki fatura bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, bunun mümkün olmaması halinde ürünlerin ayıpsız misli ile değiştirilmesini veya satış bedelinden indirim yapılmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap Dilekçesinde özetle: Dava dilekçesinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 119. maddesinde belirtilen zorunlu unsurları taşımadığını ve eksik harç yatırıldığını, davacının 31.07.2023 tarihinde satın aldığı ürünlere ilişkin tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, cayma hakkının süresinde ve yasalara uygun biçimde kullanılmadığını, Türk Ticaret Kanunu'nun 23. maddesi gereğince süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, ürünlerin eksiksiz ve hatasız olarak teslim edildiğini, müvekkili şirketin köklü ve güvenilir bir firma olup ürünlerinde üretim kaynaklı bir problem bulunmadığını, olası hasarların kullanıcı hatalarından kaynaklandığını, davacının kötü niyetli olduğunu belirterek davanın usulden ve esastan reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava konusu uyuşmazlık; tüketici konumundaki davacının zararının tazmini hususundadır. Ticari davalar TTK. 4. maddesinde; mutlak ve nispi ticari dava olarak düzenlenmiştir. Uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen bir hususa ilişkin olması veya davanın ticaret mahkemesinde görüleceğine dair açık bir yasal düzenlemenin bulunması halinde mutlak ticari dava, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan uyuşmazlıklarda ise; nispi ticari dava sözkoınusu olup, ticaret mahkemesi görev alanı içinde kalacaktır. TTK.'nın 5. maddesine göre; Asliye Ticaret Mahkemeleri, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ile özel kanunlardan doğan özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer dava ve işlere bakmakla görevlidir. TTK'nın 5. Maddesi uyarınca Asliye Ticaret Mahkemesi yalnızca ticari davalara bakmakla görevli olup, davacının tacir sıfatı tek başına görev sonucunu doğurmaz. TTK'nın 19. Maddesindeki ticari iş karinesi de uyuşmazlığı kendiliğinden ticari dava haline getirmez. Ticaret Mahkemeleri sadece ticari davalara bakmakla görevli olup görevi dışındaki işlere genel görevli asliye hukuk mahkemelerince bakılması gerekmektedir. 28.11.2013 tarihli Resmî Gazetede yayınlanan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun, yasanın 87. maddesi gereğince yayım tarihinden itibaren altı ay sonra 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir.Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3. maddesine göre, tüketici, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi , tüketici işlemi, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileride dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına veya hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet , bankacılık ve benzeri sözleşmelerde dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder. 6502 sayılı yasanın 73.maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. 6502 sayılı yasanın 83/2. fıkrasında “Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez.” düzenlemesine yer verilmiştir, ilgili yasa maddesi ile görev konusunun tartışılmasının önüne geçilmiştir. Somut dosya kapsamında; Dosyadaki fotoğraflar ve bilirkişi incelemesiyle sandalyelerin davacının ticari faaliyetlerinde kullanılmak üzere değil, bir konutta kişisel kullanım amacıyla satın aldığı anlaşılmıştır. Davacının tüzel kişi ve tacir olması somut kullanım amacını değiştirmez. 6501 s. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3. Maddesi uyarınca tüketici, "ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi" ifade eder. Bu nedenle davacı, bu işlem bakımından tüketici, davalı şirket ise ticari veya mesleki amaçlarla mal sunan satıcı konumundadır. Sandalyeler taşınır mal niteliğinde olduğundan taraflar arasındaki ayıplı mal iddiasına dayalı satım ilişkisi tüketici işlemi kapsamındadır, zira sandalye alımının davacının ticari işletmesiyle bağlantısı bulunmadığından nispi ticari dava koşulu gerçekleşmemiştir. 6502 s. Kanun'un 73. Maddesi uyarınca uyuşmazlığa bakmakla görevli mahkeme Tüketici Mahkemesidir. Bu nedenle Asliye Ticaret Mahkemesinin görevsizliğine karar verilmesi gerekmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 114/1-c uyarınca görev bir dava şartıdır. Yine aynı kanunun 115. maddesine göre, dava şartlarının mevcut olup olmadığının davanın her aşamasında Mahkemece re’sen araştırılması, bulunamadığı takdirde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğinden Mahkememizin görevsiz olması nedeniyle aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davaya bakmaya Mahkememiz görevli olmadığından dava şartı yokluğu sebebiyle davanın USÛLDEN REDDİNE, 2-Davaya bakmaya Tüketici Mahkemelerinin GÖREVLİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE, 3-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 20/1 maddesi uyarınca,kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin Mahkememize başvurması halinde dosyanın görevli Tüketici Mahkemesine gönderilmesine, dosyanın görevli Mahkemeye gönderilmesi için başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 4-Yargılama giderinin görevli Mahkemece değerlendirilmesine, Dair, taraf ve vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usûlen anlatıldı.01/10/2026
Katip Hakim
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır