İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1602 E. 2026/629 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1602
Karar No
2026/629
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1602 Esas KARAR NO : 2026/629

DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/08/2026 KARAR TARİHİ : 04/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin miras bırakanı ...'un ... A. Ş. 'den kullandığı kredilerin ... numaralı hayat sigortası poliçeleriyle teminat altına alındığını, sigortalının 23.01.2026 tarihinde vefat ettiğini, davacı mirasçıların sigorta şirketine başvurduğunu ancak taleplerinin hastalığın poliçe başlangıç tarihinden önce mevcut olduğu gerekçesiyle 16.02.2026 tarihli yazıyla reddedildiğini, müvekkillerinin icra takibine maruz kalmamak adına bankaya 23.03.2026 ve 30.04.2026 tarihlerinde toplam 313.742,33 TL tutarında ödeme yapmak zorunda kaldığını, 15.05.2026 tarihinde yapılan iade talebinin sonuçsuz kaldığını, 2026/... numaralı arabuluculuk başvurusunun 20.07.2026 tarihinde anlaşmazlıkla neticelendiğini, sigorta şirketinin ret gerekçesinin somut tıbbi verilerden yoksun olduğunu, 20.11.2025 tarihli ultrasonografi raporunda herhangi bir malignite bulgusuna rastlanmadığını, hastalığa ilişkin ilk ciddi tıbbi değerlendirmenin Aralık 2025 sonunda yapıldığını, 30.12.2025 tarihli biyopsi ve Ocak 2026 tarihli patoloji raporlarında hastalığın yeni tanı olduğunun belirtildiğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 1435 ve 1436. maddeleri uyarınca sigorta ettirenin yalnızca bildiği önemli hususları beyan etmekle yükümlü olduğunu, müteveffanın poliçe tarihinde bilinen bir hastalığı bulunmadığını, davalı şirketin hastalığın poliçe öncesinde mevcut olduğunu ispatlayamadığını, yerleşik Yargıtay içtihatları gereği sigortalının hastalığı bildiği ispatlanmadıkça teminatın reddedilemeyeceğini belirterek toplam 313.742,33 TL tutarının ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE: Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, davacıların murisi ile davalı arasında akdedilmiş olan hayat sigortasından kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda; davacılar, davacıların murisi ..."un ...’ndan kullanmış olduğu kredilere bağlı olarak davalı nezdinde krediye bağlı hayat sigortası poliçeleri düzenlendiğini, murisin kullanılan kredilerin ödemelerinin devam ettiği süreçte vefat ettiği, bunun üzerine kendilerince davalı tarafa başvurularak kalan kredi borcunun ödenmesinin talep ettiklerini ancak davalının ödeme yapmaması üzerine murisin kalan bakiye borcunun kendilerince ödendiğini beyan etmiş ve yapılan ödemenin davalıdan tahsili isteminde bulunmuşlardır. 6100 Sayılı HMK'nın "Dava şartlarının incelenmesi" başlığını taşıyan 115. Maddesinin 1. Fıkrası "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." uyarınca yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığının re'sen incelenmesi gerektiğinden aynı kanunun "Dava şartları" başlığını taşıyan 114. Maddesi uyarınca " (1) Dava şartları şunlardır: a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması. b) Yargı yolunun caiz olması. c) Mahkemenin görevli olması. ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması. d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması. e) Dava takip yetkisine sahip olunması. f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması. g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması. ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi. h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması. ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması. i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması. (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsamaktadır. Anılan kanunun 3. maddesinin (k) bendindeki tanıma göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, (1) bendindeki tanıma göre de tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 73. maddesinin (1) bendi gereğince de bu Kanun uygulaması ile ilgili çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılması gerekir. Mahkememizin işbu dosyası ile emsal mahiyette olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi 2022/1591 E., 2023/483 K. Sayılı kararında " Davanın dayanağı hayat sigorta sözleşmesi olup kredi sözleşmesi değildir. Hayat sigortası sözleşmelerinin, niteliği gereği sigortalı tarafın mesleği ne olursa olsun (tacir, esnaf, işçi, memur vs.) gerçek kişi ve tüketici olması dışında bir seçenek yoktur. 6502 sayılı yasanın 73/1. maddesindeki düzenlemede belirtildiği üzere, murisin tüketici konumunda olup davacılar da irs ilişkisine dayanarak dava açtıklarından ve davalı sigorta şirketi ile aralarında akdedilen sigorta sözleşmesi de bir tüketici işlemi olmasından dolayı, tüketici işleminden kaynaklanan bu uyuşmazlığa bakma görevi anılan kanunun 3, 73/1 ve 83/2. maddeleri uyarınca .... Tüketici Mahkemesine ait bulunmaktadır." şeklinde yine Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2017/198 Esas, 2017/5526 Karar Sayılı, 16/05/2017 Tarihli "Dava, hayat sigortası sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. ... Somut olayda; davacılar miras bırakanının tüketici olduğu ve davalı sigorta şirketi ile arasındaki hayat sigortası sözleşmesine dayalı olarak talepte bulunulduğunun anlaşılmasına göre, davanın açıldığı 09.03.2016 tarihi itibari ile davanın Tüketici Mahkemesinin görev alanına girdiği konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır." şeklindeki gerekçeli ilamı bir bütün olarak değerlendirilmek suretiyle somut olay bakımından da davacıların murisi ile davalı şirket arasında sigorta sözleşmesinin akdedilmiş olması sebebiyle eldeki davaya bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu, huzurdaki davanın ilk olarak İstanbul Anadolu Mahkemelerinde açıldığı ve .... Asliye Hukuk Mahkemesinin .... Sayılı kararı ile, İstanbul Anadolu Adliyesi bünyesinde ticaret mahkemesi bulunmaması gerekçesi ile dosyanın mahkememize gönderildiği de dikkate alınmakla görevli ve yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Tüketici Mahkemeleri olduğu kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde görevsizlik kararı vermek gerekmiştir. Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; HÜKÜM: 1-Davacılar tarafından davalı aleyhine açılan davanın, davaya mahkememizin görevli olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Davaya bakmaya İstanbul Anadolu Tüketici Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 3-HMK. Madde 20 uyarınca istinafa tabi olan işbu davada süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak karar kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içinde mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine, 4-Dosyanın gönderilmesi için süresi içerisinde başvurulmaz ise HMK. Madde 20 uyarınca davanın AÇILMAMIŞ SAYILACAĞINA karar verileceğinin ihtarına (ihtar edildi) 5-HMK'nın 20.maddesi gereğince yasal süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi için taraflarca başvurulması halinde HMK 331/2.maddesi gereğince yargılama giderlerinin ve HMK 323/1-ğ maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretinin yetkili ve görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına, belirtilen sürede başvuru yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin mahkememizce hüküm altına alınmasına, Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu karar verildi. 04/09/2026

Katip ... ¸

Hakim ... ¸

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1602, K. 2026/629, T. 04.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1602-e-2026-629-k-35dd2d701672