İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/352 E. 2026/671 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/352
Karar No
2026/671
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2026/352 Esas KARAR NO:2026/671

DAVA:Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ:21/04/2026 KARAR TARİHİ:15/09/2026

Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin dava dışı ... Gıda San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine 01.09.2023 tarihinde .... İcra Müdürlüğü’nün 2023/... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, bu takip kapsamında davalı ... Ltd. Şti. ’ye 06.09.2023 tarihinde ... haciz ihbarnamesi gönderildiğini, davalının 13.09.2023 tarihinde icra müdürlüğüne sunduğu dilekçede borçlunun alacakları üzerinde rehin hakkı bulunduğunu iddia ederek gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu, bu durumun .... İcra Ceza Mahkemesi’nin 2024/... E. sayılı dosyası ile sabitlendiğini, davalının gerçeğe aykırı beyanı nedeniyle müvekkil şirketin alacağına geç kavuştuğunu ve bu süreçte kredi çekmek zorunda kalarak zarara uğradığını, temerrüt faizinin bu zararı karşılamadığını, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararları uyarınca munzam zararın varlığının karine olarak kabul edilmesi gerektiğini, davalının ... ihbarnamesine aykırı beyanda bulunduğu 13.09.2023 tarihi ile ödemenin yapıldığı 08.09.2025 tarihi arasında oluşan zararın tazmininin zorunlu olduğunu, arabuluculuk sürecinin 24.11.2025 tarihinde anlaşamama ile sonuçlandığını belirterek, HMK 107. maddesi uyarınca fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL munzam zararın 13.09.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davanın basit yargılama usulüne tabi olması sebebiyle davacının iddianın genişletilmesi yasağına tabi olduğunu, davaya karşı zamanaşımı itirazında bulunduklarını, alacak miktarının belirlenebilir olması nedeniyle belirsiz alacak davası olarak açılmasının hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketin ticari merkezinin Ümraniye/İstanbul olması nedeniyle yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle yetki itirazında bulunduklarını, davacının dava dışı ... Gıda San. Tic. Ltd. Şti. hakkındaki icra takibinde müvekkil şirkete gönderilen ... haciz ihbarnamesine verilen cevabın sözleşmeden doğan rehin, hapis, mahsup ve takas haklarına dayandığını, müvekkil şirket yetkilisi hakkında .... İcra Ceza Mahkemesi 2024/... Esas sayılı dosyada beraat kararı verilmesiyle müvekkilin kusursuzluğunun sübut bulduğunu, tazminat yönünden verilen kararın temyiz aşamasında olduğunu, kesinleşmemiş bir karara dayanılarak munzam zarar talep edilemeyeceğini, müvekkil şirketin dava dışı şirketle olan sözleşmesel yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, bloke edilen tutarın sözleşme gereği cezai şartları ve işçilik alacaklarını kapsadığını, davacının asıl borçlu yerine üçüncü kişi konumundaki müvekkil şirkete yönelmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, icra dosyasına 587.179,... TL tutarının ödendiğini, davacının munzam zarar iddialarının soyut, varsayımsal ve genel ekonomik koşullara dayalı olduğunu, kredi maliyetlerinin davacının kendi ticari tercihleri olduğunu, kredi kullanımı ile müvekkil eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığını, İİK m. 89 kapsamında üçüncü kişinin sorumluluğunun tebliğ tarihindeki mevcut ve muaccel alacaklarla sınırlı olduğunu, tebliğden sonra doğan müstakbel alacaklardan sorumluluklarının bulunmadığını, tüm bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, munzam zararın tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı tarafından dava dışı asıl borçlu ... GIDA SAN. TİC. LTD. ŞTİ.’ den olan alacaklarının tahsili adına 01.09.2023 tarihinde .... İcra Müdürlüğü’nün 2023/... E. sayılı dosyası ile asıl borçlu adına icra takibi başlatıldığı, anılan takipte İİK'nın ... hükmü uyarınca 2.Dava dışı ... firmasının borçlusu olan ve işbu davanın davalısı konumundaki ... LTD. ŞTİ.’ye 06.09.2023 tarihinde ihtarname gönderildiği, ilgili ihtarnameye kısmen itiraz edildiği, asıl borcun eksik bildirilmesi sebebiyle davacı tarafından davalı aleyhine .... İcra Ceza Mahkemesinin 2024/... Esas Sayılı dosyasından İİK 338.maddeye aykırı beyanda bulunduğu iddiası ile dava ikame edildiği ve anılan davada verilen karar akabinde davalı tarafından icra dosyasına 08.09.2025 Tarihinde yapılan teminat kapak hesabı çerçevesinde 910.000,00-TL ödeme yapıldığı, söz konusu geç yapılan ödeme sebebiyle davacının munzam zararının oluştuğundan bahisle HMK m.107 hükmü uyarınca şimdilik 1.000,00 TL munzam zararın, temerrüt başlangıcı olan 13.09.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davacıya ödenmesi istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür. BK 122. maddesinde Aşkın Zarar (munzam zarar) "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder. " şeklinde yasal düzenlemeye bağlanmıştır. Maddi vakıaları açıklamak taraflara, davanın hukuki nitelendirmesini yapmak ve davanın hukuki sebebini bulmak görevi hakime aittir. Somut olay bakımından her ne kadar davacının talebi TBK'nın 122.maddesi kapsamında munzam zarara ilişkin ise de,davacının bu talebinin dayanağı İİK m.89 hükmü uyarınca gönderilen haciz ihbarnameleri kapsamında davalı 3. Kişi tarafından gerçeğe aykırı beyanda bulunularak ödemelerin geç yapılması sebebiyle davacının munzam zararının oluştuğu iddiasına dayanmaktadır. 6100 Sayılı HMK'nın "Dava şartlarının incelenmesi" başlığını taşıyan 115. Maddesinin 1. Fıkrası "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." uyarınca yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığının re'sen incelenmesi gerektiğinden aynı kanunun "Dava şartları" başlığını taşıyan 114. Maddesi uyarınca " (1) Dava şartları şunlardır: a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması. b) Yargı yolunun caiz olması. c) Mahkemenin görevli olması. ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması. d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması. e) Dava takip yetkisine sahip olunması. f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması. g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması. ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi. h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması. ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması. i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması. (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır."

Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkindir. Mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette olan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Dairelerinin Kesin Nitelikteki Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine yönelik 2023/5228 Esas, 2023/6468 Karar Sayılı, 06.11.2023 Tarihli "Uyuşmazlık 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan 3. kişi tarafından açılan borçlu olmadığının tespiti davasında, tarafların tacir ve temel ilişkinin ticari nitelikte bulunduğu ya da borcun kambiyo senedinden kaynaklandığı durumlarda görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi mi yoksa Asliye Hukuk Mahkemesi mi olduğu hususuna ilişkindir. ... Yukarıda açıklanan nedenlerle; 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında görevli mahkemenin; davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının mahkemenin görevinin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığına, yukarıda belirtilen Bölge Adliye Mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine, 06.11.2023 tarihinde 5235 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi." şeklindeki ilamı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 2022/1569 Esas, 2022/1571 Karar Sayılı, 10/11/2022 Tarihli ilamı ve benzer mahiyette olan Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 2023/181 Esas, 2023/276 Karar Sayılı, 16/02/2023 Tarihli ilamı bir bütün olarak incelendiğinde somut olayda 3. Kişi konumundaki davalı ile davacı arasındaki asıl ilişkinin İİK m.89 hükmüne dayalı olduğu asıl uyuşmazlığa bakma görevinin yerleşik içtihatlar uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesine ait olması sebebiyle temerrüt faizi ile karşılanamadığı iddia olunan munzam zararın varlığı ve miktarı yönünden değerlendirme yapma görevi de bu mahkemeye aittir. Emsal mahiyette olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesinin 2025/1904 Esas, 2025/2100 Karar Sayılı, 06/11/2025 Tarihli ilamı da dikkate alındığında davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde karşı görevsizlik kararı vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın, davaya mahkememizin görevli olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Davaya bakmaya İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 3-HMK. Madde 20 uyarınca istinafa tabi olan işbu davada süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içinde mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, 4-Dosyanın gönderilmesi için süresi içerisinde başvurulmaz ise HMK. Madde 20 uyarınca davanın AÇILMAMIŞ SAYILACAĞINA karar verileceğinin ihtarına (ihtar edildi) 5-HMK'nın 20.maddesi gereğince yasal süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi için taraflarca başvurulması halinde HMK 331/2.maddesi gereğince yargılama giderlerinin ve HMK 323/1-ğ maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretinin yetkili ve görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına, belirtilen sürede başvuru yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin mahkememizce hüküm altına alınmasına, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/09/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/352, K. 2026/671, T. 15.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-352-e-2026-671-k-c180c2fe2cd0