Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1578 E. 2026/1828 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1578
Karar No
2026/1828
Karar Tarihi

T.C.

KAYSERİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2026/1578

KARAR NO: 2026/1828

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 08/04/2026

NUMARASI: 2025/1463Esas- 2026/320Karar

DAVANIN KONUSU: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/09/2026

İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 30/09/2026

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2025/1463 Esas 2026/320 Karar sayılı ilamına karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: taraflar arasında yapılan ... tarihli ... ve ... nolu Ön Ödemeli Konut Satış Sözleşmesi gereği ... ilçesi ... mahallesi ... ada ... parsel ... blok ... ve ... nolu iki adet daire müvekkili ... 'ün ... tarihinde davalı şirketten satın aldığını, tapu devri müvekkiline yapıldığını ancak dairelerin sözleşme gereği müvekkile ... tarihinde teslimi gerekirken sözleşmedeki teslim gününde fiilen teslim edilmediğini, müvekkilin dava konusu meskenleri Kayseri 1 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/ 465 D.İş sayılı dosya ile ... tarihinde tespit yaptırarak teslim aldığını, dava konusu daireler sözleşme gereği müvekkiline ... tarihinde teslimi gerektiğini, taşınmazların iskan ruhsatı ... tarihinde alınmasına rağmen ... tarihinde fiilen teslim edildiğini bildirerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilin zararının belirlenebilir olduğu anda artırmak suretiyle, gecikme zamanındaki kira bedellerine enflasyon farkı veya avans faizi eklenmek suretiyle 2 dairenin sözleşmeye göre teslim tarihi olan 30.12.2020 tarihinden dava tarihine kadar veya iskan tarihine kadar kira tazminatının her dairenin durumuna göre belirlenerek öncelikle enflasyon farkı ile ödenmesine, aksi takdirde avans faizi ile şimdilik 1.000,00-TL'nin davalıdan alınmasına karar verilmesini talep edilmiştir. Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde: bağımsız bölüm tapularının sözleşmenin eki olarak gösterilen iki adet dairenin satış sözleşmesi doğrultusunda ... tarihinde davacıya tapudan devredildiğini, davacının iddiasının dayanağını oluşturan ... ve ... nolu “Ön Ödemeli Konut Satış Sözleşmesi”nin müvekkil şirket ve dava dışı kişiler ile ... Ltd. Şirketi arasında yapılan ... tarihli sözleşmenin hükümleri doğrultusunda ve sözleşmenin eki olarak yapıldığını, bilâ tarihli bu konut satış sözleşmesinde, her bir dairenin satış bedeli olan 600.000,00-TL davacı tarafından ödendiğini, daire bedellerinin ... tarihli satış sözleşmesine mahsuben kabul edildiğini, dava konusu dairelerin ticari ilişkiden kaynaklanan ihtilaflardan dolayı davacıya verilmesi taahhüt edilen bağımsız bölümler olduğundan, mahkemenin görevli olmayıp, Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu, aylık kira bedelinin miktarı tartışmasız olduğundan, belirsiz alacak davası açılamayacağını bildirerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; " Yapılan tüm bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, davacı ... tarihli ... ve ... nolu ön ödemeli konut satış sözleşmesi gereği davalıdan satın aldığı ancak ... tarihinde teslim edilmesi gereken dairelerin sözleşmedeki teslim gününde teslim edilmediğini, ... tarihinde teslim edildiğini, bu nedenle hak etmiş olduğu gecikme tazminatının ödenmesini talep etmiş, şimdilik 1.000,00-TL belirsiz alacağın ödenmesini talep ve dava etmiştir. Ancak ön ödemeli konut satış sözleşmelerinin mahsuben yapıldığı dayanak ... tarihli sözleşmede "Borçlular, 31/12/2020 tarihine kadar da dairelerin EK-2'deki satış sözleşmelerindeki şartlara uygun olarak eksiksiz teslim edileceğini, aksi halde 30/06/2021 tarihine kadar 6 ay boyunca aylık daire başına 3.000-TL kira bedeli" ödeneceğinin kararlaştırıldığı, buna göre dairelerin teslim tarihi de davacı tarafından belli olduğuna göre dava değerinin belirli olduğu, davacının kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermesi halinde dava değerini belirlemesinin mümkün olduğu, bu durumda belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı anlaşılmakla yukarıdaki emsal yüksek mahkeme kararı da nazara alındığında hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaati ile..." gerekçesiyle Davanın hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE karar verilmiştir.

İşbu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Somut olayda sözleşmede, ... teslim tarihinin aşılması halinde ... tarihine kadar altı ay boyunca aylık daire başına 3.000 TL ödenmesi kararlaştırıldığını, bu düzenleme, lafzı ve taraf iradeleri birlikte değerlendirildiğinde ilk altı aylık gecikmeye ilişkin sözleşmesel yaptırım, yani cezai şart niteliğinde olduğunu, dava konusu gecikme ... tarihinde sona ermemiş, en azından iskan ruhsatının alındığı ... tarihine kadar devam ettiğini, dolayısıyla ... sonrası dönem yönünden sözleşmede önceden belirlenmiş sabit bir kira veya cezai şart miktarı bulunmadığını, bu nedenle uyuşmazlık iki ayrı dönem bakımından değerlendirilmesi gerektiğini, ... – ... arası dönem: Satış sözleşmelerindeki şartlara uygun olarak eksiksiz teslim edileceğini, aksi halde ... tarihine kadar 6 ay boyunca aylık daire başına 3.000-TL kira bedeli" ödeneceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmede açıkça kararlaştırılmış altı aylık cezai şart kira bedeli uygulandığını, altı aydan sonrası için aylık bir kira bedeli belirlenmediğini, ... – ... arası dönem: Bu dönem için sabit bir bedel yoktur; davacının alacağı gerçek kira kaybı, rayiç değer ve gecikme tazminatı niteliğinde olup bilirkişi incelemesini gerektirdiğini, bu yönüyle yalnızca ilk altı aylık bedelin belirli olduğu gerekçesiyle davanın bütünüyle usulden reddi hukuka aykırı olduğunu, ... sonrası dönem bakımından alacak belirli olmadığını, mahkemenin sözleşmede “aylık 3.000 TL” ibaresinin yer almasını, davacının alacağını dava tarihinde tam ve kesin belirleyebileceği yönünde yorumlaması eksik olduğunu, somut olayda 3.000 TL tutarı, tarafların serbest iradeleriyle belirlediği ilk altı aylık gecikmeye ilişkin sözleşmesel bir yaptırım olduğunu, sözleşmenin yapıldığı tarihte gerçek piyasa rayici olmadığını, ... sonrasındaki dönem bakımından ise: alacağın hangi kalemden doğacağı, aylık rayiç değerinin ne olduğu, taşınmazın hangi tarihte kullanılabilir hale geldiği, eksik işlerin ne zaman giderildiği, iskan alınmasına kadar ne kadar kira kaybı oluştuğu bilirkişi incelemesi olmaksızın tam ve kesin olarak belirlenemediğini, bu sebeple ... sonrası dönem bakımından HMK m. 107 koşulları mevcut olduğunu, sonradan yapılan sözleşme, önceki ... tarihli sözleşmeyi tamamen veya kısmen bertaraf etmiş olabildiğini, mahkemece dayanak alınan ... tarihli sözleşmenin, taraflar arasında sonradan akdedilen sözleşme ve ek protokoller karşısında aynen yürürlükte kaldığı kabul edilmiş ise de bu değerlendirme eksik olduğunu, tarafların aynı hukuki ilişkiyi yeniden düzenlemek üzere sonradan yaptıkları sözleşme, açıkça veya zımnen önceki düzenlemeleri ortadan kaldırabildiğini, bu durumda mahkemenin, ... tarihli sözleşmedeki 6 aylık 3.000 TL hükmünü tek başına esas alması doğru olmadığını, sonradan yapılan sözleşmenin önceki hükümleri ortadan kaldırıp kaldırmadığı ayrıca tartışılması gerektiğini, bu yönüyle de ilk derece mahkemesi kararı eksik incelemeye dayandığını, iskan tarihi itibarıyla teslim tamamlanmadığını, davalı zaman zaman anahtar teslimi veya teslim hazır hale geldiği savunmasını ileri sürdüğünü, konut tesliminde esas olan yalnızca anahtar verilmesi değil; taşınmazın sözleşmeye uygun, kullanılabilir, eksiksiz ve iskan alınmış şekilde teslimi olduğunu, dosyadaki belgelerden iskan ruhsatının ... tarihinde alındığı anlaşıldığını, bu nedenle sözleşmeye uygun teslimin bu tarihe kadar tamamlanmadığı açık olduğunu, dolayısıyla davacının gecikme tazminatı talebi en azından bu tarihe kadar dinlenmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesi delilleri bütün halinde değerlendirmediğini, dosyada; ... tarihli borç yapılandırma sözleşmesi, ... ve ... numaralı ön ödemeli konut satış sözleşmeleri, tapu kayıtları, ... ve ... tarihli ihtarnameler, 24.08.2021 ve 22.11.2021 tarihli cevap yazıları, 02.08.2021 tarihli seviye tespit tutanağı, anahtar teslim tutanakları, konut durum tespit tutanakları, 22.03.2021 tarihli doğalgaz bağlantı anlaşması bulunduğunu, bu belgeler, gecikmenin tek bir tarih aralığıyla sınırlı olmadığını ve teslimin sözleşmeye uygun şekilde uzun süre tamamlanmadığını gösterdiğini, mahkeme bu delilleri bir bütün olarak tartışmadığını, 30.06.2021 sonrası dönem bakımından ne anlama geldiklerini değerlendirmediğini, 30.06.2021 sonrasına ilişkin alacak belirli olmadığını, ilk derece mahkemesi sözleşmeyi eksik yorumladığını, sonradan yapılan sözleşmenin önceki sözleşmeyi ortadan kaldırıp kaldırmadığı tartışılmadığını, gecikme tazminatı / kira kaybı 28.03.2022 tarihine kadar istenebildiğini, sözleşmesel ceza ile sonraki dönem zarar hesabı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, bilirkişi incelemesi zorunlu olduğunu, dava yanlış adlandırılmış olsa dahi kısmi dava olarak görülmesi gerektiğini, açıklanan ve mahkemece resen dikkate alınacak nedenlerle; Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 08/04/2026 tarihli, 2025/1463 E., 2026/320 K. sayılı kararının kaldırılmasına, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine ilişkin kararın kaldırılarak esasa girilmek suretiyle yeniden yargılama yapılmasına; bu mümkün görülmezse dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, sonradan yapılan sözleşmenin önceki ... tarihli sözleşmeyi tamamen veya kısmen bertaraf edip etmediğinin değerlendirilmesine, özellikle 30.06.2021 sonrası dönem bakımından alacağın belirlenebilir olup olmadığının değerlendirilmesine veya bilirkişi incelemesiyle saptanmasına, dava konusu gecikmenin 28.03.2022 iskan tarihine kadar devam ettiğinin kabulü ile bu tarihe kadar doğan gecikme tazminatı / kira kaybının hesaplanmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına, gerekirse keşif, bilirkişi ve ek delillerle dosyanın yeniden değerlendirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ; Dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; uyuşmazlık davacının alacağının varlığına değil; alacağın belirsiz alacak davasına konu edilip edilmeyeceğine, sözleşme kapsamı ve teslim hükümlerinin kapsamına 30.06.2021 sonrası dönemin hangi hukuki rejime tabi olduğuna, mesken ruhsatı ve fiili teslim tartışmasının ne şekilde sonuç doğuracağına ilişkin olduğunu, izah edildiği üzere; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı, alacağın sözleşme hükümleri ve taraf beyanlarıyla belirlenebilir olduğu belirtilmiş olup, mahkemede haklı olarak kararda belirttiği gerekçelerle davanın reddine karar verdiğini, davacı istinaf dilekçesi ile; davadaki taleplerini genişletme ve dava türünü sonradan değiştirerek belirsiz alacak davasının sağladığı usulü avantajlardan yararlanmaya çalıştığını, dava açıldığı andaki talep sonucu itibari ile belirlenebilir nitelikte olup, bu nedenle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilmiş olması bu nedenle doğru olduğunu, davacı vekili; alacağın miktarının bilirkişiyle saptanacağını ileri sürerek belirsiz alacak davası koşullarının bulunduğunu savunduğunu, dosya kapsamı, bu savunmayı doğrulamadığını, taraflar arasındaki ... tarihli sözleşmede bağımsız bölümlere ilişkin teslim tarihi açıkça düzenlendiğini, bunun yanında 31.12.2020 tarihine kadar teslim gerçekleşmediği takdirde 6 ay boyunca aylık 3.000,00 TL kira bedeli ödeneceği de açık biçimde kararlaştırıldığını, böyle bir sözleşmesel düzenleme karşısında alacak, davacının dava açtığı tarihte tam ve kesin olarak belirlenebilir durumda olduğunu, davacının kendi dava ve istinaf kurgusu da bu belirlenebilirliği doğruladığını, davacı; ... teslim tarihi, ... sonrası dönem, aylık 3.000,00 TL bedel, iskan tarihi ve fiilî teslim tarihini ayrı ayrı tartışmakta; yani alacağın sınırlarını zaten tespit edebildiğini bizzat gösterdiğini, bu durumda da; belirsiz alacak davasının koruyucu alanına sığınılması mümkün olmadığını, istinaf taleplerinin reddi gerektiğini, davacı vekili istinaf dilekçesinde; özellikle ... sonrası dönem bakımından alacağın bilirkişiyle belirleneceği, bu nedenle belirsiz alacak davasının haklı olduğu ileri sürüldüğünü, bu savunma da yerinde olmadığını, sözleşmede sabit aylık 3.000,00 TL hükmü, açık düzenleme gereği 30.06.2021 tarihine kadar olan dönem bakımından kararlaştırıldığını, bir yandan sabit aylık 3.000,00 TL hükmüne dayanıp, diğer yandan 30.06.2021 sonrası için bilirkişiyle belirlenen başka bir bedel istemek, iki ayrı hukuki rejimi birbirine karıştırdığını, ilk derece mahkemesi, davacının dava açarken talep sonucunu belirleyebilecek durumda olduğunu, sözleşmedeki veriler ve dosyadaki yazılı deliller karşısında belirsiz alacak davası şartlarının oluşmadığını değerlendirerek davayı usulden reddettiğini, bu tespit, HMK m. 107, m. 109, m. 114 ve m. 115 hükümleriyle uyumlu olduğunu, belirsiz alacak davası istisnai niteliktedir; dava açıldığı anda alacağın miktarının belirlenememesi gerektiğini, oysa somut olayda sözleşmede teslim tarihi ve aylık bedel açıkça belirlendiğini, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 08/04/2026 tarihli, 2025/1463 Esas - 2026/320 Karar sayılı hükmü, usul ve yasaya uygun olduğunun onanmasına, karar verilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Belirsiz alacak davası” kenar başlıklı 107 inci maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.”

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 109 uncu maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir".Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 07.07.2021 tarihli ve 2021/(22)9-485 E. ve 2021/971 K. sayılı kararında Belirsiz alacak davası niteliği gereği istisnai bir dava türü olmakla davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişi bunu açıkça dilekçesinde belirtmelidir. "YHGK kararında açıklandığı üzere, davacının alacağının miktar veya değerini belirleyebilmesi için elinde bulunması gerekli bilgi ve belgelere sahip olmaması ve bu belgelere dava açma hazırlığı döneminde ulaşmasının da (gerçekten) mümkün olmaması ve dolayısıyla alacağın miktarının belirlenmesinin karşı tarafın elinde bulunan bilgi ve belgelerin sunulmasıyla mümkün hale geleceği durumlarda alacak belirsiz kabul edilmelidir. Önemli olan objektif olarak talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olmasıdır. Bir davada bilirkişi incelemesine gidilmesi belirsiz alacak davasının açılabilmesi için yeterli değildir. Bir davada bilirkişiye başvurulmasına rağmen davacı dava açarken alacak miktarını belirleyebiliyorsa, belirsiz alacak davası açılamaz.(Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, Medeni Usul Hukuku, On İki Levha Yayıncılık: İstanbul, 2017, s. 1030-1031).Kısmi dava açılabilmesinin ön koşulunu, dava yoluyla yerine getirilmesi istenen edimin bölünebilir bir nitelik taşıması oluşturur. Nitekim, HMK’nın 109 uncu maddesinin birinci fıkrasında da, talep konusunun, yani istenen edimin, sadece niteliği itibariyle bölünebilir olduğu durumlarda, kısmi dava açılması yoluna gidilebileceğine açıkça vurgu yapılmıştır. Edimin bölünüp bölünemeyeceği sorunu ise, bir usûl hukuku sorunu değil; maddi hukuk sorunudur ve edimin bölünebilirliğinden maksat, niteliğinde herhangi bir değişme ve değerinde herhangi bir azalma meydana gelmeksizin kısmen ifasının talep edilebilmesidir (Tanrıver, Süha: Medenî Usûl Hukuku, Ankara 2016, Cilt I,s. 574 ).Kısmi dava ile davacı, mahkemeden sadece dava konusu yaptığı kısmın hüküm altına alınmasını istemektedir. Bu nedenle kısmi dava bakımından dava açılmasına bağlanan sonuçlar, sadece alacağın dava konusu yapılan kısmı bakımından sonuç doğuracaktır. Kısmi dava açılması halinde davaya konu edilmeyen kısmın ayrı bir davayla talep edilmesi veya aynı davada ıslah yoluyla dava konusuna dahil edilmesi mümkündür.Alacağın hangi hallerde belirsiz, hangi hallerde belirli veya belirlenebilir olduğu hususunda kesin bir sınıflandırma yapılması mümkün olmayıp, her bir talep konusu alacak bakımından somut olayın özelliklerinin nazara alınarak sonuca gidilmesi gereklidir.Somut olayda; davacı, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla geç teslimden kaynaklı gecikme tazminatını istediği ve taleplerini ise belirsiz alacak davası olarak talep ettiği anlaşılmaktadır. Davacı yan dava dilekçesinde dava değeri olarak 1.000,00 TL göstermiş ve yanında "belirsiz alacak davası" açıklaması yapılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmede ilk 6 ay için gecikme tazminatı bedeli öngörüldüğü ve fakat sonraki dönem için bir belirleme yapılmadığı, bilirkişi raporu alınarak rayiç belirlenmediği görülmüştür. Nitekim 16/7/2026 tarih 7589 sayılı yasanın 19 md. İle belirsiz alacak davasının ortadan kalktığı, kısmi dava ile ilgili 109. Maddede düzenleme yapıldığı görülmekle usul hükümlerini derhal uygulanması gereği yeni düzenleme gereği yargılamanın sürdürülmesi gerekmiştir. Davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmakla birlikte davanın bu sebeple usulden reddi kararı yerinde görülmemiş, davanın esasına girilerek taraf delilleri toplanılarak bir karar verilmesi gerekirken usulden red kararı usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

Yukarıda belirtilen gerekçelerle sonuç olarak HMK'nun 355. Maddesi uyarınca istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda istinaf eden davacının istinaf sebepleri yukarıda belirtilen yönlerden yerinde görüldüğünden HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince istinafa konu edilen yerel mahkeme kararın kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE ,

2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2025/1463 Esas 2026/320 sayılı kararın KALDIRILMASINA,

3-HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri GÖNDERİLMESİNE,

4-Davacı vekili tarafından yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde davacıya iadesine,

5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,

7-HMK'nın 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,

Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 30/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1578, K. 2026/1828, T. 30.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1578-e-2026-1828-k-fc2cf22afc45