Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/701 E. 2026/1030 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/701
- Karar No
- 2026/1030
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/701 KARAR NO : 2026/1030
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/03/2026 (Dava) - 27/03/2026 (Ara Karar) NUMARASI : 2026/316 Esas (Derdest Dosya) DAVA : 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Alacak) TALEP : İhtiyati tedbir BAM KARAR TARİHİ : 05/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/06/2026
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/03/2026 ara karar tarihli ve 2026/316 Esas sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davalı ... Şirketi arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, ilgili sözleşme uyarınca davalıya kredilerin kullandırıldığını, sözleşmesi hükümleri uyarınca ödenmesi gereken kredi borçlarının ödenmemesi üzerine 10.04.2024 tarihi itibariyle kredi hesapları kat edilerek, Bornova 2. Noterliği'nin 24267 yevmiye, 10.12.2024 tarihli hesap kat ihtarnamesi uyarınca ihtarda bulunulduğunu, davalı/borçlu şirket tarafından İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/ 869 Esas sayılı dosyası ile konkordato davası açıldığını, yine aynı mahkemenin 2024/ 869 E. 2026/ 134 K. sayılı kararıyla davanın kabulüne, davacı şirketin konkordato projesinin iik md 305 vd. maddeleri uyarınca tasdikine karar verildiğini, davalı borçlunun alacak bildirimimize yönelik itirazlarının haksız olduğunu, davalıların borçlu sıfatını haiz olduğunu, davalı borçluların taraflar kendi üzerine düşen edimleri yerine getirmediğini, geçici mühlet tarihi (04/12/2024) tarihi itibariyle borçlu şirket tarafından yapılan ödemeler düşüldükten sonra 494.952,90 TL müvekkili bankanın nakdi alacağının bulunduğunu, mahkeme tarafından 167.779,73 TL nakdi kısım kabul edildiğinden, kabul edilmeyerek çekişmeli hale gelen 327.173,17 TL nakdi kısım ile 28.420,27 TL gayrinakdi kısım yönünden projede kabul edilen kısım ile birlikte davalıdan tahsilini talep ettiklerini, itirazın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu , müvekkilin hak kaybına uğramaması bakımından, çekişmeli hale gelen ve iş bu davanın konusunu teşkil eden 327.173,17 TL nakdi ve 28.420,27 TL gayrinakdi alacağının da konkordato projesinin tasdikine ilişkin kararda belirtilen taksit tarihlerinde sayın mahkemece gösterilecek bir banka hesabına bloke edilmesini İİK. 308/b-2 fıkra hükmü gözetilerek bu yönde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilleri ....Şti. ve .... A.Ş. 'nin konkordato taleplerinin İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 20/02/2026 tarihli 2024/869E-2026/134 sayılı kararı ile İİK 306. maddesi uyarınca tasdikine karar verildiğini, davacının “çekişmeli hale gelen alacağın konkordato şartları uyarınca ödenmesine karar verilmesini” talep ettiğini ancak konkordato şartları” denilen ödeme planının bu davada hangi kalemlere hangi tarihten itibaren ve hangi oranla uygulanacağı, gayrinakdi kalemin niteliği (teminat mektubu/akreditif/limit tahsisi vb.), muaccel olup olmadığı, konkordato içinde hangi rejime tabi olduğu, talep edilen tutarın hangi tarihteki hangi bakiyeye göre belirlendiği, dava dilekçesinde denetlenebilir ve açık biçimde ortaya konulmadığını, bu haliyle, davacının iddiası hem hesap hem de kapsam yönünden soyut olup, HMK m. 129’daki “vakıa-delil bağlama” ve somutlaştırma mantığıyla bağdaşacak şekilde açıklattırılması gerektiğini, davacı tarafa talebini ve hesap kalemlerini denetime elverişli biçimde açıklaması için süre verilmesini talep ettiklerini, davacı bankanın dava dilekçesinde 327.173,17-TL nakdi ve 28.420,27-TL gayrinakdi alacak talebi ile dava ikame ettiğini, müvekkili şirketin bankacılık ilişkisinin varlığını toptan inkâr etmeksizin; davacının ileri sürdüğü tutarın oluşumuna, muacceliyet/kat tarihine, faiz ve fer’ilerine, BSMV tahakkukuna, mahsup edilen ödemelere ve varsa teminatların paraya çevrilmesine ilişkin hesap yöntemine itiraz ettiğini, şirket kayıtları ile banka kayıtlarının karşılaştırılması, ödeme dekontları, hesap hareketleri ve sözleşme özel şartları birlikte incelenmeden “327.173,17 TL nakdi” bakiyeye ulaşılmasının denetlenebilir olmadığını, davacının hesap kat ihtarnamesinden bahsettiğini ancak; ihtarın usulüne uygun tebliği, hesap katının dayandığı sözleşmesel şartların gerçekleşip gerçekleşmediği, kat tarihine kadar yapılan ödemelerin ve mahsupların tam ve doğru yansıtılıp yansıtılmadığı, temerrüt faizinin hangi kalemlere hangi tarihten itibaren yürütüldüğünün bu dosyada açık ve denetlenebilir biçimde ortaya konulmadığını, ayrıca davacı 28.420,27 TL “gayrinakdi” alacaktan bahsetmekte oulp; bu kalemin hangi işlemden doğduğu, hangi tarihte muaccel olduğu, konkordato kapsamında hangi kategoriye girdiği, komisyon/masraf/vergisel unsur içerip içermediği açıklanmamaktadır. Gayrinakdi kalemin nakde dönüştüğü iddia ediliyorsa bunun koşulları ve hesap yönteminin ispatlanması gerektiğini, konkordato projesi ve konkordato rejimi dikkate alınmadan “tahsil” kararı kurulamayacağını, davacının projede kabul edilen kısım dışında kalan kısmın da “projede kabul edilen kısım ile birlikte” tahsilini istediğini oysa konkordato tasdiki sonrası rejim; alacakların kaydı, çekişmeli alacakların akıbeti ve ödeme planı bakımından konkordato projesi ile sıkı şekilde bağlantılı olduğundan mahkemece konkordato dosyasının celbedilmesi; projenin hüküm ve ödeme takvimi ile çekişmeli alacak prosedürü değerlendirilerek karar verilmesi gerektiğini belirterek davacı yanca haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak derdest edilen davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yandan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İlk derece mahkemesince; "...dava konusu alacak yargılamayı gerektirdiği gibi mal kaçırma girişiminde bulunabileceği yönünde sunulan deliller kapsamında mahkememizde bir kanaat oluşmadığı, talep konusu konusu edilen alacağın varlığı ve miktarı ve talep koşullarının mevcut olup olmadığının hususunun yargılamayı gerektirdiği, İİK 257. madde kapsamında ihtiyati haciz şartlarının mevcut olmadığı...'' gerekçesiyle; ''...Davacı tarafın ihtiyati haciz talebinin REDDİNE..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı borçlunun alacak bildirimine yönelik itirazlarının haksız olduğunu, müvekkili banka ile adı geçen davalı şirket arasında imzalanan sözleşmeler uyarınca borçlu şirkete krediler açılıp kullandırıldığını, borçlu şirketin geri ödemelerini taraflar arasındaki anlaşma hükümlerini ihlal ederek yapmadığını, müvekkilinin alacağının dayanağı olan ihtarname, hesap özetleri de eklenmek suretiyle borçluların banka kayıtlarında mevcut olan adresine gönderilmesine rağmen müvekkili bankaya ödeme yapılmadığını, davalının borçlu sıfatını haiz olduğunun açıkça ortada olduğunu, davacı müvekkili banka tarafından ilgili Genel Kredi Sözleşmesine istinaden yerine getirilmesi gereken edimler yerine getirilmişse de davalı borçlular taraflar kendi üzerine düşen edimleri yerine getirmediğini, kredilerin kullanılıp geri ödemelerin yapılmadığının yaptırılacak bilirkişi incelemeleri neticesinde ortaya çıkacağını, borçlu tarafın haksız ve kötü niyetli olarak yapılan alacak bildirimine itirazının kabul edilebilir olmadığını, borçluların iş bu itirazı müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellemek ve süreci uzatmaktan ibaret olup yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun bu itirazın iptaline karar verilmesi gerektiğini, asıl alacağa uygulanan işlemiş ve işleyecek faiz ile B.S.M.V. faiz oranları, ilgili kanun maddelerine, MK m. 2’ ye, TCMB’ ye müvekkili banka tarafından bildirilen faiz oranlarına ve tarafların imzaladığı sözleşme hükümlerine uygun ve yasal olduğunu, ilgili sözleşmeler ile; kredi miktarı, faiz ve faiz oranları, muacceliyet ve temerrüt gibi konularda çıkan uyuşmazlıklarda bankanın defter, belge ve kayıtlarının HMK m. 193 gereği yazılı delil anlaşması niteliğinde olduğunun da davalı tarafından kabul edildiğini, ayrıca Türk Ticaret Kanunu gereğince ticari işlemlerde faiz oranının serbestçe belirlenebileceğini, emsal Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, ihtiyati haciz/tedbir verilmesi için gerekli yaklaşık ispat koşulundan çok daha fazlası sunulan deliller uyarınca müvekkili bankaca karşılandığını belirterek İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/ 316 E. sayılı dava dosyasında usul, yasa, uygulamaya aykırı olarak verilen 27.03.2026 tarihli kararın kaldırılarak, ihtiyati haciz/tedbir kararının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; İİK md. 308/b gereğince davacı bankanın çekişmeli hale gelen 327.173,17-TL alacağının, konkordato şartları uyarınca ödenmesine karar verilmesi istemine ilişkindir. Talep; İİK. 308/b-2 fıkra hükmü gözetilerek davanın konusunu teşkil eden 327.173,17-TL nakdi ve 28.420,27-TL gayrinakdi davacı bankanın alacağının konkordato projesinin tasdikine dair kararda belirtilen taksit tarihlerinde mahkemece gösterilecek bir banka hesabına bloke edilmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, talebin reddine karar verilmiş olup; hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebebleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 297/2. maddesinde “...taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir...” hükmüne yer verilmiştir. Anılan bu düzenleme karşısında uyuşmazlığın çözümlenmesine karar veren mahkemenin, kuracağı hükmün açık, net ve infaza elverişli olması gerekir. Somut olayda; davacının talebinin İİK' nın 308/b.2 maddesi uyarınca tedbir ve bloke talebine ilişkin bulunduğu, ancak mahkemece verilen kararda İİK' nın 257. vd. maddeleri uyarınca ihtiyati hacze ilişkin açıklamalar yapıldığı ve gerekçe oluşturulduğu, davacının ihtiyati haciz talebinin bulunmadığı, bu haliyle davacının talebi ile mahkemenin verdiği karar ve gerekçesinin uyuşmadığı, dolayısıyla davacının talebini karşılayan istinaf denetimine elverişli bir karar tesis edilmediği anlaşılmakla, kararın bu gerekçeyle kaldırılması gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı/ihtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı/ihtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜ ile, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/03/2026 tarihli ve 2026/316 Esas sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Kararın kaldırılması sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı tarafından yatırılan 732,00-TL istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine), 5-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359-(3) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 8-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf eden ilgilisine iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 05/06/2026