Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/428 E. 2026/1049 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/428
Karar No
2026/1049
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO:2025/428 Esas

KARAR NO:2026/1049

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:19/11/2024

NUMARASI:2023/417 Esas, 2024/633 Karar

DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:01/07/2026

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından davacı aleyhine İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra takibi başlatıldığını, ancak davacının takip alacaklısına böyle bir borcunun bulunmadığını, icra takibine konu keşidecisi .... Şti., lehdarı .... Şti. olan çekin son yetkili hamil davacı tarafından ... firmasına gönderilmek üzere verildiği Sürat Kargo tarafından yapılan taşıma işi esnasında çalındığını, çekin müvekkili ile hiçbir ticari ilişkisi bulunmayan firmaların eline geçtiğini beyan ederek, müvekkilin davalıya borcu olmadığının tespit edilmesine, davalı aleyhine haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin bir faktoring şirketi olup faktoring işlemi ile faktoring sözleşmesi yaparak çeki ....Şti'den kanuna uygun olarak devraldığını, davalı şirketin kanuna uygun olarak faktoring sözleşmesi ile birlikte çeki kendisinden önceki ciranta olarak bulunan ... arasındaki ticari ilişkiyi gösterir çekin alımına sebep olan fatura ile birlikte devraldığını, karşılık olarak da çek bedelini müşterisine ödediğini, dolayısıyla davacı vekilinin ... şirketinin vergi kaydının ve şirket kayıtlarının olmadığını iddia etmesi hukuka aykırı olduğunu, davalının çekin yetkili hamili olup, yasanın kendisine yüklediği tüm sorumlulukları eksiksiz olarak yerine getirdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalı şirketin dava konusu çeki iktisap ederken 6361 sayılı yasa ve bu yasa kapsamında çıkarılan yönetmeliğin 5/1 maddesi kapsamında öngörülen istihbarat yükümlülüklerini ifa etmediği, dolayısıyla davalı faktoring şirketinin dava dışı dava dışı ....Şti'nin mali durumuna ilişkin istihbarat ve değerlendirme çalışması yapmadan çeki iktisap etmiş olduğu anlaşıldığından davanın kabulü ile çek nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, ancak davacının kötüniyet tazminat talebinin ispatlanamadığından ve şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde, cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrar ederek; müvekkil şirketçe gerekli istihbarat çalışması yapıldığını, müşteri ve keşideci için mali durum araştırması ve istihbarat çalışması otomatik olarak yapılmış olup buna ilişkin sistem ekran görüntüsünün mahkeme dosyasına 16/10/2024 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde sunulduğunu, 16/10/2024 tarihli bilirkişi raporu ile, çeki kanununa uygun şekilde aldıklarının, dava konusu çekin faturaya dayalı olduğunun ve fatura bedelini aşmayan bir işlem gerçekleştirdiklerinin tespit edildiğini, müvekkilinin iyi niyetli meşru hamil olduğunu,davacının çeke ilişkin imza itirazında bulunmayıp, imzaların istiklali prensibi gereğince borcu ödemekle yükümlü olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE:Dava, menfi tespit talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili dava dilekçesinde, davaya konu çekin lehdarı olan ... firmasına gönderilmek üzere verildiği... Kargo tarafından yapılan taşıma işi esnasında çalındığını, çekin müvekkili ile hiçbir ticari ilişkisi bulunmayan firmaların eline geçtiğini, çekin kambiyo vasfını taşımadığını beyan ederek işbu menfi tespit davasını açmıştır. Davalı faktoring şirketi vekili cevap dilekçesinde, davaya konu çekin yasaya uygun şekilde, faktoring müşterisinin önceki cirantaya kestiği faturayla birlikte teslim alındığını, davalının meşru hamil olduğunu savunmuştur.Davacı davaya konu takip dayanağı çekin keşidecisi olup, çekteki imzasını inkar etmemektedir. Dava ve takip konusu çekteki ciro silsilesinde herhangi bir kopukluk olmadığı, davalının şeklen dava konusu çekin yetkili hamili olduğu, davacı-keşideci ile ile davalı-hamil arasında 4 cironun mevcut olduğu görülmektedir. Bu durumda davacı, ancak davalının çeki iktisabında kötü niyetli olduğunu/meşru hamil olmadığını ileri sürebilir.Davalı hamil faktoring şirketi olup, 6361 Sayılı Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun 9/2. maddesi ''Faktoring şirketi kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal ve hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez'' hükmünü içermektedir. Yasa metninden de anlaşılacağı üzere, faktoring şirketinin, faktoring işlemi ile devraldığı alacak, alacağın temliki hükümlerine tabidir. 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun 9/2. maddenin yollamasıyla 04/02/2015 tarih ve 29257 sayılı Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 5/1.maddesi uyarınca, faktoring şirketi tarafından müşteriyi yeteri kadar tanıyacak şekilde istihbarat çalışmalarının yapılması gerektiği, sadece müşterilerin beyanı veya sözlü teyidi ile işlem yapılmaması gerektiği, söz konusu yönetmeliğin 5/1a.maddesinde istihbarat çalışmasının; "a) Öncelikle ilgili mevzuatta yer alan faturanın tarifi, şekli ve nizamına ilişkin düzenlemeler de dikkate alınarak faturadaki bilgilerin kontrol edilmesi, b) İç kontrol sisteminin devralman faturalara ilişkin gerekli istihbarat ve araştırma yapılmasını sağlayacak ve Merkezi Fatura Kaydı Sisteminde bu faturaların mükerrer olmadığının kontrolü tamamlanmaksam kullandırma yapılamayacak şekilde oluşturulması, c) Müşterilerin mali durumlarının değerlendirilerek bunların itibarı ve işlem geçmişleri de dikkate alınmak suretiyle gerektiğinde fatura borçlusu ve kambiyo senedi veya diğer senedin keşidecisine de başvurularak borcun teyit edilmesini sağlayacak yöntemler geliştirilmesi ve ulaşılabilmesi mümkün olan ilgili veri tabanlarından yararlanılması yoluna gidilmesi hususları dâhil olmak üzere asgari olarak yukarıda belirtilen usul ve esasları içerecek şekilde yapılır ve bunların yetersiz kalması durumunda ilave yöntemlere başvurulur." hükümleri düzenlenmiş olup, faktoring şirketlerinin gerekli çalışmasını nasıl yapacağı ve çalışma usulleri açıkça düzenlemiştir. Somut olayda ilk derece mahkemesince yapılacak iş, davalının; davaya konu çeki 6361 yasanın 9/2. maddesi uyarınca usulüne uygun şekilde devralıp almadığının; yukarıda bahsi geçen ilgili yönetmelik uyarınca gerekli istihbarat çalışması yapıp yapmadığınının tespit edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesidir. İlk derece mahkemesince gerekçeli kararda, "dosya kapsamıyla borçlu olunmadığı iddia edilen çekin davacının elinden rızası dışında çıktığı, davalı faktoring şirketinin 6361 sayılı yasa ve ilgili mevzuat kapsamında yapılması gereken istihbarat çalışmalarını yerine getirmeden iktisap ettiği kabul edilmiştir" denilerek davanın kabulüne karar verilmiş, ancak bu sonuca nasıl ulaşıldığı açıklanmamıştır. Hükmün kapsamını düzenleyen HMK’nın 297/1-c maddesine göre, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin kararda gösterilmesi gerekir. İlk derece mahkemesince, önce talimat yoluyla davacı şirketin ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Alınan raporda, sadece çek keşidecisi davacı ile çek lehdarı arasındaki 2022-2023 yılındaki ticaret hacminin 200.000-TL civarında olduğu tespit edilmiştir. Ancak davacı-keşideci ile, davalı- hamil arasında arasında 4 cironun mevcut olması nedeniyle, davacının ticari defterlerinin incelenmesi, doğrudan uyuşmazlığın çözümünü sağlamayacaktır. Gerekçeli kararda da, 27/01/2024 tarihli rapor özetlenmekle yetinilmiş, ancak bu rapordan nasıl bir sonuca varıldığı veya raporun hükme esas alınıp alınmadığı açıklanmamıştır.İlk derece mahkemesince, davacının ticari defterleri incelendikten sonra davalının ticari defterleri üzerinde de bilirkişi incelemesi yapılmış, 16/10/2024 tarihli raporda da, "davalı şirketinin dava konusu çeki alırken gerekli istihbarat çalışmasını yapıp yapmadığı, şirketin mali durumlarına ilişkin değerlendirme yapıp yapmadığı ve diğer yükümlülükleri yerine getirip getirmediği hususlarında takdirin Muhterem Mahkemeye ait olduğu" denilerek uyuşmazlığı çözümüne katkı sağlayacak bir inceleme, tespit veya değerlendirmeye yer verilmemiştir. Her ne kadar raporda, talimat yolu ile alınan raporunda davacıdan sonraki ciranta olarak görünen .... Şti. ve devamındaki cirantalar ile davacı kayıtlarında bir ticari ilişki tespit edilemediğinin ifade edildiği, bu yönü ile somut ihtilafta faktoring şirketinin kararda da vurgulandığı üzere müşterinin ve çekin işlem geçmişi de dikkate alınmak suretiyle fatura borçlusu ve kambiyo senedi veya diğer senedin keşidecisine de başvurarak borcun teyit edilmesi yoluna başvurmadığının anlaşıldığı yönünde bir değerlendirmeye yer verilmişse de; davacı ile lehdardan sonraki cirantalar arasında doğrudan ticari ilişki olmadığı çek metninden anlaşılmakta olup, ticari ilişkisi olmayan cirantalara ilişkin davacı defterlerinde kayıt bulunmaması da normal bir durumdur. Bu nedenle davacının ticari ilişkisi olmadığı cirantalara ilişkin defterlerinde kayıt olmaması ile, davalının istihbarat çalışması yapıp yapmadığının ilişkilendirilmesi mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;

1-Davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne,

2-İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/11/2024 gün ve 2023/417 Esas, 2024/633 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4-İstinaf peşin harcının talebi halinde davalıya iadesine,

5- İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 270,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.953,10 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.01/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/428, K. 2026/1049, T. 01.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-428-e-2026-1049-k-66defe172ac8