Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/394 E. 2026/1108 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/394
- Karar No
- 2026/1108
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2025/394 Esas
KARAR NO:2026/1108 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:26/11/2024
NUMARASI:2023/40 E. - 2024/703 K.
DAVANIN KONUSU:6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Menfi Tespit)
KARAR TARİHİ:02/07/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket hakkında davalı tarafından İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile Kambiyo Takiplerine Özgü Haciz Yolu ile takip başlatıldığını, takip dayanağı 80.000,00 TL bedelli 15.11.2022 ödeme tarihli çekin keşidecisi .... Şti., lehtarının ise müvekkili şirket olduğunu, çekin ön yüzünde lehtar olan müvekkili şirketin sözde çeki ciro yaparak diğer davalı şirket yetkilisine, yani .... Şti.'ne devir ve teslim ettiğini, son hamil davalı ... A.Ş.'nin ilgili bankaya çeki ibraz ettiğini ve karşılıksız işlemi yaparak takip konusu yaptığını, ancak takip konusu çek ile müvekkili şirketin ilgisi olmadığını, ciro silsilesinde müvekkili şirketin sahte kaşesinin hazırlandığını ve yine müvekkili şirketin yetkilisinin imzasının taklit edildiğini, ciro üzerindeki imzanın ve basılan kaşenin müvekkili şirket ve yetkilisine ait olmaması hasebiyle İİK'nın 170. maddesi gereğince İstanbul 7.İcra Hukuk Mahkemesinde imzaya itiraz davası açılmış ise de, yasal sürenin geçirilmesi nedeni ile iş bu davayı açtıklarını, müvekkili şirketin ne alacaklı, ne de sonraki davalılara borçlu olduğunu, müvekkilinin ticari defterlerinin incelenmesinde de müvekkili şirketin çek ile ilgisinin olmadığının anlaşılacağını belirterek, açıklanan nedenlerle müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespiti ile İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin yargılama sonuna kadar tedbiren durdurulmasına, İİK uyarınca davalının dava konusu takibi başlatmakta kötü niyetli olması hasebiyle takip miktarının %20 si oranında tazminata hükmedilmesine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; huzurdaki davanın İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası bakımından davacı tarafın borçlu olmadığının tespiti amacıyla ikame edildiğini, TTK'nın 5/A maddesi gereğince, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğunu, müvekkili şirketin dava konusu çeki faktoring işlemi neticesinde ciro yoluyla devraldığı ve bu çek bakımından Faktoring müşterisine ödeme yapıldığı hususları göz önüne alındığında, dava konusu çeki iktisap ederken kötüniyetli olmadığı ve bile bile borçlu zararına hareket etmediği açık olan müvekkili faktoring şirketi aleyhine ikame edilmiş işbu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin faaliyetlerini faktoring mevzuatından kaynaklanan hükümler doğrultusunda gerçekleştirmekte olduğunu, davacı ile müvekkili şirket arasındaki hukuki ilişkinin kambiyo ilişkisi olduğunu, bu bakımdan kambiyo borçlusu olan davacı bakımından, şahsi defilerin ileri sürülebilmesi için yalnızca müvekkili şirketin kötü niyetli olduğunun ispatının gerektiğini, müvekkili şirketin ise faktoring mevzuatından kaynaklanan usul ve yükümlülüklere uygun şekilde faktoring işlemi gerçekleştirmiş olup, bu nedenle işbu davadaki iddiaların müvekkili şirkete karşı ileri sürülmesi mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı taraf her ne kadar davaya konu çek üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığını iddia etmiş olsa da, bu iddialar bakımından somut delillerin sunulmadığını, aynı zamanda dava dilekçesinde çekin hayal ürünü olduğu belirtilmiş olsa da, çek gerçek olmakla beraber icra takibine konu olduğunu savunarak, öncelikle mahkemece verilen tedbir kararının kaldırılmasına, arabuluculuk başvurusu yapılmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, Mahkemece aksi kanaate olunması halinde davanın ve davacının tüm taleplerinin esastan reddine, davacının, davaya konu alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere davalı müvekkili şirkete kötü niyet tazminatı ödemesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Şirketi'ne usulüne uygun tebligat yapıldığı halde süresi içinde davaya cevap dilekçesi sunmamıştır.
MAHKEME KARARI:İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 26/11/2024 tarihli 2023/40 E. - 2024/703 K. sayılı kararıyla; "... Senede karşı mutlak defiler, senet hamili olan herkese karşı ileri sürülebilir. Gerek doktrinde ve gerekse uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. Borçlunun hamil/alacaklıya karşı senet metninde imzaya ilişkin iddiası mutlak def’idir. "....Senetteki imzanın inkarı halinde, imzanın borçluya ait olduğunu ispat yükü belgeyi elinde bulunduran senet alacaklısına aittir. Yargılama sırasında takibe konu senedin kaybolmuş olduğu tespit edildiğinden davalılar imzanın davacı borçlu şirket yetkilisine ait olduğunu ispatlayamamıştır. İmzada sahtecilik iddiası kambiyo senetlerinde mutlak defi olup, lehdar ve ciro yolu ile hamil olan cirantalara ve son hamile karşı ileri sürülebilir..." (Yargıtay 11. HD 2020/5093 E. 2021/5318 K.) Yargıtay kararından da anlaşılacağı üzere, çekte sahtecilik iddiasının mutlak defi olarak herkese karşı sürülebileceği, burada ispat yükünün çekteki imzanın davacıya ait olduğunu iddia eden tarafa ait olacağı, somut olayda mahkememizce 20/11/2023 tarihli Adli Tıp Kurumu raporuyla imzaların davacı şirket yetkilinin eli ürünü olmadığı anlaşılmakla; Davanın kabulü ile; ... ... şubesine ait; 15/11/2022 keşide tarihli, ... seri numaralı, 80.000,00-TL bedelli çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine, tarafların yasal şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın KABULÜ İLE;... ... şubesine ait; 15/11/2022 keşide tarihli, ... seri numaralı, 80.000,00-TL bedelli çekten dolayı BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
2-Tarafların yasal şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE..." karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF İSTEMİ: Davalı ... A.Ş. vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrarla, müvekkilinin dava konusu çeki faktoring sözleşmesi kapsamında müşteri ... şirketinden aldığını, karşılığında müşterisine 71.401,67 TL finansman sağladığını, tüm işlemlerini 6361 sayılı Faktoring Yasasına ve yönetmeliğine uygun olarak yaptığını, karşılığını tahsil edemediği için icra takibine başladığını,Davanın arabuluculuk yoluna başvurulmadan açılması nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesi gerektiğini, Davacının çeki düzenleyen ya da önceki hamillerden biriyle arasındaki ilişkilerden kaynaklanan def'ileri müvekkiline karşı ileri süremeyeceğini,Müvekkilinin iyiniyetli hamil olduğunu, Davacının faktoring müşterisinden önceki ciranta olduğunu, imzaların istiklali kuralı ve ciro silsilesinde kopukluk olmadığından, iyiniyetli hamil olan müvekkiline karşı davalının sorumluluğunun devam ettiğini, Adli Tıp Kurumu raporunun da eksik ve hatalı düzenlendiğini, yeterince mukayese belgesinin incelenmediğini, bir kısım belgelerin fotokopi olduklarını, fotokopi belgeler üzerinde imza incelemesi yapılamayacağını, taraflarınca süresinde rapora itiraz edildiğini, ancak yerel mahkemece itirazlarının kabul edilmediğini, Yerleşik Yargıtay kararlarına göre istiktap tutanağının ATK raporuna konu olmasının mümkün olmadığını,Kabul anlamına gelmemek şartıyla, imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığının müvekkili tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin imzaların gerçek olup olmadığını araştırma yükümlülüğünün bulunmadığını, imzanın sahte olduğunu bilerek hareket etmediğini, kötüniyetli olduğunun kanıtlanması gerektiğini belirterek, izah edilen ve re'sen nazara alınacak nedenlerle, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/11/2024 tarihli, 2023/40 Esas, 2024/703 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın ve davacının tüm taleplerinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyası incelendiğinde; alacaklının ... A Şirketi, borçluların ... Şirketi, ... Şirketi, ... ... Şirketi oldukları, 80.000,00 TL asıl alacak olmak üzere toplam 88.309,04 TL alacak için 28/11/2022 tarihinde kambiyo senetlerine özgü icra takibine başlandığı, takip dayanağının 15/11/2022 günlü, ... seri numaralı, 80.000,00 TL bedelli çek olarak gösterildiği tespit edilmiştir.Davaya konu çek örneği incelendiğinde; ... ... Şubesi'ne ait ... seri numaralı, 15/11/2022 tarihli, 80.000,00-TL bedelli çek olduğu, keşidecinin .... Şirketi, lehtarının ... ... Şirketi olduğu, çekin arkasında sırasıyla ... ... Şirketi, ... Şirketi ve ... A.Ş.'nin cirolarının bulunduğu, 16/11/2022 tarihinde ... ... Şubesi'ne ibraz edildiği ve karşılıksız olduğunun çek arkasına yazıldığı tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesince ATK den alınan 20/11/2023 tarihli raporda özetle; Tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından yapılan incelemede; inceleme konusu ... seri numaralı, 15/11/2022 tarihli, 80.000,00-TL bedelli çekin arka yüzünde 1. ciroda yer alan ''...'' kaşe izi üzerinde atılı bulunan basit tersimli imza ile ...'in mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
G E R E K Ç E :Dava, imza inkarına dayalı borçsuzluğun tespiti davasıdır.Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı ... A.Ş. vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Her ne kadar davalı vekili, arabuluculuk dava şartı bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini belirtilerek istinaf talebinde bulunmuşsa da, borçsuzluğun tespiti davalarıyla ilgili dava tarihinde arabuluculuk dava şartlarından olmadığından, davalı vekilinin usule ilişkin istinaf talebi kabul edilmemiştir.Davalı vekilinin esasa ilişkin istinaf talepleri incelendiğinde; imzanın sahteliği mutlak defilerden olup, herkese karşı ileri sürülebileceğinden davalının iyiniyetli hamil olup olmamasının sonuca etkisi bulunmamaktadır. Mahkemece alınan Adli Tıp Kurumu raporu denetime uygun olup, yeterli sayıda mukayese belge aslının incelendiği anlaşılmakla, hükme esas alınmasında hukuka aykırılık yoktur. Alınan Adli Tıp Kurumu raporu ile davaya konu çek üzerindeki imzanın davacı şirket yetkilisi ...’e ait olmadığı tespit edildiğinden, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olup, davalı vekilinin esasa ilişkin istinaf taleplerinin de reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan gerekçe ile:
1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı ... A.Ş. vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 5.464,80 TL nispi harçtan, peşin alınan 1.366,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.098,60 TL eksik harcın davalı ... A.Ş.'den alınarak Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
4-İstinaf yargılama giderleri olarak;
a)Davacı avansından kullanıldığı anlaşılan; 195,00 TL (posta-teb-müz) masrafının davalı ... AŞ'den alınarak, davacıya verilmesine,
b)Davalı ... A.Ş. tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 02/07/2026 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.