Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/613 E. 2026/2876 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/613
- Karar No
- 2026/2876
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1563 E., 2025/2510 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Batı 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/389 E., 2025/40 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Belediyenin alt ... nezdinde 1999 yılından 2024 yılına kadar kesintisiz aynı işte çalışmaya devam ettiğini, emeklilik nedeni ile iş sözleşmesinin sona erdiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının davalı ... işçisi olmadığını, Belediyenin ihale makamı konumunda olduğunu, bu sebeple husumet itirazında bulunduklarını, davacıya 10.666,56 TL yıllık ücretli izin, 363.334,46 TL kıdem tazminatı ve 43.394,95 TL kıdem tazminatına işlemiş faiz alacaklarının ödendiğini, davacının ödenmeyen hak ve alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... Yapı Maden Sanayi ve ... AŞ (... Yapı Şirketi) vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının davalı ... işçisi olduğunu, dava dilekçesinin usule uygun olmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacıya kıdem tazminatı dâhil tüm alacaklarının ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının, davalı Belediyenin asıl işveren olduğu değişen alt işverenler ve en son davalı alt işveren nezdinde 18.05.1999-01.08.2024 tarihleri arasında toplam 25... ay 14 gün süreyle çalıştığı, taraf iddiaları, toplu iş sözleşmesi, banka kayıtları, bordrolar ve dosya kapsamı kül hâlinde değerlendirildiğinde davacının çıplak brüt ücretinin 26.666,40 TL, giydirilmiş brüt ücretinin 41.828,42 TL olduğu, iş sözleşmesinin emeklilik nedeniyle sona erdiği, davacıya yapılan kıdem tazminatı ödemeleri mahsup edildiğinde davacının bakiye kıdem tazminatı alacağının bulunduğu; davacının hizmet yılı itibarıyla 540 gün yıllık izin hakkının bulunduğu, 202 gün yıllık iznin kullanıldığına dair izin formlarının sunulduğu, dolayısıyla davacının 338 gün yıllık izin karşılığı ücret alacağına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile ... Kurumu (SGK) kayıtlarından davacının davalı Belediyeye ait temizlik işlerinin hizmet alımı yoluyla üstlenen alt işverenlerin işçisi olarak 08.05.1999-01.08.2024 tarihleri arasında çalıştığı, alt işverenler değişse de davacının münhasıran Belediyeye ait işyerinde ve aynı işte çalışmaya devam ettiği, davalı Belediyenin asıl işveren ve davalı Şirketin devralan son alt işveren sıfatıyla davacının tüm çalışma döneminden ve ödenmeyen işçilik alacaklarının tamamından birlikte sorumlu oldukları, iş sözleşmesinin emeklilik nedeniyle sona erdiğinin sabit olduğu, yapılan ödemeler mahsup edildiğinde davacının bakiye kıdem tazminatı alacağının bulunduğu; davacının bakiye 338 gün yıllık ücretli izin hakkı olduğu tespit edildiğinden ve bunun kullandırıldığı veya karşılığının tam olarak ödendiği belirtilen nitelikte yazılı bir delille kanıtlanamadığından bakiye yıllık ücretli izin alacağına dair hüküm tesis edilmesinde hata bulunmadığı; davanın kısmi alacak davası olarak açıldığı, dava ve ıslah zamanaşımına uğrayan alacak bulunmadığı, davacının sulh sözleşmesinin imzalandığı tarihte henüz feshe bağlı alacakların doğmadığı ve doğmamış haklardan feragatten söz edilemeyeceği açık olup feshe bağlı alacaklar kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağı yönünden taraflar arasında imzalanan sulh sözleşmesine itibar edilmesinin mümkün bulunmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 420. maddesi uyarınca yasal koşulları taşımayan ibranamenin dikkate alınmamasında isabetsizlik olmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı kanun) 297. maddesi uyarınca yeterli gerekçeyi içerdiği, dava konusu alacakların dava tarihinden önce arabuluculuk aracılığıyla talep edilmesi karşısında davalı işverenin arabuluculuk son tutanak tarihi itibarıyla temerrüde düştüğünün kabulü ile yıllık ücretli izin alacağı yönünden faiz başlangıç tarihinin arabuluculuk son tutanak tarihi olarak belirlenmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı, alacaklara uygulanan faizin türünde de hata olmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; a. Belediyenin ihale makamı konumunda olduğunu, davanın husumetten reddi gerektiğini, b. Davacıya kıdem tazminatı ödemesi yapıldığını, yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığını ve bakiyesinin de ücret karşılığının son ücret bordrosu ile ödendiğini, c. Davacının 25 yıllık çalışması boyunca 338 gün yıllık ücretli izin kullanmamış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, d. Dava ve ıslah zamanaşımı def'inin dikkate alınması gerektiğini, e. Alacaklara uygulanan faizin başlangıç tarihine ve faizin oranına itiraz ettiklerini ileri sürmüştür. 2. Davalı ... Yapı Şirketi vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının Belediye işçisi olması nedeniyle işçilik alacaklarından davalı Belediyenin sorumlu tutulması gerektiğini, b. Davacıya farklı tarihlerde maaş-ek ödeme açıklaması ile yapılan ödemelerin kıdem tazminatından mahsup edilmesi gerektiğini, c. Yıllık ücretli izin alacağı hesaplanırken gelir ve damga vergisi kesintisi ile SGK primi, işsizlik sigortası kesintilerinin yapılması gerektiğini, yıllık ücretli izin alacağının hatalı hesaplandığını, d. Dava ve ıslah zamanaşımı def'inin dikkate alınması gerektiğini, e. Alacaklara uygulanan faizin başlangıç tarihine ve faizin oranına itiraz ettiklerini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacaklarının hesaplanması ile davalıların işçilik alacaklarından sorumluluğuna, zamanaşımına uğrayan alacak bulunup bulunmadığına ve alacaklara uygulanan faizin başlangıç tarihine ve faizin oranına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalıların aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı tarafça ilâmsız takip ile kıdem tazminatına işlemiş faiz alacağı talep edilmiş olup davalı tarafça 14.11.2024 tarihinde, fesih tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz alacağı olarak 43.394,95 TL yatırılmıştır. Her ne kadar kıdem tazminatı alacağına fesih tarihinden itibaren en yüksek mevduat faizine hükmedilmesi yerinde ise de arabuluculuk başvuru tarihinden sonra ve dava tarihinden önce yapılan söz konusu bu ödemenin tahsilde tekerrür olmaması bakımından işbu kararın infazı aşamasında dikkate alınması gerekmektedir. Bu hususun İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm kısmında belirtilmemesi infazda tereddüt yaratır mahiyette olup hatalıdır. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. Davalıların temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinin sonuna “14.11.2024 tarihinde 43.394,95 TL işlemiş faiz alacağı ödendiği dikkate alındığında bu miktar bakımından tahsilde tekerrüre yol açmamak kaydıyla” ibaresinin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.