Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/555 E. 2026/1477 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/555
- Karar No
- 2026/1477
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2026/555
KARAR NO:2026/1477
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:14/01/2026
NUMARASI:2025/710 Esas - 2026/27 Karar
DAVA:Yargılamanın İadesi
DAVA TARİHİ:10/11/2025
İSTİNAF KARAR TARİHİ:16/09/2026
Yargılamanın iadesi talebinin reddine ilişkin verilen kararın, davacı .... Şti. temsilcisi tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Yargılamanın iadesini isteyen davacı vekili, yargılama sonucu davanın reddine karar verildiğini, karara karşı temyize başvurulmuş olsa da miktar yönünden dava esas değerinin temyiz sınırının altında kalması nedeniyle temyiz başvurusunun Yargıtay Dairesi'nce esası incelenmeden reddedildiğini, 2021 yılında açılmış dava tarihinde esas değerin temyiz sınırının üzerinde olduğunu, ancak yargılamanın taraflarından kaynaklanmayan nedenlerle uzayıp, temyiz başvurusunun yapıldığı tarihte esas değeri artık temyiz sınırının altında kaldığını, yargılamanın uzun sürmesinin müvekkil kusurundan kaynaklanmamasına rağmen temyiz incelemesi hakkını kaybettiklerini, bu hususun adil yargılanma ilkesini ihlal etmekte olup, 04/06/2025 tarihli RG'de kanun yoluna başvuru sınırının başvuru tarihindeki sınır ele alınarak değerlendirilmesinin Anayasa hükümlerine aykırılığından hak ihlallerine sebep olduğundan hükmün iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi kararı yayınlandığını,bu davada kanun yoluna başvuru haklarının elinden alındığını, hatalı bilirkişi raporunun esas alınarak kararın kesinleştiğini,hak ihlali yapıldığını ileri sürerek, Anayasa Mahkemesi hükmünün de dikkate alınarak HMK'nın 375. maddesi gereği yargılamanın yeniden yapılmasını talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili, talebin HMK'nın 375. maddesindeki yargılamanın iadesi nedenlerinin hiç birisine girmediğini; kesin hüküm söz konusu olduğunu; alacağın zamanaşımına uğradığını; hasarın teminat harici olduğunu; transit taşıma bulunmadığını ve nakliyat sigortacısı olan müvekkilinden kar kaybı ve navlun bedeli istemeyeceğini belirterek, talebin reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI -SÜREÇ:Mahkemece, ilk olarak daha önce görülmüş dava dosyası üzerinden görülerek verilen 2021/738 esas, 2023/461 karar sayılı ve 26/06/2025 tarihli ek kararla, davacı vekilinin talep dilekçesi ile dosyanın safahatı birlikte incelendiğinde, mahkemenin 2021/738 esas, 2023/461 karar sayılı ve 10/05/2023 tarihli "davanın reddine" ilişkin kararının İstanbul BAM ve Yargıtay 11. HD'nin ret ilamlarıyla kesinleştiği, davacı vekilinin 25/06/2025 tarihli dilekçesinin yargılamanın iadesi davası niteliğinde olmadığı ve yargılamanın iadesi şartlarının bulunup bulunmadığının usule uygun açılan davada tartışılabileceği gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacı şirket yetkilisi tarafından yapılan istinaf başvurusu sonucunda, Dairemizin 2025/1252 E., 2025/1358 K. sayılı ve 17/09/2025 tarihli ilamıyla, yargılamanın iadesi talebi yeni bir dava olup, mahkemece talebin yeni bir esasa kaydedilmesi, dava değeri üzerinden harcının tamamlatılması, talep ve duruşma günü usulüne uygun şekilde karşı tarafa tebliğ edilerek duruşma açıldıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken, usule aykırı şekilde asıl dava dosyası üzerinden evrak üzerinde inceleme yapılarak karara bağlanması doğru görülmediği gerekçesiyle, ek kararın HMK'nın 353(1)a-4 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.İlk kararın kaldırılmasından sonra mahkemece, yargılamanın iadesi talebinin ayrı bir esasa kaydedildiği; davacının, mahkemenin 2021/738 esas, 2023/461 karar sayılı kararıyla reddedilen, istinaf başvurusunun da İstanbul BAM 12. HD'nin 2023/1604 E., 2024/1264 K. sayılı ilamıyla reddi üzerine, temyiz başvurusunun Yargıtay 11. HD'nin 2024/6402 E., 2024/8510 K. sayılı ilamıyla davacının talebinin temyiz inceleme sınırının altında kalması nedeniyle miktar yönünden reddine karar verildiğinden, kesinlik sınırına ilişkin düzenleme yapıldığı iddiasıyla yargılamanın iadesini talep ettiği, ancak 04/06/2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile HMK'nın ek 1. maddesinin ikinci fıkrasının "200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirildiği ve 3. fıkrasının yürürlükten kaldırıldığı, değişik kanun hükmünün yürürlüğe girdiği tarihten sonra verilen kararın miktar itibariyle istinaf ve temyiz kanun yoluna tabi olup olmadığı hususunun davanın açıldığı tarihteki miktar ve değer dikkate alınmak suretiyle belirleneceği, ancak somut uyuşmazlığa konu kararın kanun değişikliğinin yürürlüğe girmesinden önce verildiği ve kesinleştiği, dolayısıyla kanun değişikliğinin somut uyuşmazlıkta uygulanamayacağı ve davacının iddiasının HMK'nın 375. maddesinde öngörülen yargılamanın iadesi sebeplerinden olmadığı gerekçesiyle, HMK'nın 379/1-c maddesi uyarınca yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Yargılamanın iadesini isteyen davacı şirket temsilcisi, davanın başından beri savunulan arabuluculuk tutanağındaki hususların değerlendirilmediğini; mahkemenin BAM kaldırma kararının bağlayıcı tespitlerini yerine getirmeden karar verdiğini;kaldırma kararına uyan mahkemenin onunla bağlı olduğunu, örtülü direnmenin mümkün olmadığını; kararını yeterli gerekçeyi içermediğini; delillerin tartışılmadığını; BAM kararındaki eksikliklerin istinaf dilekçesinde belirtildiğini, fakat mahkemenin o hususları yüzeysel geçtiğini; mahkeme kesin hükme dayanmış ise de salt şekilcilikle verilen kesin hüküm kararının hatalı olduğunu ve davanın konusu yanlış tespit edildiğinden hukuki değerlendirmenin doğru yapılmadığını belirterek, kararın kaldırılmasına, talebin kabulüne ve dosyanın belirlenecek ticaret mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE:Dava, nakliyat abonman sigorta poliçesi kapsamında sigortalı olan davacının davalı sigortacıdan tazminat talepli dava sonucunda verilmiş ret kararına yönelik yargılamanın iadesi istemine ilişkindir.Somut olayda, nakliyat abonman sigorta poliçesi kapsamında sigortalı olan davacının davalı sigortacıdan tazminat istemine ilişkin 17/11/2021 tarihli davada; mahkemece 2021/738 esas, 2023/461 karar sayılı ve 10/05/2023 tarihli kararla davanın reddine karar verildiği; kararın taraflarca istinafı üzerine Dairemizin 2023/1604 E., 2024/1264 K. sayılı ve 19/09/2024 tarihli ilamıyla, tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı HMK'nın 353/(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine temyiz yolu açık olarak karar verildiği; kararın davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11. HD'nin 2024/6402 E., 2024/8510 K. sayılı ve 02/12/2024 tarihli ilamıyla, miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararların, HMK'nın 362. maddesi uyarınca temyiz edilemeyeceği, temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması halinde anılan Kanun'un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerektiği; dosya içeriğine göre davacının dava dilekçesinde nakliye abonman poliçesiyle sigortalanan mal ve navlun bedeli, ticari masrafları ile mahrum kalınan kar bedeli olmak üzere şimdilik 1.000-USD'nin iptal edilen zeyilname tarihinden işleyecek en yüksek faiziyle tazminini talep ettiği, mahkemece zeyilnamenin düzenlenmesinde hukuka aykırı durum olmadığı ve sonraki düzenlenen poliçe kapsamında da emtia bedelinin başka davaya konu edilip kesinleştiği ve diğer istemlerin teminat dışı kaldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verildiği, davacının dava dilekçesinde ve diğer beyanlarında navlun bedeli ile mahrum kalınan karına ilişkin değer belirtmediği gibi bilirkişi raporunda da navlun bedeli ve kar kaybına ilişkin bir hesaplamada bulunmamakla istenilen emtia bedeli daha önce kesinleşen mahkeme kararıyla da sabit olmakla durumda reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktar 18.525-USD'nin dava tarihi olan 17/11/2021 tarihindeki değeri 193.215,75-TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.300-TL’nin altında kaldığı, davacı vekilinin temyiz istemi esasa girilmeden reddedildiğinden davalı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin de reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine, katılma yoluyla davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verildiği; mahkemece 02/12/2024 tarihli kesinleşme şerhi yazıldığı; davacının Adalet Bakanlığı'na yaptığı kanun yararına bozma başvurusu 06/02/2025 tarihinde yasal şartları bulunmadığından reddedilmiştir.HMK'nın "Yargılamanın iadesi sebepleri" başlıklı 375. maddesi "(1) Aşağıdaki sebeplere dayanılarak yargılamanın iadesi talep edilebilir: a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması. b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması. c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması. ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması. d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması. e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması. f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması. g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması. ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması. h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması. ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması. i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. (2) Birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet kararı verilememiş ise ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir." şeklinde düzenlenmiştir.Davacı taraf, yargılamanın iadesi sebebi olarak 04/06/2025 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanmış, HMK'nın ek 1 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki temyiz yoluna başvurulmasına ilişkin dikkate alınacak sınırın değiştirilmesinden dolayı, davada kanun yoluna başvuru hakkının elinden alındığını, Anayasa Mahkemesi'nin bu hususun hak ihlali olduğu yönünde karar verdiğini, hatalı bilirkişi raporu esas alınarak verilen kararın kesinleştiğini,Anayasa'ya aykırı uygulama nedeniyle davanın reddedilerek hak ihlali yapıldığını ileri sürmüştür.04/06/2025 tarihli ve 7550 sayılı Kanunun (RG Tarih: 04/06/2025 - RG No:32920 Mükerrer) 20. maddesi "12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı HMK nın ek 1 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. "(2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır."" şeklindedir. Maddenin ikinci fıkrasının değişiklikten önceki hali "(2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır." hükmünü içermekteydi.Değişikliğin gerekçesi "Maddeyle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ek 1 inci maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılmakta ve maddenin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmaktadır. Anayasa Mahkemesinin 4/12/2024 tarihli ve E: 2023/182; K: 2024/203 sayılı kararıyla, maddenin istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulabilecek kararların belirlenmesinde ilk derece mahkemesince veya bölge adliye mahkemesince nihai kararın verildiği tarihteki parasal sınırın esas alınmasına ilişkin hükmü ihtiva eden ikinci fıkrasında yer alan “341 inci, 362 nci ve” ibaresinin iptaline ve kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Söz konusu iptal kararı, 30/1/2025 tarihli ve 32798 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.Anayasa Mahkemesi söz konusu kararında, kanun yoluna başvuru açısından parasal değer (kesinlik sınırı) güncellenirken, dava konusu mal ya da alacağın değerinin güncellenmemesi nedeniyle enflasyondan dolayı oluşan külfetin tamamının davanın taraflarına yükletilmekte olduğu ve tarafların kanun yoluna başvuramamaları nedeniyle katlanacakları külfet ile yargılamanın en az maliyetle ve en kısa zamanda sonuçlandırılması yönündeki kamusal yarar arasındaki dengenin taraflar aleyhine bozulduğu, kişilere aşırı bir külfet yükleyen düzenlemenin hükmün denetlenmesini talep etme hakkına orantısız ve ölçüsüz bir sınırlama getirdiği sonucuna ulaşmıştır. Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikle, Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesi dikkate alınarak istinaf ve temyiz kanun yoluna başvuru ile temyiz incelemesinde duruşma yapılması hususundaki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın yerine davanın açıldığı tarihteki miktarın esas alınması kabul edilmektedir. Islahla miktar artırımı yapılan hallerde de davanın açıldığı tarihteki parasal sınırlar esas alınacaktır. Maddenin üçüncü fıkrası, ikinci fıkrada yapılan değişiklikle birlikte uygulama kabiliyeti kalmadığından yürürlükten kaldırılmaktadır." şeklinde belirtilmiştir.Değişiklik kanunun yayımlandığı yani 04/06/2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Görüldüğü gibi söz konusu değişiklik, HMK'nın ek 1 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki "341 inci, 362 nci ve" ibaresinin iptaline ilişkin, 30/01/2025'te yayımlanmasından 9 ay sonra yürürlüğe girecek Anayasa Mahkemesi'nin 04/12/2024 tarihli kararına istinaden yapılmıştır. Kanunda, değişikliğe ilişkin bir zaman veya kapsam bakımından bir yürürlük hükmü bulunmamakta olup, somut olayda olduğu gibi değişiklikten önce kesinleşmiş kararlar bakımından değişikliğin geçmişe etkili olarak uygulanacağına veya davacının talebi gibi HMK kapsamında yargılamanın iadesi sebebi olacağına dair bir düzenleme yapılmamıştır. Davacının, Dairemizin 19/09/2024 tarihli kararına karşı yaptığı temyiz başvurusu, Yargıtay 11. HD'nin 02/12/2024 tarihli ilamıyla miktar itibarıyla reddedilmiş ve bunun üzerine mahkemenin kesinleşme şerhiyle kararın 02/12/2024 kesinleştiği belirlenmiştir. Davacının yargılamanın sebebi olarak ileri sürdüğü bu husus, yukarıda tamamı gösterilmiş yargılamanın iadesi sebeplerinin düzenlendiği HMK'nın 375. maddesindeki sebeplerden sayılamayacağından ve maddedeki sebeplere ilişkin bir delil sunulmadığından mahkemece, yeterli gerekçeyi içeren yargılamanın iadesi talebinin reddi kararında hata bulunmamaktadır.Davacının istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü diğer hususların ise, yargılamanın iadesi sebeplerine ilişkin olmadığı;Dairemizin bir önceki usule ilişkin kaldırma kararına karşı mahkemenin direnmediği, talep kapsamında delillerin tartışılmadığı ve davanın konusunun yanlış tespit edildiği iddialarının esasa etkili olmadığı gözetildiğinde, davacının istinaf sebepleri yerinde değerlendirilmemiştir. Açıklanan nedenlerle, mahkemece davacının yargılamanın iadesi talebinin reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından davacının yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı .... Şti.'nin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Davacı .... Şti. tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.16/09/2026