Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2562 E. 2026/2761 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/2562
Karar No
2026/2761
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO:2026/2562

KARAR NO:2026/2761

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:26/06/2026

NUMARASI:2026/337 D.İŞ - 2026/337 K

DAVANIN KONUSU:İhtiyati Tedbir

KARAR TARİHİ:13/10/2026

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Talep eden vekili ihtiyati tedbir talepli dilekçesinde ve özetle ;Taraflar arasında 2009 yılından bu yana devam eden çalışma sürecinde 2018 yılında müvekkili ile davalı arasında imzalanan 24.10.2018 tarihli Ana Hizmet Sözleşmesi ile Türkiye'de vize hizmetlerinin kurulan bu adi ortaklık ilişkisi çerçevesinde sağlanmasına dair ana çerçeve şartlar düzenlendiğini,taraflar arasında her bir ülkenin vize işlerinin yürütülmesi noktasında birbirlerinden bağımsız ayrı ayrı ülke bazlı Hizmet Tesis Sözleşmeleri de yapıldığını, ancak işbu tedbir talebine konu Avustralya vize operasyonu yönünden ise tarafların karşılıklı ortak arzu ve iradelerine uygun şekilde bu yönde imzalanan ve yürürlükte olan bir sözleşme ise mevcut olmadığını, Adi Ortaklığın gelir paylaşımı noktasında yapılan düzenli mutabakatlar için yurt dışında Türkiye vize işlemleri için adi ortaklık kapsamında yürütülen işlere dair söz konusu gelir hesaplarını ortaya koyan "vize başvuru yazılım program" da zaten müvekkili şirkete ait olup; davalıya adi ortaklık ilişkisi kapsamında kullandırılmakta, bu şekilde söz konusu vize başvurularına dair başvurucu sayısı ve gelirleri gösterir kayıtlarının yer aldığı bu sistem üzerinden gerekli kontroller sağlanarak mutabakatlar sağlandığını, taraflar arasında uzun yıllardır devam eden adi ortaklık ilişkisi kapsamında müvekkil şirketin yönetici ortak nieliğinde bulunduğunun sabit olduğunu, taraflar arasında TBK 620 vd hükümleri kapsamında adi ortaklık ilişkisi olduğunu, Adi ortaklığın en büyük iş hacmine sahip olan fransa vize operasyonundan müvekkili bir plan dahilinde hukuka aykırı şekilde dışlaması nedeniyle, müvekkil şirketin yasal yollara müracaat etmesi neticesinde aralarında çok ciddi bir ihtilaf doğduğunu, Aleyhine tedbir istenen tarafın Avustralya vize operasyonlarının adi ortaklık dışında yürütülmesine ilişkin eylemlerinin hmk 389 ve devamı maddeleri gereğince ihtiyati tedbir kararı verilerek önlenmesi zorunlu olduğunu, 6100 sayılı yasanın 389 ve devamı maddeleri gereğince, mevcut durumda meydan gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme nedeniyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, davalının kusurlu ve hukuk aykırı eylemleri nedeniyle taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisinin telafisi imkansız şekilde zararlara uğramış olduğu konusunda hukuka aykırılık, telafisi güç ve hatta imkansız zarar şartı ile yaklaşık ispat koşulundan çok öte ispat koşulunun da yerine geldiği sabit olduğunu, davalının müvekkili Avustralya vize operasyonundan da dışlamaya yönelik gerçekleştirdiği hukuka aykırı eylemleri neticesinde tarafımızdan eda amaçlı ihtiyati tedbir talep edildiği sabit olmakla; gelinen bu durum karşısında işbu haklı taleplerinin benzer şekilde Fransa vize operasyonuna dair dışlanma sürecinde İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen eda amaçlı ihtiyati tedbir kararı da dikkate alınarak Mahkemece ivedilikle kabulü gerektiğini, alükarda mahkemenin işbu tedbir taleplerine dair inceleme yapma ve karar verme yetkisi olduğu tartışmasız olduğundan; ihtiyati tedbir taleplerinin karşı tarafa tebligat yapılmaksızın, dosya üzerinde yapılacak inceleme ile ivedilikle HMK 389 vd hükümleri uyarınca kanun koyucunun aradığı tüm şartların somut olayda gerçekleştiği ve müvekkilin acil ve hukuki yararı bulunduğu dikkate alınarak, eda hükmü içerecek şekilde ihtiyati tedbir kararı verilerek,Avustralya vize operasyonunun İstanbul, Ankara ve Gaziantep'te başka bir ofise taşınmasının engellenmesi amacıyla, fiili ve hukuki durumun aynen korunmasına,Bu durumun değiştirilmesi konusunda yapılan işlemlerin önlenmesi ve durdurulması için ihtiyati tedbir uygulanmasına, Davalı şirket tarafından adi ortaklığın konusu ve amacı kapsamında adi ortaklık konusu avustralya vize faaliyetinden müvekkil şirketi dışlamak üzere gerçekleştirilen tüm ticari faaliyetlerin yapılmaması noktasında ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.Karşı taraf vekili cevap dilekçesinde ;Taraflar arasında kurulan ilişkinin niteliği (hizmet akdi mi yoksa adi ortaklık mı olduğu) ve fransa operasyonu açısından alınan hizmetin sonlanması hususu dahi tartışmalı iken, taraflar arasında izah edilen gerekçelerle mahkemelere de taşınmış bulunan ve halli gereken çok ciddi ve kapsamlı uyuşmazlıklar bulunmaktayken, ez cümle; ticari ilişki bu denli husumetliyken, bu husumetler giderilmeden, davacı'nın haklılığını "yaklaşık ispat" ettiğini kabulun imkansız olduğunu, ... Lojistik'in, taraflar arasındaki sözleşmelere gizlice eklediği/eklemeye çalıştığı münhasırlık ve rekabet etmeme maddeleri bakımından hukuka ve dürüstlük kuralına aykırı davrandığını, müvekkil şirket’in davacı ... lojistik'in sunduğu hizmetlerde bir sorun tespit edilmesi halinde devreye girme yani işi davacı ... lojistik yerine bizzat veya 3. kişiler eliyle yapma&yaptırma hakkında sahip olacağı açıkça kabul edilmiş olacağını, mahkeme tarafından ihtiyati tedbir talebinin kabul edilmesi halinde, vize başvuru hizmetlerinin kesintiye uğraması nedeniyle kamu yararı, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının seyahat özgürlüğü ve devletlerarası diplomatik ilişkiler bakımından telafisi güç ve ağır sonuçlar doğacağını, taraflar arasındaki uyuşmazlık sözleşmenin açık hükümleri gereğince tahkim şartına tabi olup, ihtiyati tedbir talebi de tahkime tabi esas uyuşmazlığı mahkeme eliyle peşinen çözme amacı taşıdığını, Taraflar arasındaki ilişkinin bir an için adi ortaklık olduğu ve ... tabi olduğu değerlendirilse dahi, msa'da da tahkim maddesi vardır ve taraflar arasında usulüne uygun şekilde kararlaştırılan tahkim şartı geçerli ve bağlayıcı olduğunu,... Lojistik,tedbir dilekçesinde ana hizmet sözleşmesi’nin 31. maddesinde istanbul mahkemelerine yer verilmiş olmasını tahkim şartının geçersizliğine dayanak göstermekteyse de, bu iddia sözleşmenin lafzına, sistematiğine ve tarafların gerçek iradesine açıkça aykırı olduğunu, ana hizmet sözleşmesinde istanbul mahkemeleri tahkime alternatif ve tahkimle çelişen şekilde değil, tahkime tabi olmak üzere yetkilendirildiğini, Ana Hizmet Sözleşmesi’nin 31. maddesinde İstanbul mahkemelerine yer verilmiş olmasını tahkim şartının geçersizliğine dayanak göstermesi, sözleşmenin açık lafzı ile bağdaşmadığını,ihtiyati tedbir koşullarının ve laklaşık ispatın mevcut olmadığını beyan etmiştir.

İstinaf Konusu Mahkeme Kararı;Mahkemece 26/06/2026 tarihli ara karar ile ;Dosya içine sunulan 24.10.2018 Tarihli Ana Sözleşme ile bu sözleşmeye ek olarak; 07.10.2019 tarihli 1. Ek Sözleşme, 01.07.2020 tarihli 2. Ek Sözleşme, 01.03.2022 tarihli 3. Ek Sözleşme , 30.12.2022 tarihli 4. Ek Sözleşme, 30.01.2024 tarihli 5. Ek Sözleşme , 21.02.2025 tarihli 6. Ek Sözleşme incelenmiştir. Taraflar arasındaki ticari ilişkide " ... "alt yüklenici Sözleşmenin bağıtlandığı anlaşılmıştır.Taraflar arasındaki sözleşme gereğince; talep tarihi itibariyle davacının doğmuş bir zararı veya acil korunacak bir yararı olmadığı, dava konusu istemde tedbir kararı verilmemesi halinde davacının hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği konusunda HMK'nın 390/3. maddesi anlamında yaklaşık ispatın gerçekleşmediği" gerekçesiyle ;Davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,şeklinde hüküm kurulmuştur.İstinaf Başvurusu ;Davacı vekilince verilen istinaf dilekçesinde ; "Taraflar arasında ... başlıklı sözleşme imzalanmış olması taraflar arasında adi ortaklık kapsamında ticari faaliyetlerin sürdürülmesii ortadan kaldırmaz. Taraflar arasında ...başlıklı sözleşme yapılmış olsa dahi bu sözleşme resmi makamlara sunulmak özere yapılmış olup taraflar arasındaki ilişki adi ortaklık ilişkisidır. İlk derece mahkemesi sözleşmenin başlığına değil taraflar arasındaki iişkinin nasıl ve ne şekilde görçeleştiğine bakması gerekir.İlk Derece Mahkemesince değerlendirilmesi gereken mesele, taraflar arasında herhangi bir tarihte “...” başlıklı bir belgenin imzalanıp imzalanmadığına dair sadece ve sadece şekli değerlendirmelerden ibaret değildir. Asıl incelenmesi gereken husus; taraflar arasındaki bu belgeden yıllar önce kurulmuş ve kesintisiz biçimde uygulanmış bulunan hukuki ilişkinin niteliği, bu ilişkinin TBK’nın 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adı ortaklığın unsurlarını taşıyıp taşımadığıdır.Nitekim dosyaya sunulan mailler ve deliller kapsamında maddi vakılar, “...” başlıklı belgenin tarafı arasındaki temel ticari ilişkiyi yeniden ve bütünüyle düzenlemek üzere berbestçe mazakere edilerek imzalanmış bir sözleşme olmadığını sadece ve sadece zorla adı ortaklık faaliyetlerinin devamı için şeklen imzaladığını açıkça göstermektedir. Söz konusu belge, davalı şirket tarafından Avustralya yetkili makamlarının talep ve talimatları gereke gösterilerek, devam eden hizmetlerin sürdürülebilir ve kesintisiz biçimde yürütülmesi amacıyla ve son derece kısa bir süre içerisinde imzalanması istenen hukukken hiçbir bağlayıcılığı bulunmayan bir düzenlemeden ibaretir. Müvekkilimiz adı ortaklığın amacının yerine getirilmesi amacıyla uzun yıllardır son derece büyük bir özviyle çalışmakta olup; süreçte hiçbir şekilde kabul edilmesi mümkün dahi olamayacak selekleme sözleşme niteliği taşıyan ve birçok geçersiz hikum içeren sözleşmeleri dahi adı ortaklığın üstün menfaatini korumak üzere ihtirazı kayıtla şeklen imzalamak durumunda dahi kalmıştır. Ancak adı ortaklık faaliyetlerinin devamı için idare makamları ve resmi makamların dayatmasından bahisle imzalamanı bağlayıcılığı olmayan bu sözleşmeler de yüklenici ifadesinin yer alması da taraflar arasındaki ilişkinin adı ortaklık niteliğinin ortadan kaldırılmamaktadır. Sözleşmenin şeklen ve ihtirazı kayıtla imza aşamasında dahi, söz konusu belgenin taraflar arasındaki adı ortaklık yapısına zarar veremeyeceğini, geçmişten doğmuş veya doğabilecek hiçbir sözleşme, ticari ya da hukuki haktan feragat anlamına gelmeyeceğini, mevcut ve gelecekteki tüm talep ve hakların açıkça saklı tutulduğunu ve sözleşme nin yalnızca operasyonel süreliğinin korunmasına yönelik geçici ve teknik bir düzenleme olarak kabul edildiğini açıkça bildirmiştir.Bu itibarla, ihtiyati tedbir incelemesinde Mahkemenin görevi taraflar arasındaki ilişkinin nihai kesin biçimde belirlemektedir; adı ortaklık kapsamındaki Avustralya vize operasyonuna müvekkil dışlanarak müvekilden kaçırılması iddiasının dosyaya sunulan deliller karşısında yaklaşık ispat seviyesinde ciddi ve korunmaya değer bir hukuki görünüm oluşturup oluşturmadığını değerlendirmektir.Taraflar arasındaki ilişkinin adı ortaklık mı, alt yüküleniclik mi veya farklı nitelike karma bir şözelmesel ilişki mi olduğu hususu, bütün deliller toplandıktan ve tarafların iddia ve savunmaları tam olarak tartışıldıktan sonra çözümlenmesi gereken temel uyuşmazlık konusudur. "..." başlıklı sözleşme tarafların gerçek iradelerini yansıtan bir sözleşme değildir. Mahkemece de görüleceği üzere davalı yan bu kez Avustralya operasyonunu hukuka aykırı tüm bu eylemleri ile adı ortaklık dışına çıkarmaya girişmiştir.Davalı yanca gerçekleştirilen söz konusu eylemlerin yaklaşık ispat düzeyinde son derece ciddi deliller olduğu ve olayların bütünlüğü içerisinde değerlendirilmesi ile de davalının bu kez Avustralya vize operasyonu yönünden adres değişikliği yapmak suretiyle müvekkili adı ortaklaktan dışlamak giriştüğü sabittir.Ancak adı ortaklık ilişkisini düzenleyen TBK’nın 620 ve devamı maddelerinde adı ortaklıkla ilgili birçok düzenlemeye yer verilmiştir. Adı ortaklık ilişkisinde ortaklar arasındaki sorumluluğu düzenleyen TBK’nın 626. maddesinde; “Ortaklar, kendilerinin ve üçüncü kişilerin menfaatine olarak ortaklığın amacını engelleyici veya zarar verici işleri yapamazlar ”Davalı taraf adi ortaklığın taraflarından birisi olarak; adi ortaklığa ve müvekkile karşı zarar verici eylemlerde bulunmuş ve bu kapsamda tarafların adi ortaklık kapsamında birlikte yerine getirdikleri yurt dışı vize başvuru işlemlerinin yerine getirlmesini müvekki şirketi biyapş ederak, doğrudan doğruya kendisi tek başına yürütmeye başlamıştır.İlk Derece Mahkemesine sunmuş olduğumuz ihtiyati tedbir dilekçesi ve ekleri ile karşı tarafa, taraflar aradasına bürültülmekte olan Avustralya vize operasyonunu adı ortaklık muvakkili dedikarakar tek başına yürütme amacıyla olduğu ve bu durumun önlenmesi adına ihtiyati tedbir verilmesi belirtilmiştir.İhtiyatı tedbir talebinin şartları incelenirken yaklaşık ispatın varlığı yeterli olacaktır." şeklindeki istinaf sebepleri ile kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir.HMK.nun 355. maddesi uyarınca, kamu düzeni yönünden ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;Dava , adi ortaklık iddiasına dayalı ihtiyati tedbir talebine ilişkindir.Dosyadaki bilgi ve belgelere göre ; taraflar arasında 24.10.2018 Tarihli Ana Sözleşme ile bu sözleşmeye ek olarak; 07.10.2019 tarihli 1. Ek Sözleşme, 01.07.2020 tarihli 2. Ek Sözleşme, 01.03.2022 tarihli 3. Ek Sözleşme , 30.12.2022 tarihli 4. Ek Sözleşme, 30.01.2024 tarihli 5. Ek Sözleşme , 21.02.2025 tarihli 6. Ek Sözleşme imzalanmış olduğu görülmektedir.HMK'nın 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale gelebileceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, genel bir ihtiyati tedbir sebebi veya şartı olarak kabul edilmiştir.Bu şartlardan birisinin mevcudiyeti halinde, mahkemece, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir.Taraflar arasındaki sözleşmelerden " ..." başlıklı alt yüklenici Sözleşmesinin niteliği, taraflar arasında tahkim koşullarının uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının, yargılama gerektirdiği anlaşılmıştır.Bu aşamada ,yaklaşık ispata ilişkin koşulun gerçekleşmediği değerlendirilmiştir.Böylece ,mahkemece verilen kararda maddi vakıa ve hukuki denetim yönlerinden usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı tarafın istinaf talebinin HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.

K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 13/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/2562, K. 2026/2761, T. 13.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-2562-e-2026-2761-k-e5d82847e338