Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/3716 E. 2026/2849 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/3716
- Karar No
- 2026/2849
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
36. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/3716
KARAR NO: 2026/2849
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/04/2026
NUMARASI: 2026/356 E. - 2026/326 K.
DAVANIN KONUSU: Alacak ( Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 18/09/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili tarafın ticari faaliyet kapsamında kendisine ait araçları kiraya verdiğini, davalı şirket tarafından müvekkili ile iletişime geçilerek işletme faaliyetlerinde kullanılmak üzere 2017 model 130.000 km'yi geçmiş olan araç talep edildiği, davalı şirket tarafından özellikle sıfır araç istenilmediğini, talebe uygun 2018 model 105.000 km kullanımda bulunan, ... plakalı ... 1.200 marka araç davalıya teklif edildiği, davalı şirket yetkilileri tarafından kabul edildiğini, taraflar arasında 29.01.2025 tarihinde araç kiralama sözleşmesi akdedildiğini, müvekkili tarafından dava konusu araç gerekli teknik kontrolden geçirildiğini, çalışır durumda ve ayıpsız şekilde davalı tarafa teslim edilmesine rağmen davalı tarafın kiralanan sözleşmeye ve kullanım amacına uygun şekilde kullanma yükümlülüğüne aykırı davranarak aracı olağan kullanım sınırlarını aşan yoğun ve zorlayıcı bir şekilde kullandığını, bu kullanımın hemen akabinde araçta ağır motor arızasının meydan geldiğini, davalı tarafın kendi kusurlu kullanımının sonuçlarını üstlenmek yerine aracı müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında eksik ve niteliksiz şekilde tamir ettirildiğini, akabinde gerçeğe aykırı ayıp iddiaları ileri sürerek sözleşmeyi haksız şekilde feshettiğini, davalı tarafın hukuka aykırı davranışı neticesinde kiralanan araç ciddi teknik ve fiziki zarara uğradığını, aracın yeniden çalışır hale getirilebilmesi için müvekkili araçtan elde edeceği ticari gelirden mahrum kaldığını, sözleşmenin haksız şekilde feshedilmesi sebebiyle sözleşmeden doğacak hak ve alacakları ihlal olduğunu, bu durumun müvekkilini ciddi zararlara uğrattığını, bu nedenle davanın kabulünü, taraflar arasında akdedilen araç kiralama sözleşmesinin davalı tarafça sözleşmeye aykırı kullanım ve mesnetsiz ayıp iddiaları ileri sürülmek suretiyle haksız şekilde feshedildiğinin tespitini ve müvekkilinin sözleşmenin haksız feshinden doğan 206.720,00 TL cayma bedeli alacağının şimdilik 20.000,00-TL kısmının müvekkile fesih ihtarının tebliğ edildiği 16/06/2025 tarihli temerrütten itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsilini, aracın davalı tarafın kusurlu kullanımı sonucu meydana gelen ağır arıza nedeniyle uzun süre kullanılamaması sebebiyle müvekkilin uğramış olduğu 145.360,00 TL tutarında işten kalma alacağının şimdilik 20.000,00 TL kısmının müvekkilinin fesih ihtarının tebliğ edildiği 16/06/2025 tarihli temerrütten itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsilini, araçta meydana gelen değer kaybı bakımından şimdilik 100,00 TL olarak HMK M.107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak kabulüne ve yapılacak bilirkişi marifetiyle belirlenecek gerçek zarar miktarının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, bunun yanında aracın tamiri için yapılan masraf alacağının şimdilik 5.000,00 TL’lik kısmının kısmi dava olarak sonradan artırılma hakkımızı saklı tutarak dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, aracın mevcut durumunun ve meydana gelen hasarların belirlenebilmesi amacıyla yapılan yerinde inceleme ve tespit işlemleri kapsamında müvekkili tarafından karşılanan masraf alacağının şimdilik 5.000,00-TL kısmının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, sulh hukuk mahkemesi görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; dava dilekçesinin müvekkile tebliğ edilmediğini, uyuşmazlığın ticari işletme faaliyeti kapsamında doğduğunu, davanın salt kira alacağına dayalı olarak ikame edilmediğini, sözleşmede ticaret mahkemelerinin yetkili kılınması uyuşmazlığın ticari niteliğini desteklediğini, mahkemenin görevsizlik kararı vermesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Dava, "taşınır kira sözleşmesinden kaynaklı tazminat" istemine ilişkindir.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 4/1-a maddesine göre; kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda "Sulh Hukuk Mahkemesi" görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır.
Somut olayda; davacı ile davalı arasında araç kira sözleşmesi yapıldığı, sözleşmenin haksız feshinden kaynaklı cayma bedeli, araçta değer kaybı, hasar ve kar mahrumiyetten kaynaklı tazminat istemiyle davanın açıldığı, davacının kira ilişkisine dayandığı, taraflar arasında temel uyuşmazlık araç kiralama sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 4/1-a maddesi uyarınca, dava değerine bakılmaksızın davaya bakma görevi Sulh Hukuk Mahkemesi'ne ait olduğundan görevsizlik kararı verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, davalının istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesinin kararında esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de hatalı bir sonuca varılmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İlk derece mahkemesinin kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar harcının peşin olarak alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalının istinaf başvurusu için yaptığı giderlerin üzerinde bırakılmasına, harcanmayan istinaf gider avansının iadesine,
4-Karar tebliği, harç takibi ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 362/1-b maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 18/09/2026