Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1849 E. 2026/1839 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1849
- Karar No
- 2026/1839
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1849
KARAR NO : 2026/1839
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/06/2026
NUMARASI : 2026/2107 D.İş - 2026/2162 Karar
TALEP: İhtiyati Hacze itiraz
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/10/2026
Taraflar arasında görülen D.İş neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati hacze itiraz eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
TALEP: İhtiyati Hacze İtiraz eden ... vekili dilekçesinde özetle; müvekkilinin tacir olmadığını, bu kapsamda ticari davanın söz konusu olamayacağını, müvekkilinin ihtiyati hacze konu edilen borcu bulunmadığını, kefalete ilişkisin dayandırıldığını, kefalet sözleşmesi hükümlerinin TTK'de değil TBK'de düzenlendiğini, bu nedenle görev itirazlarının bulunduğunu, takibe dayanak gösterilen sözleşme, ... A.Ş.'nin "..., ... Cad. No:... İstanbul" adresinde bulunan Kadıköy şubesi ile akdedildiğini, yetkili mahkeme İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğundan yetkisizlik nedeniyle de ihtiyati haczin kaldırılmasını, ... A.Ş. tarafından ihtiyati haciz talep edilmeden önce İstanbul Banka Alacakları İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasında takip başlatıldığını, müvekkilinin iddia edilen şekilde bir borcu bulunmadığından takibe de itiraz edildiğini, iddia edilen alacağın %20'si tutarında teminat verilmesine hükmedilmişse de, bu teminatın yeterli olmadığını, müvekkilinin en az ihtiyati haciz tutarı kadar zarara uğradığını, müvekkilinin hacze konu edilen borcu bulunmadığını, hukuki dayanağı olmadığı ve yasal koşulları oluşmadığı halde ihtiyati haciz kararı verildiğini, müvekkilinin kredi sözleşmesi borçlusu olan şirketle hiçbir ilişiğinin bulunmadığını savunarak itirazlarının kabulü ile müvekkili aleyhine verilen ihtiyati haczin kararının kaldırılmasını, aksi halde teminatın en az iddia edilen alacak tutarında olmak üzere artırılmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA :İhtiyati haciz talep eden vekili cevap dilekçesinde özetle; TTK madde 4/1 uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerden doğan hukuk davaları mutlak ticari dava sayılacağını, TTK madde 7/1 hükmü gereğince, iki veya daha fazla kişi ticari nitelikte bir iş dolayısıyla birlikte borç altına girerse, kanunda veya sözleşmede aksi belirtilmedikçe müteselsilen sorumlu olduklarını, TTK m.7/2’ye göre ticari borçlara kefalet halinde, hem asıl borçlu ile kefil, hem de kefiller arasındaki ilişkilerde bu teselsül karinesi geçerli olduğunu, bu karineye göre, müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzalayan kişi tacir olmasa bile, tacirler arasındaki yetki sözleşmesi kefil yönünden de bağlayıcı olduğunu, davalı-borçlu, "müşterek borçlu ve müteselsil kefil" sıfatıyla imzaladığı genel kredi sözleşmesi ile ödeme şartının yerine getirilmemesi, borcun muaccel olması ve borçludan gerekli yasal tahsilatın sağlanamaması halinde "borçlu" sıfatını haiz olacağını kabul etmiştir. ihtiyati haciz kararı usul ve yasaya uygun olmakla beraber ihtiyati haciz kararına ancak kanunda sayılı sebeplerle itiraz edilebileceğinden itirazın reddi gerektiğini savunarak yargılama giderleri ve vekalet ücretinin itiraz eden tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu ek kararı veren ilk derece Mahkemesi tarafından ihtiyati hacze itiraz hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, "...her ne kadar itiraz eden tarafından bankanın Kredi sözleşmesine istinaden görev ve yetki itirazın da bulunulduğu ve kefalet şartlarının usulüne uygun olmadığını ileri sürülerek ihtiyati hacze itiraz edilmiş ise de Bölge Adliye Mahkemesi' nin yerleşik kararlarında da benimsendiği üzere ihtiyati hacze konu alacağın kesin olarak ispatı gerekmeyip, yaklaşık ispatın yeterli olduğu, ihtiyati haciz talep eden tarafından hesap kat ihtarının ve genel kredi sözleşmesinin ibraz edildiği, ihtarnamede kat edilen alacak miktarıyla sınırlı olarak ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmiş olup; dosya mevcuduna göre talep dilekçesi ekinde sunulan belgelerin alacağın varlığı hususunda kanaat uyandırıcı ve yaklaşık ispata yarar nitelikte olduğu, sözleşmenin 45/1. Maddesi gereğince yetki şartının düzenlendiği, teminatın ise delil durumuna uygun şekilde %20 olarak takdir edildiği anlaşıldığından itiraz edenin itiraz sebepleriyle sınırlı olarak yapılan yargılama neticesinde ihtiyati hacze itirazın reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İhtiyati hacze itiraz eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin tacir olmadığını, bu nedenle nispi ticari davanın söz konusu olmadığını, ayrıca, her ne kadar müvekkilinin ihtiyati hacze konu edilen borcu bulunmasa da, talebin kefalet ilişkisine dayandırıldığını, kefalet sözleşmesi hükümlerinin TTK'de değil TBK'de düzenlendiğini, takibe dayanak gösterilen sözleşmenin, ... A.Ş.'nin "..., ... Cad. No: .../İstanbul" adresinde bulunan Kadıköy şubesi ile akdedildiğini, bu nedenlerle, sair itirazları saklı kalmak kaydıyla, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, kefalet sözleşmesi hükümlerinin TTK'de değil TBK'de düzenlenmesi nedeniyle tacir olmayan müvekkiline karşı açılan davada asliye hukuk mahkemeleri görevli olacağından görev itirazında bulunduklarını, ... A.Ş. tarafından ihtiyati haciz talep edilmeden önce İstanbul Banka Alacakları İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasında takip başlatıldığını, bu takibe itiraz edildiğini, itirazlarına karşı itirazın iptali gibi yasal yollara başvurulması mümkün iken, ihtiyati haciz kararı alınarak müvekkilinin sorumlu olmadığı bir borcu ödemeye zorlanması mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, ayrıca her ne kadar iddia edilen alacağın %20'si tutarında teminat verilmesine hükmedilmişse de, bu teminatın yeterli olmayacağı, müvekkilinin en az ihtiyati haciz tutarı kadar zarara uğramış olacağının açık olduğunu, hukuki dayanağı olmadığı ve yasal koşulları oluşmadığı halde ihtiyati haciz kararı verildiğini, mahkeme tarafından ihtiyati haciz kararının verilebilmesi için en azından yaklaşık ispat kurallarına göre müvekkilinin kefil sıfatıyla sorumlu olduğuna kanaat getirmiş olması gerektiğini, müvekkilinin sorumlu olmadığı gibi, söz konusu kredi borcun müvekkili ile ilişkilendirilemeyeceğini, istinaf başvurularının kabulü ile talepleri doğrultusunda karar verilerek; İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/2107 D. İş numaralı dosyasında verilen 2026/2162 Karar sayılı 04.06.2026 tarihli ihtiyati haciz kararı ile ihtiyati haciz kararına karşı itirazlarının reddine ilişkin 23.06.2026 tarihli ek kararının kaldırılmasına, aksi halde teminatın en az iddia edilen alacak tutarında olmak üzere artırılmasına ve her halde vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Talep, genel kredi sözleşmesi ve kefalet sözleşmesine dayalı olarak verilen ihtiyati haczin itirazen kaldırılması istemidir.
İlk derece mahkemesince 04.06.2026 tarihli kararı ile İİK'nun 257 ve devamı maddeleri gereğince ihtiyati haciz isteminin kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı yapılan itiraz üzerine mahkemece duruşma açılarak 23.06.2026 tarihli ek karar ile ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmiş olup, ek karara karşı ihtiyati hacze itiraz eden vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ihtiyati hacze konu alacakların ihtiyati hacze itiraz edenin kefil olduğu sözleşmeden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve ihtiyati haczin şartlarının bulunup bulunmadığı noktasındadır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K).
Kredi borçlusu şirket ile ihtiyati haciz isteyen banka arasında imzalanan aleyhine ihtiyati haciz istenenin kefil olarak imzasının bulunduğu genel kredi sözleşmesinde, uyuşmazlıkların çözümünde İstanbul mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olduğunun düzenlenmiştir. Genel kredi sözleşmesi tacirler arasında düzenlenmiş ticari nitelikte bir sözleşme olduğundan HMK'nun 17. maddesi uyarınca bu sözleşmedeki yetki şartı geçerlidir. Kefaletin fer'iliği ilkesi ve 6102 sayılı TTK'nın 7. maddesindeki ticari teselsül karinesi uyarınca genel kredi sözleşmesindeki yetki şartı sözleşmenin müteselsil kefili olan karşı tarafı da bağlar(Yargıtay 19. HD'nin 23.06.2020 Tarih ve 2019/2410 E. - 2020/1183 K. Sayılı kararı). Bu nedenle ihtiyati haciz kararı veren mahkeme yetkilidir. Talebe konu kredi ticari kredi olduğundan eldeki istem TTK'nın 4/1-f maddesi uyarınca ticari dava niteliğinde olup TTK'nın 5. Maddesi uyarınca ticaret mahkemesi görevlidir.
Karşı taraf/davalı banka ile ...A.Ş. Arasında 01/08/2023 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalanmış ve bu sözleşmeye ihtiyati hacze itiraz eden ... ile birlikte müteselsil kefil olmuştur. Daha sonra banka ile adı geçen şirket arasında 20.05.2024 tarihli genel kredi sözleşmeleri imzalanmıştır. Ancak bu sözleşmelere ihtiyati hacze itiraz eden ...'in kefaleti bulunmamaktadır.
İhtiyati hacze itiraz edenin kefalet imzasını taşıyan 01.08.2023 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan borcun bir noktada ödenmiş olması kefilin, kefalet sorumluluğunu; daha sonra aynı sözleşmeye dayalı olarak kullandırılan krediler yönünden sona erdirmez ise de, banka tarafından yeni bir sözleşme düzenlenerek kredi kullandırılması halinde ise, şayet yeni sözleşmede ilk sözlemeye kefalet eden kefilin imzası bulunmaz ve ilk sözleşmede yeni imzalanan sözleşmeye atıfta bulunulmaması halinde, bu yeni kullandırılan krediden dolayı borcu ödenerek kapatılan ilk sözleşmeye kefalet edenin sorumluluğundan söz edilemez.
Somut olayda, dosyada sunulu genel kredi sözleşmeleri ve hesap kat ihtarı, talebe konu kredi alacağının ihtiyati hacze itiraz eden ...'in kefili olduğu genel kredi sözleşmelerinden kaynaklandığını veya bu sözleşmelerde, 20.05.2024 tarihli genel kredi sözleşmesine atıfta bulunulduğunu yaklaşık ispata elverişli değildir. Bu halde talep edilen ihtiyati haczin koşulları oluşmamış olup, ilk derece mahkemesince ihtiyati hacze itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken, itirazın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince ihtiyati hacze itiraz sebepleri bulunmadığından bahisle itirazın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle ihtiyati hacze itiraz eden vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
İhtiyati hacze itiraz eden vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; İstinaf incelemesine konu ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
1-İhtiyati hacze vaki itirazın KABULÜ ile, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/06/2026 Tarih, 2026/2107 D.İş - 2026/2162 Karar sayılı kararı ile verilen ihtiyati haczin tüm neticeleri ile birlikte KALDIRILMASINA,
2-İhtiyati hacze itiraz eden tarafından itiraz aşamasında yapılan masraf bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
3-İhtiyati hacze itiraz eden kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Uyarınca 12.500,00 TL vekalet ücretinin ihtiyati haciz talep edenden alınarak, ihtiyati hacze itiraz edene verilmesine;
4-İhtiyati hacze itiraz eden vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
5-İhtiyati hacze itiraz eden tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 2.002,00 TL, posta gideri 345,00 TL olmak üzere toplam 2.347,00 TL'nin ihtiyati haciz talep edenden alınarak ihtiyati hacze itiraz edene verilmesine,
6-İstinaf aşamasına ilişkin olarak ihtiyati haciz talep eden tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 362(1)-f maddesi ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca oy birliği kesin olarak ile karar verildi. 15/10/2026