Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2816 E. 2026/2873 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/2816
- Karar No
- 2026/2873
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2026/2816
KARAR NO:2026/2873
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ:24/09/2026
NUMARASI:2026/1725 E
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit
KARAR TARİHİ:22/10/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davalı dağıtım şirketinin, müvekkilinin Beylikdüzü ...'deki tesisatına ait sayacı 30.07.2026 tarihinde "..." olduğu gerekçesiyle söktüğünü; ertesi sabah kendi tahakkuk birimindeki laboratuvarda, doğruluk testi yapmaksızın ve müvekkilinin katılımı olmaksızın "..." bulgusu ürettiğini; aynı gün öğleden sonra, kullanım yeri dışında bir kaçak tutanağı düzenlediğini ve bu tutanağı müvekkiline ancak bir ay sonra tebliğ etttiğini, bu arada önce 2.843.281,80 TL, sekiz gün sonra 2.591.022,56 TL bedelli iki kaçak faturası düzenlediğini, ilkini kendisi "sehven" düzenlendiği gerekçesiyle iptal ettiğini; itirazları cevaplanmadan 20.08.2026'da elektriği kestiğini, elektriğin, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24.08.2026 tarihli ihtiyati tedbir kararıyla yeniden bağlandığını,davalının 01.09.2026 tarihinde sunduğu belgelerin iddiayı ispatlamak bir yana çürüttüğünü, sayacın kendi hafıza kayıtlarının, iddia edilen dönemde tüketimin düşmediğini, tesisin en yüksek güç çekişinin 66 kW'ı geçmediğini ve hiçbir müdahale alarmı bulunmadığını gösterdiğini, davalının 60 gün için hesapladığı 211.999 kWh, tesisin 24 saat kesintisiz olarak yaklaşık 147 kW çekmesini gerektirdiğini, davalının tedbir dosyasına sunduğu kendi hesap bülteninin, bu rakamın "60 gün × 333,333 kW × 0,6 × 21 saat" formülüyle, yani tutanakta dahi yazılı olmayan varsayımsal bir kurulu güçle üretildiğini; iç yazışmaların ise aynı adresteki dört tesisata aynı gün, aynı gerekçeyle tutanak tutulduğunu ve ilk faturaların "sehven" düzenlendiğini ortaya koyduğunu, usulüne uygun tek bir tespit belgesine dahi dayanmayan, hesabı denetlenemeyen ve davalının kendi belgeleriyle çelişen bu tahakkuk nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini; davalının 08.09.2026 tarihli icra bildirimi karşısında, mevcut teminat esas alınarak icra takibinin de tedbiren durdurulmasını talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi tarafından; "Somut olayda tedbir talep eden dava açmadan önce elektriğin kesilmemesi ve kesilen elektriğin yeniden verilmesi için tedbir talep etmiş, talebi İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/530 D.İş dosyasında kabul edilerek uygulanmıştır. Eldeki davada dosyaya sunulan bilgi ve belgeler kapsamında, davacının menfi tespit iddiası, davalının icra tehdidi ve sunulan uzman mütalaası gözetilerek İİK md. 72/2 uyarınca davacının yaklaşık ispatı sağladığı ve şartların oluştuğu kanaatiyle tedbir talebinin kabulüne karar verilmiştir. " gerekçeleriyle
1-Elektiriğin kesilmeme yönünde İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/530 D.İş dosyasında verilen tedbir kararının yatırılan teminat ile devamına,
2- Dava konusu faturanın icra edilmemesi yönündeki tedbir talebinin; tedbire konu fatura borcu olan 2.591.022,56.-TL'nin %50'si olan 1.295.511,28.-TL teminatın davacı tarafça nakit veya kesin ve süresiz banka teminatı olarak (teminat mektubu sunulacak ise, mahkeme adı, dosya numarası, tüm tarafların isim ve unvanlarını, vergi kimlik numaralarını içerir) yatırılması kaydıyla, İİK 72/2 uyarınca kabulü ile; davalı tarafından davalı aleyhine düzenlenen ... sayılı, 2.591.022,56 TL bedelli 12/08/2026 tarihli faturanın icra takibine konu edilmemesine, başlamış takibin durdurulmasına, karar verilmiştir.Karara karşı, davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davalı vekil istinaf başvurusunda özet olarak; ihtiyati tedbir şartlarının ve yaklaşık ispatın gerçekleşmediğini,teminatın düşük belirlendiğini,tedbirin kamu zararının önüne geçtiğini,tedbirin sonuçlarının mahkemece değerlendirilmediğini,davalının anayasal haklarının ihlal edildiğini, vekalet ücreti takdirinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Dava, kaçak tahakkukuna dayalı menfi tespit ve elektriğin kesilmemesi yönünden ihtiyati tedbir talebine ilişkindir.İstinafa gelen uyuşmazlık ihtiyati tedbir koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/530 D.İş sayılı kararıyla "Talep edenin iş yerinde ihtiyaçları için elektriğin olmazsa olmaz koşul olması, davalının elektrik dağıtım faaliyetinin tekel niteliği, idarenin yönetmelik gereği elektrik kesintisi yapma şartlarının oluşup oluşmadığının ancak yargılama sonucu tüm delillerin toplanmasından sonra belirlenecek olması, elektriğin kesilmesi halinde davacı aleyhine telafisi güç ciddi bir zararın doğacağı olasılığının bulunduğu ve yaklaşık ispat şartının gerçekleştiği kanaatiyle HMK 389. Md.sinde düzenlenen yasal şartlar oluşmakla elektik kesinti yapılmaması yönünden ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. " gerekçesiyle
1-Talep edenin ihtiyati tedbir talebinin KABULÜNE,Dosyadaki delillerle mevcut durumuna göre ... Hesap Numaralı Aboneliğe Ait, 12.08.2026 Tarihli, ... Seri Numaralı ve 2.591.022,56 TL bedelli kaçak elektrik faturasının %20'si oranında 518.204,51 TL teminat yatırıldığında, ... Hesap Numaralı "Beylikdüzü ... Beylikdüzü / İstanbul" adresinde bulunan iş yerine 6100 Sayılı Kanunun 389. Madde uyarınca anılan fatura bakımından tedbiren elektrik kesintisi uygulamamasına, elektrik kesintisi uygulanmış ise kesintiye son verilmesine,
2- İhtiyati tedbir isteyen tedbirde haksız çıktığı takdirde karşı taraf ve üçüncü şahısların bu yüzden uğrayacakları bütün zararları karşılamak üzere teminat olarak takdir edilen 518.204,51 TL nakit mahkeme veznesine yatırıldığında veya bu meblağı karşılayan kesin ve süresiz banka teminat mektubu sunulduğunda kararın yerine getirilmesi için elektrik kesintisini uygulayan kuruma yazı yazılmasına, karar verildiği görülmektedir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar."Özel hukuk tüzel kişisi olan şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır.Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları da aynı yöndedir.). HMK 389 ve devamı maddelerine göre “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir".Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yedi- emine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir.İİK'nun Menfi Tesbit ve istirdat davaları başlıklı 72.maddesinde:"Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir.İİK 72. Madde menfi tespit davalarında ihtiyati tedbir ile ilgili özel düzenleme olup davanın takipten önce veya sonra açılması, verilecek tedbirin şekli yönünden değişikliğe yol açmaktadır.Dosya kapsamından, işin niteliği gereği elektriğin davacının işletmesi için olmazsa olmaz koşulu gözetildiğinde kesintinin,talep edenin ticari işletme faaliyetinin durmasına sebep olacağı, bu haliyle davacının ağır ekonomik kayıplara uğrayacağı, tarafların karşılıklı menfaatleri esas alındığında yargılama süresince çekişme konusu elektriğin kesilmesinin talep eden aleyhine ağır zararlar doğuracağı, davanın sonuna kadar, en azından dava konusu miktarla sınırlı davacının işletmesinde elektrik kesintisinin önüne geçmek gerektiği, bunun yanı sıra alacağın miktarına göre elektrik şirketinin de ihtiyati tedbir isteminde hukuki yararı bulunduğu anlaşılmaktadır. Zira talep edenin mal varlığında gelebilecek bir değişim nedeni ile ilerde belirlenecek alacaklı şirket zararının elde edilmesi zorlaşabileceği gibi tamamen imkansız hale de gelebilecektir.Şu halde, mahkemesince çekişmeli faturalarla sınırlı olarak yazılı şekilde karar verilmesi karar verilmesi ve A.A.Ü.T hükümlerine göre vekalet ücreti takdiri isabetli bulunmuştur.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, aleyhine ihtiyati tedbir talep edilenin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Davalıdan alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.22/10/2026