Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2618 E. 2026/2739 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/2618
Karar No
2026/2739
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO:2026/2618

KARAR NO:2026/2739

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 30. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:06/08/2026

NUMARASI:2026/1645 E

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali

KARAR TARİHİ:13/10/2026

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili ... çalışanlarınca davalının kulla- nımında olan mahalde yapılan denetimler sonucu kaçak elektrik kullanımı yapıldığı tespit edilmekle borçlu hakkında kaçak elektrik tespit tutanağı düzenlendiğini, bu tutanak gereğince tahakkuk olunan faturalar ödenmediğinden İstanbul 20. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası üzerinden icra takibine girişildiğini, borçlunun haksız itirazı nedeniyle takibin durduğunu beyanla; öncelikle; İİK m. 257 gereği davalı/borçlunun taşınır, taşınmaz malları ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının temi- natsız ya da mahkemece uygun görülecek teminat karşılığında İHTİYATEN HACZİNE, yargılama sonunda, davalının İstanbul 20. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına , davalının asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra-inkâr tazminatı ile mahkumiyetine,yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde: davaya konu iki adet faturalar yönünden ceza dos- yasında bilirkişi incelemesi yapıldığını ve zararın 484.437,63 tl olarak belirlendiğini, bu zararın davacı kuruma ödendiğini ve borcun sona erdiğini, davacının ödeme yapılmamış gibi hareket ettiğini, tahsil ettiği bedeli gizlediğini, kötü niyetli olarak mükerrer talepte bulunduğunu, takibin haksız ve dayanaksız olduğunu beyanla davanın reddini, davacının alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ile mahkumiyetini istemiştir.İlk Derece Mahkemesi'nce 06.08.2026 tarihinde; "mevcut bilgi ve belgelere göre yaklaşık ispat ölçüsünün gerçekleşmediği" gerekçesi ile "İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN REDDİNE" karar verilmiştir.

İstinaf Başvurusu:Ara karar davacı tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde: davalı borçlu tarafından icra takibinden sonra "kısmi ödeme" yapılmış olup, bu durumun borcun kabulü anlamına geldiğini, yaklaşık ispat ölçüsünün fazla- sıyla karşılandığını, Yargıtay'ın uyuşmazlığın giderilmesi kararı kapsamında, kaçak elektrik fatura- larına dayalı alacaklarda ihtiyati haciz kararı verilebileceğini ,müvekkili şirketin alacağının muaccel olduğunu ve rehinle temin edilmediğini, vadesi gelmiş alacaklar için borçlunun mal kaçırma kastının ayrıca ve kesin olarak ispatlanmasına gerek bulunmayıp yalnızca alacağın varlığının yeterli olduğunu beyanla ara kararın kaldırılmasını istemiştir.İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Davacı ... kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan alacağının tahsili talebiyle borçlu aleyhine icra takibine girişmiş, borçlunun takibe itirazı üzerine takip durduğundan itirazın iptali talebiyle eldeki davayı açmıştır.Davacı vekili, dava dilekçesinde alacağı güvence altına almak amacıyla ihtiyati haciz talep etmiştir.Mahkemece ihtiyati haciz talebi reddedilmiş ve bu karar istinafa getirilmiş olmakla, istinaf konusu kararın niteliğine göre,bu aşamada uyuşmazlık ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluş- madığı ve yaklaşık ispatın sağlanıp sağlanmadığı noktasındadır.2004 sayılı Kanun’un “İhtiyati Haciz Şartları” kenar başlıklı 257.maddesi şöyledir:"Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:

1.Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;

2.Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya ken- disi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa;Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”,Aynı Kanun’un “İhtiyati Haciz Kararı” kenar başlıklı 258. maddesi;“İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur.Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. İhtiyati haciz talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı istinaf yolu- na başvurulabilir. Yüzüne karşı aleyhinde ihtiyati haciz kararı verilen taraf da istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruları öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” hükmünü içermektedir.6100 sayılı Kanun’un “İhtiyati Tedbir Talebi” kenar başlıklı 390. maddesinin (3) numaralı fıkrası; “Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.” hükmünü içermektedir. Anılan maddenin gerekçesinin yaklaşık ispata ilişkin bölümü ise şöyledir; “...Geçici hukukî koruma yargılamasını, asıl hukukî korumadan ayıran diğer bir özellik ispat ölçüsü bakımın- dadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal bir yargılamada) yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hâkim, mevcut ispat ve delil kuralları çer- çevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Örneğin, bir alacak davasında taraflardan biri bir sözleşmenin varlığına dayanıyorsa, hâkim bu sözleşmenin varlığı konusunda (mevcut ispat yükü ve delil kuralları çerçevesinde) tam bir kanaate sahip olmalıdır. Yani, zayıf veya kuvvetli bir ihtimal, karar vermek için yeterli değildir. Sözleşmenin varlığı konusunda tam kanaat uyanmazsa, o zaman, ispat yükü kendine düşen tarafın aleyhine bir karar verilmesi gerekir. Ancak, kanun koyucu, bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hâkime, bu durumu belirterek, ispat ölçüsünü düşürme imkânı ver- miştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön, karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır.Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin müm- kün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.Bu sebepledir ki, genelde geçici hukukî korumalara özelde ihtiyatî tedbire ve ihtiyatî hacze karar verilirken, haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulu- nandan teminat alınması öngörülmüştür.Geçici hukukî korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle, yaklaşık ispat yeterli görülmüştür. Bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak, doktrinde kabul gören ifade Tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar.Özel hukuk tüzel kişisi olan talep eden şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tara- fından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları da aynı yöndedir.). Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı ilamında gerekçeleri belirtilmek suretiyle kaçak elektrik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı, kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas ol- duğu, ispat yükünün kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden şirkete ait olduğu, kaçak elektrik kullanımının çeşitli yöntemlerle yapılabilmesi nedeniyle tespit işlemleri için farklı usuller ve buna bağlı olarak yapılacak çeşitli işlemler öngörüldüğünden her uyuş- mazlıkta somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, kaçak elektrik kullandığı tespiti üzerine ilgili mevzuat uyarınca tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle yapılan ihtiyati haciz başvurularında; somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden,alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğini belirtmiştir.Yukarıda belirtilmiş olduğu üzere, haksız fiile dayalı davalarda alacağın haksız fiil tari- hinde muaccel olacağından, koşulların bulunması halinde "ölçülülük ilkesi" de nazara alınarak talep edilen alacağın tamamı üzerine olmasa da, bir miktar alacak için ihtiyati haciz kararı verilebileceği tartışmasızdır.Dosya kapsamından;

1-... çalışanları tarafından "... Beşiktaş İstanbul" adresinde lokanta olarak faaliyet gösteren mahalde 28.07.2022 tarihinde yapılan kontroller sonucu , EPTHY' nin 42/1-b md gereğince harici hat ile kaçak elektrik kullanıldığı gerekçesi ile davalı adına ... seri numaralı kaçak elektrik tespit tutanağı tanzim edildiği, bilahare bu tutanak gereğince 08.08.2022 son ödeme tarihli 519.503,41 TL ve 111.612,24 TL bedelli kaçak tüketim ve ek tüketim faturası tahakkuk edildiği, fatura son ödeme tarihinde ödenmediğinden 631.115,65 fatura bedeline 15.251,97 TL gecikme faizi (zammı) ve 2.745,35 KDV eklenerek toplam 649.112,97 TL alacağın tahsili talebi ile İstanbul 20. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası üzerinden ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun İcra Müdürlüğü'ne sunduğu dilekçesinde " alacaklı olduğunu iddia edene borcunun bulunmadığı " gerekçesi ile borca, faize vs fer'ilerine itirazda bulunması üzerine takibin durduğu, davalının dava konusu mahal ile ilgili abonelik kaydının bulunduğu ve fiili kullanıcı olduğu hususunda bir uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmaktadır.Dava konusu olay ile ilgili olarak ,davalı hakkında başlatılan ceza soruşturmasında alınan bilirkişi raporu ile zarar 484.437,63 TL olarak tespit edilmiş ve bu miktar davacı tarafından mobil bankacılık vasıtası ile 17.05.2024 tarihinde (takipten sonra) davacı ...'ın hesabına ödenmiştir.

Mevcut delil durumuna göre 631.115,65 TL -484.437,63 TL = 146.678,02 TL asıl alacak yönünden yaklaşık ispat sağlanmış ve İİK'da belirtilen diğer ihtiyati haciz koşulları oluşmuş olmakla aksi yöndeki mahkeme ara kararı yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda maddi vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında usul ve yasaya aykırılık tespit edilmekle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, tespit edilen eksiklik yargılama gerektirmediğinden HMK 353/1-b-2 md gereğince, esasa ilişkin olarak yeniden aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf talebinin kabulüyle HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince karar kaldırılarak yeniden esas hakkında;

1- Davacının ihtiyati haciz talebinin kabulüne, borçlunun dava konusu 519.503,41TL ve 111.612,24 TL bedelli faturalardan kaynaklanan 146.678,02 TL tutarındaki (asıl) alacağı karşılamaya yeter miktardaki menkul ve gayrimenkul malları ile 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine,

2-146.678,02 TL asıl alacağın %15 oranında (28.182,20TL) takdir olunan teminatın ilk derece mahkemesince tahsiline,Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf edene isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 13/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/2618, K. 2026/2739, T. 13.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-2618-e-2026-2739-k-a272ae698788