Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1936 E. 2026/1861 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1936
- Karar No
- 2026/1861
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/1936 Esas
KARAR NO:2026/1861 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI:2026/1344 D.İş Esas - 2026/1334 Karar
TARİHİ:16/06/2026 (Ek Karar Tarihi )
TALEP:İhtiyati Haciz (Finans)
KARAR TARİHİ:26/10/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:Talep eden vekili talep dilekçesi ile; Borçlular ile müvekkili Banka arasında Genel Kredi Sözleşmeleri ile müteselsil kefalet sözleşmeleri imzalandığını, sözleşmeler kapsamında Borçlular lehine krediler kullandırıldığını, sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülüklerin borçlular tarafından yerine getirilmemesi üzerine Zeytinburnu ... Noterliğinin 26.03.2026 Tarih ve ... yevmiye nolu hesap kat ihtarnamesi ile kredi hesaplarının kat edildiğini, verilen sürede borcun ödenmediği ileri sürülerek 1.211.397,19-USD (54.095.668,36-TL.) (06/04/2026 tarihli TCMB efektif satış kuru üzerinden: 1 dolar=44.6556 tl) ile 303.515,10-TL. alacağın güvence altına alınması için ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi 07/04/2026 tarih ve 2026/1344 D.İş Esas - 2026/1334 Karar sayılı D.İş kararı ile;"...1-İhtiyati haciz talebinin kısmen kabulü - kısmen reddi ile, 51.568.039,93-TL için alacağın yetecek miktarda borçlunun kendisinde veya üçüncü şahısta olan taşınır, taşınmaz malları ve alacakları ile diğer haklarının borca yetecek miktarda ihtiyaten haczine," karar verilmiş ve karara karşı ihtiyati hacze borçlulardan ... ... vekili tarafından itiraz edilmiştir.İhtiyati hacze itiraz eden ... ... vekili itiraz dilekçesinde özetle; Müvekkili yönünden ihtiyati hacze dayanak yapılan kefalet sözleşmesinin, kanuni geçerlilik şartlarını taşımadığından hükümsüz olduğunu, kefalet sözleşmesinin Türk Lirası üzerinden ve sınırlı bir tutarla kurulmuş olduğunu, alacağın döviz (usd) cinsinden talep edilmesi kefaletin kapsamını hukuka aykırı şekilde genişlettiğini rehinle ve taşınmaz ipoteği ile temin edilmiş alacakta, rehin ve ipoteğin paraya çevrilmeden kefile başvurulması mümkün olmadığından, müvekkili yönünden ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığını, TBK m. 592 uyarınca alacaklı, ihtiyati haczin, amacını aşacak şekilde borca fazlasıyla yetecek malvarlığına uygulanmış olduğunu, borçlu ve kefillerin kaçma şüphesinin bulunmadığının da açıkça ortaya konulduğundan bahisle, itirazın kabulüne, müvekkili yönünden usul ve esas bakımından hukuka aykırı olan ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını, mahkeme aksi kanaatte ise rehinle ve taşınmaz ipoteği ile karşılanan kısım yönünden haczin daraltılmasını, rehin sözleşmeleri ile rehinli hesap kayıt ve bakiyeler ve yine kredi karşılığında ipotek tesisi edilen taşınmaz bilgilerinin ilgili bankadan celbini, TBK m. 590 uyarınca rehin ve ipoteklerin paraya çevrilinceye kadar müvekkile yönelen takip ve muhafaza baskısının kaldırılmasını, oluşan zararların tazmini için yatırılan teminatın muhavaza edilerek, dava açmak için süre verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 16//06/2026 tarih ve 2026/1344 D.İş Esas - 2026/1334 Karar sayılı ek kararı ile;"....İtiraz eden vekilince ileri sürülen itiraz sebeplerinin esas yargılamanın konusunu oluşturduğu ve İİK'nın 265.maddesindeki sebeplerden herhangi birini teşkil etmediği anlaşılmış ve ihtiyati hacze itiraz edenin itirazının reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile,"1-İhtiyati hacze itirazın reddine," karar verilmiş ve karara ihtiyati hacze itiraz eden ... ... vekili vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İhtiyati hacze itiraz eden ... ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, mahkemece itirazlarının incelenmediğini, hukuki dayanaklarının tartışılmadığını, ileri sürülen itirazların ret nedenlerinin somut ve denetlenebilir biçimde ortaya konulmadığını, bu itibarla yerel mahkeme ek kararının gerekçe yönünden hukuka aykırı olduğunu ve kaldırılması gerektiğini, Yerel mahkemece İİK'nın 265. maddesi hükümlerinin hatalı yorumlandığını ve uygulandığını, ihtiyati haciz kararına karşı borçlu tarafından; alacağın mevcut olmadığı, muaccel hale gelmediği, ihtiyati haciz koşullarının gerçekleşmediği, alacağın yeterli teminat altında bulunduğu veya borçlunun sorumluluğunu doğuran yasal ve sözleşmesel şartların oluşmadığı yönündeki itirazların ileri sürülmesinin mümkün olduğunu, anılan hüküm gereğince mahkemenin, bu itirazları ihtiyati hacze itiraz yargılaması kapsamında inceleyerek değerlendirmesinin zorunlu olduğunu, ancak mahkemenin bu itirazları hiçbir değerlendirmeye tabi tutmaksızın, bunların esas davada tartışılacağı gerekçesiyle incelemekten kaçındığını, İİK'nın 265. maddesinin hatalı yorumlanması ve uygulanması sonucunu doğurmuş olduğundan verilen kararın kaldırılması gerektiğini, Müvekkil yönünden ihtiyati hacze dayanak gösterilen kefalet sözleşmesinin kanuni geçerlilik şartlarını taşımadığından hükümsüz olduğunu, TBK'nın emredici hükümleri çerçevesinde öncelikle değerlendirilmesi gereken bir husus olduğunu, kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması, kefilin sorumlu olacağı azami tutarın ve kefalet tarihinin açıkça belirtilmesi, ayrıca müteselsil kefalet söz konusu ise bu sıfatın kefilin el yazısıyla yazılması şartlarına bağlı olduğunu, evli bir kişinin kefil olabilmesinin eşinin önceden veya en geç sözleşmenin kurulması anında verdiği yazılı rızanın bulunmasına bağlı olduğunu, bu şartların emredici nitelikteki geçerlilik koşulları olduğunu ve mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiğini, somut olayda müvekkilin kefalet tarihinde evli olduğunu, ancak dosya kapsamında eş rızasının alındığını gösteren herhangi bir yazılı belge bulunmadığını, ayrıca, TBK'nın 583. ve 584. maddelerinde öngörülen geçerlilik şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği ile kefaletin kapsamı ve azami sorumluluk limitine ilişkin itirazlarının da mahkemece hiçbir şekilde incelenmediğini, geçerliliği ciddi hukuki tereddütler barındıran ve kanuni geçerlilik şartlarını taşıdığı ortaya konulamayan bir kefalet sözleşmesine dayanılarak müvekkil hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesi ve itirazlarının bu yönleri değerlendirilmeksizin reddedilmesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, Rehin ve ipoteklerin varlığı araştırılmadan karar verilmiş olduğunu, müvekkil yönünden ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığını, TBK'nın 586. maddesi uyarınca, alacağın rehinle teminat altına alınmış olması hâlinde, kanunda öngörülen istisnalar dışında rehin paraya çevrilmeden kefile başvurulmasının mümkün olmadığını, somut olayda ise ihtiyati hacze dayanak alacağın, dosya kapsamında bulunan rehin sözleşmeleri ile kredi teminatı olarak tesis edilen taşınmaz ipotekleriyle güvence altına alındığının sabit olduğunu, buna rağmen rehinlerin ve ipoteklerin paraya çevrilmesine yönelik herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığı araştırılmadan ve alacağın mevcut teminat yapısı değerlendirilmeden müvekkil aleyhine ihtiyati haciz kararı verildiğini, bu durumun TBK'nın 586. maddesinde öngörülen başvuru sırasına aykırı olduğu gibi, müvekkil yönünden ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığını da gösterdiğini, nitekim taraflarınca rehin sözleşmelerinin, rehinli hesap kayıtlarının, ipotek bilgileri ile teminatların güncel değerlerinin bankadan celbi talep edilmiş olmasına rağmen mahkemece bu talepler hakkında herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadığını, rehin ve ipoteklerin kapsamı ile alacağı karşılayıp karşılamadığı belirlenmeden ihtiyati haczin devamına karar verilmesinin eksik incelemeye dayalı olduğunu, Kefalet sözleşmesinin kapsamı aşılarak döviz cinsinden alacak için ihtiyati haciz kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kefalet sözleşmesinin geçerli olduğu kabul edilse dahi, müvekkilin sorumluluğunun sözleşmede açıkça kararlaştırılan Türk Lirası cinsinden ve belirli azami tutarla sınırlı olduğunu, kefalet sözleşmelerinin dar yorumlanması gereken sözleşmeler olduğunu, kefilin sorumluluğunun sözleşmede açıkça üstlendiği sınırların ötesine genişletilemeyeceğini, buna rağmen alacağın Türk Lirası yerine USD cinsinden talep edilmesinin, kur farkı riskinin de müvekkile yüklenmesi sonucunu doğurduğunu ve kefaletin kapsamını hukuka aykırı şekilde genişlettiğini, taraflarınca bu husus açıkça ileri sürülmesine rağmen mahkemece kefalet limiti ile talep edilen alacak arasındaki uyumsuzluğun değerlendirilmediğini, müvekkilin üstlenmediği bir kur riskini de kapsayacak şekilde ihtiyati haciz kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ve kararın kaldırılması gerektiğini, 586. ve 592. maddeleri kapsamında ileri sürülen itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini, somut olayda alacağın rehin sözleşmeleri ve taşınmaz ipotekleri ile teminat altına alındığı sabit olmasına rağmen bu teminatların paraya çevrilip çevrilmediği, rehinli hesapların değerlendirilip değerlendirilmediği ve mevcut teminatların alacağı karşılayıp karşılamadığı hususlarında herhangi bir inceleme yapılmadığını, oysa mevcut rehin ve ipoteklerin ekonomik değeri ile alacağı karşılayıp karşılamadığı belirlenmeden, TBK'nın 586 ve 592. maddelerinde öngörülen koruyucu hükümler gözetilmeksizin müvekkil hakkında ihtiyati haczin devamına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin bu yöndeki açık hukuki itirazlarını gerekçeli şekilde değerlendirmeksizin karar vermesinin de eksik inceleme niteliğinde olduğunu, bu nedenle TBK'nın 586. ve 592. maddeleri uyarınca öncelikle mevcut teminatların değerlendirilmesi gerekirken, bu inceleme yapılmaksızın tesis edilen ihtiyati haciz kararının kaldırılması gerektiğini,Kefile başvurulabilmesi için borcun muaccel hale gelmesi ve muacceliyetin kefile usulüne uygun şekilde bildirilmesinin zorunlu olduğunu, muacceliyet şartları oluşmadan müvekkil hakkında ihtiyati haciz kararı verildiğini, usulüne uygun bir kat ihtarı tebliğ edilmeden kefilin sorumluluğunun doğduğunun kabul edilemeyeceğini, bu yönüyle eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,
İhtiyati haczin uygulanmasında ölçülülük ve orantılılık ilkelerinin ihlal edildiğini, mahkemece yalnızca borca yetecek miktarla sınırlı olmak üzere ihtiyati haciz uygulanmasına karar verilmiş olmasına rağmen, uygulama aşamasında bu sınırlamaya riayet edilmediğini, müvekkil ve diğer borçlulara ait çok sayıda araç, taşınmaz, banka hesabı ve şirket malvarlığı unsuru üzerine haciz konulduğunu, uygulanan tedbirin ölçülü ve orantılı olup olmadığı yönünde mahkemece herhangi bir inceleme yapılmadığını, alacak miktarını açıkça aşan ve müvekkilin malvarlığı ile ekonomik faaliyetlerini gereksiz şekilde sınırlandıran haciz uygulamasının, ihtiyati haczin amacını aşarak fiilen cezalandırıcı bir sonuç doğurduğunu, bu itibarla, "borca yetecek miktar" ilkesi gözetilmeksizin uygulanan ihtiyati haczin hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle ihtiyati haciz kararının kaldırılması gerektiğini, ayrıca, hukuka aykırı olarak tesis edilen ihtiyati haciz nedeniyle uğranılan zararların tazmini amacıyla açılacak dava bakımından, alacaklı tarafından yatırılan teminatın muhafazasına karar verilmesi ve bu kapsamda taraflarına dava açmak üzere uygun süre tanınması gerektiğini, Yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği yönündeki kabulün yeterli inceleme ve gerekçeye dayanmadığını, mahkemenin bu sonuca hangi somut delil ve hukuki değerlendirmeyle ulaştığını kararında ortaya koymadığını, oysa dosya kapsamında ileri sürülen kefalet sözleşmesinin geçerliliği, muacceliyet şartlarının oluşup oluşmadığı, rehin ve ipotek teminatlarının varlığı ile kapsamı ve kefalet sorumluluğunun sınırlarına ilişkin itirazları değerlendirilmeden yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğinin kabulünün hukuken mümkün olmadığını, mahkemenin taraflarınca sunulan delilleri ve ileri sürülen itirazları tartışmadığını, İİK'nın 265. maddesi ile TBK'nın emredici hükümleri kapsamında gerekli incelemeyi yapmadığını ve gerekçeli karar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bu nedenle eksik incelemeye ve yetersiz gerekçeye dayalı olarak verilen kararın kaldırılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi ek kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklı ihtiyati haciz istemine ilişkindir. Mahkemece 07/04/2026 tarihli karar ile, ihtiyati haciz talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş, karşı taraf ... ... vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine 16//06/2026 tarihli ek karar ile, itirazın reddine, karar verilmiş ve ek karara karşı ihtiyati hacze itiraz eden ... ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İİK'nın 265. maddesi hükmü gereğince, borçlu kendisi dinlenilmeden verilen ihtiyati haciz kararına yönelik haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata, huzuru ile yapılan hacizlerde haczin uygulandığı, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir. Bu durumda mahkeme, gösterilen itiraz sebepleri ile bağlı inceleme yaparak itirazı kabul veya reddeder.Talep eden ... Bankası A.Ş. İle karşı taraf borçlulardan .... A.Ş. Arasında 10/07/2023 tarihli 100.000.000,00 TL. limitli ve 04/04/2025 tarihli 200.000.000,00 TL. limitli genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, talep eden banka ile ... (...) Arasında 100.000.000,00 TL limitli 18/07/2023 tarihli ve 200.000.000,00 TL limitli 04/04/2025 tarihli müteselsil kefaletle hesap rehni sözleşmesi imzalanmış olup, sözleşmenin rehnin kapsamı başlıklı 3. maddesinde; '' Rehin Veren, Rehinli Hesaplarda bu sözleşmenin imzalandığı tarih itibariyle mevcut bakiyenin ve hesaba bundan sonra girecek miktarın, rehinli hesapların kar payı getirilerinin, bu hesaplara yatırılacak havale ve alacakların tamamının rehnin kapsamı içinde kaldığını kabul eder. Rehinli Hesapların zaman zaman kullanılması rehnin geçerliliğini etkilemez.'' hükme bağlanmıştır. Anılan kefaletname sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerindeki şekil koşullarına uygundur. Dairemizce asıl borçlu şirketin sicil kaydı çıkartılıp incelendiğinde; Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 26/09/2022 tarihinde yayınlanan sicil kaydına göre ... (...)'ın sözleşme tarihinde asıl borçlu şirketin ortağı olduğu ve TBK. 584/2 madde uyarınca kefaletin geçerli olduğu anlaşılmıştır.Talep eden banka tarafından Zeytinburnu ... Noterliğinden muhatap asıl borçlu ve kefillere gönderdiği 26/03/2026 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile; 1.154.794,47 USD nakit, 1.321.635,50 USD gayrinakit alacağın ihtarnamenin tebliğinden itibaren 2 gün içinde ödenmesinin ihtar edildiği, borcun ödenmediği belirtilerek ihtiyati haciz talep edilmiştir.Somut olayda, talebe konu alacağın genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, talep dilekçesine ekli genel kredi sözleşmesi, kefalet sözleşmesi, hesap kat ihtarı dikkate alındığında yaklaşık ispat olgusunun gerçekleştiği, kredi hesabı kat edilerek borcun muaccel hale geldiği, TBK. 583-584 maddeleri uyarınca kefaletin geçerli olduğu, itiraz eden kefilin kefaletten doğan şahsi borcunun ipotekle temin edildiğine dair delil ibraz edilmediği gibi, müteselsil kefaletle hesap rehni sözleşmesi uyarınca hangi hesaba rehin konulduğu ve rehin konulan hesapta para olup olmadığına ilişkin delil ibraz edilmediği ve borcun ödendiğinin ispat edilmediği, kefalet borcu, TTK ve TBK hükümleri gereği asıl borçtan ayrı ve bağımsız niteliktedir.Dosyaya sunulan belgelere göre yaklaşık isbatın gerçekleştiği, kefile müracaat şartının da mevcut olduğu, alınan %20 teminatın mahkemenin taktirine göre usul ve yasaya uygun olduğu, sair itiraz sebeplerinin İİK'nın 265. maddesinde sayılan itiraz sebepleri arasında yer almadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz kararına yönelik yapılan itirazın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmış, verilen kararda kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, muteriz vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- ...'un istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden muteriz tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken istinaf karar harcı istinaf eden muteriz tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 26/10/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.