Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1051 E. 2026/1605 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1051
- Karar No
- 2026/1605
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1051 KARAR NO : 2026/1605
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12.09.2023 NUMARASI : 2022/1034 E. - 2023/638 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 15.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 15.10.2026
İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.09.2023 tarih 2022/1034 E. - 2023/638 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ..... A.Ş.vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, işleteni olduğu ..... plaka sayılı araca davalıların işleteni, sürücüsü ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu ..... plaka sayılı aracın çarptığını, davacının işleteni olduğu aracın sağ ön kapı, sağ arka kapı, orta direk marşpiyel kısımlarından hasar aldığını, aracın tavan ve sağ koltuk hava yastıklarının açıldığını, sağ ve sol emniyet kemerlerinin kilitlendiğini, davalı zorunlu mali mesuliyet sigortacısına hasar tazminatı ve değer kaybı tazminatı için başvurulduğunu, ancak davalı sigortacının eksik ödeme yaptığını, davalı sigortacı tarafından kusur oranının hatalı tespit edildiğini, davalıların hasar tazminatı ve değer kaybı tazminatından müteselsilen sorumlu olduklarını belirterek bakiye hasar tazminatı ve değer kaybı tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davacıya verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı ..... A.Ş. vekili, davanın yetkisiz ve görevsiz mahkemede açıldığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla bilirkişiler tarafından yapılacak olan hesaplamanın zorunlu mali mesuliyet sigortası genel şartlarına göre yapılmasının gerektiğini, davalı şirketin sorumluluğunun poliçe teminat limiti ve sigortalısının kusuru oranında olduğunu, davalı şirket aleyhine kaza tarihinden itibarın faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketin faiz sorumluluğunun sınırlı olduğunu, hasar tazminatı talep miktarının fahiş olduğunu, bu miktarın davacı tarafça ispat edilmesi gerektiğini, aleyhe hüküm kurulması halinde parça ve işçilik iskontosu olarak %30 indirim uygulanması gerektiğini, davalı şirketin KDV sorumluluğunun bulunmadığını belirterek öncelikle davanın usulden reddine, aksi kanaatte olunması halinde esastan reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ..... plaka sayılı aracın sürücüsünün 2918 sayılı yasaya aykırı hareket etmek suretiyle kazanın oluşumuna etki ettiği, davacının işleteni olduğu araçta meydana gelen zarar ile ..... plaka sayılı aracın sürücüsünün 2918 sayılı yasaya aykırı hareketi arasında uygun illiyet bağının bulunduğu, bu haliyle davalı sigorta şirketinin zorunlu mali mesuliyet sigortacısı, diğer davalıların ise işleten ve haksız fiilin faili sıfatıyla zarardan sorumlu oldukları ve zararı tazminle yükümlü oldukları gerekçesiyle davanın kabulüne, 17.993,09 TL hasar tazminatının davalı sigorta şirketi yönünden 15.01.2022 tarihinden itibaren işleyecek, davalılar ..... ve ..... yönünden kaza tarihi olan 22.05.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, 10.000,00 TL değer kaybı tazminatının davalı sigorta şirketi yönünden 15.01.2022 tarihinden itibaren işleyecek, davalılar ..... ve ..... yönünden kaza tarihi olan 22.05.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Karara karşı davalı ..... A.Ş.vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı ..... A.Ş.vekili, mahkemece maddi meselenin takdirince hata yapıldığını ve eksik incelemeye dayalı hüküm kurulduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere müvekkili şirketin sorumlululuğunun Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. ve trafik poliçesi genel şartlarının 1. maddesi gereğince sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin davacı yana 17.08.2021 tarihinde 17.993,09-TL hasar bedeli, 8.10.2021 tarihinde 10.000,00-TL değer kaybı ödemesi yaptığını, mahkeme kararında ZMMS poliçesi limitlerinin üzerinde tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, 1 Ocak 2021 tarihi sonrası için ZMMS limitlerinin araç başına 43.000,00-TL iken; müvekkil şirketin ödediği kısım tenzil edilmeden poliçe limitinin tamamı ile sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, aynı şekilde, diğer davalılar aleyhine hükmolunan tazminat tutarı belirlenirken de tazminat tutarından müvekkili şirketin yaptığı ödemenin tenzil edilmesi gerektiğini, yapılan ödemeler tenzil edildiğinde müvekkili şirketin bakiye poliçe limitinin 15.006,91-TL olduğunun görüleceğini, yerel mahkemece müvekkili şirket aleyhine hükmedilen harç, ilam vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin poliçe limitine oranla belirlenmesi gerekirken, müvekkili şirketin diğer davalı ile müşterek müselsil sorumlu tutulmasının, hesaplanan tüm tazminat tutarı üzerinden aleyhe vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, sigorta poliçesi limitiyle sorumlu olan müvekkil şirket aleyhine, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, poliçe limitinin ödenmesine hükmedilmişken; oranlama yapılmadan diğer davalı ile birlikte harç, vekalet ücreti ve yargılama giderinden müşterek müteselsilen sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun, poliçe limitine isabet eden miktar kadar olduğunu, yerel mahkemece müvekkili sigorta şirketi aleyhine hükmedilen tazminat tutarında yalnızca poliçe limitleri ile sınırlı tutulması yeterli olmayıp; müvekkili sigorta şirketinin sorumlu tutulduğu limit şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirtilmesi gerekirken poliçe limiti ile sınırlı olması şeklinde hüküm kurulması yönüyle de hatalı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun, Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. ve trafik poliçesi genel şartlarının 1. maddesi gereğince sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kazanın meydana gelmesinde dikkatsiz ve tedbirsizliği ile kusurlu olan davacı tarafın sigortalısı iken, müvekkili şirkete sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusur oranının hakkaneiyete aykırı olduğunu, kaza tespit tutanağında her iki sürücü de yeşil ışıkta geçtiğini beyan ettiğinden kusur dağılımı yapılamadığının ifade edildiğini, kaza tespit tutanağına göre yüzdelik kusur dağılımının her iki sürücü için de %50 oranında olduğunu, dosya muhteviyatında somut deliller mevcut iken yerel mahkemece hükme esas alınan kusur oranlarının dayanaksız olduğunu, somut ve objektif deliller mevcut iken kusur tayininin yerel mahkemece yapılmasının kabulünün mümkün olmadığını, hakimin özel ve teknik bilgi gerektiren konularda şahsi bilgisi ile kusur belirleyemeyeceğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurul kararları uyarınca yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğinden dava tarihinden önce faiz işletilmesinin hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, davacının işleteni olduğu araç ile davalıların işleteni, sürücüsü ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu araç arasında meydana gelen kaza nedeniyle davacı aracında oluşan değer kaybı ve hasar bedelinin tazmini istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı .... A.Ş. vekilinin dava dilekçesiyle, müvekkilinin ..... plakalı aracı müşterisi ....'a ikame araç olarak tesis ettiğini, olay tarihinde 22.05.2021 tarihinde davalı .....'in malik olduğu ve sürücü .....'in kullandığı ..... plakalı aracın müvekkiline ait araca %100 kusurlu olarak çarptığını ve hasar meydana getirdiğini, bu konuda davalı ..... A.Ş.nin hasar dosyası açtığını ve müvekkiline 40.228,19 TL hasar bedeli üzerinden 35.986,19 TL hesaplama yaptığını, fakat ödeme yaparken %50 kusur oranı mahsup ederek bu bedellerin yarısını ödediğini, ancak müvekkiline ait araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığının tespit edildiğini ve bu ödemelerin eksik olduğunu belirterek 10.000 TL değer kaybı ve 17.993,09 TL bakiye hasar bedelini talep ettiği, davalı .... A.Ş.nin cevap dilekçesinde ise müvekkilinin sigortalısı aracın kusurunun bulunmadığını, karşı taraf aracının kusurlu olduğunu, kusura ilişkin inceleme yapılmasını istediklerini, ayrıca değer kaybının da ödendiğini, poliçe limitinin 41.000 TL olduğunu, bu miktarla sınırlı olarak müvekkili hakkında hüküm kurulabileceğini belirterek davanın reddini talep ettiği, mahkemece alınan bilirkişi raporunda tarafların kusur durumuna ilişkin somut değerlendirmeler ışığında davacının aracının sürücüsünün yeşil ışıkta geçtiği, buna karşılık davalı araç sürücüsünün kırmızı ışıkta geçtiğinin tespit edildiği, bu nedenle davacı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı ve kazada etken olmadığı, buna karşılık davalı araç sürüsünün %100 kusurlu olup kazada tam etken olduğunun belirlendiği ve fakat dosya üzerinde yapılan incelemede bilirkişi raporunun 16 sayfasında davalı ..... A.Ş'nin yapmış olduğu 17.993,09 TL hasar ödemesi ile 10.000 TL değer kaybına ilişkin ödemenin belirtildiği ve fakat bunların zarardan mahsup edilerek hesaplama yapılmadığı görülmüştür. Mahkeme tarafından verilen kararda da davacının zarara ilişkin yapmış olduğu hasar bedeli olarak 35.986,19 TL hasar faturasının geri kalan miktarı olan 17.993,09 TL ve 20.000 TL değer kaybı, geri kalan kısmı olan 10.000 TL nin davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verildiği belirlenmiştir. Davalı ..... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde müvekkilinin 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren ZMMS poliçe limiti olarak 43.000 TL'den sorumlu olduğunu, ancak mahkemenin bu limiti dikkate almaksızın geri kalan poliçe miktarı üzerindeki ödeme sorumluluğunun belirlenmeksizin karar verildiğini, ayrıca kusura ilişkin olarak da yapılan tespiti kabul etmediklerini ve yine hükümde müvekkilinin sorumluluğunun sınırlandırıldığını, bu sınırlamaya göre yargılama gideri ve vekalet ücreti konusunda da sınırlama yapılması gerektiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur. Mahkeme kararının (hüküm fıkrasının) infazda tereddüt yaratmayacak şekilde açık ve infaz edilebilir olması gerekir. Sigorta şirketinin sorumluluğunun hüküm fıkrasında sınırlandırılmış olarak gösterilmemesi veya hangi sigorta türüyle (teminat limitiyle) sorumlu olduğunun net belirtilmemesi infazda tereddüt doğuracaktır. Davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun kapsamının ve limitinin hüküm fıkrasında açıkça gösterilmesi gerekir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) kapsamında, davalı sigorta şirketinin dava açılmadan veya karardan önce hak sahibine yaptığı kısmi ödemelerin mahkemece hasar bedeli veya değer kaybı yönünden dikkate alınması gerekmektedir. Gerekirse bilirkişilerden bu konuda ek rapor alınması da mümkündür. Eğer sigorta şirketinin yaptığı ödeme, aracın gerçek hasarını veya değer kaybını tamamen karşılamıyorsa (yani eksik ödeme varsa), mahkeme sigorta şirketini yalnızca geriye kalan bakiye zarardan (ve poliçe limitini aşmamak kaydıyla) sorumlu tutabilir. Ödemenin hiç değerlendirilmemesi, davacının sebepsiz zenginleşmesine ve sigorta şirketinin mükerrer (çift) ödeme yapma riskiyle karşı karşıya kalmasına neden olacaktır. Davalı sigorta şirketinin diğer itirazı olan kusura ilişkin değerlendirme yapılmadığı iddiası ise mahkeme tarafından alınan raporda değerlendirildiği, davaya konu ..... plakalı aracın kırmızı ışıkta durup yeşil ışıkta geçtiği ve diğer araçların da bu aracın hareketiyle birlikte hareket ettikleri, aracın sola dönüşte yolu ortalamışken bu kez sahadan gelen .....'in sevk ve idaresindeki ..... plakalı aracın kazaya sebebiyet verdiği ve kırmızı ışıkta geçtiği tespit edilmiştir. Dolayısıyla davalı sigorta şirketinin kusura ilişkin itirazının yerinde olmadığı belirlenmiştir. Davalının diğer itirazları olan yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin kısmın ise şimdilik değerlendirilmesine yer olmadığı belirlenmiştir. Mahkemece bu konuda yapılacak değerlendirme ve verilecek hükümde uygulanması gerekmektedir . Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle; 1-Davalı .... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.09.2023 tarih 2022/1034 E. - 2023/638 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına 5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, 6-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 15.10.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.