Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/68 E. 2026/2695 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/68
- Karar No
- 2026/2695
- Karar Tarihi
T.c. ADANA Bam 3. HUKUK DAİRESİ Esas-karar No: 2025/68 - 2026/2695 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/68 KARAR NO : 2026/2695
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
Başkan : Üye : Üye : Katip :
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ... Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : ... NUMARASI : ... Esas, ... Karar
DAVACI : ... VEKİLİ : Av. .. DAVALI : .... - VEKİLİ : Av. ... DAVA : Cismani zarar sebebiyle açılan tazminat KARAR TARİHİ : 27.10.2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27.10.2026
... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihli kaza tespit tutanağına göre, ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ... Caddesini takiben ... meydanı istikametinden gelip ... Köprüsü istikametine sol şerit üzerinde seyrederken No:... ... market önüne geldiğinde,... Caddesi kavşağında bulunan trafik ışığında bekleyen araçlardan, sağ şeritte boşlıklar olması nedeni ile sağa doğru manevra yaptığı esnada direksiyon hâkimiyetini kaybederek No:.. önünde park hâlinde bulunan ... plakalı aracın arka bagaj kısmına malzeme yerleştiren yaya ...’a ve akabinde ... plakalı araca çarpması ile kaza meydana geldiğini, kaza ile ilgili ... Cumhuriyet Başsavcılığının hâlen soruşturmasını sürdürdüğünü, müvekkilinin kaza sonrasında BTM ile giderilemeyecek şekilde ağır yaralandığını, ... tarihli kaza tespit tutanağına göre müvekkilinin kusursuz ve davalı tarafından ZMMS poliçesi düzenlenen araç sürücüsünün asli-tam kusurlu olduğunu, kusur oranlarının ileride kazaya karışan araçlarca paylaşılması durumunda yine KTK 88 gereğince müşterek/müteselsil sorumluluk gereğince davalının zararın tamamını ödemekle yükümlü olduğunu, davalı tarafa ... tarihli dilekçe ve ekli belgelerle ön başvuru yapıldığını ve akabinde ... tarihli e-mail ile ... nolu hasar dosyasının açıldığı bildirilerek taraflarından eksik evrak talebinde bulunulduğunu ve bu belgelerden özellikle maluliyet raporunun istenilmesinin bu aşamada pandemi ortamında alınmasının çok zor olduğundan adalete ulaşmasının engellenmiş olmakta olduğunu, usul ve yasa gereğince hukuki işlemlere devam edilmesi gerektiğini, bu nedenle akabinde arabuluculuk müessesesine başvurduklarını ve başvurunun anlaşmazlık ile sonuçlandığını, işbu davanın açılması gereği hasıl olduğunu, geçici sakatlık dönemi için 5.000,00 TL, sürekli sakatlık dönemi için 33.500,00 TL, geçici sakatlık dönemi için 1.000,00 TL bakıcı gideri, sürekli sakatlık dönemi için 500,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam da 40.000,00 TL bedensel zararlardan doğan tazminat haklarını davalıya arabuluculuk yolu ile başvuru tarihi olan ... tarihinden itibaren veya dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ISLAH : Davacı vekili ... tarihli bedel arttırım dilekçesi ile dava değerini sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden 182.362,81 TL, geçici iş göremezlik tazminatı yönünden 26.358,10 TL ve bakıcı gideri zararı yönünden ise 10.732,50 TL olmak üzere toplamda 219.453,41 TL'ye arttırmıştır. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının usul hukuku kurallarına aykırı olduğunu, usulden reddinin gerektiğini, dava değerinin bedel artırımı yoluyla iddia ve savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağına aykırı şekilde değiştirilmesine muvafakat etmediklerini, davacının alacak miktarını tamamen ve açık şekilde belirlenebilir nitelikte değilse temerrüt oluşamayacağını, belirlenebilir nitelikteyse hem belirsiz alacak davası olarak açılamayacağından hem de aşağıda açıklanacak nedenlerle eksik başvuru nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, davacının müvekkili sigorta şirketi yönünden faiz isteminin reddi gerektiğini, davadan önce şirkete başvuru dava şartı usule uygun yerine getirilmediğinden davanın usulden reddi ve aleyhe yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru olmadığından davanın reddini, geçici iş göremezlik ZMMS poliçesi kapsamında olmadığından, iddialar ispatlanmadığından talebin reddini, davacının kazayla illiyetli maluliyet durumunun tespiti amacıyla Adli Tıp Kurumuna sevkini, maluliyet bulunmaması hâlinde davanın reddini, bulunması hâlinde dahi davacının eylemiyle illiyet bağı koptuğundan davanın reddini, tazminat sorumluluğunun doğması durumunda hesaplamaların Hazine Müsteşarlığına kayıtlı uzman bilirkişilerce, TRH 2010 Mortalite tablosu esas alınarak yapılmasını, müvekkil Şirketin temerrüde düşmemiş olması ve diğer anılan gerekçelerle faiz talebinin reddini, müterafik kusur indirimi yapılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın kabulü ile; sürekli iş göremezlik zararı nedeniyle 182.362,81 TL, geçici iş göremezlik zararı sebebiyle 26.358,10 TL ve bakıcı gideri zararı olarak 10.732,50 TL olmak üzere toplam 219.453,41 TL maddi tazminatın; temerrüt tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği görüldü. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; itirazları değerlendirilmeden ve çelişkiler giderilmeden verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, müvekkilin maluliyet durumuna ilişkin ... Devlet Hastanesi'nden aldığı raporda müvekkilinin kaza sebebiyle ortepedik olarak sakatlığı yüzde 28 tespit edildiği halde ... Adli Tıp Kurumu tarafından müvekkilin sakatlık durumu (müvekkil bizzat muayene edilmeden, dosya üzerinden düzenlenen raporla) yüzde 3 olarak tespit edildiğini, iki tespit arasında çok ciddi bir fark ve çelişki olduğunu, bu çelişkinin giderim yerinin ise Adli Tıp Üst Kurulu olduğunu, bu nedenlerle öncelikle maluliyetin çelişkiye mahal vermeyecek şekilde tespitinin yapılabilmesi için dosyanın Adli Tıp Üst Kurulu'na tevdine karar verilmesini talep ettiklerini ancak taleplerinin göz ardı edilerek hukuka aykırı karar verilmiş ve çelişkileri giderilmemiş olan düşük maluliyet oranı verilen rapora göre zarar hesabı yaptırılarak müvekkilinin mağduriyetine sebebiyet verilmiş olduğunu, hesap raporunun da karar tarihine en yakın verilere göre düzenlemesi gerektiğinden kararın bozulması ve verilecek yeni kararın verildiği tarihteki asgari ücret verilerine göre hesaplanmasının gerektiğini, lehlerine gereğinden düşük vekalet ücretine hükmedilmesinin de istinaf sebebi olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3 ve 55. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi tazminat davası olup, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş ve verilen kararı davacı vekili istinaf etmiştir. Davacı vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporuna ve oranına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; Bilindiği üzere Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu .... İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre ... tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alınması gerekmektedir. Mahkemesinde hükme esas alınan ... tarihli ATK maluliyet raporunun, kaza tarihi olan ... tarihinde yürürlükte bulunan "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik" hükümlerine düzenlendiği ve kaza ile oluşan yaralanma arasında illiyet bağı kurulacak şekilde davacının iş bu kaza nedeni ile %3 oranında kalıcı bir maluliyetinin bulunduğu tespit edilmiştir. Öte yandan her ne kadar davacı vekilinin, davacı için ... Devlet Hastanesi'nden aldığı raporda kaza sebebiyle ortepedik olarak sakatlığı yüzde 28 tespit edildiği belirtir bir rapor fotokopisi sunmuş ise de; söz konusu raporda davacının tüm maluliyet oranını gösterilmediği gibi, hangi yönetmelik hükümlerine değerlendirme yapıldığı da belirtilmemiş olduğundan hüküm esas alınması ve hükme esas alınan rapor yönünden çelişki yaratacak nitelikte olmadığından, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur. Davacı vekilinin hükme esas alınan hesap raporuna ve vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; Yargıtay tarafından verilen emsal kararlarda mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin kullanılması içtihat edilmiştir.( Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin... tarih ve ... Esas, ... Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin ... tarih ve ... Esas, ... Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin ... tarih ve ...Esas, ... Karar Sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin... gün ve ... esas ve ... karar sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ... esas ve ... karar sayılı ... günlü kararı) İlk derece mahkemesi tarafından tarafından hükme esas alınan ... tarihi ek hesap bilirkişi raporu incelendiğinde bilirkişinin davacının zararın belirlenmesine ilişkin olarak “…TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin….” tespitlerile hükme en yakın tarihi olan 2024 yılı asgari ücret verileri kullanılmak sureti ile davacının kalıcı maluliyet zararı belirlenmiştir. Şu durumda, yukarıda açıklanan yerleşik Yargıtay kararları ile mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yönteminin uygulanması içtihad edildiğinden, hesaplama yöntemine ilişkin istinaf haklı görülmemiştir.
İlk derece mahkemesinin davacı lehine hükmedilen tazminat miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Gereğince hesaplanan vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde görülmekle, davacı vekilinin bu husustaki istinaf başvurusu da haksız bulunmuştur. Davalı vekili, ilk derece mahkemesince hükmedilen tazminatın ve ferisinin davacı vekilinin hesabına ödendiğine gösterir ödeme dekontlarını dosyaya sunduğu dikkate alındığında, yapılan bu ödemenin infaz aşamasında dikkate alınması gerektiği anlaşılmıştır. HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın yazılı şekilde karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 27.10.2026
Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır