Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/190 E. 2026/2671 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/190
- Karar No
- 2026/2671
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/190 KARAR NO : 2026/2671
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : ... NUMARASI : ... Esas, ... Karar DAVACILAR : 1- ... 2- ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ : 27/10/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/10/2026
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde tek taraflı kaza meydana geldiğini, ... plaka sayılı araç içerisinde yolcu konusunda olan müvekkilleri ..., ... ve ...'un kazada ağır bir şekilde yaralandığını, oluşan maluliyet nedeniyle ....'ye başvuru yapıldığını ancak davalı ... şirketinin başvurduğunu, fakat herhangi bir ödeme yapılmadığını, kaza nedeniyle oluşan sürekli iş göremezlik oranını, geçici iş göremezlik oranını ve geçici iş göremezlik süresi boyunca bakıma muhtaç olup olmadıkları hususlarının tespit edilmesini, her bir müvekkili için 100,00 TL toplam 300,00 TL sürekli iş gücü tazminatının sigorta limitini aşmamak üzere temerrüt tarihinden işletilecek ticari faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacı tarafından sigorta şirketine yazılı başvuru şartını yerine getirmediğini, geçici iş göremezlik tazminatına ve geçici bakıcı giderine ilişkin taleplerin teminat dışı olduğundan reddini, tazminatta müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılmasını, müvekkili şirketin yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, maluliyet ve zarar ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili; her ne kadar yerel mahkeme tarafından taraflarına dosyanın aktüer bilirkişiye sevki için ücret yatırılması için süre verilmiş olsa da mahkemeye müvekkillerinin yurt dışında yaşadığını, kendilerine ulaşmalarının zor olduğunu, bu sebeple taraflarına ücret yatırılması için ek süre verilmesini talep ettiklerini, ancak yerel mahkeme tarafından taraflarına ek süre verilmediğini ve daha önce verilen sürenin sanki kesin süreymiş gibi düşünülüp dosyada ret kararı verildiğini, bu nedenle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen yaralanma nedeniyle kalıcı iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup karar davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun delil ikamesi için avans başlıklı 324 üncü maddesinde; “Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi halde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.” hükmü getirilmiştir. Kesin süreye ilişkin ara karar hem hakimi hem tarafları bağlamakla birlikte kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin, bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi olanaklı değildir. Ancak böyle bir durumda kesin sürenin hukuki sonuç doğurabilmesi için buna ilişkin ara kararın, yasaya ve içtihatlara uygun şekilde hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık, yorumu zorunlu kılmayacak, yanlış anlamayı önleyecek, ilgili tarafından kolaylıkla anlaşılacak derecede açık, sade ve sınırlı olması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerekmektedir. (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt 5, Altıncı Baskı, İstanbul- 2001, s. 5438 vd.) Kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Mahkeme ara kararında sırası gelen delil için, bilirkişi ücreti, dosya gidiş dönüş, raporun tebliği ücreti gibi gider gerektiren işlemleri kalem kalem açıklamalı, her kalemin miktarını ayrı ayrı göstermeli, dosyada bulunan avans varsa bunlar dikkate alınarak eksik ve tamamlanması gereken avans gösterilmeli, delil avansı ile ilgili olarak verilen kesin sürede yatırılmamasının sonuçlarını da duruşma zaptına açıkça yazmalıdır. Ayrıca, bu avans dışında delil ikamesine yönelik avans isteniyor ise, HMK.’nun 115. maddesine göre değil, 324. maddesine göre işlem yapmalıdır. Yukarıda kesin sürenin mahiyeti ve uygulanma şekline dair tüm bu anlatılanların, henüz toplanmamış ancak toplanmasına karar verilmiş delillere ilişkin olduğunun kabulü halinde önem arz edeceği muhakkaktır. Eldeki davada mahkemece davacı vekiline ... tarihli 12.celse duruşma tutanağında 5 nolu ara karar ve ... tarihli 13.celse duruşma tutanağında 4 nolu ara kararları ile davacı vekiline ATK rapor ücreti, bilirkişi ücreti ve rapor tebliğ masrafları için 2 haftalık kesin süre verilmiş olup sonraki celsenin ... tarihine ertelenmiş olduğu, ... tarihli celsede davacıların davasının reddine karar verildiği görülmüştür. Mahkemenin ... tarihli 13.celse duruşma tutanağında "4-Davacı vekiline, 3.500,00 TL bilirkişi rapor ücreti ve 500,00 TL rapor tebliğ masrafı ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 4.000,00 TL delil avansından peşin ödenen 1.605,00 TL nin mahsubu ile bakiye 2.395,00 TL delil avansını mahkememiz veznesine yatırılması konusunda 2 HAFTALIK KESİN SÜRE VERİLMESİNE, belirtilen kesin süre söz konusu delil avansının yatırılmaması halinde davacı tarafın bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının davacı vekiline ihtarına (ihtaratın iş bu duruşma tutanağının tebliği suretiyle yapılmasına)," şeklinde ara karar kurulduğu görülmüştür. Sonraki ... tarihli duruşmada müstemir yetkili hakimin izinli olması sebebiyle hakim değişikliği bulunduğu ve davacılar vekilinin de mazeret dilekçesi sunmuş olduğu, ... tarihli duruşmada davacılar vekilinin beyanında davanın kabulüne karar verilmesi şeklinde beyanda bulunduğu, ... tarihinden ...tarihine kadar da 2.395,00 TL delil avansının ödenmediği, ... tarihinde esas hakkında karar verildiği anlaşılmıştır. Buna göre, mahkemece davacılar vekiline iki kez usulüne uygun şekilde kesin süre verildiği, ilk süreden itibaren yaklaşık 4 ay kadar sonra esas hakkında karar verildiği, bu süre içinde yatırılması gereken delil avansının yatırılmadığı anlaşılmakla mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmekle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine göre, davanın reddine karar verilmiş olması yerinde görülmekle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacılardan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 304,40 TL harcın davacılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davacılar tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.27/10/2026
Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.