Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1424 E. 2026/1558 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1424
- Karar No
- 2026/1558
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1424 Esas
KARAR NO : 2026/1558
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/06/2024
NUMARASI : 2023/578 E. - 2024/374 K.
DAVANIN KONUSU: Banka Teminat Mektubundan Kaynaklanan Davalar (Finans İhtisas) (Menfi Tespit)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Anonim Ortaklığı'nın, İstanbul 32. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile müvekkillerince davalıya leasing sözleşmesine istinaden verilen ödeme senetlerini kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe geçtiğini, daha sonradan ... Anonim Ortaklığı'nın, Beyoğlu 14. Noterliğinin 30/12/2020 tarih ve ... yevmiye no.lu temlik sözleşmesiyle işbu takibe konu alacaklarını davalı ... AŞ'ye temlik ettiğini, İstanbul 32. İcra Dairesinin 30/03/2021 tarihli yenileme emri ile ... Esas sayılı dosya ... Yeni Esas numarasını aldığını, dava dilekçesinde ayrıntılı olarak belirtilen ödemelere rağmen davalıya verilen bonoların iade edilmediğini, yine dilekçede açıklandığı üzere, yapılan protokol hükümleri yerine getirilerek dosya borcu tüm ferileriyle beraber tasfiye edilmiş olduğundan İstanbul 32. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası bakımından müvekkillerinin davalıya herhangi bir borcu kalmadığını belirterek, borçlu olmadıklarının tespitine ve takibin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacılar ile imzalanan protokol kapsamında açıkça feragatları bulunması sebebiyle davanın usulden reddi gerektiğini, borçlu borcunu ödedikten sonra menfi tespit davası açılamayacağını, bu anlamda tarafımızca borçlu ile yapılan protokolden de görüleceği üzere borçlu borcunu kabul ettiğini, bir kısım ödemeler taraflarına yapıldığını, davacı tarafın dosya kapsamına sunmuş olduğu dava dilekçesinde ödemelerin yapıldığından bahsetmektedir, dolayısıyla dava şartı yokluğundan usulden red kararı verilmesi gerektiğini, davacı tarafın protokole aykırı hareket ederek ödemeleri zamanında gerçekleştirmediğini, davacıların açmış olduğu iş bu davanın amacının müvekkil şirketi zarara uğratmak olduğunu, davacı taraf mesnetsiz ithamlarla takip dosyasındaki işlemleri sürüncemede bırakmaya çalıştığını, tüm bu nedenlerle Sayın Mahkeme tarafından huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini, dava şartları yerine getirilmediğinden davacının haksız davasının öncelikle usulden reddine, sayın mahkemeniz aksi kanaatte ise esastan reddine, davalı tarafın takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Yapılan yargılama toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında icra takibine konu borç ile ilgili ödeme ve sulh protokolü tanzim edildiği, protokol uyarınca takibe konu borcun 105.000-TL olduğu hususunda anlaşma sağlandığı, davacı tarafın sözleşme gereği ödemelerini düzenli olarak yaptığı, 24/04/2022 tarihli senedin vade gününün pazar gününe denk gelmesi nedeniyle ödemenin bir gün sonra yapıldığı, Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi "Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını ifa ederken dürüstlük kurallarına uymakla yükümlüdür. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." hükmünü içerdiği, davalı tarafın davacının protokole aykırı hareket ederek ödemeleri zamanında gerçekleştirmediği iddiasının dürüstlük ve iyiniyet kuralına aykırı olduğu anlaşılmakla, davanın kabulüne; davalının dürüstlük ve iyiniyet ilkesine aykırı bir şekilde kötüniyetli icra takibine devam ettiği mahkeme kabulünde olduğu için kötüniyet tazminatı talebinin kabulüne" karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-Davacılar ile imzalanan protokol kapsamında açıkça feragatları bulunması rağmen mahkemenin bu hususu değerlendirmeden karar vermiş olduğunu, Davacı borçlular ile müvekkili şirket arasında 24/11/2021 tarihinde bir protokol imzalandığını, Protokolün 4. Maddesi;'' Borçlular yapmış olduğu yapmış oldukları iş bu protokolü hür iradeleriyle imzaladıklarını, protokolden dolayı herhangi bir taleplerinin olmadığını borcu gayri kabili rücu kabul ettiklerini ve yukarıda dökümü yapılan bonoları gününde ve eksiksiz olarak ödeyeceklerini kabul ve beyan etmişlerdir. Taraflar söz konusu borçla ilgili olarak her türlü alacak menfi tespit, istirdat, sebepsiz zenginleşme, borca itiraz, yetkiye itiraz, imzaya itiraz ve her ne nam altında olursa olsun alacaklıya karşı açacağı ve açmış olduğu her türlü hukuk ceza davası hakkından feragat ettiklerini gayrı kabili rücu kabul ederler.'' şeklinde olduğunu, madde içeriklerinde davacıların açmış veya açacağı tüm davalardan açıkça feragatları bulunduğunu, müvekkili şirket gayri kabili rücu olarak ibra edildiğini, davacı borçluların yerel mahkemede açmış olduğu davadan açıkça feragat etmeleri sebebiyle öncelikle usulden reddi gerektiğini, yerel mahkemenin bu hususu incelemeden karar verdiğini, ancak mahkemenin usul yönünden protokolü inceleyip davacıların söz konusu davayı açamayacaklarına karar vermesi gerektiğini,
-Borçlu borcunu ödedikten sonra menfi tespit davası açamayacağını, tarafınca borçlu ile yapılan protokolde borçlu borcunu kabul etmiş olduğunu, bir kısım ödemelerin tarafına yapıldığını, davacı tarafın huzurdaki dosya kapsamına sunmuş olduğu beyanlar ile de sabit olduğunu, dava şartı yokluğundan usulden red kararı verilmesi gerektiğini,
-Davacı borçlular dosya borcuna karşın anlaşmak istediklerini tarafına beyan ettiğinden yapılan görüşmelerde, alacağının altında bir rakama davacı borçlular ile anlaşma yapılmış olduğunu, Davacılar ile 24.11.2021 tarihinde yapılan ilk protokolde alacağının 105.000,00-TL olduğu konusunda mutabık kalındığını, alacağının vadelendirildiğini, yapılandırmaya konu bir kısım meblağların ödemeleri zamanında ve düzenli olarak taraflarına yapılmadığını, Davacı tarafın sunmuş olduğu dava dilekçesinde 25/04/2022 Pazartesi (24/04/2022 Pazar günü olduğundan bu günü takip eden ilk iş günü olan) günü 10.000 TL ödendiğini belirterek aslında protokole uymayarak geç ödemede bulunduğunu, taraflar arasında akdedilen 24.11.2021 tarihli protokolde tespit edilebileceği üzere 40.000-TL'nin peşin olarak ödenmesinden arta kalan 65.000,00-TL'lik kısmın 10.000-TL'si için 24.04.2022 vade tarihli 1 adet bono düzenleneceği kararlaştırılmış olduğunu, fakat davacı yanın ilgili borcu protokole aykırı bir şekilde zamanında ödemediğini, vade tarihinden bir gün sonra ödediğini, Bu durumun davacı yanın dava dilekçesindeki ikrarı ile de sabit olduğunu, davacı borçluların ikrarı hususunda hiçbir değerlendirme yapılmadığını,
-Taraflar arasında imzalanan 24.11.2021 tarihli protokolün 6. Maddesinde "Taraflar; iş bu protokol kapsamında alacaklı vekiline teslim edilen bonoların gününde ve tam olarak ödenmediği takdirde tüm borcun muaccel olacağı hiçbir ihtara ve ihbara gerek kalmaksızın protokol kapsamında alınan bonoların İstanbul 32. İcra Müdürlüğü ... (eski esas: ...) Esas sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla icra takibine konu edileceği ve İstanbul 32. İcra Müdürlüğü ... (eski esas: ...) Esas sayılı icra dosyasındaki işlemlere devam edileceği konusunda anlaşmışlardır.". davacı borçlular ilgili madde içeriğine uymadığından protokol askıya alınmış kalan bakiye üzerinden takip dosyasında işlemlere kaldığı yerden devam edilmiş olduğunu, Yerel mahkemenin gerekçeli kararda bahsi geçen müvekkili şirket kötü niyetle hareket etmemiş olduğunu, taraflarca imzalanan protokole göre hareket etmiş olduğunu, Açıklanan nedenlerle yerel mahkeme tarafından kötüniyet tazminatına hükmedilmiş olmasının usul, yasa ve somut olaya uygun olmadığını, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-İlk derece mahkemesinin 11/06/2024 tarihli gerekçeli kararının 3 no.lu hüküm paragrafında "Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 17.900,00TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine" şeklinde karar verilmiş olduğunu, Ancak vekalet ücretinin hesaplamasında maddi hata yapıldığını, dava değerinin menfi tespite konu icra takibinin takip çıktısı ve işbu davanın harca esas değerinin 14.106,70 Euro olup vekalet ücretinin karar tarihindeki Türk Lirası karşılığı üzerinden vekalet ücretinin hesaplanması gerektiğini, Yargıtay'ın yerleşik görüşü vekalet ücretinin karar tarihindeki yabancı paranın TCMB nezdindeki efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığı alınarak hesaplama yapılması yönünde olduğunu, aksi yöndeki vekalet ücretine ilişkin ilk derece mahkemesinin kaldırılması gerektiğini, davalı da menfi tespite konu icra dosyasında fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden tahsilini talep etmiş olmakla vekalet ücretinin de harçlandırma tarihindeki kur üzerinden değil karar tarihindeki kur üzerinden verilmesi gerekeceğini, vekalet ücreti alacağının aynı zamanda dava değeri de olan takip çıktısı 14.106,70 Euro'nun karar tarihi olan 11/06/2024 tarihindeki TCMB efektif satış kuru 34.8493 TL üzerinden karşılığı 491,608.62 TL olduğunu, vekalet ücretinin bu rakam üzerinden hesaplanması gerektiğini, Bu halde tarafının lehine hükmedilecek vekalet ücreti AAÜT gereği 74.825,21 TL olarak hükmedilmesi gerektiğini, Ancak ilk derece mahkemesinde dava değeri olması gerektiği gibi hesap edilmediğinden tarafı lehine olması gerekenden az vekalet ücreti takdir edilmiş olduğunu, Bu yönle ilk derece mahkemesinin vekalet ücretine ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılarak istinaf karar tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden belirlenecek dava değeri üzerinden tarafı lehine vekalet ücretine hükmedilmesini, aksi kanaatteyse, işbu en az istirdadına karar verilen 353.355,59 TL üzerinden nispi tarifeye göre vekalet ücretinin takdir edilmesi gerektiği usul ve içtihatların gerektirdiği bir hak olduğunu, hesap edilecek nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak müvekkillerine verilmesini talep etmiştir.
Davacılar Vekili İstinafa Cevap Dilekçesinde Özetle; Davalı yanın iyi niyet ve dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiğini, Davalıya ödemeler yapıldığından ve protokole uyulduğundan icra dosyasını işlemsiz bırakıldığını, davalının 20/12/2022 tarihinde icra dosyasındaki tüm gider avanslarının iadesini talep ederek daireden iade aldığını, Davalının gerek icra dosyasından satış avansı da dahil tüm avansları iade alarak icra dosyasını takip etmeme iradesi göstermiş olduğunu, istihkak davasını da takipsiz bırakarak protokole göre hareket etmiş ve müvekkillerinin protokol gerekliliklerini gereği gibi ifa ettiğini eylemleriyle ikrar ettiğini, ancak daha sonra Gölcük İcra Dairesince müvekkiline ait taşınmazın icra kanalı ile satılması sonrası dava konusu takip dosyasına davalıya ödenmek üzere para gelmesi neticesinde davalı/alacaklının protokole aykırı hareket ettiğini, protokol yerine getirilmemiş gibi ve kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için protokole uyulmadığının düşünüldüğü halde dahi tahsil etmiş olduğu 105.000 TL ödemeyi hiç tahsil etmemiş gibi güncel kapak hesabı üzerinden takibe devam edilmesini talep ettiğini, İşbu hususun dahi başlı başına davalının kötü niyetli olduğunu, iyiniyet ve dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiğini gösterdiğini, Davalı yan, müvekkilleri 24/04/2022 tarihli bononun süresinde ödenmediğinden bahisle müvekkillerinin protokole aykırı hareket ettiği yönündeki mesnetsiz ve kötü niyetli iddiasını istinaf başvuru dilekçesinde de tekrarladığını, 24/04/2022 vade tarihli bononun ödeme günü pazar gününe rastlamakla pazar günü resmi olarak hafta tatili olup kanun gereği vadesi Pazara rastlayan bononun ödeme süresi o pazar gününü takip eden ilk iş gününün sonuna kadar uzayacağını, İşbu husus 6102 sayılı TTK madde 752 ile sabit olduğunu, TTK madde 752: "(1) Vadesi pazara veya diğer bir resmî tatil gününe rastlayan poliçenin ödenmesi, ancak tatili izleyen ilk iş günü istenebilir. Poliçeye ilişkin diğer bütün işlemler, özellikle kabul için ibraz ve protesto işlemleri de tatilde yapılmayıp ancak bir iş gününde yapılabilir. (2) Bu işlemlerden birinin, son günü pazara veya başka bir resmî tatil gününe rastlayan bir süre içinde yapılması gerektiği takdirde, bu süre onu izleyen ilk iş gününe kadar uzar. Aradaki tatil günleri süre hesabına dâhildir. " TTK madde 752 hükmü ödeme günü pazara rastlayan poliçeler için düzenlenmişse de TTK madde 778/1-i yollamasıyla bonolar için de TTK madde 752'nin uygulanacağı çok açık bir gerçeklik olduğunu, müvekkillerinin protokole tam bir şekilde riayet ederek şartlarını ve ödemelerini yerine getirdiğini, davalıdan da protokolün gereğini yerine getirerek takipten kaynaklı borcun haricen tahsil edildiği bildirimi yapmasını ve dosyayı kapatmasını beklemişse de etik ve hukuk dışı bir şekilde müvekkilin başka bir dosyadan haciz ile satılan taşınmazdan gelen paraya göz dikerek açıkça hukuka aykırı ve kötü niyetli davranarak müvekkilleri mağdur ettiğini, Davalı yanın; "... davacıların açmış veya açacağı tüm davalardan açıkça feragatları bulunmakta ..." şeklindeki bir beyan ile müvekkillerinin feragati olduğu sebebi ile işbu davanın usulden reddedilmesi gerektiğini iddia ettiğini, ancak bu iddianın kabulünün mümkün olmadığını, bir hakkın doğumundan evvel o haktan feragat edilemeyeceğinden dava açma hakkından feragat etmenin mümkün olmayacağını, protokol gereği müvekkillerince yerine getirilmişken davalı yanca icra dosyasına haricen tahsil bildirimi yapmak suretiyle dosya kapatılmayarak protokole aykırı davranılması, art niyet ile sebepsiz zenginleşme çabasına girmesi sebebiyle işbu davayı açmakta hukuki yararı olduğunu, Davalı yanın takibe devam ederek haksız ve kötüniyetli olduğunu, kötü niyetle istinaf başvurusunda bulunduğunu, menfi tespit ve istirdat davalarının sonuç doğurması için kesinleşmeye tabi olması karşısında müvekkillerinin mağduriyetini artırmak için davalı yanca istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, TMK madde 2'ye aykırı davrandığı ispatlanan davalının bu davranışlarını istinaf kanun yoluna başvurarak göstermiş olduğunu, davalı hakkında HMK madde 351'in uygulanması gerektiğini, HMK madde 351 "İstinaf başvurusunun kötüniyetle yapıldığı anlaşılırsa, bölge adliye mahkemesince, 329 uncu madde hükümleri uygulanır." hükmünün havi olduğunu, HMK madde 329 bu halde davalı hakkında HMK madde 329'un uygulanmasının gerektiğini, Müvekkilleri ile arasındaki akdi vekalet ücreti menfi tespit ve istirdadına karar verilen bedellerin toplamı üzerinden %15 olduğunu, istirdadına karar verilen 353.355,59 TL ile 29/05/2024 tarihli icra dairesi müzekkeresi ile gönderilen kapak hesabında bakiye borç miktarı olarak 972.844,66 TL'nin toplamının %15'i olan 190.930,04 TL'nin de yargılama giderlerinden sayınlan ve vekile ait olan karşı yan vekalet ücretine ilaveten ayrıca müvekkillerine ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, davalı vekili davalı varlık şirketinin hakim ortağı olduğunu, kötü niyetle yapılmış istinaf başvurusu sebebiyle davalı aleyhine disiplin para cezasına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı Vekili İstinafa Cevap Dilekçesinde Özetle; davacıların hükmedilmiş olan vekalet ücretinden daha fazla bir miktarda vekalet ücretine hükmedilmesi talepli istinaf başvurularının da reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde harca esas değer hesaplanırken kurun takip tarihindeki TCMB efektif satış kuru olarak alındığını, davacıların istinaf başvurusunun son sayfasında iddia ettiği gibi vekalet ücreti maddi hata unsuruna ilişkin bir konu olmadığını, istinaf mahkemesince düzeltilerek onama konusu edilemeyeceğini, davacıların istinaf başvurularının tümden reddine, tarafınca yapılan istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava, İstanbul 32. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında davacıların davalıya borçlu olmadıklarının tespiti talebidir.
Harca tâbi davalarda, başvurma harcı ile nispi karar ve ilam harcının dörtte birinin peşin olarak alınması, (Harçlar Kanunu'nun 27-28. maddeleri gereğince) dava açılırken harcın eksik alınmış olması halinde mahkemece davaya devam olunabilmesi için harcın Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi uyarınca tamamlanması yoluna gidilmesi ve davacıya eksik harcı yatırması için süre verilmesi, şayet verilen süreye rağmen eksik harç ikmal edilmez ise dosyanın işlemden kaldırılması ve HMK'nın 150. maddesi uyarınca süresinde harç tamamlanarak dava yenilenmez ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekmekte olup harç kamu düzenine ilişkin olduğundan kendiliğinden (resen) dikkate alınması gerekmektedir. Bununla birlikte somut olaya bakıldığında; davanın borçlu olmadığının tespiti ve ödenen bedelin istirdatı talepli olup dava değeri olarak, harca esas değer hesaplanırken kurun takip tarihindeki TCMB efektif satış kuru olarak alındığı, ancak Mahkemece, Davacının İstanbul 32. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına borçlu olmadığının tespitine, 353.355,59 TL nin karar tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verildiği, davada belirlenen değer üzerinden eksik harcın tamamlatılması gerekirken harcın dava değeri olarak tevzi formunda gösterilen 66.102,32 -TL üzerinden hesaplandığı, eksik harcın yargılama sırasında tamamlatılmadığı gibi gerekçeli kararda, ''karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hesaplanan 4.515,45 tl nispi karar harcının peşin alınan 1.128,87 tl harçtan mahsubu ile geri kalan 3.386,58 tl harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, ' şeklinde hatalı olarak hüküm kurulduğu tespit edilmiştir. Böylece ilk derece mahkemesi tarafından yukarıda belirtilen usul uygulanmadan hatalı hesaplamaya dayalı olarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Bu kapsamda resen gözetilen sebeplerle HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, belirtilen eksiklerin tamamlanması için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Tarafların istinaf isteminin re'sen gözetilen sebeplerle KABULÜ ile;
2-İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/06/2024 tarih, 2023/578 E. 2024/374 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı ve davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,
5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 09/10/2026