Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1504 E. 2026/1519 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1504
Karar No
2026/1519
Karar Tarihi

T.C.

KAYSERİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1504

KARAR NO: 2026/1519

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: NEVŞEHİR 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

(ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)

TARİHİ: 20/05/2026 ARA KARAR

ESAS NO: 2025/164

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 08/07/2026

KARAR YAZIM TARİHİ : 08/07/2026

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;

"...1. 29.12.2017 tarihine davalı ... tarafından müvekkil kooperatif aleyhine Nevşehir İcra Dairesi'nin ... (Eski Esas: Nevşehir 2. İcra Dairesi'nin ...) Esas numaralı dosyası ile kambiyo senetlerine mahcuz haciz yoluyla takip başlatılmıştır. Takibe konu 17 adet bononun tanzim tarihleri ... ile ... tarihleri arasında değişmekte olup toplam değerleri 2.585.000,00TL tutarındadır. Takibe konu kambiyo senetleri usulsüz ve gerçeğe aykırı olarak müvekkil kooperatifin mal varlığını kaçırmak amacıyla düzenlenmiştir.

2. Müvekkil kooperatif ... gün ve ... kuruluş izni ile ortaklarının müşterek konut ihtiyaçlarını karşılamak maksadıyla kurulmuş olup, 6102 Sayılı TTK ve 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu uyarınca gerekli organlarını tesis etmiştir.

... tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında yönetim değişinceye kadar önceki yönetim kooperatifin aktiflerinin azaltılıp pasiflerinin artırılması uğurunda kendi nam ve hesabına ve/veya tanıdıklarının nam ve hesabına bir takım usulsüz, hukuksuz ve haksız tasarruf ve işlemlerde bulunmuşlardır.

Bu usulsüzlüklerin başında da işbu davamıza konu olan senetlerin tanzim edilerek kooperatifin asılsız şekilde borçlandırılması, işbu senetlerin yöneticiler tarafından kurulan şirketler aracılığıyla ciro edilerek ve nihayetinde de yine hısım ve tanıdık oldukları davalı ... aracılığıyla Nevşehir İcra Dairesi'nin ... (Eski Esas: Nevşehir 2. İcra Dairesi'nin ...) Esas numaralı dosyası üzerinden takip yapılmasıdır.

3. Söz konusu bonolarda ilk alacaklı olarak ...Ltd Şti. yer almış, ilgili şirket alacağı ...Ltd. Şti'ne ciro ederek devretmiş, ...Ltd. Şti de bu alacağı ...'e ciro ederek devretmiştir.

Bonoların tanzim edildiği tarihlerde kooperatifin yönetim kurulu asil üyeleri ..., ... ve ...'dur. Olaya ilişkin yürütülen Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/9379 numaralı soruşturma dosyasında yapılan imza karşılaştırılması sonucunda bonoları keşide edenlerin ... ve ... olduğu tespit edilmiştir.

4. Yine savcılık dosyasında düzenlenen bilirkişi raporlarında kooperatif yöneticilerinin; davalı şirketler ve ... ile bağlantısının olduğu, düzenlenen bonoların gerçeğe aykırı olarak düzenlendiği tespit edilmiştir. Raporlarda bağlantılar ve senetlerin sahteliği ilgili tespitler kısaca şu şekildedir:

* Müvekkil kooperatifin, ... tarafından kurulduğu/ kurdurulduğu yine ...'nun ... Otomotiv, ... yapı, ... Gıda gibi şirket ve kooperatiflerle bağlantısının bulunduğu, ..., ... ve ...’nun aralıksız yönetim kurulu üyeliği yaptıkları, 30.06.2012-06.09.2017 tarihleri arasında ...'nun direktifleri doğrultusunda iş ve işlem yürüttükleri,

* ... savcılık dosyasına sunmuş olduğu 17.06.2022 tarihli yazılı beyanında ... isimli şahsa kooperatife ait senetlerin ciro edilerek verilme sebebini " ... firmasına (kayınbiraderi ...'e ait şirket) verdiği paradan dolayı kendisine kooperatife ait daire verilemeyince senet verildiği" şeklinde açıkladığı ve senetlerin gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğini açıkça kabul ettiği,

* ... firması ile ... Yapı Kooperatifi arasında tanzim edilen ... tarihli İş Yapım Sözleşmesi dışında, ... Yapı, ... Gıda ve ... Yapı Kooperatifi arasında ticari ilişki bulunduğuna dair hiçbir resmi kayıt ve belge bulunmadığı, yapılan ... tarihli İş Yapım Sözleşmesinin de ... firmasının yüklenici gibi göstermek adına tanzim edildiği, zira ...yılında kurulan firmanın 10.000 TL sermayeli olduğu ve hiçbir suretle sermaye artırımına gitmediği, firmanın borçlanarak iş yaptığı varsayımının da muhasebe ve vergi kayitlarına göre mümkün olmadığı ve herhangi bir borç kaydının bulunmadığı,

* Kooperatife ait 37 adet ve toplam 5.590.000 TL tutarındaki borç senetlerinin tamamının ... firması lehine tanzim edildigi,...Firmast tarafından da ... firması ve ... isimli sahsa ciro edilmek suretiyle verildigi, ... firması adına ciro islemlerinin ... ... tarafindan yapıldığı, ...firmasını adına atılan imzaların bir kısmının ise ...'na ait olduğu, yani senetlerin tanzim edildiği ...-... yılları arası ...'nun ... Yapı adına vekaleti olmasi rağmen senetlere imza atmadığı ve aynı dönemde ... firması adına imzasının bulunduğu,

* 37 adet borç senedinin dayanağına ilişkin ... Yapı ve Kooperatif muhasebe kayıtları, vergi inceleme raporları, o dönemki yönetim üyeleri ve senetleri kooperatif adına tanzim eden ... ve ... ile hem... Yapı hem de kooperatifin muhasebecisi (aynı zamanda kooperatif üyesi) olan ...'nın beyanları dikkate alınarak icra müdürlüğünde mevcut borç senetlerinin dayanak oluşturacak hiçbir ticari iş ve işleme rastlanmamış, şirket ve kooperatif yevmiye kayıtlarında herhangi bir borç/alacak senedi kaydının da tutulmadığı, borç senetleri miktarında ya da yakın herhangi bir vergi dairesi kaydı (bildirim alış/ bildirim satış formları) da bulunmadığı, özetle borç senetlerin gerçek bir hak ve alacağa dayandığını gösteren hiçbir kayıt ve belgenin bulunmadığı,

* ..., ..., ..., ..., ... ... ..., ...'in ve dosya kapsamındaki diğer şüphelilerin eylemlerine uygun düştüğü takdirde nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, 1163 sayili Kooperatifler Kanunun Cezai Sorumluluk başlıklı Ek Madde 2'ye göre cezalandırılmaları gerektiği, yönünde tespitler yapılmıştır.

5. Mahkemenizce yapılacak inceleme sonucunda da borç ilişkisinin gerçek dışı olduğu ve muvazaalı işlemlerin olduğu görülecektir. Özellikle şu hususlara dikkat çekmek gerekmektedir:

*Takip konusu bonoların tanzim tarihlerini kapsayan ayrıntılı bilanço ve gelir-gider cetvellerinde, davaya konu borcun kooperatif kayıtlarında yer almadığı açıkça görülmektedir. Bu belgeler,

enetim kurulu raporlarıyla da doğrulanmış ve ... ile ... tarihli genel kurul toplantılarında müzakere edilmiştir. Söz konusu toplantılarda bilançolar okunmuş, toplantıya katılan senette imzaları olan veya ciro silsilesinde yer alan ..., ..., ... (...) ... ve ... tarafından herhangi bir itirazda bulunulmaksızın dinlenmiş ve yönetim ibra edilmiştir.

*... ve ... yılı yönetim kurulu çalışma raporlarında belirtilen ... Yapı'ya ilişkin olan borçlar, takibe konu borçlar yanında hem çok cüzi tutarlar olup hem de fatura ve belgeyle desteklenmemiştir. ... yılı raporunda ise kooperatifin hiçbir borcu olmadığı açıkça belirtilmiş ve bu durum tutanak altına alınmıştır.

*Kooperatifin genel kurul adresi ile ... Yspı ve ... Yapı’nın işletme adresleri aynıdır.

* ... Yapı, ... Kooperatifi arasında kurucu ve yönetici düzeyinde ailevi bağlar mevcuttur. Tüm şirketlerin ..., ... (...) ... ve yakınları tarafından yönetildiği açıktır.

*...Yapı'nın 10.000 TL sermayesi olup, ekonomik kapasitesi bonolara konu tutarları karşılayacak düzeyde değildir.

*Davalı ...’in ekonomik durumu da bonoları üstlenecek seviyede değildir. Hakkında birçok icra takibi bulunmaktadır.

*Daha önce de aynı kişilerce benzer şekilde kooperatife karşı muvazaalı takipler başlatılmış (Nevşehir İcra dairesinin ...) , sözde alacaklar aile bireylerine temlik edilmiştir.

*Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında gerçek bir borç ilişkisi bulunmadığı; senetlerin muvazaalı biçimde düzenlendiği ve kooperatif malvarlığının belirli kişilere aktarılmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.

6. Her ne kadar ...ile ... tarihleri arasında tanzim edilmiş gibi gösterilmeye çalışılmışsa da takibe esas toplamda 2.585.000,00TL tutarındaki 17 adet bononun aynı kişilerce, aynı gün içerisinde ve hatta aynı kalemle tanzim edildiği basit bir inceleme ile dahi anlaşılmakta olup esas amacın, kooperatif yönetimini kaybettikten sonra alelacele muvazaalı bir işlem tesis etmek olduğu açık ve sarihtir.

7. Kısacası, müvekkil kooperatifin ... Yapı'ya herhangi bir borcu bulunmamaktadır. Takip konusu bonolar, ... ve ... tarafından temsil yetkisi kötüye kullanılarak müvekkil kooperatif namına keşide edilmiştir. Sonrasında ise ... ve ... ... tarafından kötü niyetli olarak ciro işlemleri gerçekleştirilmiş, yine bonoların hükümsüz olduğunu bilen ... tarafından icra takibi başlatılmıştır. Borç ilişkisi yaratarak hüsnüniyetle ev sahibi olmak isteyen vatandaşların koymuş oldukları sermaye ile oluşmuş kooperatif aktiflerinin boşaltılmaya çalışılması sebebiyle tarafımızca iş bu davanın açılması zarureti hasıl olmuştur.

Taraflar ... sayılı Arabuluculuk dosyasında yapılan görüşmede uyuşmazlık ile ilgili anlaşmaya varamamışlardır.

8. ...Yapı Kooperatifi'ne ait genel kurul tutanakları ... Bakanlığı ... İl Müdürlüğü'nde, kooperatif genel kurul evrakları ise Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığı'ndadır.

Önceki yönetim kurulunda bulunan ... yevmiye, kebir defteri ve envanter defterini ...'E verdiğini iddia etse de ... tarifinde defterlerin kapak tasdiki ... tarafından yapılmıştır.

H. SEBEPLER: İlgili Tüm Mevzuat.

S.DELİLLER: Karşı delil sunma ve safahatlarda ortaya çıkacak delilleri ikame etme hakkımız saklı kalmak kaydıyla; Genel Kurul Toplantı Tutanakları, Denetleme Kurulu Raporları, Kooperatife Ait Yıllık Ayrıntılı Bilançolar ile Gelir Gider Fark Tabloları, Yönetim Kurulu Yıllık Çalışma Raporları, Nevşehir İcra Dairesi'nin ... Esas numaralı Dosyası, Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/9379 numaralı soruşturma dosyası, Nevşehir İcra dairesinin ... Esas numaralı dosyası, BA/BS formları ve banka hesap dokümanları, Kooperatife ait Yevmiye, Envanter, Kebir defterleri ve tutulması kanunen zaruri her türlü kayıt, ...Ltd Şti. ve ...Ltd. Şti'ne ait ticaret sicil kayıtları ile ticaret defterleri, ...'in ticaret sicil kayıtları ve ticari defterleri, Nevşehir Vergi Dairesi kayıtları, Ticaret Sicil Kayıtları, Tanık, Yemin, Bilirkişi, Keşif ve her türlü yasal sair delil.

N.TALEP:Yukarıda kısaca arz ve izah ettiğimiz ve mahkemenizce re’sen nazara alınacak nedenlerle her türlü tazminat ve fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla;Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla,

* Savcılık dosyasında bonoların sahteliğine ilişkin kuvvetli delil bulunması sebebiyle takdiren teminatsız olarak Nevşehir İcra Dairesi'nin ... Esas numaralı dosyasındaki takibin tedbiren durdurulmasına, mahkemeniz aksi kanaatte ise alacaklıya ödeme yapılmaması hususunda takdiren teminatsız olarak tedbir konulmasına,

*Davalı aleyhine açtığımız menfi tespit davamızın kabulüne ve Müvekkilin Nevşehir İcra Dairesi'nin ... Esas numaralı dosyasından ve takibe konu edilen bonolardan dolayı herhangi bir borcunun olmadığının tespitine,

* Alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere davalının kötü niyet tazminatına hükmedilmesine,

*Yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı üzerine tahmiline karar verilmesini.." karar verilmesi talep edilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

Mahkeme 09/01/2026 tarihli gerekçeli ara kararıyla:

"....Dava Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Menfi Tespit davası istemine ilişkindir.

İhtiyati tedbir 6100 sayılı HMKnın 389 vd.maddelerinde düzenlenmiştir. Davanın açılmasıyla hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması mümkündür. Bu değişiklikler sonucu davanın sonunda elde edilecek hükmün icrası mümkün olmayabilir veya çok güçleşebilir. İşte ortaya çıkan bu tehlikeyi berteraf etmek amacıyla ihtiyati tedbir müessesi kabul edilmiştir. HMKnın 389.maddesinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede meydana gelebilecek bir değişiklik nedeniyle hakkın elde edilebilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya tamamen imkansız hale geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller genel bir ihtiyati tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkememizce de ihtiyati tedbirin yargılamanın gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak incelenmiş ve dava konusu edilen taşınmazın davalı tarafından yargılama sırasında bir başkasına devri halinde davacının hakkının elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya imkansız hale geleceği anlaşılmıştır. İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Amaç bakımından ihtiyati tedbir aynı uyuşmazlık konusu olan taşınır veya taşınmaz mallarının devrinin önlenmesi, dava sonuna kadar aynen muhafaza edilmesi veya bir tehlike yahut zararın önlenmesi amacıyla HMKnın 389.maddesinde öngörülen durumlarda başvurulan bir yoldur. Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. HMKnın ihtiyati tedbirle ilgili 390.maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat üzerinde durulmuştur. Kanunda da açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa bir davada yaklaşık ispat değil tam ispat aranır. Genelde geçici hukuki korumalara, özelde ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür. Geçici hukuki korumalarda bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür. Yaklaşık ispat kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş, hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmıştır.

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; bonoya dayalı menfi tespite ilişkin olması ve mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşabileceği yada tamamen imkansız hale gelebileceği ileride telafisi kabil olmayacak ciddi zararın ve hukuki manada daha karışık yargılamaların önlenmesi bakımından talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunduğu gözetilerek 01/07/2025 tarihinde karar verildiği, teminat yatırma süresinin dolduğu anlaşılmakla davacı vekili tarafından 09/01/2026 tarihinde tekrardan talep edildiği göz önünde bulundurularak ve talebin yaklaşık ispat koşulunun sağlandığı kanaatine varılmakla HMK'nın 389 vd. maddeleri ve İİK 72/3 maddeleri uyarınca icra veznesine girecek paranın alacaklıya (davalıya) ödenmemesi hususunda davacı vekilinin talebinin %20 teminat karşılığında kabulüne karar vermek gerekmiştir. Ayırca İİK 72/3 maddesi uyarınca İcra takibinin durdurulması talebinin de reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,

Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin, KISMEN KABÜLÜNE,

1-Davacının icra takibinin durdurulması talebinin REDDİNE,

2-Nevşehir İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında İİK 72/3 maddesi gereğince dava konusu alacağın (2.585.000,00 TL) %20'si yani 517.000,00 TL mukabilinde teminatın yatırılması veya kesin ve süresiz teminat mektubu ibrazı halinde icra veznesine girecek paranın alacaklıya (davalıya) ödenmemesi hususunda İhtiyati Tedbir Talebinin KABULÜNE,

3- Teminat yatırıldığında kararın ifası için Nevşehir İcra Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına,

4- İş bu kararın taraflara tebliğine,..." karar vermiştir.

Davalı tarafça işbu ihtiyati tedbir kararına süresinde itiraz edilmiştir.

Mahkemece itiraz duruşmalı incelenmiş, 13/05/2026 tarihli celsedeki kısa ara kararıyla:

"2-Davalı vekilinin ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin reddine, (Bu hususta ara karar yazılmasına, )" karar verilmiştir.

Bu kısa ara kararı yönünden ayrıca gerekçeli olarak 20/05/2026 tarihli karar yazılmıştır.Bu ara kararda da:

"..Dava Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) talebine ilişkindir.

Bilindiği ve öğretide de kabul edildiği üzere ihtiyati tedbir "...kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır." şeklinde tarif edilmiştir. (Medeni Usul Hukuku 12.Baskı Sh....-Prof. Dr. ..., Prof. Dr. ..., Prof. Dr. ...) Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbir diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır.

Nitekim 6100 sayılı HMK'nın onuncu kısmının birinci bölümünde düzenlenen ihtiyati tedbir müessesesi 389. madde başlığında "geçici hukuki korumalar" olarak vasıflandırılmış ve aynı maddenin birinci fıkrasında "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" şeklinde şartları belirtildikten sonra takip eden maddelerde bu konudaki talep verilecek karar ve içereceği hususlar, teminat, kararın uygulanması gibi sair hususlar da duraksamaya yer bırakmayacak şekilde takip edilmesi ve yapılması gerekli usul ve prosedür vazedilmiştir.

Diğer taraftan, ihtiyati tedbir kararının kabul edilebilmesi bakımından yasanın 390/3. maddesi hükmünde ihtiyati tedbir isteyenin haklılığı konusunda tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel yaklaşık bir kanaatin yeterli olacağı öngörülmüş olup, Yasanın hükümet gerekçesinde de belirtildiği üzere yaklaşık ispat durumunda "... hâkim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte zayıf bir ihtimalde olsa aksinin mümkün olduğu ihtimalini gözardı edemez. Bu sebepledir ki haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması..." hükme bağlanmıştır.

Geçici hukuki koruma tedbirlerinin amacı, hak talebinde bulunanlara etkin bir hukuki koruma sağlamak olup, bu da Anayasanın 2. maddesindeki "Hukuk Devleti" ile 36. maddesindeki "Hak Arama Hürriyeti" ve İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan ''Adil Yargılanma ve Mülkiyet Hakkı'' olarak ulusal ve uluslararası hukukta belirlenen temel hakları güvence altına almaktır. HMK’ nun 389. maddesinde ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; mevcut delil durumu ve dosya kapsamı itibari ile yaklaşık ispat koşulu oluştuğu, 09/01/2026 tarihli ihtiyati tedbirin kabulüne ilişkin ara kararın usul ve yasaya uygun olduğu , tedbirin kaldırılması halinde bu süreçte hukuki kargaşaya sebebiyet vereceği anlaşılmakla davalı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalı vekilinin İHTİYATİ TEDBİRİN KALDIRILMASI TALEBİNİN REDDİNE,

2-Kararın taraflara tebliğine,

,,..." şeklinde belirtilmiştir.

Davalı ... vekili işbu ara kararı süresinde istinaf etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davalı ... vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle;

"1. MÜVEKKİL İYİNİYETLİ ÜÇÜNCÜ KİŞİ KONUMUNDADIR VE KENDİSİNE KARŞI ŞAHSİ DEFİLER İLERİ SÜRÜLEMEZ.

Müvekkilim ..., dava konusu bonoları ciro silsilesi içerisinde devralmış iyiniyetli meşru hamildir. Müvekkil, Kayseri'nin ... ilçesinde çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşmakta olup, davacı kooperatif ile veya kooperatifin eski yöneticileri ile hiçbir organik, ticari veya şahsi bağı bulunmamaktadır. Müvekkil, ... ve ... ile olan ticari ilişkisi ve yatırımlık ev alma gayesiyle yaptığı ödemelerin karşılığını alamaması neticesinde söz konusu senetleri ciro yoluyla teslim almıştır. Bu husus, 21.05.2026 tarihli talimat duruşmasında dinlenen tanığımız ...'in beyanlarıyla da sabittir. Davacı tarafın 04.02.2026 tarihli duruşmada dinlettiği kendi tanıkları dahi müvekkilimi tanımadıklarını açıkça beyan etmişlerdir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 687 uyarınca, poliçeden (ve bonodan) doğan taleplere karşı keşidecinin lehtara karşı sahip olduğu şahsi defiler, hamilin senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olması hali dışında hamile karşı ileri sürülemez. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 10.09.2013 tarihli, 2013/8722 Esas ve 2013/13431 Karar sayılı ilamında bu kural, TTK’nun 687’nci maddesine göre bedelsizlik def’i kişisel defi olup, ancak hamilin kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olması hâlinde hamile karşı ileri sürülebilir şeklinde vurgulanmıştır.

Yine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 30.03.2022 tarihli, 2022/731 Esas ve 2022/801 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, Bedelsizlik bir kişisel def’i olduğundan keşideci (düzenleyen) tarafından, kural olarak, ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Aynı kararın devamında, Ancak borçlu, hâmilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’ini ileri sürebilir denilerek, müvekkil gibi iyiniyetli hamillere karşı bedelsizlik iddiasının dinlenemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 15.11.2019 tarihli, 2019/1862 Esas ve 2019/993 Karar sayılı ilamında da, Başka bir anlatımla hamilin çeki kötü niyetle iktisap ettiği kanıtlanmadıkça keşidecinin lehtara karşı ileri sürebileceği şahsi def'ileri iyiniyetli hamile karşı ileri sürmesi mümkün değildir tespiti yapılmıştır. Müvekkilin senedi bilerek ve isteyerek davacı kooperatifin zararına iktisap ettiğine dair dosyada hiçbir somut delil bulunmamaktadır.

2. İHTİYATİ TEDBİR İÇİN ARANAN YAKLAŞIK İSPAT KOŞULU GERÇEKLEŞMEMİŞTİR VE İSPAT YÜKÜ DAVACI TARAFIN ÜZERİNDEDİR.

6100 sayılı HMK madde 389 ve 390/3 uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için talep edenin davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi zorunludur. Davacı taraf, müvekkilin kötüniyetli olduğunu iddia etmekte ancak bu soyut iddiasını destekleyecek hiçbir delil sunamamaktadır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesinin 03.05.2024 tarihli, 2024/92 Esas ve 2024/487 Karar sayılı ilamında açıkça ifade edildiği üzere, Kambiyo senetlerinde sebepten ( temel ilişkiden) soyutluk ilkesi gereği çek ile ilgili olarak 3. kişilerin iyiniyetli olduklarının kabulü asıldır. Aynı kararda mahkeme, istinaf eden davalılar çeki ciro yoluyla almış olup iyiniyetli 3.kişi konumunda bulunduğundan ve dosya kapsamına göre bu aşamada kötüniyetli olduklarına dair henüz yaklaşık ispata yarar yeterli bilgi ve belge bulunmadığının anlaşılmasına göre bu iki davalı hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesi doğru olmamıştır sonucuna varmıştır. Somut dosyamızda da müvekkilin kötüniyetli olduğuna dair yaklaşık ispat koşulu kesinlikle sağlanmamıştır.

Kambiyo senetlerine dayalı menfi tespit davalarında ispat yükünün kime ait olduğu hususu da yargı kararlarıyla sabittir. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 16.05.2023 tarihli, 2023/1267 Esas ve 2023/791 Karar sayılı ilamında, Kural olarak menfi tespit davalarında ispat yükü davalı alacaklıda ise de, davalı alacaklı taraf imzası inkar edilmeyen kambiyo senedine dayandığından ispat yükü davacıdadır kuralı benimsenmiştir. Benzer şekilde Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.11.2022 tarihli, 2022/823 Esas ve 2022/1047 Karar sayılı kararında, Somut olayda imzası inkar edilmeyen bononun takip konusu yapıldığı, bonoda malen kaydı bulunduğu, bonodaki kayıtların aksinin savunulması halinde ispat yükü kural olarak bu kaydın aksini ileri süren tarafta olduğu belirtilmiştir. Davacı taraf, ispat yükü kendi üzerinde olmasına rağmen, müvekkilin ciro silsilesindeki yerini ve iyiniyetini çürütecek bir delil getirememiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 29.01.2026 tarihli, 2022/1235 Esas ve 2026/115 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı gibi, dosya kapsamından, dava konusu çekin ciro silsilesinde kopukluk olmadığı, davalının çekin iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunu gösteren herhangi bir delilin dosya kapsamında mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. Müvekkilin elindeki bonolarda da ciro silsilesi muntazamdır ve kötüniyete dair delil yoktur.

3. İHTİYATİ TEDBİR KARARI TARAFLAR ARASINDAKİ MENFAAT DENGESİNİ MÜVEKKİL ALEYHİNE AĞIR BİR ŞEKİLDE BOZMUŞTUR.

Müvekkil, 2017 yılından bu yana alacağına kavuşmak için hukuki mücadele vermektedir. Davacı taraf, icra takibinden yıllar sonra, müvekkilin alacağına kavuşma ihtimalinin belirdiği bir dönemde kötüniyetli olarak işbu davayı açmış ve haksız tedbir kararı almıştır. İhtiyati tedbir kararları verilirken tarafların menfaatlerinin gözetilmesi hukuki bir zorunluluktur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 24.11.2022 tarihli, 2022/1645 Esas ve 2022/1643 Karar sayılı ilamında da altı çizildiği üzere, taraf menfaatleri arasında ciddi bir denge kurulması gerektiği tartışmasızdır. Yerel mahkeme, sadece %20 gibi düşük bir teminatla, ve takip çıktısı üzerinden hesaplanarak, müvekkilin yaklaşık 6.500.000 TL'ye ulaşan alacağına kavuşmasını engelleyerek bu dengeyi tamamen davacı lehine ve müvekkil aleyhine bozmuştur. Menfi tespit davalarının uzun süren yargılama süreçleri dikkate alındığında, müvekkilin telafisi imkansız zararlara uğradığı açıktır.

Yukarıda izah edilen ve emsal Bölge Adliye Mahkemesi ile Yargıtay kararlarıyla desteklenen hukuki gerekçeler ışığında; davacı tarafın yaklaşık ispat kuralını yerine getiremediği, müvekkilin iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olduğu ve ispat yükünün davacıda bulunduğu hususları gözetilmeden verilen ihtiyati tedbirin devamına yönelik 20.05.2026 tarihli ara kararın usul ve yasaya aykırı olduğu ortadadır.

HUKUKİ NEDENLER: 6100 sayılı HMK (md. 341, 389, 390 vd.), 6102 sayılı TTK (md. 687 vd.), 2004 sayılı İİK ve ilgili sair mevzuat.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda arz ve izah edilen nedenler ve Sayın Dairenizce re'sen gözetilecek hususlar muvaceresinde;

İstinaf başvurumuzun KABULÜNE,

Nevşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 2025/164 Esas sayılı dosyasında verilen 20.05.2026 tarihli ihtiyati tedbire itirazımızın reddine dair ara kararın KALDIRILMASINA,

Müvekkil aleyhine tesis edilen ve Nevşehir İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına girecek paranın alacaklıya ödenmemesi yönündeki İHTİYATİ TEDBİRİN KALDIRILMASINA,

İstinaf yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesinii,..." talep etmiştir .

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.

Ön inceleme yönünden bir eksikliğin bulunmadığı anlaşıldığından,istinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri hakkında inceleme yapılmıştır.

İstinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri, mahkemece verilmiş olan, Nevşehir İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında İİK 72/3 maddesi gereğince dava konusu alacağın (2.585.000,00 TL) %20'si yani 517.000,00 TL mukabilinde teminatın yatırılması veya kesin ve süresiz teminat mektubu ibrazı halinde icra veznesine girecek paranın alacaklıya (davalıya) ödenmemesi hususunda İhtiyati Tedbir Talebinin KABULÜNE, şeklindeki tedbir kararının içeriği, bu tedbir kararına karşı yapılan itiraz sebepleri, itirazın duruşmalı olarak yapılan incelemesi sonunda mahkemesince verilmiş ve istinaf edilmiş olan gerekçeli ara kararında mahkemesince yazılı açıklamalar, yasal sebep ve gerekçeler ile bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde; Derdest işbu davanın "*Davalı aleyhine açtığımız menfi tespit davamızın kabulüne ve Müvekkilin Nevşehir İcra Dairesi'nin ... Esas numaralı dosyasından ve takibe konu edilen bonolardan dolayı herhangi bir borcunun olmadığının tespitine,* Alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere davalının kötü niyet tazminatına hükmedilmesine," ilişkin, icra takibinden sonraki aşamada açılan menfi tespit iddiasına ve istemine ilişkin olması , İİK 72. maddesine göre :"Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir..." şeklinde hüküm altına alınmış olması, Mahkemece de itiraz edilen 09/01/2026 tarihli gerekçeli ara kararıyla;"1-Davacının icra takibinin durdurulması talebinin REDDİNE, 2-Nevşehir İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında İİK 72/3 maddesi gereğince dava konusu alacağın (2.585.000,00 TL) %20'si yani 517.000,00 TL mukabilinde teminatın yatırılması veya kesin ve süresiz teminat mektubu ibrazı halinde icra veznesine girecek paranın alacaklıya (davalıya) ödenmemesi hususunda İhtiyati Tedbir Talebinin KABULÜNE,3- Teminat yatırıldığında kararın ifası için Nevşehir İcra Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına," dair, İİK 72/3 md uyarınca icra veznesindeki paranın davalı alacaklıya ödenmemesi yönünde ve takdiren tayin ettiği teminat miktarı ve türü karşılığında sözkonusu ihtiyati tedbir kararının verilmiş olması, İİK 72/3 maddesine göre yaklaşık ispata dair yeterli koşulları varsa borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilecek olması, incelenen derdest dava dosyası kapsamına göre sözkonusu ihtiyati tedbir talebinin kabulü için yasaca aranan gerekli ve yaklaşık ispata dair yeterli koşulların bulunması,zira burada yasaca arananın kesin bir ispat olmayıp yaklaşık ispatın yeterli olması ve İİK 72/3 md ile mevcut dosya kapsamına uygun şekilde mahkemesince verilen ihtiyati tedbir kararında yazılı ayrıntılı açıklamalar ,yasal sebep ve gerekçeler de birlikte nazara alındığında sözkonusu ihtiyati tedbir kararında usul,yasa ve mevcut derdest dava dosyası kapsamı yönlerinden bir aykırılığın bulunmadığı,dolayısıyla tedbire itiraz eden davalı ... vekilinin işbu ihtiyati tedbir kararına yönelik ileri sürdüğü itiraz sebeplerinin yerinde olmadığı ,reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle ve mahkemesince de, duruşmalı olarak yaptığı inceleme ile verdiği ve istinaf edilen 20/05/2026 tarihli gerekçeli ara kararıyla itiraz eden davalı ... vekilinin sözkonusu ihtiyati tedbir kararına yönelik yaptığı itirazının reddine karar verilmiş olduğundan, istinaf edilen işbu gerekçeli ara kararda da usul, yasa ve mevcut derdest dava dosyası kapsamı yönlerinden bir isabetsizlik ve aykırılığın bulunmadığı , ara kararının hukuka uygun olduğu , bu sebeplerle itiraz ve istinaf eden davalı ... vekilinin yukarıda yazılı istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 gereğince reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ;

1-Nevşehir 1. Asliye hukuk mahkemesi'nin (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) 2025/164 Esas sayılı, 20/05/2026 tarihli ara kararının hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle itiraz/istinaf eden davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun H.M.K. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Alınması gerekli olan istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davalı ... tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı ... tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının derdest dava sonunda ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda değerlendirilmesine,

4-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,

5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-f ile 394/5 bendi uyarınca kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 08/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1504, K. 2026/1519, T. 08.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1504-e-2026-1519-k-78219f92432e