Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2471 E. 2026/2542 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/2471
- Karar No
- 2026/2542
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2026/2471
KARAR NO :2026/2542
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN ARA KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 26. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:19/08/2026
NUMARASI:2026/1864 E -
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit
KARAR TARİHİ :29/09/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Takibe konu edilen kaçak elektrik bedeline konu tesisat numarası ve sözleşme numarasının bağlı olduğu abonelik sözleşmesi ( ... - ... tesisat numaralı) müvekkili davacı ... Şirketi adına olduğunu, davacı ... ve davacı ... yönünden esasa dahi girilmesine gerek olmadan davanın kabulü ile borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini, dava konusu borç gerekçe gösterilerek elektrik enerjisinin kesilmesinin müvekkili şirket açısından telafisi güç ve imkansız zararlara yol açacak olup HMK'nın 389 ve devamı maddeleri uyarınca öncelikle teminatsız, mahkemece aksi kanaate varılması halinde uygun görülecek teminat karşılığında dava konusu alacağa dayanılarak müvekkilinin elektrik kullanımını kısıtlayacak herhangi bir işlem tesis edilmemesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.Mahkemece;Şirket adresinin değiştirilerek yeni adrese taşındığı ve yeni abonelik tesis edildiği belirtilmiş olmakla eski adresteki elektrik kesintisi ihtimaline dair mevcut veya muhtemel bir zarar tehlikesi ortaya konmadığından davacının HMK 389. md. şartlarını taşımayan ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.Davacı vekilince verilen istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbirin amacı ve HMK’nın 389. maddesinde öngörülen şartların somut olayda gerçekleştiği hususu açıkken verilen karar hukuka aykırıdır.Öncelikle belirtmek gerekir ki ihtiyati tedbirin amacı, yalnızca halihazırda gerçekleşmiş bir zararın giderilmesini sağlamak olmayıp yargılama devam ederken meydana gelmesi muhtemel ve telafisi güç zararların önlenmesi ve dava sonunda verilecek hükmün etkili ve uygulanabilir olmasının güvence altına alınmasıdır.kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir.Kaldı ki elektrik enerjisinin kesilmesi halinde ortaya çıkacak zarar yalnızca doğrudan elektrik kullanımından mahrum kalınmasından ibaret olmayacaktır. Müvekkil şirketin ticari faaliyetlerinin aksaması veya durması halinde müşterilere karşı üstlenilen sözleşmesel yükümlülüklerin yerine getirilememesi, iş ve müşteri kayıplarının yaşanması, ticari itibarın zedelenmesi, tedarik süreçlerinin aksaması ve üçüncü kişilere karşı çeşitli hukuki ve mali sorumlulukların doğması mümkün olacaktır. Bu zararların tamamının yargılama sonunda verilecek bir menfi tespit kararı sonrasında giderilmesi mümkün olmadığı gibi, bazı zararların sonradan parasal olarak tamamen telafi edilmesi de mümkün bulunmamaktadır.Bu itibarla somut olayda HMK'nın 389. maddesinde öngörülen “gecikme sebebiyle ciddi bir zarar doğması” şartı açıkça gerçekleşmektedir. Bunun yanında dava sonunda müvekkilin haklı bulunması halinde dahi yargılama süresince elektrik enerjisinin kesilmesi nedeniyle ticari faaliyetlerinin zarar görmesi verilecek nihai kararın müvekkil bakımından etkinliğini önemli ölçüde azaltabileceğinden, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması yönünden de HMK'nın 389. maddesinde aranan şartlar bulunmaktadır.Müvekkilin yeni adrese taşınmış olması ve yeni abonelik tesis etmesi dava konusu borca dayalı elektrik kesintisi riskini ortadan kaldırmamıştır.Mahkemece ihtiyati tedbir talebimizin reddine gerekçe olarak müvekkil şirketin dava konusu elektrik aboneliğinin bulunduğu adresten taşınarak yeni adresine geçtiği ve yeni abonelik tesis ettiği, bu nedenle eski adresteki elektrik kesintisi ihtimaline ilişkin mevcut veya muhtemel bir zarar tehlikesinin bulunmadığı değerlendirilmiş ise de anılan gerekçe somut olayın özellikleriyle bağdaşmamaktadır. Zira müvekkilin eski aboneliği de yeni aboneliği de davalı ... nezdinde bulunmaktadır. Dolayısıyla dava konusu tahakkuku düzenleyen ve söz konusu elektrik hizmetini sağlayan aynı davalı ile müvekkil arasındaki abonelik ilişkisi halen devam etmekte olup yalnızca aboneliğin adresinin değişmiş olması, dava konusu borcun müvekkil bakımından doğurduğu hukuki ve fiili riskleri ortadan kaldırmamaktadır." şeklinde istinaf sebepleri ileri sürülmüştür.HMK.nun 355. maddesi uyarınca, kamu düzeni yönünden ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;Dava,menfi tesbit talebine ilişkindir.HMK 389/1 madde hükmü gereği, dava konusu yerin işyeri olması durumunda , buraya elektrik enerjisi verilmemesi halinde, iş yeri, faaliyetine devam edemeyeceğinden, bu haliyle davacının ağır ekonomik kayıplara uğrayabileceği, tarafların karşılıklı menfaatleri esas alındığında yargılama süresince çekişme konusu faturaya dayalı olarak elektriğin kesilmesinin, davacı aleyhine ağır zararlar doğuracağı, bu nedenle elektrik kesintisinin önüne geçmek gerektiği gerekçesiyle ancak tedbir kararı verilecektir.Somut olayda ise ,davacı işyerini taşımış olmakla,önceki işyeri ile ilgili olarak elektriğin kesilmemesi yönünde ihtiyati tedbir isteminde hukuki yarar bulunmadığı gibi, HMK'nun 389. maddesinde belirtilen ihtiyati tedbir kararı verilmesi yönünden gerekli şartların somut olayda mevcut olmadığı anlaşılmakla talebin reddine karar verilmesinde usul ve hukuka aykırılık bulunmadığından,davacı tarafın istinaf talebinin HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,İstinaf masrafının istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 29/09/2026