Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1347 E. 2026/1842 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1347
- Karar No
- 2026/1842
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1347 KARAR NO : 2026/1842
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/06/2026 NUMARASI : 2026/439 Esas 2026/438 Karar DAVA : İHTİYATİ HACİZ KARAR TARİHİ : 09/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/09/2026
Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/439 Esas 2026/438 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda ihtiyati haciz isteminin reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: İhtiyati haciz isteyen vekili talep dilekçesinde özetle; 10/05/2026 keşide tarihli, 320.000,00 TL bedelli çekin müvekkili şirkete ciro edildiğini, bahse konu çekin vadesinin gelmesi nedeniyle bankadaki karşılığı sorulduğunu ancak çekin bankada karşılığının bulunmadığının bildirildiği, alacaklarını tahsil edemediklerini, 320.000,00 TL'lik borcun borçlular tarafından müvekkiline vadesinde ödenmediğini, alacaklarının tahsili için borçluların menkul ve gayrimenkul mallarıyla, üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir. MAHKEMECE: "...Talep, ihtiyati haciz istemine ilişkindir. İİK.'nun 257/1. maddesi gereğince rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı ihtiyati haciz talebinde bulunabilir. İİK.'nın 258. maddesine göre de alacaklının alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermesi zorunludur. Dosyanın incelenmesinden; İİK.'nun 257. vd. maddelerindeki ihtiyati haciz koşullarının borçlu ... ŞİRKETİ yönünden oluştuğu anlaşılmakla takdiren alacağın %15'i tutarında teminat yatırılması yahut aynı tutarda kesin ve koşulsuz teminat mektubunun mahkememize ibrazı kaydıyla talebin borçlu ... ŞİRKETİ yönünden kabulüne, faktoring sözleşmesinin tarafı olan ... ŞİRKETİ ve lehine aval veren ... bakımından ise alacağın diğer borçludan tahsil edilip-edilemeyeceği hususu yargılamayı gerektirdiğinden ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmiştir.'' gerekçesi ile; 1-Alacaklı vekilinin ihtiyati haciz talebinin; -.... ŞİRKETİ yönünden KABULÜNE, -... ile ... ŞİRKETİ yönünden REDDİNE, 2-Borçlu ... ŞİRKETİ yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz malları ve alacakları ile diğer haklarının borca yetecek miktarının (303.650,00-TL) İHTİYATİ HACZİNE, 3-İhtiyati haciz isteyen tarafından HMK.87.maddesinde yazılı türden ve alacak miktarının %15'i oranında (şahsi kefalet hariç) 45.547,50-TL teminat yatırılmasınaa şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Tüm borçlular bakımından ihtiyati haczin şartlarının oluştuğunu, çek bir kambiyo senedi ve müteselsil sorumluluk esasında gecikme halinde telafisi imkansız zararlar doğacağını, borçlular ... ve ....Şirketi yönünden ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin kısmının kaldırılmasını, söz konusu borçlular yönünden de ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Talep ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. Talep eden vekilince, faktoring sözleşmesi, fatura, çek, ödeme araçları tevdi bordrosu belgelerine istinaden keşideci ve lehdar ile ciranta aleyhine ihtiyeti haciz kararı verilmesini talep etmiştir. Mahkemece keşideci şirket yönüyle talebin kabulüne karar verilmiş, lehdar ve ciranta yönüyle talep red edilmiştir. Davacı istinafında talebin tam kabulünü talep etmiştir. Talep 2004 sayılı Yasanın 257 ve devam maddelerine dayalı ihtiyati haciz istemine dairdir. İhtiyati haciz kararının kısmen reddi kararına itiraz üzerine yapılan incelemede; 2004 sayılı Yasanın 257. maddesi gereğince rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz talep edilebilir. İİK’nın 258 ve 259. maddeleri uyarınca ihtiyati haciz talebinde bulunan alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecburdur; Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir. İhtiyati haciz isteyen alacaklı hacizde haksız çıktığı taktirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan mesul olup mahkemece istenilen teminatı yatırmaya mecburdur. Ancak alacak bir ilama müstenid ise teminat aranmaz. Alacak ilam mahiyetinde bir vesikaya müstenid ise mahkeme teminata lüzum olup olmadığını takdir eder. 2004 sayılı Yasanın 257. maddesinin birinci fıkrasında vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz talep etme koşulları; ikinci fıkrada ise vadesi gelmemiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilecek haller düzenlenmiştir. Gerek birinci, gerekse ikinci fıkra hükümleri dikkate alındığında, ihtiyati haciz talep edebilmek için, öncelikle ortada bir para borcunun bulunması, bir diğer deyişle ihtiyati haciz talep eden kişinin talep konusu borcun alacaklısı sıfatına sahip olması gerekir. Maddenin birinci fıkrasına göre ihtiyati haciz isteyebilmek için, alacağın kural olarak vadesinin gelmiş olması gerekir. Vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilmesinin diğer bir şartı ise alacağın rehin ile temin edilmemiş olmasıdır. Rehin ile temin edilmiş olan bir alacak teminata haiz olduğu için ihtiyati hacize gerek yoktur. Alacağın vadesi gelmişse ve alacak için bir rehin yoksa, alacaklı mahkemeye başvurarak ihtiyati haciz kararı verilmesini isteyebilir. Bu halde alacaklı, sadece alacağının varlığını, vadesinin geldiğini ve alacak için rehin bulunmadığını ispat etmekle yükümlüdür. Alacaklının başka bir hususu ispat etmesine gerek yoktur. (İİK' m.257/1) 2004 sayılı Yasanın 265.maddesi gereğince borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir. Mahkeme, gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddeder. İtiraz eden, dilekçesine istinat ettiği bütün belgeleri bağlamaya mecburdur. Mahkeme, itiraz üzerine iki tarafı davet edip gelenleri dinledikten sonra, itirazı varit görürse kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. Şu kadar ki, iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme yapılarak karar verilir. İtiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir. İstinaf yoluna başvuru, ihtiyatî haciz kararının icrasını durdurmaz. 6102 sayılı Yasanın 790.maddesi "Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır." hükmüne, 6102 sayılı Yasanın 818/1-e maddesi delaleti ile uygulanması gereken 687.maddesi "(1) Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.(2) Alacağın temliki yoluyla yapılan devirlere ilişkin hükümler saklıdır" hükmüne amirdir. 6361 sayılı Yasanın 9/2.maddesi "Faktoring şirketi Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez. Aynı faturaya dayalı birden çok faktoring şirketine yapılan kısmi temliklerin toplam tutarı fatura tutarını aşamaz." hükmüne, 6361 sayılı Yasanın 9/3.maddesi "Bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktoring şirketine devri hâlinde, kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri faktoring şirketine karşı ileri süremez; meğerki, faktoring şirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." hükmüne, 04.02.2015 tarih ve 29257 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik 8/1 maddesi "Faturalı alacağa istinaden kambiyo senedi veya diğer senetlerin alınması halinde, alınan kambiyo senedi veya diğer senetteki ciro silsilesinde kuruluşa kambiyo senedi veya diğer senedi ciro edip veren kişinin, devralınan faturada alacaklı olarak gözüken kişi ve bu kişiden bir önceki cirantanın veya keşidecinin de faturadaki borçlu ile aynı kişi olması gerekir. Fatura ile kambiyo senedi veya diğer senetteki tutarın uyumlu olmasına dikkat edilir." hükmüne amirdir. 6361 sayılı Yasa'nın 9/2 maddesi hükmü ve yukarıda sözü edilen yönetmeliğin 8. maddesi, faktoring şirketlerine, kambiyo senetlerine dayalı olsa bile temlike konu alacağın bir mal veya hizmet satışından doğduğunu fatura ile tevsik etme ve kambiyo senedi ile faturanın uyumlu olduğunu araştırma yükümlülüğünü yüklemiş, 6102 sayılı T.T.K.'nun 790.maddesi ise ciro silsilinde dış görünüş itibari ile kopukluk olup olmadığını inceleme yükümlülüğünü yüklemiştir. Faktoring şirketlerine bunların dışında daha fazla yükümlülük yükleyen bir mevzuat hükmü bulunmamaktadır. Faktoring şirketinin temlik aldığı çek ile ilgili banka nezdinde araştırma ve inceleme yükümlülüğünden söz edilemez. Diğer yandan Yasa metninden de anlaşılacağı üzere, faktoring şirketinin, faktoring işlemi ile devraldığı alacak, alacağın temliki hükümlerine tabidir. Nitekim, faktoring işlemlerinde alacağın temliki hükümlerinin uygulandığı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 03.11.2010 tarih, 2010/19-488 E, 2010/557 K sayılı kararında da açıkça belirtilmiştir. Öte yandan aynı kararda faktoring işleminin müşteri (firma), faktoring şirketi (faktor) ve borçlu olmak üzere üç tarafının bulunduğu da açıklanmıştır. Faktoring işleminin bu tarafları arasındaki ilişkiler yönünden 6361 sayılı Yasanın 9/2 ve 6098 sayılı TBK'nın 188/1.maddesi hükümlerinin uygulanması gerekir. Buna göre borçlu, faktoring işlemini öğrendiği sırada önceki alacaklısına karşı sahip olduğu def'ileri alacağı faktoring sözleşmesine dayanarak devralmış olan faktoring şirketine karşı da ileri sürebilecektir. 6361 sayılı Yasanın 9/2. ve TBK'nın 188/1.maddesi karşısında faktoring işleminin tarafları arasındaki ilişkiler yönünden şahsi def'ilerin ileri sürülebilmesinde faktoring şirketinin iyiniyetli ya da kötüniyetli olmasının sonuca etkisi bulunmamaktadır. 6361 sayılı Yasanın 9/3. maddesi ise, faktoring işleminin yukarıda belirtilen tarafları dışında kalan kambiyo borçluları bakımından uygulanabilecek bir hükümdür. Başka bir anlatımla, faktoring işleminin dışında bir kambiyo borçlusu varsa (keşideci, lehdar veya ciranta) onlar hakkında 6361 sayılı Yasanın 9/3. maddesi hükmü uygulanacaktır. Tüm dosya kapsamına göre ,... ŞİRKETİ ile davacı şirket arasında imzalanan Faktoring Sözleşmesi akdedildiği, ....şirketinin , ... ŞİRKETİ'den olan fatura ile tevsik edilmiş alacaklarını ve kambiyo senetlerini davacı şirkete temlik ettiği, bu kapsamda davacı şirket tarafından iktisap edilen çeklerin bankaya ibraz edildiği halde ödenmemesi nedeni ile davacının temliken alacaklı olduğu, tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi neticesinde; ihtiyati haciz isteyen davacının yukarıda özetlenen iddiası açısından sunulan deliller kapsamında bu aşamada yazılı olduğu şekilde ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için gerekli yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğinin kabulü ile talebin ...ŞİRKETİ ve borçlu şirket yetkilisi ... yönünden de kabulü ile ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken anılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamıştır. ( hükümde karışıklık olmaması açısından ...ŞİRKETİ hakkında verilen ihtiyati haciz kararına hükümde tekrar yer verilmiştir.) HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür. Tüm bu tespitler doğrultusunda davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile mahkemece verilen kararın 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak yeniden esas hakkında aşağıda belirtilen şekilde karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; A-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca ihtiyati haciz isteyen vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 1-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/439 D.iş Esas 2026/438 D.iş Karar sayılı dosyasında verilen 05/06/2026 tarihli KARARININ KALDIRILMASINA, 2-İhtiyati haciz talep eden tarafın yatırmış olduğu 732,00 TL istinaf karar harcının talep edene iadesine, 3-İhtiyati haciz talep eden tarafından yatırılan 2.002,00 TL istinaf kanun yolu harcının davalılardan alınarak ihtiyati haciz talep edene verilmesine, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına, B-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla; 1-İhtiyati haciz talep eden alacaklı yönünden ihtiyati haciz talebinin teminat mukabilinde KABULÜ ile, 2-İİK'nun 257. maddesi uyarınca, yukarıda ismi yazılı davalı/borçlular... (TC No: ...) ile..... . ŞİRKETİ ve ....ŞİRKETİ'nin 303.650,00 TL alacağı karşılayacak haczi caiz taşınır ve taşınmaz mallarının, 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının İHTİYATEN HACZİNE, 3-Davalı/borçluların ve 3. şahısların muhtemel zararlarına karşılık olarak 303.650,00 TL'nin % 15'i oranında hesaplanarak takdir olunan 45.547,50 TL nakit teminatın mahkeme veznesine depo edilmesi veya aynı miktarda kesin ve süresiz bir banka teminat mektubunun mahkemeye ibrazı halinde kararın yerine getirilmesi için bir örneğinin talep eden vekiline verilmesine, 4-Kararın verildiği tarihten itibaren 10 gün içinde infaz edilmemesi halinde kendiliğinden kalkmış sayılacağına, 5-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 6-Teminat alınması ve devamındaki işlemlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 7-Talep eden kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin ikinci kısım birinci bölümü uyarınca hesap olunan 10.000,00 TL vekalet ücretinin karşı taraflardan alınarak talep edene verilmesine, 8-Artan yargılama giderinin istek halinde yatırana iadesine, 9-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 10/09/2026