Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1371 E. 2026/1919 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1371
Karar No
2026/1919
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1371 KARAR NO : 2026/1919

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/04/2026 NUMARASI : 2024/274 Esas 2026/287 Karar DAVA : TAZMİNAT KARAR TARİHİ : 15/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 16/09/2026

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin kişisel ve mesleki gelişim üzerine sertifikalı uzaktan eğitimlerin kursiyerlere pazarlanması işi ile iştigal ettiğini, iştigal ettiği işkolunda potansiyel müşterilerine, dijital platformlardaki pazarlama faaliyetleri ile sair sosyal mecralarda verdiği reklamlar üzerinden ulaştığını, sosyal medya ve tüm web reklamcılığı işleri için davalı şirket ile aralarında 2019 Eylül dönemi ile 2022 nisan dönemi boyunca hizmet ilişki akdedildiğini, buna göre davalı şirketin, müvekkilinin dijital mecralardaki reklam faaliyetlerini ve sosyal medya danışmanlığını üstlendiğini, aldığı hizmet karşılığında müvekkilince davalıya aylık ücret ödendiğini, davalının üstlendiği işte özen yükümlülüğünü ihlal etmesi ve sözleşme ilişkisi çerçevesinde müvekkilini doğrudan zarara uğratması nedeni ile davalı ile aralarındaki danışmanlık ilişkisinin son bulduğunu, hizmet ilişkisinin sona ermesini takiben hizmet ilişkisinin devamı esnasında kontrolü davalıya verilen dijital alanların müvekkiline teslim edilmediğini, müvekkili şirket adına davalı tarafından üstlenilen reklam organizasyonunda amaca özgü olmayan anahtar kelimeler kullanılarak reklam için ayrılan bütçenin efektif sarf edilmediğinin müvekkili tarafından tespit edildiğini, bu hususta sair teknik analizler o dönemde bağımsız bir ajansa yaptırılarak detaylı rapor alındığını, rapordaki tespitlere göre davalının sözleşmeye devam etmenin mümkün olmayacağı biçimde ihlal edildiğinin ortaya konulduğunu, sebep olunan zararların büyük bir kısmının sözleşme ilişkisinin sonrasında gerçekleştiğini, şöyle ki; müvekkilinin ticaret unvanında yer alan, dijital platformlarda kullandığı ve aynı zamanda 2020 160831 ...marka no ile tescil edilmiş markalarından biri olan " ... ." olup 2019 yılında ... alan ismi ile müvekkili şirkete ait web sitesi tasarlanmış ve faaliyete geçtiğini, davalı şirketin, müvekkili adına üstlendiği dijital pazarlama web sitesi bakım onarım işlerinin sorunsuz, kesintisiz işlemesi ile aksama halinde hızlı çözüme kavuşturma gerekçeleri ile hosting ( barınma ) hizmetinin kendi uhdelerinde olması gerektiğini, faaliyette bulundukları işkolundan dolayı da bu hizmetleri daha uygun maliyetlerle sağlayabildiklerini belirttiklerini, bu nedenle müvekkilinin anılı hizmetlerin kontrolünün davalıda olması talebini kabul ettiğini, takiben ... web sitesinin müvekkili tarafından yetkilendirilen tasarımcısı olan ... tarafından 04.11.2019 tarihinde alan adı "......" kullanıcısına yani davalıya devredildiğini, Müvekkiline ait bu alan isminin davalı şirket tarafından 20.04.2022 tarihinde işlem görmüş ve müvekkili erişiminin sonlandığını, bu hususta alan isminin tedarik edildiği isimtescil.net ve diğer ilgili yerlere sorulması halinde uyuşmazlığın aydınlanacağını, müvekkili şirketin iştigal ettiği başka bir iş olan yurtdışı eğitim acenteliği markası "...." de 2021 064... marka no ile tescilli olup bu markanın faaliyet gösterdiği .... alan isminin de davalı uhdesinde olduğunu, söz konusu web alanlarının müvekkiline ait olmasına rağmen davalı tarafından zapt edildiğini, müvekkiline ait kurumsal mail adresleri olan ... ve....’un davalı uhdesinde tutulduğunu, müvekkiline ait "...", "...." instagram hesapları, "... ", "..." facebook hesapları, "..." youtube hesabı ile "..." LinkedIn hesaplarının da davalı tarafından zapt edildiğini, müvekkiline ait dijital sahipliklere ait erişim bilgilerinin sözleşme ilişkisine aykırı olarak ve kötü niyetli olarak davalı tarafından değiştirilerek müvekkili şirketin zarara uğratılmasının amaçlandığını, online/offline biçimde uzaktan eğitim veren, tüm müşterilerini dijital mecralar üzerinden sağlayan bir şirketin en büyük sermayesinin yine dijital içerikleri ve sahiplikleri olduğunu, dijital platformlarda tanınırlığın dahi önemli bir değeri olduğunu, şirketlerin dijital alanlarda tanınmak, reklam organizasyonlarının optimal vaziyette çalışması için ciddi giderler sarf etmek zorunda olduğunu, yeni kurulmuş bir ticari işletmenin dijital alanda belirli "rating" seviyesine ulaşmasının kolay olmamakla birlikte zaman ve reklam bütçesi sarfiyatına paralel olduğunu, hal böyle iken yaklaşık üç yıl boyunca bir seviyeye getirilen alan ismi, sosyal medya hesapları ve reklam hesaplarının davalı şirketin müvekkile ait bu sahiplikleri zapt etmesi üzerine sıfırlandığını, yapılan görüşmelerin, Karşıyaka 3. Noterliğinin 11165 yevmiye nolu ihtarnamesi ve arabuluculuk görüşmelerinin sonuçsuz kaldığını, müvekkilinin faaliyetlerine devam edebilmek adına davalı tarafından zapt edilen tüm sahipliklerin sıfırdan inşa edilmek zorunda kalındığını, inşa sürecinde yapılan giderler bir yana piyasada aynı isimli iki ayrı sonucun çakmasının potansiyel müşteriler üzerinde güvensizliğe yol açtığını, kazanç kaybına yol açtığını, yeniden yaptırılan dijital platformlara ilişkin hizmet faturalarının sunulduğunu beyanla müvekkili şirketin uğradığı zararların fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL'nin tazminine, Müvekkiline ait davalı uhdesinde zapt edilen dilekçede yer alan dijital sahipliklerin iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin 17/10/2019 reklam danışmanlığı hizmeti için taraflar arasında yazılı bir sözleşme yapılmadan davalı şirketin yetkilisi olan ....’den davalı şirket kurulmadan önce şahıs olarak hizmet almaya başladığını, 20/02/2020 tarihinde ....'ün performans pazarlama ve web geliştirme/yazılım ajansı olarak faaliyet göstermek üzere davalı şirketi kurmasından sonra söz konusu hizmetin davalı şirketten alınmaya başlandığını, her ne kadar davalı ile 2019 Eylül dönemi ile 2022 Nisan dönemi boyunca hizmet ilişkisi akdedildiği belirtilmiş ise de; davacı ve davalı arasındaki hizmet ilişkisinin 20/02/2020 tarihinde davalı şirketin kurulmasıyla başladığını, önceki döneme ilişkin hizmet ilişkisinin... ile davacı arasında olduğunu, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, hizmet süresinin kararlaştırılmadığını, davacının davalı şirketten yaklaşık 2 yıl boyunca 3 Web Sitesi Tasarlanması, Yayına Alınması, Desteklenmesi ve Revizyon Hizmetleri, Sosyal Medya Yönetimi ve İçerik Tasarımlarının Yapılması (Video, Görsel, İçerik Tasarımları), Dijital Pazarlama Hizmetleri ve Reklam Yönetim Danışmanlığı ... — ..Reklam Metin, Tasarımları), Broşür, Katalog, Video Çalışmaları ve Web Sitesi Revizyonları, Pazar Analizleri, İş Geliştirme ve Performans Raporları vb. birçok hizmet aldığını, bu hizmetlerin başlangıçta kararlaştırılmadığını, süreç içinde talep ve önerilere göre yerine getirildiğini, Hizmete konu web sitesi ve sosyal medya alanları davalı şirket yönetiminde olduğundan, her yapılan işin teslimi bakımından bir usul veya süre kararlaştırılmadığını, davalının web siteleri ve sosyal medya alanlarında yaptığı içerik sağlama ve reklamlara ilişkin hizmetlerin kesintisiz olarak ve süreklilik içinde yerine getirildiğini, yapılacak işler ve içeriğinin .. yazışmaları ile kararlaştırıldığını, davacı şirket onayları... mesajları ile alındığını, yazışmalarda davacı şirket yetkilisinin her aşamada onayladığı ve onaylamadığı iş ve bütçelerin görüldüğünü, Hizmet süresince davacıya verilen hizmetlere ilişkin tasarım, katalog, proje, brief, teklif, anket, analiz, değerlendirme raporu ve diğer raporlar, içerik çalışmalar, satış raporları, sunumlar, mali faaliyet raporları düzenlendiğini, taraflar arasında işin sonlandırılmasına ve sonlandırmanın sonuçlarına dair hususların kararlaştırılmadığını, 2021 yılı Aralık ayında sözleşme imzalanması teklifinden bulunulduğunu, davacı şirket yetkilisinin davalıyı oyaladığını ve 2022 yılı Nisan ayında bundan sonra çalışmak istenmediğinin sözlü olarak bildirildiğini, davalı şirketin, davacının geçmişten kalan borçları ödememesi ve yazılı sözleşme imzalamaya yanaşmaması, rakip firma çalışanını yetkili olarak ataması nedeniyle bu tarihten itibaren verdiği hizmeti sonlandırdığını, yönettiği hesap içerikleri ve yönetimine ilişkin hiçbir faaliyette bulunmadığını, davacının hizmetin sonlandırıldığını 02/06/2022 tarihli ihtarname ile bildirdiğini, davaya konu web siteleri ve sosyal medya alanlarının davalı tarafından oluşturulduğunu, alan adları dahil olmak üzere bizzat davacı şirket yetkilisi tarafından davalıya devir edildiğini, taraflar arasında hizmet ilişkisi sonlandığında bunların davacıya devir edileceğine dair hiç görüşme, sözlü anlaşma, yazılı belge veya yazışma olmadığını, dijital alanların davalıya kontrol için devredilmediğini, kontrol amaçlı devir için davacı tarafından oluşturulması ve yalnızca kontrol için devir edildiğinin, kontrol sonrasında davacıya devredileceğinin kararlaştırılması gerektiğini, taraflar arasında sözlü ya da yazılı böyle bir anlaşmanın ve yazışmanın bulunmadığını, davaya konu dijital alanların yazılımı, içerik tasarımı ve içeriğinin davalı tarafından yapıldığını ve davalıya hiçbir kayıt ileri sürülmeksizin devredilmiş veya tamamen davalı tarafından oluşturulmuş alanlar olduğunu, bu bakımdan söz konusu dijital alanların kayıt sahibinin davalı olduğunu, davacı şirketin iş bu davadan önce davalı şirket ve yetkilisi .... hakkında "Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma, Şantaj, Bilişim Sistemine Girme suçlarından şikayetçi olduğunu özetle "....", "....", " ...." ve " ...” markalarının reklam faaliyetlerinin kesintisiz işleyebilmesi için davacı şirket ve şüphelilerin hizmet sözleşmesi süresi içinde inançlı işlem" olarak bir olduklarını, .... domain adresi 10/07/2019 tarihinde müvekkili şirket adına ... . tarafından alındığını, şüpheliler ile yapılan hizmet sözleşmesindeki edimlerin ifasını kolaylaştırabilmek adına şüphelilere devredildiğini, hizmet sözleşmesinin esaslı unsuru olarak markalara ait sosyal medya hesaplarının kullanıcı adı ve şifreleriyle birlikte şüphelilere teslim edildiğini, markalara ait kurumsal mail adreslerinin şifreleriyle birlikte teslim edildiğini, hizmet sözleşmesi sonlandıktan sonra davacı şirkete teslim edilmediğini, Şüphelilerin davacı şirketin alacaklarını ödemesi halinde devredebileceklerini beyan ettiklerini, davacı şirketin anılı unsurların devredilmeyişinden kaynaklı zarara uğradığını, potansiyel müşterilerine erişemediğini, şüphelilerin "güveni kötüye kullanma, "Şantaj" ve bilişim suçu işlediğini iddia ederek suç duyurusunda bulunduğunu, Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığının 05/05/2023 gün ve 2022/16365 Sor-2023/5038 K. Sayılı kararıyla ihtilafın hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu, şüphelinin üzerine atılı suçların yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle Kovuşturmaya Yer olmadığına karar verildiğini, davacının hak iddia ettiği olan .... ve ....’un "..." youtube hesabı ile "..." LinkedIn hesaplarının davalı ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, bu alanların hiçbir zaman sahibi ve yöneticisi olmadığını, davacı şirket, sözleşmeye ilişkin olarak davalının özen yükümlülüğüne aykırı şekilde amaca özgü olmayan anahtar kelimeler kullanılarak reklam için ayrılan bütçenin efektif sarf etmemek suretiyle zarara uğradığı iddiasına dayalı zararının tazminini talebi soyut olup somutlaştırılmadığı gibi davalının hangi eylemi ile davacının hangi zararı arasında bağlantı kurulduğunun belirtilmediğini, davacının eser sözleşmesi mahiyetindeki web sitesi ve sosyal medya hesabının yazılımı, tasarımı ve içeriğinin oluşturulmasına, teknik niteliklerine ilişkin eksik, hatalı, ayıp iddiası bulunmadığını, davacının bu talebi ile ilgili uyuşmazlığın reklam yönetimi ve tanıtımı için verilen hizmete ilişkin olduğunu, taraflar arasında ki uyuşmazlığın bir kısım dijital alanların yönetimine ilişkin yazılı olmayan hizmetlere ilişkin olduğunu, Davacının talebini, ....-.... İncelemesi başlıklı bir rapora dayanarak ileri sürdüğünü her ne kadar raporun bağımsız bir ajansa yaptırıldığı belirtilmiş ise de raporun davalı şirketin reklam yönetimi hizmetine ilişkin değerlendirmeden çok, davalı şirketin hizmetini eleştirerek davacı şirketin raporu hazırlayanla çalışmasını sağlamayı amaçlayan, gereği gibi yapılan işleri hatalı göstermeye çalışan, kesin sonuç içermeyen, varsayımlara dayanan, eksik, hatalı, yanlı bir rapor olduğunu, raporun kimin tarafından hazırlandığının ve uzman olup olmadığının, inceleme tarihinin belli olmadığını, raporun delil olarak kabulünün mümkün olmadığını, davacının bu iddiasında amaca özgü anahtar kelimeler kullanılarak ve reklam için ayrılan bütçe efektif sarf edilmeyerek, sözleşme süresince zarara uğradığını ileri sürmüş ise, zararın nasıl oluştuğuna, miktarına, oluşan zarar ile davalının iddia edilen filli arasındaki ilişkiye dair açıklama yapmadığını, iddiasını somutlaştırmadığını ve iddiasına ilişkin dayanağı olan raporda belirtilen anahtar kelimeler ve bunlar için ayrılan bütçeye göre, ne kadar müşterinin başvurduğunu, ne kadar ciro ve kazanç elde ettiğini açıklamaktan kaçındığını, raporda anahtar kelimeler ile ne kadar başvuru alındığını, kursiyer sağlandığını ve elde edilen kazanç miktarının açıklanmasından kaçınıldığını, anahtar kelime nedeni ile zararın varlığından söz edebilmek için maliyetle birlikte davacı şirkete ne kadar müşterinin başvurmasının sağlandığı, ne kadar gelir elde edildiğinin, maliyetler ile başvuru, gelir, kazanç miktarlarının belirlenmesinin gerektiğini, bütçenin davacı şirket yetkilisinin onayı ile harcandığı, bütçesine onay verilmeyen işlerin yapılmadığının dikkate alınmasının gerektiğini, inceleme yapıldığında davacı şirkete rapora konu anahtar kelimeler nedeniyle çok sayıda başvuru yapıldığı ve davacı şirketin maliyetin kat kat üstünde kazanç sağladığı, davacı şirketin zararının söz konusu olamayacağının anlaşılacağını, müvekkilinin anahtar kelime yönünden bir hatasının bulunmadığını, davacı tarafça sunulan rapor içeriğinde yer alan "Son 3 aylık periyodda reklamlarımız 9697 oranla her aramada gösterim almış. Yani teklif ve bütçe sebebi ile reklamlarımızın gösterilmemesi gibi bir problem söz konusu değil. Bu aramaların 495'inde, reklamlarımız her zaman ilk sayfada yer almış. Buna ek olarak da 9083 oranla hep ilk sırada gösterilmiş." ifadesi davalı şirketin reklam çalışmalarının yüksek başarısını, başka bir deyişle davacının özen yükümlülüğüne aykırı davranıldığı iddiasının aksini gösterdiğini, 21 Kasım-Aralık ayında maliyet artışının sebebinin kur ve sektör kaynaklı olduğunu, her ayın ortasında ve sonunda yapılan toplantılarda yapılan teklif değişikliklerine davacı şirket yetkilisinin onay vermediğinden önerilen tekliflerin hayata geçirilemediğini bu nedenle müvekkiline sorumluluk yüklenemeyeceğini, Sunulan ... yazışmalarından anlaşılacağı üzere davacının reklam bütçesinin efektif sarf edilmediğine ilişkin iddiaları bakımından, reklam yönetimi için taraflar arasında önceden kararlaştırılmış bir bütçenin olmadığı, davacı şirket tarafından keyfi olarak belirlendiği, davalı şirketin tekliflerine göre yapılacak her bir iş için bütçesinin davacıya bildirildiği ve onay alındıktan sonra işin yapıldığı, bütçesine onay verilmeyen işlerin yapılmadığının dikkate alınması gerektiğini, 24/05/2022 gün ve GIB2022000000055 sayılı ... . A.Ş. Tarafından düzenlenen fatura ... ve ... sosyal medya yönetimi ve dijital pazarlama danışmanlığına, Anneler günü seslendirme işine ilişkin olup, hangi platformdaki hangi sosyal medya hesaplarına ilişkin olduğu faturada belirtilmediğini, 22/07/2022 gün ve GIB2022000000071 sayılı .. . A.Ş. Tarafından düzenlenen fatura..., ... ve... sosyal medya yönetimine ilişkin olup, hangi platformdaki hangi sosyal medya hesaplarına ilişkin olduğunun faturada belirtilmediğini, 22/08/2022 gün ve GIB2022000000078 sayılı ....A.Ş. Tarafından düzenlenen fatura ..., ... ve... sosyal medya yönetimi ve planına ilişkin olup, hangi platformdaki sosyal medya hesaplarına ilişkin olduğunun faturada belirtilmediğini, 13/09/2022 gün ve GIB2022000000010 sayılı ... Şti. Tarafından düzenlenen fatura CRM ve Web sitesi yazılımına ilişkin olup, hangi web sitesi yazılımına ilişkin olduğunun faturada belirtilmediğini, faturaların davacının iddiasına göre inşa edilen yeni sosyal medya hesaplarına ilişkin olması halinde davalı şirketle çalıştığı süreçte kullanılan sosyal medya hesaplarının açılmasına ilişkin olmadığı, aynı isimli olsa dahi farklı sosyal medya hesaplarının yönetimine ilişkin olacağı anlaşıldığından, bu hesapların yönetimi için ... firmasına ödenen bedellerin müvekkilinden talep edilemeyeceğini, .com uzantılı alan adı youtube, linkedin, facebook, instagram gibi alan adları ve sosyal medya hesaplarına ilişkin mülkiyet uyuşmazlığının çözüm yeri belirtilen kurum ve platformlar olduğunu (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 08/04/2014 gün ve 2013/16335 E.-2014/6935 K.), davaya konu ....alan adının 09/07/2019 tarihinde tahsis edildiğini, Davacının... ile çalışmaya başlamasından sonra 04/11/2019 tarihinde bu alan adının davacı şirketin isteğiyle ...'e devredildiğini, davalı şirketin kurulması ile davalı şirkete devredildiğini, davacının hiçbir zaman bu alan adının sahibi olmadığını, alan adının davalıya devrinin 2020/160831 sayılı marka tescilinden önce olduğunu, davalının davacının marka tescilinden önce alan adı sahibi olup öncelik hakkına sahip olduğunu, Davaya konu....alan adı 08/08/2020 tarihinde davalı şirkete tahsis edildiğini, dava dilekçesinden anlaşıldığı üzere alan adının alınması 2021/064864 sayılı marka tescilinden önce olup Davalı şirketin davacının marka tescilinden önce alan adının sahibi olup, öncelik hakkına sahip olduğunu, Davalı şirketin, davacıya verdiği hizmet kapsamında davacı için "..." ve "..." isimli Instagram sayfalarının oluşturulmasında da davacı şirketin hiçbir yaratıcı katkısının bulunmadığını, davacının özgür iradesi ile davalı şirkete devredilen sosyal medya hesaplarının davacıya yeniden devrine ilişkin yazılı veya sözlü bir anlaşmanın bulunmadığını, herhangi bir talebinin de bu güne kadar olmadığını, erişim bilgilerini saklama gereği duymadığını, "..." Instagram sayfasından son paylaşım 30 Nisan 2022, ” ...." isimli Instagram sayfasından son paylaşım 26 Nisan 2022 olup hizmeti bu tarihlerde sonlandırdığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince "Dava, taraflar arasında akdedilen sosyal medya ve web reklamcılığı işi kapsamında davalının özen yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeniyle davacının uğradığı zararın tazminine ilişkin alacak davasıdır. Davacı vekili delil olarak; kötü ifaya ilişkin tespit raporu, davalının zaptettiği ürünlerin yeninden inşası için sarfedilen hizmet faturaları, .... ve ilgili yerlere yazılacak müzekkereler, Karşıyaka 3. Noterliğinin 11165 yevmiye nolu ihtarnamesi ve ihtara cevap, arabuluculuk tutanakları, ticari defter ve kayıtlar, keşif ve bilirkişi incelemesi, yemin, tanık, ikamesi mümkün her türlü yasal delile dayanmıştır. Davalı vekili delil olarak; davalı ve davacı şirket kayıtları, mail ve ...yazışmaları, bilgisayar kayıtları, ticari defter ve belgeler, uzman mütalaası, keşif, bilirkişi raporu, tanık, faturalar, ödeme belgeleri, dava konusu hizmete ilişkin tüm onay ve belgeler, tüm yazışmalar ve her türlü delile dayanmıştır. Tarafların arasında; davalı tarafından verilen dijital pazarlama hizmet süresinin başlangıç ve bitiş tarihlerinin ne olduğu, dijital pazarlama hizmet sözleşmesinin kimin tarafından feshedildiği ve feshin haklı olup olmadığı, davalının hizmeti gereği gibi ifa edip etmediği, davacının dijital pazarlama hizmeti nedeni ile davalıya borcunun bulunup bulunmadığı, hizmetin ayıplı ya da gereği gibi ifa edilmemesi halinde davacının bu nedenle maddi bir zarara uğrayıp uğramadığı, davacı tarafından dava dilekçesi ekinde yer alan davalının davacıya verdiği hizmete ilişkin raporda yer alan hususların doğru olup olmadığı, davalı tarafından verilen hizmet kapsamında oluşturulan/davalıya devri yapılan "....", "...." instagram hesapları, "... ", " ..." facebook hesaplarının sözleşmenin sona ermesinden sonra davacıya devir yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı, bu konuda taraflar arasında bir anlaşmanın bulunup bulunmadığı ya da devir için ayrıca bir anlaşmaya gerek olup olmadığı, bu konudaki davacı talebinin yerinde olup olmadığı, mülkiyetin kime ait olduğu ve mahkemenin bu konuda karar verme yetkisinin bulunup bulunmadığı, ... ve ...’un ".." youtube hesabı ile "..." LinkedIn hesaplarının davalı ile ilgisinin bulunup bulunmadığı, davacı tarafça davalıya devrinin yapılıp yapılmadığı, davalı tarafından verilen hizmet kapsamında oluşturulan/davalıya devri yapılan "....", "..." instagram hesapları, "....", " ...." facebook hesaplarının davacıya devrinin yapılmaması nedeni ile davacının herhangi bir zararının oluşup oluşmadığı, sosyal medya hesaplarının davacıya devrinin yapılmaması ve davacı tarafından yeniden oluşturulması nedeni ile davacının bir zarara uğrayıp uğramadığı, sosyal medya hesaplarının sıfırdan oluşturulması nedeni ile davacı tarafça yapılan harcamaların neler olduğu ve bu harcamaları davacıdan talep edip edemeyeceği hususlarında ihtilaf bulunduğu görüldü. Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan markalara ilişkin kullandıkları ürün ve hizmetleri listeleri, renkli ibaresini ve tescil belgesindeki bilgilerin aynısını içerir onaylı renkli sicil kayıtları celp edilmiş, İzmir Emniyet Müdürlüğü'nden "...” youtube hesabı, "...." LinkedIn hesabı, ...., .... e-posta adreslerine giriş yapan son IP adres, kimlik vd. Bilgilerine ilişkin evraklar celp edilmiş, .... A.Ş'nden "..." ile ilgili kuruluşundan itibaren ne gibi işlemler yapıldığı (tescili, devir olup olmadığı, devir oldu ise kime ve varsa bedeli..vs.) ve bu hesabın akıbeti hususunda bir kısım bilgiler celp edilmiştir. Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yazılan talimat uyarınca davacı tanığı ...'un beyanı alınmıştır. Mahkememizin 07/04/2024 tarihli ön inceleme duruşmasında dosyanın 1 marka alanında uzman bilirkişi, 1 dijital pazarlama alanında uzman bilirkişi, 1 SMMM uzmanı bilirkişiye tevdii ile mahkememizce tespit edilen uyuşulamayan noktalar çerçevesinde rapor tanziminin istenilmesine karar verilmiş, bilirkişi heyeti tarafından sunulan 21/01/2025 uyap tanzim tarihli bilirkişi raporunda özetle; .... ile .... internet sayfaları incelendiğinde, ana menü, hakkımızda, iletişim vd./vb. biçimde standart bir kurumsal internet sayfası olduğu, herhangi bir sıra dışı yapıda/özellikte ve/veya tasarımda olmadığı değerlendirildiği, hukuki değerlendirilmenin mahkemeye bırakıldığı; davacı ve davalı taraf arasında herhangi bir yazılı sözleşme, içerik vb. karşılıklı imza altına alınan ve/veya e-posta vb. biçimde zaman damgalı yazılan belge ya da veri bulunmaması sebebiyle, dosyaya konu verilen ve/veya verilecek olan hizmete ilişkin; hizmet içeriğinin yalnız internet sayfası tasarımı olup olmadığı, hizmet içeriğinin internet sayfası + arama motoru reklamları hizmeti olup olmadığı, hizmet içeriğinin internet sayfası + arama motoru reklamları + işletme sosyal medya profili oluşturulma/tanıtımı hizmeti olup olmadığı, hizmet içeriğinin internet sayfası + arama motoru reklamları + işletme sosyal medya profili oluşturulma/tanıtımı ve reklamla ön plana çıkma hizmeti olup olmadığı, anlaşılamamış olup, ayrıca dosyaya kapalı zarf içerisinde sunulan internet sayfası panel ve sosyal medya hesap şifre bilgilerinden ilgili durumun anlaşılamayacağı nedeniyle teknik kesinlik içeren değerlendirme yapılamadığı; fesih iradesinin yazılı olarak karşı tarafa gönderilmesi ilk defa davacı tarafından 02.06.2022 tarihinde Noter yolu ile yapıldığı, davalının son paylaşımı 30 Nisan 2022’de yaptıklarını beyan etmesi birlikte değerlendirildiğinde sözleşmenin sona erme tarihinin 30 Nisan 2022 olduğu kanaatine ulaşıldığı; ...., ... mailleri ve "...” youtube hesabı ile ".. .." LinkedIn hesabı olarak sayılan sosyal medya hesapları ve "..." facebook hesabı,"..." facebook hesabı olarak sayılan sosyal medya hesapları üzerinde davalının mülkiyet ve devir edildiğinin iddiasının olmadığı; davacının bahsi geçen bu hesapların şifrelerini davalıya teslim ettiğine ilişkin dosyada delil tespit edilmediği, şifrelerin davalıda olduğunu davacı iddia etmekle birlikte bu iddiasını destekleyen delil dosyada tespit edilemediği; davalı bu hesapların şifrelerinin kendisinde olduğunu kabul etmediği; bahsi geçen 2 adet mail adresinin, 4 adet sosyal medya hesabının kontrolünün davalıda olduğu iddiası ileri sürülmüş ise de bu iddiayı doğrular bilgi ve dökümana ulaşılamadığından zarar değerlendirmesinin yapılamadığı; davalının, davacının 2020/160... ve 2021/064... nolu markalarının işaretlerini tescilden önce kullandığına dair iddiası “markasal kullanım” niteliğinde olduğu sonucuna ulaşılmadığı; bu nedenlerle davacının tescil ettirdiği 2020/160831 ve 2021/064864 nolu markalar yönünden üçüncü kişilerin kullanıma ilişkin koruma hükümlerinden faydalanma hakkı bulunmaktadır. ....ve.... alan adlı web sitelerinin, “....” ve “...” isimli Instagram hesaplarında yer alan davacı için markasal kullanım niteliği taşıyan bu işaretlerle ilgili olarak davacının mülkiyet hakkı taraflar arasındaki sözleşmenin devamı sırasında ve davanın açıldığı tarihte ve işbu raporun hazırlandığı aşamada devam ettiği; ...ve... alan adlı web sitesinin ve sosyal medya hesaplarının davacıya ait kullanımda olduğu, davalı şirket ile ilgili ve faaliyet alanı ile ilgili paylaşım olmadığı sabittir. Web sayfasındaki, grafik çalışmalarının eser olduğu iddia edilmiş ise de bu genel açıklamanın dışında hangi grafik olduğu, kimin oluşturduğu hususları somutlaştırılmamıştır. Bilirkişi .... tarafından web sayfasının davacıya ait olarak hazırlanmışsa da sayfa tasarımını yapan yönünden eser vasfı taşıyacak nitelikte yaratıcılığa veya özgünlüğe sahip olmadığı tespit edildiği, bu nedenle web sayfasının oluşturan kişi veya kişilerin hususiyetini taşımadığı sonucuna ulaşıldığı; somut olayda, bahsi geçen web ve Instagram sayfalarının davalının hususiyet taşıyan fikri çabası ile oluşturulduğu ispatlanamadığından ve hususiyet unsuru mevcut olmadığından davalının “eser” iddiasının FSEK kapsamında olmadığı sonucuna ulaşıldığı; mahkemenin takdir ve değerledirmesi ile davalının mülkiyet iddia ettiği .... ve ... alan adlı web sitelerinin, “...” ve “....” isimli Instagram hesaplarının şifrelerinin davalı şirkette olduğu kanaati oluşması ve davacının kullanımına engel olunduğuna karar verilmesi halinde bu sitelerin ve hesapların yeniden oluşturulması ve işler hale getirilmesi için dijital hizmet alma zorunluluğu doğacağından, davacı tarafından yapılan masrafların talep edilebileceği değerlendirildiği; davacının dosyaya sunduğu 4 adet fatura incelendiği; buna göre dosyaya sunulan 22.08.2022 fatura tarihli, 24.05.2022 fatura tarihli, 22.07.2022 fatura tarihli, 21.06.2022 fatura tarihli olanların sosyal medya yönetimi ile ilgili aylık hizmet bedeli olduğunun anlaşıldığı; 13.09.2022 tarihli faturanın ise GIB2022000000010 fatura nolu 106.200,00 TL bedelli CRM ve Web Sitesi yazılımına ilişkin olduğunun görüldüğü; bu faturanın açıklamasında hangi web sitesine ilişkin olduğu açıklanmadığı; bu fatura bedelinin davacının kullanamadığı Instagram hesapları ve web sistemlerinin oluşturulması için yapılan harcama olarak kabul edilip edilmeyeceğinin mahkemenin takdirinde olduğunu; davacı ... ŞTİ.’nin Mali Müşaviri ... ile 26.11.2024 tarihinde telefonla iletişime geçilmiş, tarafıma verilen görevlendirme kendisine anlatılmış ve 26.11.2024 – 02.12.2024-24.12.2024’de: ....; .... mail adreslerine gönderdiğim maillerde talep ettiğim e-defter beratları, kayıtları, Kurumlar Vergisi Beyanname ve Muavinler tarafıma sunulmadığından incelenememiş olup; davacı şirketin e-defter kullanıcısı olduğundan fiziken defter sunamayacağından, mailim ile talep ettiğim tüm belgeleri flash bellek içeriğinde Sayın Mahkemenize sunulduğunda incelenebileceği hususundaki takdirin mahkemeye ait olduğu; ilgili mevzuat gereği; davalı .... Şti.’nin 2020-2021-2022-2023-2024 yılları inceleme dönemlerinde e-defter tuttuğu, 2020-2021-2022-2023-2024 yılları inceleme dönemlerine ait tutulan yevmiye defteri ve defter-i kebirin e-defter beratları tarafımdan incelenmiş olup, oluşturma tarihlerinin yasal süresi içinde yapıldığı Davalı ... resmi defterlerinde; davacı...’nın, Davalı ...’dan 06.05.2024 dava tarihi itibariyle -4.408,69.-TL tutarında alacaklı olduğunun kaydedildiğinin görüldüğü görüş ve kanaatleri bildirilmiştir. Mahkememizce yazılan talimat gereği 10/10/2024 tarihinde Denizli 1.Asliye Ticaret Mahkemesince davacı tanığı ....'un beyanları alınmıştır. Mahkememizin 19/12/2024 tarihli duruşmasında davalı tanığı ...'in beyanı alınmıştır. Mahkememizin 12/06/2025 tarihli duruşmasında dosyanın yeniden bilirkişi heyetine tevdii ile taraf vekillerinin kök rapora yaptığı itirazları ayrı ayrı cevaplar mahiyette ek rapor tanziminin istenilmesine karar verilmiş, bilirkişi heyeti tarafından sunulan 04/09/2025 uyap tanzim tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; davalı vekilinin mali yönden itirazları doğrultusunda yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin “…Bu nedenle yalnızca davacı şirketin hesapları üzerinden yapılan hesaplamaya itirazımızı bildiririz.” şeklinde beyanda bulunduğu, ancak kök raporda davacı tarafın defterleri sunulmadığından incelenemediği, sadece davalı defterlerinin incelendiğinden, davalı vekili beyanının yerinde olmadığı görülmekle, mali yönden kök raporda bir değişiklik olmayıp aynı görüş ve kanaatte olduğunu bildirmiş; teyide muhtaç veri niteliğinde olması nedeniyle, davalının hangi internet sayfalarını ve hangi içerikleri yine hangi tarihler arasında yönetip yönetmediğinin internet üzerinden yapılan açık kaynak araştırmalarıyla anlaşılamayacağı; aynı şekilde davacının hangi internet sayfalarını ve hangi içerikleri yine hangi tarihler arasında yönetip yönetmediğinin internet üzerinden yapılan açık kaynak araştırmalarla anlaşılmayacağı “.... Mah.... Cad. No... Kat... .. Ümraniye/İSTANBUL” adresinde faaliyet gösteren “...” isimli servis sağlayıcı firmaya yazı yazılması durumunda, ....alan adının ve yer sağlayıcı firma bilgilerinin (fatura yetkili vd) ve sisteme yapılan giriş IP adreslerinin denetlenebileceği değerlendirilmiş; internet sayfaları ve/veya sosyal medya sayfalarının yer-erişim sag layıcı firmasına yazı yazılarak, ilgili internet sayfalarına yönetici girişi yaparak, dosya ekleyen silen IP adresinin denetlenebileceği ve bu şekilde internet sayfası yo neticisinin tespit edilebileceği değerlendirilmiş; bu sebeple dilekçeler ekinde herhangi bir farklı teknik veri-bilgi bulunmaması sebebiyle; kök rapordaki görüşü koruduklarını bildirmişlerdir. Mahkememizin 30/10/2025 tarihli duruşmasında dosyanın 1 marka alanında uzman bilirkişi, 1 dijital pazarlama alanında uzman bilirkişi, 1 SMMM uzmanı bilirkişiye tevdii ile mahkememizce tespit edilen uyuşulamayan noktalar çerçevesinde mahkememizce dosyaya kazandırılan önceki kök ve ek rapor ile kök ve ek rapora taraf vekillerinin yapmış olduklar itirazlar da değerlendirilmek suretiyle rapor tanziminin istenilmesine karar verilmiş, yeni bilirkişi heyeti tarafından sunulan 06/02/2026 uyap tanzim tarihli bilirkişi raporunda özetle; dosya kapsamı, taraf beyanları, tanık anlatımları, mevcut heyet bilirkişi raporu ile ek bilirkişi raporunda yer alan teknik tespitler birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki hizmet ilişkisinin 30.04.2022 tarihinde sona erdiğinin anlaşıldığı; davacı tarafından, dava konusu internet siteleri, sosyal medya hesapları ve e-posta adreslerine ait kullanıcı adı ve şifrelerin davalıya teslim edildiğine veya hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra bu dijital alanların davalı tarafından tek taraflı şekilde kontrol altında tutulduğuna dair dosya kapsamında somut, teknik ve doğrulanabilir bir delile ulaşılamadığı; dava konusu dijital alanların (internet siteleri, sosyal medya ve e-posta hesapları) hangi tarafça, hangi tarihler arasında ve ne şekilde yönetildiğinin, yalnızca internet üzerinden yapılan açık kaynak incelemeleriyle tespit edilmesinin teknik olarak mümkün olmadığı; bu hususun ancak ilgili servis sağlayıcılar nezdindeki IP ve erişim kayıtlarının incelenmesi suretiyle belirlenebileceği, ancak bu yönde dosyaya kazandırılmış bir teknik veri bulunmadığı görülmüş; davacının reklam yönetimi hizmeti nedeniyle zarara uğradığı iddiası bakımından; dosyada yalnızca reklam maliyetlerine ilişkin verilerin bulunduğu, buna karşılık reklam faaliyetleri sonucunda elde edilen dönüşüm sayıları, başvuru sayıları, gelir tutarları ve maliyet–kazanç ilişkisini ortaya koyan teknik ve mali bir analiz sunulmadığı; bu nedenle, davacının reklam hizmeti nedeniyle zarara uğradığının teknik ve mali yönden tespiti mümkün olmadığı; davacı tarafından sunulan reklam inceleme raporunun; dönüşüm, kazanç ve performans verilerini içermemesi, varsayımsal değerlendirmelere dayanması ve objektif teknik ölçütler barındırmaması nedeniyle zararın varlığını ispata elverişli olmadığı değerlendirildiği; alan adı tahsisi ile marka tescilinin hukuki nitelik ve sonuçları itibarıyla farklı kavramlar olduğu, alan adlarının marka tescilinden önce tahsis edilmiş olmasının, marka tesciline dayalı olarak alan adları üzerinde geriye dönük bir hak doğurmadığı; bu nedenle uyuşmazlık bakımından alan adlarının tahsis tarihleri ve fiili kullanımın esas alınması gerektiği kanaatine varıldığı; davacı tarafından talep edilen, dijital alanların yeniden oluşturulmasına yönelik masraflara ilişkin sunulan faturalar bakımından ise; bu faturaların hangi internet sitesi veya hangi sosyal medya hesabına ilişkin olduğunun açıkça belirtilmediği, dava konusu iddialarla doğrudan ilişkilendirilemediği, bu nedenle söz konusu faturaların talep edilen zarar kalemiyle bağlantısının kesin olarak kurulamadığı değerlendirildiği; davacının dava tarihi itibariyle davalıya 8.147,93 TL. borcunun bulunduğu görüldüğü; sonuç olarak; takdiri sayın hakimliğinize ait olmak üzere dosyada mevcut deliller, teknik veriler ve bilirkişi incelemeleri kapsamında, davacının dijital alanların davalı tarafından zapt edildiği, reklam hizmeti nedeniyle zarara uğradığı ve talep edilen bedellerin davaya konu fiillerden kaynaklandığına dair veriye ulaşılamadığı bildirilmiştir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplamaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez (Ankara BAM 4.Hukuk Dairesinin 25/01/2023 Tarih, 2021/1268 Esas ve 2023/198 Karar sayılı kararı). Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 6769 sayılı kanunun 7. maddesine göre; "Madde 7- (1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. (2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. (3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması." 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 156/1.maddesi gereğince Bu Kanunda öngörülen davalarda görevli mahkeme, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi ile fikri ve sınai haklar ceza mahkemesidir. Bu mahkemeler, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak, tek hâkimli ve asliye mahkemesi derecesinde Adalet Bakanlığınca lüzum görülen yerlerde kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun hükümlerine göre belirlenir. Fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, o yerdeki asliye hukuk mahkemesince; fikri ve sınai haklar ceza mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, o yerdeki asliye ceza mahkemesince bakılır. 6100 sayılı HMK'nun 114/1-c maddesine göre görev bir dava şartı olup kamu düzenindendir. 115/1 ve 2. Fıkralarına göre ise Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. Yapılan açıklamalar ışığında her ne kadar mahkememizce davanın açılmasından bu yana yargılama yapılmış, deliller toplanmış ve bilirkişi raporları alınmış ise de, yukarıda da açıklandığı üzere görevin bir dava şartı olması ve yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen dikkate alınması gerekliliği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın esas itibarı ile davalı tarafından davacı ile yapılan sözlü anlaşma kapsamında oluşturulan internet siteleri, sosyal medya hesapları ve bu site ve hesaplar üzerinde tarafların mülkiyet iddialarına dayanması " şeklindeki gerekçe ile; göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan 6769 Sayılı SMK’nun 7/3 maddesi, HMK'nun 114/1-c ve 115/2.maddeleri uyarınca davanın usulden REDDİNE, görevli mahkemenin İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildiği belirtilmiş ise de, tarafların yüzlerine karşı tebliğ edildiği belirtilen kısa kararın görevsizlik kararına ilişkin bir gerekçe içermediğini, HMK'ya göre görevsizlik kararının istinaf süresinin gerekçeli kararın tebliği ile başlayacağından gerekçeli kararın tebliğinden sonra istinaf başvurusu yapılması gerektiğini, bu davada davacının talebinin davalı şirketin davacı şirkete verdiği hizmet sırasında özen yükümlülüğünü ihmal etmesi ve sözleşme ilişkisi içerisinde davacıyı doğrudan zarara uğratması ile davalı şirketin zapt ettiği iddia edilen alan adları ve sosyal medya hesaplarının yeniden inşası nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini ve davalı şirketin uhdesinde zaptedilen sahipliklerin iadesine ilişkin olduğunu, yerel mahkemece "internet siteleri, sosyal medya hesapları ve bu site ve hesaplar üzerinde tarafların mülkiyet iddialarına dayandığını belirterek görevli mahkemenin Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğu" gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiğini, davacının 6769 sayılı SMK, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile haksız rekabete ilişkin bir talebinin bulunmadığını, başka bir deyişle davacı şirketin marka hakkına tecavüz ettiğini, eserden doğan haklarının ihlal edildiğine ya da davalının haksız rekabette bulunduğunu iddia etmediğini, tazminata ilişkin talebinin hizmet ilişkisi sırasında özen yükümlülüğüne aykırı davranıldığı iddiasıyla zarara uğratıldığını, hizmet ilişkisinin bitmesinden sonra alan adlarının ve sosyal medya hesapları sahipliklerinin iade edilmemesi nedeniyle bunların yeniden inşası nedeniyle zarara uğradığı iddiasına dayandığını, davacı şirketin bu taleplerinin Fikri ve Sınai Haklar Mahkemelerinin görevi kapsamında değerlendirilemeyeceğini, davacı şirketin hak iddia ettiği alan adı ve sosyal medya hesaplarının iadesi talebinin de Fikri ve Sınai Haklar Mahkemelerinin görevi kapsamında olmadığını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; davalının taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı davrandığı iddiası ile oluştuğu iddia olunan zarara ilişkin maddi tazminatın fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davalıdan tahsili istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde" göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan 6769 Sayılı SMK’nun 7/3 maddesi, HMK'nun 114/1-c ve 115/2.maddeleri uyarınca davanın usulden REDDİNE, görevli mahkemenin İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğuna " karar verilmiştir. İş bu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı tarafça; Davacı şirketin iştigal ettiği iş kolunda potansiyel müşterilerine dijital platformlardaki pazarlama faaliyetleri ile sair sosyal mecralarda verdiği reklamlar üzerinden ulaşmakta olduğu, bu kapsamda sosyal medya ve tüm web reklamcılığı işleri için davalı şirket ile aralarında 2019 Eylül dönemi ile 22 Nisan dönemi boyunca hizmet ilişkisinin akdedildiği, buna göre davalı şirketin müvekkili şirketin dijital mecralardaki reklam faaliyetlerini ve sosyal medya danışmanlığını üstlendiği, davacının bu hizmeti karşılığında davalı şirkete aylık ücret ödediği, davalı şirketin üstlendiği işte özen yükümlülüğünü ihlal etmesi ve sözleşme ilişkisi içerisinde davacının doğrudan zarara uğraması sebebiyle davalı şirket ile davacı şirket arasındaki süren danışmanlık ilişkisinin son bulduğu, hizmet ilişkisinin sona ermesini takiben hizmetin kesintisiz ve hızlı işlemesi adına davalı şirketin talebi üzerine vaktiyle kendilerinin kontrolüne verilen davacıya ait dijital alanların davalı tarafça davacıya teslim edilmediği, bu şekilde taraflar arasında süren hizmet ilişkisi içerisinde ve sonrasında davacı şirket açısından çeşitli zararlar oluştuğundan bahisle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla dava dilekçesinde talep edilen maddi tazminatın davalıdan tahsili talep edilmiştir. Mahkemece; taraflar arasındaki uyuşmazlığın esas itibarı ile davalı tarafından davacı ile yapılan sözlü anlaşma kapsamında oluşturulan internet siteleri, sosyal medya hesapları ve bu site ve hesaplar üzerinde tarafların mülkiyet iddialarına dayandığından görevli mahkemelerin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğundan bahisle yazılı olduğu şekilde davanın görev dava şartı nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir. Davacı tarafça eldeki iş bu davada dava dilekçesi ile; davacı şirketin iştigal ettiği iş kolunda potansiyel müşterilerine dijital platformlardaki pazarlama faaliyetleri ile sair sosyal mecralarda verdiği reklamlar üzerinden ulaşmakta olduğu, bu kapsamda sosyal medya ve tüm web reklamcılığı işleri için davalı şirket ile aralarında 2019 Eylül dönemi ile 22 Nisan dönemi boyunca hizmet ilişkisinin akdedildiği, buna göre davalı şirketin müvekkili şirketin dijital mecralardaki reklam faaliyetlerini ve sosyal medya danışmanlığını üstlendiği, davacının bu hizmeti karşılığında davalı şirkete aylık ücret ödediği, davalı şirketin üstlendiği işte özen yükümlülüğünü ihlal etmesi ve sözleşme ilişkisi içerisinde davacının doğrudan zarara uğraması sebebiyle davalı şirket ile davacı şirket arasındaki süren danışmanlık ilişkisinin son bulduğu, hizmet ilişkisinin sona ermesini takiben hizmetin kesintisiz ve hızlı işlemesi adına davalı şirketin talebi üzerine vaktiyle kendilerinin kontrolüne verilen davacıya ait dijital alanların davalı tarafça davacıya teslim edilmediği, bu şekilde taraflar arasında süren hizmet ilişkisi içerisinde ve sonrasında davacı şirket açısından çeşitli zararlar oluştuğundan bahisle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla dava dilekçesinde talep edilen maddi tazminatın davalıdan tahsili talep edilmiş olmakla taraflar arasındaki ihtilaf 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında bir ihtilaf olmadığından mahkemece işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde iş bu dava Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu gerekçesi ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi yerinde olmamıştır. Bu itibarla, davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-3. maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/04/2026 tarih ve 2024/274 Esas 2026/287 Karar sayılı hükmün HMK'nın 353/(1)-a-3 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-HMK'nın 353/(1)-a maddesi gereğince dava dosyasının Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere mahal MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE, 3-Kararın kaldırılma sebep ve şekline göre istinaf kanun yoluna başvuran davalı vekilinin istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL maktu harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 5-İstinaf kanun yolu başvurusu aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin yerel mahkemece verilecek nihai kararda hüküm altına alınmasına, 6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avans iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 353/(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 15/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1371, K. 2026/1919, T. 15.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1371-e-2026-1919-k-71732696405c