Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1284 E. 2026/1916 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1284
- Karar No
- 2026/1916
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1284 KARAR NO : 2026/1916
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/10/2025 NUMARASI : 2025/1004 Esas 2025/865 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ : 15/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/09/2026
Davacı vekili dava dilekçesi ile ; Müvekkilinin davalı .... Şti. ile 05.04.2023 tarihinde... model teknenin yapım sözleşmesi konusunda 93000 EURO bedel konusunda anlaştıklarını, müvekkilinin ödeme yükümlülüğünü yerine getirmesine rağmen davalının tekne ve donanımları tam ve ayıpsız şekilde teslim etmediğini, kusurlu ve ayıplı iş belirlenerek karşı tarafa ihtar edildiğini, ayrıca Çeşme Sulh hukuk mahkemesinin 2024/71 Diş sayılı dosyası ile bilirkişi raporu aldıklarını, bu raporda üreticinin ağır kusurlu olmadığı, ancak manevraya etken olarak kaptan koltuğu ile dümen arasındaki mesafenin uygun hale getirilmesinin zorunlu hale geldiği, bu işlemin 5450 EURO olacağının belirtildiğini, bunun üzerine müvekkilinin İzmir 10. İcra Müdürlüğünün 2024/8082 Esas sayılı dosyasıyla 02.09.2024 tarihinde 5450 EURO üzerinden ilamsız icra takibine geçtiği, ancak davalının takibe itiraz ettiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin m. 4.1’de üretilen teknede beklenen faydayı azaltan veya tamamen kaldıran eksiklik ve ayıpların bulunması halinde iş sahibinin sözleşmeyi fesih etme , bedelde indirim talep etme, ücretsiz onarım veya ayıpsız aynıyla değişim hakkının saklı tutulduğunu, buna rağmen davalının sözleşmenin bu hükmünü yerine getirmediğini, müvekkilinin yeni tekne ürettirmesindeki amacın ayıplardan ari güvenli, temiz, sorumsuz ve kusursuz tekne kullanmak olduğunu, davalının bunu bilmesine rağmen edimini tam olarak yerine getirmediğinden yapılan takibe itirazın haksız olması gözetilerek % 20 icra inkar tazminatına karar verilmesi ve İİK m. 257’e göre ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davada görevli mahkemenin Deniz İhtisas Mahkemesi olduğunu, davacının üretimini talep ettiği davacını donatanı olduğu.... isimli gemisinin güya kusurlu olarak iddiası ile dava açıldığını, bakım onarım alacağının talep edildiği, TTK m. 1352/1-m gemi bakımı için sağlanan malzeme ve geminin onarımı için her türlü uyuşmazlık, deniz hukukuna tabi olduğunu, bu alacağın deniz alacağı olması nedeniyle İzmir 5. Asliye Ticaret mahkemesinin görevli olduğunu, Çeşme Sulh Hukuk Mahkemesinin 2024/71 Diş sayılı dosyasında gemi bakım ve onarımı için sağlanan malzeme ve geminin onarımının alacak hakkı doğurduğunu, davanın görevsizlik nedeniyle reddi gerektiğini, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, geminin teslim tarihinden itibaren 9 ay geçtikten sonra ayıbın ihbar edildiğini, alacağın EURO bazında talep edilemeyeceğini, takipte aynı zamanda EURO’nun karşılığının da gösterilmediğini, kamu düzenine aykırı olduğunu, hukuki yarar yokluğundan davanın reddi gerektiğini, yine gemide sadece üç adet lombozun yer aldığını ve üç adet alüminyum lomboz takıldığını, alüminyum lombozların bedel farkı olduğunu, plastiklerden daha pahalı olduğunu, yapılan tamiratların e posta yoluyla donatan şirkete bildirildiğini, HM m. 402/3 gereğince yapılan tespitinde geçersiz olduğunu, müvekkiline bildirim yapılmadığını bildirerek davanın görevsizlik ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince "Dava; eser sözleşmesine dayalı olarak yapılan teknenin ayıplı olduğu ve ayıp bedelinin ödenmesine ilişkin yapılan takibe itirazın iptali davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; görev, ayıp ihbarı yapılıp yapılmadığı, süresinde yapılıp yapılmadığı, ayıp olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Tarafların Delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir. Çeşme Sulh Hukuk Mahkemesinin 2024/71 Diş sayılı dosyası, İzmir 10. İcra Müdürlüğünün 2024/8082 Esas sayılı dosyası ve ihtarnameler ile cevapları incelenmiş ve değerlendirilmiştir. İzmir 10. İcra Müdürlüğünün 2024/8082 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısı ... . Şti.'nin takip borçlusu .... Şti. aleyhine açtığı 02.09.2024 tarihli ilamsız icra takip talebinde 5.450 EURO asıl alacak ve 30,91 EURO işlemiş faiz olmak üzere toplam 5480,91 EURO alacak üzerinden takibe geçtiği, ödeme emrinin borçluya 10.09.2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 10.09.2024 tarihinde takibe, borca, faize ve tüm ferilerine itiraz ettikleri ve takibin 11.09.2024 tarihinde durduğu belirlenmiştir. Çeşme Sulh Hukuk Mahkemesinin 2024/71 Diş sayılı dosyasının incelenmesiyle; talep eden ... Şti nin tabi üzerine dava konusu tekne üzerinde inceleme yapıldığı ve 05.06.2024 tarihli bilirkişi raporunun alındığı, bu raporda; teknedeki ayıpların değer toplamının 5.450 Euro olduğunun belirlendiği görülmüştür. Mahkemece tensiben davacının ihtiyati haciz talebi değerlendirilerek talebin reddine karar verildiği ve buna ilişkin yazılan ara kararda da İİK m. 257’e göre istenen ihtiyati haczin şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle 30.12.2024 tarihinde talebin reddedildiği belirlenmiştir. Mahkemece yapılan yargılamada 08.04.2025 tarihli ön inceleme duruşmasında dava konusu teknenin nerede olduğu ve delillerini sunmaları için süre verildiği, aynı zamanda davalının görev itirazının reddine karar verildiği belirlenmiştir. Bu aşamadan sonra mahkemece yargılamaya devam edilmiş ve 17.07.2025 tarihli celsede keşif yapılmasına karar verildiği belirlenmiştir. 30.12.2024 tarihinde verilen ihtiyati haciz reddedilmesi kararının istinaf edilmesi üzerine dosyanın önce İzmir BAM 17. HD’ne gönderildiği, İzmir BAM 17. HD.’nin de 2025/ 308 Esas - 2025/452 Karar sayılı 27.02.2025 tarihli kararı ile görevli mahkemenin İzmir BAM 14. HD olduğunu bildirerek görevsizlik kararı verdiği, yine İzmir BAM 14. HD’de 2025/519 Esas - 2025/555 Karar sayılı kararla 21.04.2025 tarihinde dosyanın inceleme yerinin alacağın deniz alacağına ilişkin olup görevli mahkemenin Deniz Ticareti davalarına bakmakla görevli İzmir BAM 17. HD olduğundan bahisle görevsizlik kararı verdiği ve görev uyuşmazlığı çıktığından dosyanın İzmir BAM Başkanlar Kuruluna gönderilmesine karar verildiği, İzmir BAM hukuk daireleri başkanlar kurulunun 2025/106 Esas sayılı merci tayini kararı ile dosyanın İzmir BAM 17. HD tarafından bakılması gerektiğine karar verildiği belirlenmiştir. İzmir BAM 17. HD nin 2025/869 Esas – 2025/1906 Karar 09.09.2025 tarihli kararı ile ihtiyati haciz yargılamasına ilişkin olarak yapılan yargılamada HMK m. 355 gereğince bu talebin geçici bir hukuki koruma önlemi olduğu, İİK m. 257’ye göre talepte bulunulduğu, bu talebin değerlendirilmesiyle İİK m. 257/1’e göre muaccel hale gelmiş bir borcun bulunması, İİK m. 257/2f’ya göre ise borçlunun borcu ödeme kudretini kaybetmiş olması veya kaçmaya teşebbüs etmesi hallerinde İhtiyati Haciz kararı verilebileceğinin belirtildiği, İİK m. 258/1f uyarınca yaklaşık ispat kurallarına göre delillerin ibraz edilmesi gerektiği, somut olayda tekne yapım sözleşmesi gereğince davacının edimini yerine getirdiği iddiasına karşılık davalının ayıpsız ve sözleşmeye uygun tekneyi teslim etmediği iddiasının bulunduğu, aynı zamanda Çeşme SHM nin 2024/71 D.İş sayılı dosyasıyla delil tespiti yaptırdığı, somut olaydaki davanın deniz ticaretinden kaynaklanmadığı, gemi yapım sözleşmesinden kaynaklandığı ve eser sözleşmesi kapsamında kaldığı, bu davaya bakma görevinin genel ticaret mahkemelerine ait olduğu, bu nedenle genel görevli mahkeme olarak İzmir 7. ATM nin görevli olduğu, aynı zamanda ihtiyati haciz talebinin de ancak yargılama ile belirlenebileceğinden yaklaşık ispat kurallarına göre ispat edilemediğinden bu talebin reddine 09.09.2025 tarihinde karar verildiği belirlenmiştir. Mahkemece yapılan yargılamada duruşmanın 02.12.2025 tarihine bırakıldığı ancak celse arasında mahkemenin 15.09.2025 tarihinde İzmir BAM 17 HD.'nin ihtiyati hacze ilişkin 09.09.2025 tarihli kararın verilmesinden sonra dosya resen ele alınarak TTK m. 1352/1-m hükmüne istinaden davada görevli mahkemenin İzmir 5 ATM olduğundan bahisle görev yönünden davanın reddine, dosyanın mahkememize gönderilmesine karar verildiği, bu kararın istinaf edilmemesi üzerine 21.10.2025 tarihinde kesinleştiği ve mahkememize gönderildiği belirlenmiştir. Her ne kadar dosya İzmir 7 ATM'nin 2024/1100 Esas 2025/820 Karar sayılı 15.09.2025 tarihli kararla dosya mahkememize gönderilmiş ise de; davanın niteliği itibariyle Yargıtay 15 HD'nin yerleşmiş kararlarında yer aldığı üzere genel görevli mahkeme bu konuda yetkilidir. Davacının talebi İzmir BAM 14 HD tarafından ve İzmir BAM Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu tarafından TTK m. 1352/1-m ye göre deniz ihtiyati haczi kapsamında değerlendirilmiş ise de; aslında davacının dava dilekçesinde İİK m. 257 vd na göre genel haciz talebinde bulunduğu belirlenmektedir. TTK m. 1351 e göre “ 1) Bu Kısımda özel olarak düzenlenmeyen hususlarda, İcra ve İflas Kanunu hükümleri, 936 ncı madde ile 937 nci maddenin birinci fıkrasında öngörüldüğü şekilde uygulanır.” TTK da düzenlenmeyen ihtiyati hacze ilişkin taleplerde İcra İflas Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmekte olup, TTK m. 1352 de yer alan talep alacağın konusu olan geminin ihtiyati haciz konusu olmasına ilişkindir. Zira; TTK m. 1350 de 1. Fıkrada “- (1) Bir geminin ihtiyaten veya icraen haczi, cebrî icra yoluyla satışı ve mülkiyetin intikali de dâhil olmak üzere bu satışın sonuçları ve cebrî icraya ilişkin diğer bütün işlem ve tasarruflar……” hükmü bulunmakta olup, yine “5. Kitap – 8. Kısım” da yer alan TTK m. 1352 nin bölüm başlığı ise “ C) Gemiler hakkında I - İhtiyati haciz” gemiler hakkındaki ihtiyati haczi düzenlemektedir. Kısacası haciz konusu olan unsur borçlunun gemisidir. “ile sorumluluk” prensiplerine göre borçlunun gemisi ile sorumlu olduğu ihtiyati hacze ilişkin özel bir düzenleme vardır. Bunun dışında İİK m. 257 ye dayalı ihtiyati haciz talepleri ise genel hacze ilişkin yani borçlunun gemi dışında kalan mal varlığına ilişkin hacizleri düzenlemektedir. Dolayısıyla TTK m. 1351 e göre bu kısımda düzenlenmeyen hususlarda İİK hükümleri uygulanacaktır. Somut olayda da İzmir BAM 14 HD.'nin kararında belirtilen deniz alacağı değil, borçlunun genel malvarlığı üzerinde ihtiyati haciz talep edilmiştir. Dolayısıyla Deniz Ticaret Mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin tespit yerinde değildir. Kaldı ki; İzmir BAM 17 HD.'de Yargıtay'ın yerleşmiş kararlarında yer aldığı üzere Yargıtay 15 HD nin hemen tüm kararlarında geminin onarımına ilişkin doğacak ihtilaflarda yani eser / istisna sözleşmesinden doğan davalarda genel görevli mahkemenin görevli olduğu açıkça belirtilmektedir. Somut olayda da Taraflar arasındaki ihtilaf eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, bu ihtilafın çözüm yeri Yargıtay’ın yerleşmiş kararları gereğince, TBK m. 470 vd. da yer alan eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. İstanbul BAM 15. HD’nin 2022/27 E- 2022/46 K sayılı 12.01.2022 tarihli kararında yer aldığı üzere “Bu haliyle taraflar arasındaki ihtilâf TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. (Bkz.Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 18/05/2017 tarih 2016/2840 esas, 2017/2126 karar; 05/10/2015 tarih, 2015/3948 esas, 2015/4790 karar; 09/11/2015 tarih, 2014/6962 esas, 2015/5607 karar sayılı kararları; ayrıca Dairemizin 02/06/2020 tarih, 2020/767 esas, 2020/523 karar; 27/03/2019 tarih, 2019/540 esas, 2019/398 karar; 27/04/2018 tarih ve 2018/587 Esas, 2018/479 Karar ; 04/12/2020 tarih ve 2020/1706 esas, 2020/1442 karar sayılı kararları) Somut olayda, davadaki her iki taraf da tacir olup, uyuşmazlık da ticari işletmeleri ile ilgili hususlardan doğduğundan davaya bakmakla asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Ancak, dava deniz ticaretinden kaynaklanmayıp, taraflar arasındaki davacının donatanı olduğu geminin tamir, bakım ve onarımının yapılmasına ilişkin eser sözleşmesinden kaynaklandığından, davaya bakma görevi denizcilik ihtisas mahkemesi sıfatıyla görevlendirilmiş asliye ticaret mahkemesine ait olmayıp, genel mahkeme olarak görevli asliye ticaret mahkemelerine aittir. Bu nedenle, mahkemece işin esasının incelenmesi gerekirken, denizcilik ihtisas mahkemesinin görevli olduğundan bahisle mahkemenin görevsizliğine ve dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının kaldırılarak, işin esasının incelenip sonucuna uygun bir karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.” gerekçesi ile görevli mahkemenin genel görevli mahkeme olduğu belirtilmiştir. Aynı şekilde kapatılan Yargıtay 15. HD’nin bu yönde kararları bulunmaktadır. Sonuç olarak görevli mahkeme genel görevli mahkeme olan İzmir Asliye Ticaret Mahkemeleridir. Somut olayda da davalı tarafın İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/1100 E – 2025/820 Karar sayılı dosyasında dava konusu sözleşmeye ilişkin olarak açtığı eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili zararın tazminine ilişkin dava bulunmaktadır. Bu nedenle görevli mahkemenin İzmir 7 ATM olduğu belirlenmektedir. Taraflar tacir olduğundan genel görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi davaya bakacağı "şeklindeki gerekçe ile; davacı ayıplı imalat nedeniyle eser sözleşmesine istinaden uğradığı zararın tazmini için davalıya karşı icra takibi ile tazminat talebinde bulunduğundan taraflar arasındaki ilişkinin ticari iş ve dava niteliği bulunduğu ve genel görevli Ticaret Mahkemesinin görev alanına girdiğinden (HMK m. 114/1/c) Mahkememizin görevsizliğine ve bu çerçevede davanın gerçekleşmeyecek dava şartı nedeniyle (HMK m.115/2. f.) davanın usulden reddine, HMK m.21/1-c gereği dosyanın görevli ve yetkili yargı yerinin belirlenmesi / merci tayini için İzmir BAM 6/23. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu uyuşmazlığın İzmir BAM Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu 14/05/2025 Tarihli toplantıda deniz alacağı kapsamında değerlendirildiğini, davacının taleplerinin tamamının gemi olarak tanımlanan malın ayıplı olduğu iddiasına dayalı ticari deniz alacağı taleplerinden oluştuğundan İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen görevsizlik kararının yerinde olmadığını, davacının ticari nitelikli talebi hakkında davanın esastan reddine karar verilmesi gerekirken görevsizlik kararı verilmesinin kanuna aykırı olduğunu, davada denizcilik ihtisas mahkemesinin görevli olduğunu, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevsizlik kararında gerekçe olarak yer verilen İstanbul BAM 15. HD'nin kararının somut olaya uygulanabilecek karar olmayıp, müvekkilinin anayasa ile korunmakta olan gerekçeli karar hakkını ihlal eden kararın kaldırılması gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında davalı tarafça yapılan teknenin ayıplı olduğu iddiası ile ayıptan kaynaklanan bedelin tahsili için davacı tarafça davalı hakkında başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinden davanın ilk olarak açıldığı mahkeme olan İzmir 7 ATM'nin 2024/1100 Esas sayılı dosyası üzerinden açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sırasında İzmir 7 ATM'nin 2024/1100 Esas, 2025/820 Karar sayılı ve 15.09.2025 tarihli kararı ile eldeki davada Deniz İhtisas Mahkemesi sıfatı ile İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile görev dava şartı nedeni ile davanın usulden reddine karar verildiği görülmüştür. Bu kez, İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında görevli mahkemenin Deniz İhtisas Mahkemesi sıfatı ile İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi olmadığı gerekçesi ile istinaf incelemesine konu karar ile HMK m. 114/1/c gereğince mahkemenin görevsizliğine ve bu çerçevede davanın, dava şartı nedeniyle (HMK m.115/2. f.) usulden reddine karar verilmiştir. İş bu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dosyanın incelenmesinden; davanın ilk olarak açıldığı mahkeme olan İzmir 7 ATM'nin 2024/1100 Esas sayılı dosyası üzerinden davacının reddedilen ihtiyati haciz talebi ile ilgili olarak davacı tarafın istinaf başvurusu üzerine konuya ilişkin olarak verilen Dairemizin 2025/869 Esas, 2025/1406 Karar ve 09.09.2025 tarihli kararında "......Davalı vekili iş bu davada görevli mahkemenin Deniz İhtisas mahkemesi sıfatı ile İzmir 5 Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu, davacının ayıba ilişkin iddialarının yerinde olmadığı gibi davacı tarafça süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığı savunma olarak ileri sürülmüştür. TTK'nın 1352. maddesinde deniz alacakları sayılmıştır. Buna göre, geminin işletilmesinin sebep olduğu zıya, hasar, can kaybı ve bedeni zararlar, kurtarma faaliyetlerinden doğan tazminat hakları, gemi yapım ve onarımından kaynaklanan alacaklar, gemide taşınan, bagaj dâhil, eşyaya gelen veya bu eşyaya ilişkin zıya veya hasar, gemi için alınmış krediler dâhil olmak üzere, geminin veya malikinin adına yapılmış harcamalar gibi doğrudan deniz ticareti alanıyla ilgili tazminat ve alacaklar deniz alacağı olarak tanımlanmıştır. Denizcilik İhtisas Mahkemeleri'nin davaya bakabilmesi için davanın deniz ticaretinden kaynaklanması gerekli ve zorunlu olup, somut olayda uyuşmazlık taraflar arasındaki gemi yapım sözleşmesi gereğince davalı tarafça üslenilen edimin ayıplı olarak yerine getirildiği iddiası ile oluşan zararın tahsiline ilişkindir. Bu haliyle taraflar arasındaki ihtilâf Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğindeki işlemden kaynaklandığından davaya bakma görevi genel mahkemelere aittir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları da bu yöndedir. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 18/05/2017 tarih 2016/2840 esas, 2017/2126 karar; 05/10/2015 tarih, 2015/3948 esas, 2015/4790 karar; 09/11/2015 tarih, 2014/6962 esas, 2015/5607 karar sayılı kararları ve yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/362 Esas ve 2016/1431 Karar sayılı kararları da bu yöndedir) Somut olayda, tarafların her ikisi de tacir olup, uyuşmazlık da ticari işletmeleri ile ilgili hususlardan doğmuştur. Deniz ticaret mahkemesinin görevine giren bir uyuşmazlık söz konusu olmayıp, davaya bakma görevi genel mahkeme niteliğindeki İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesine aittir...." şeklinde gerekçeye yer verilmiş olup eldeki iş bu davada görevli mahkemenin genel mahkemeler olması nedeni ile görevli mahkemenin İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu açıkça belirlenmiştir. Bu nedenle eldeki iş bu davada Deniz İhtisas Mahkemesi sıfatı ile İzmir 5 ATM'si görevli değildir. Bu kapsamda; Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre ilk derece mahkemesince verilen istinaf incelemesine konu karara karşı davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/10/2025 tarih ve 2025/1004 Esas 2025/865 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken harç peşin olarak alındığından ve yeterli olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusu sırasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 15/09/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.