Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1635 E. 2026/1465 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1635
- Karar No
- 2026/1465
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1635
KARAR NO: 2026/1465
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27.07.2026 tarihli ara karar
NUMARASI: 2026/1318 Esas (Derdest)
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
Taraflar arasında görülen itirazın iptali davasında ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen 27.07.2026 tarihli ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, ihtiyati haciz talepli dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı şirket arasında ticari bir alım-satım ilişkisi bulunduğunu, bu kapsamda davacı tarafından davalı yana muhtelif tarihlerde hırdavat ve makine malzemeleri satıldığını, teslim edildiğini, gerçekleşen bu ticari satım işlemi neticesinde davacı tarafından davalı adına toplam 8 adet e-fatura (..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ... ) düzenlendiğini, fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine, defalarca kez mail atılarak ihtaratta bulunulduğunu, fakat ödeme yapılmaması sebebiyle davacı tarafından davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalının 05.05.2026 tarihli dilekçesi ile borca, faize, ferilerine, husumete ve imzaya itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalının bu itirazı tamamen haksız, mesnetsiz ve borcu ödemekten kaçınmaya yönelik kötü niyetli bir girişim olduğunu, takibe konu faturaların içeriğinde yer alan malların tamamının davalıya eksiksiz ve ayıpsız olarak teslim edildiğini, malların davalı şirketin çalışanları/yetkilileri olan ... ve ... tarafından bizzat imza karşılığında teslim alındığını, malların teslim edildiğinin müvekkilince ispatlanması karşısında, ödeme savunmasını ispat külfetinin davalıya geçtiğini, davalının herhangi bir ödeme belgesi sunmadığını ileri sürerek, itirazın iptaline, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiş, ayrıca ihtiyati haciz kararı verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince 27.07.2026 tarihli ara kararda özetle; "... Davacı tarafın talepleri, iddia ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş olup ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için vadesi gelmiş muaccel bir alacağın yaklaşık olarak ispat edilmesi gerektiği, fatura konusu hizmetin sağlanıp sağlanmadığı, mal teslim edilip edilmediği , ticari hesap ilişkisinin tespiti için tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi gerektiği keza fatura konusu hizmetin sağlanıp sağlanmadığı hususunda taraf iddia ile savunmaları yönünden uyuşmazlığın çözümünün teknik inceleme sonucu yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile tespit edebileceği, taraflarca imzalı ve talebe konu faturalar yönünden mutabakat metninin bulunmadığı dolayısı ile uyuşmazlığın çözümünün yargılamayı gerektirdiği, yaklaşık ispat olgusunun gerçekleşmediği, İİK 257/1 maddesi şartlarının bu aşamada olmadığı değerlendirilmekle ayrıca borçlunun mal kaçırma gayretinde olduğuna ilişkin somut bir belgeler bulunmadığından "gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Bu ara karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dosya içerisinde mübrez evraklarda fatura tanzim edildiğini, faturada gösterilen satım konusu ürünlerin teslim edildiğine dair ıslak imza mevcut olduğunu, e-irsaliye faturalarının kesildiğini, ayrıca dava dosyasına daha sonradan giren BA-BS formları incelendiğinde davalı tarafından müvekkili şirketle olan alım satımın vergi dairesine bildirildiğinin görüldüğünü, bu itibarla yaklaşık ispatın gerçekleşmiş olduğunu, İİK'nın 257 ve devamı maddeleri uyarınca ihtiyati haciz şartlarının gerçekleştiğini, vadesi gelen ve teminatla güvence altına alınmamış olan fatura konusu alacağın ödenmesi için müvekkili şirket tarafından davalı şirkete karşı mail üzerinden defalarca ihtaratta bulunulmasına rağmen davalı şirket tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, ara kararın hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, alım satıma ilişkin faturaya bağlı alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine; istinaf başvurusu ise ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen 27.07.2026 tarihli ara karara ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati haciz talebinin reddine dair 27.07.2026 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara karşı davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacı vekilince, taraflar arasındaki ticari satıma ilişkin 8 adet e-fatura alacağının tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından takibe itiraz edilmesi üzerine itirazın iptaline ilişkin eldeki davanın açıldığı, ayrıca ihtiyati haciz talep edildiği, mahkemece bu talebin reddine dair 27.07.2026 tarihli ara kararın karar verildiği anlaşılmakta olup istinaf incelemesi bakımından uyuşmazlık, ihtiyati haczin yasal şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
İİK'nın 257.maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise, iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir.
İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmektedir.
Somut olayda, her ne kadar fatura düzenlendiği beyan edilmiş ise de fatura düzenlenmiş olması tek başına fatura konusu mal veya hizmetin karşı tarafa verildiği ve alacağa hak kazanıldığı sonucunu doğurmayacağından, dosyaya ibraz edilen delillerin ara karar tarihi itibariyle yaklaşık ispat şartını gerçekleştirmiş olduğunun kabulü mümkün görülmediğinden ve yine ara karar tarihi itibariyle davalının mal kaçırmaya yönelik iddialarının da somutlaştırılmadığı anlaşılmakla, ihtiyati haciz talebinin reddi kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davacı vekili, BA- BS formları incelenmeksizin ihtiyati haciz talebinin reddedildiğini ileri sürmüş ve istinaf dilekçesi ekinde davalı BA formlarını sunmuş ise de, mahkemenin ihtiyati haczin reddine ilişkin ara karar tarihinin 27.07.2026 olduğu, UYAP sisteminden yapılan incelemede, ... ve ... Vergi Dairelerinden gelen yazıların ise 05-25.08.2026 tarihlerinde dosyaya geldiği görülmekle, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Kaldı ki değişen delil durumu itibariyle mahkemeden yeniden ihtiyati haciz talep edilmesi mümkündür.
Yasada, ihtiyati haciz kararı verilmesi için talebin yargılamayı gerektirmesi şeklinde bir şart öngörülmemiş olduğundan mahkemece, talebin yargılamayı gerektirdiği şeklindeki gerekçesi yerinde olmamış ise de, karar sonucu itibariyle doğru olduğundan bu hususu eleştirilmekle yetinilmiş, kaldırma sebebi yapılmamıştır.
Açıklanan bu gerekçelerle, İİK'nın 258/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin verilen 27.02.2026 tarihli ara karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf harçlarının Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 ve 258/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 10.09.2026