Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1288 E. 2026/1881 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1288
Karar No
2026/1881
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1288 KARAR NO : 2026/1881

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/05/2026 NUMARASI : 2025/1212 Esas 2026/429 Karar DAVA : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) KARAR TARİHİ : 15/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 15/09/2026

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/1212 Esas 2026/429 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde 226... sicil numarası ile tescil ve ilan olunarak faaliyette bulunan ve 30.000.000,00 TL (otuzmilyon) sermayesi bulunan bir şirket olduğunu, Hasan Tahsin Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün 3540770.. vergi kimlik numaralı kurumlar vergisi mükellef olduğunu, müvekkil şirketin, .. Mah... Sok. No: .. Bornova / İZMİR adresinde faaliyet gösterdiğini, 953101 nace koduyla motorlu kara taşıtlarının genel onarım ve bakımı ile 452006 nace koduyla motorlu kara taşıtlarının genel bakım ve onarımı (radyatçr, klima ve egzoz bakım ve onarımı dahil, aynı işletmede yapılanlar ile elektrik sistemi, tekerlek ve karoser onarım hizmetleri hariç) alanın kamu ve özel hukuk tüzel kişilerine yönelik hizmet ifa ettiğini, ayrıca şirket ana sözleşmesinde yer alan diğer alanlarda da faaliyette bulunduğunu, müvekkil şirketin tek ortağı ve münferiden yetkilisinin diğer müvekkil, ... olduğunu, müvekkil şirketin sermayesi olan 30.000.000,00 TL (otuzmilyon) tamamen ödendiğini, şirketin 2025/Kasım ayı itibariyle 12 sigortalı çalışanı bulunduğunu, 30.09.2025 tarihi itibariyle 175.490.738,65 TL brüt satış yaptığını, bu rakamın, 31.12.2024 itibariyle 160.676.552,02 TL, 31.12.2023 itibariyle ise 76.083.764,00 TL olduğunu, diğer bir ifade ile müvekkilin, 2024 yılındaki brüt satışına 30.09.2025 tarihi itibariyle ulaştığını ve geçtiğini, yine müvekkil şirketin 31.12.2023 tarihi itibariyle 7.649.506,11 TL, 31.12.2024 tarihi itibariyle 15.394.373,46 TL, 30.09. 2025 tarihi itibariyle ise 24.037.746,65 TL özvarlığı bulunduğunu, müvekkil şirketin, son iki yılda %100 üzerinde büyüme sağladığını ve özvarlığının ise %200 üzerinde artış gösterdiğini, temelleri 1990 yıllarında atılmış olup müvekkil şirketin, faaliyetlerine başladığı günden bu güne değin sürekli olarak teknoloji ve yenilikleri yakından takip ettiğini; bu gelişmelere paralel olarak her zaman gelişmeyi, kurumsallaşmayı kendine amaç edindiğini, bu noktada birçok kamu kurumu (..Belediyesi, .. Belediyesi,.. Belediyesi,..vb.) ile sektörün önde gelen birçok özel hukuk tüzel kişisi (.., ..,...) gibi şirketlerle ticari faaliyette bulunduğunu, bu noktada kamu ve özel hukuk tüzel kişilerine fren, motor, şanzuman, servis, toptan malzeme, yedek parça gibi alanlarda faaliyetini sürdürdüğünü, müvekkil şirketçe ticari faaliyeti kapsamında kamu kurumlarından olan alacakların tahsil süresinin uzaması ve düzensizleşmesi, çalışma alanında alacağı olan şirketlerin konkordato süreçlerine girmiş olması ve müşterilerden alınan çeklerin karşılıksız çıkıp ödenmemesi ile ekonomik koşullar nedeniyle müvekkil şirketin, nakit akış sorunu yaşamaya başladığını, müvekkil şirketin, alacaklarının tahsilinde sorun yaşadığını, gerekli nakit akışını sağlayamadığını, buna dair 2025 yılı Eylül ayında çözüm bulmak için profesyonel destek almaya karar verdiğini ve çözüm arayışına girdiğini, ancak tahsil süreçlerinin gecikmesi ve kredi kurumlarının agresif ve katı para politikları nedeniyle kredi kullanımının zorlaştığını, şirketin, bir dar boğaza girdiğini, dolayısıyla ticari hayatta varlığını sürdürmek isteyen müvekkilin konkordato yoluna başvurma kararı aldığını, açıklanan nedenlerle; davacı şirketler ve davacı yönünden İİK.285 vd. madde hükümlerine istinaden alacaklılarıyla konkordato akdetmek için üç aylık geçici mühlet süresinin verilmesine, geçici mühlet hükmünün infazında tereddüt oluşmaması için mühlet hükmüne, İİK.294/1 madde de yazılı hususların ayrıntılı olarak belirtilmesine, tensiben ihtiyati tedbir kararı verilmesine, müvekkillerinin keşidecisi bulunduğu çeklere ilişkin olarak ilgili çeklerin bankaya ibrazı halinde bankaca ödeme yapılmamasına, bankaca ilgili çekin karşılığının bulunup bulunmadığı hususu nazara alınmaksızın çeke, keşideci hakkında tedbir kararına istinaden ödeme yapılmamıştır, şeklinde yahut bu doğrultuda ibarenin şerh düşülmesi yönünde tedbir kararı verilmesine, yapılacak yargılama sonunda tasdik işlemleri için 1 yıllık kesin mühlet kararı verilmesine ve konkordato tekliflerinin kabul ve tasdiki ile tasdik yargılamasından itibaren ön projeye uygun şeklinde ödenmesinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. MAHKEMECE: "...Dava; konkordato istemine ilişkin olduğu, yapılan yargılama, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere, Uyuşmazlığın, davacıların teklif ettiği konkordato projesinin uygulanabilir olup olmadığı, kesin mühlet verilmesi gerekip gerekmediği, kesin mühlet sonucu teklif edilen projenin tasdik edilebilir nitelikte olup olmadığı, davacı borçlu şirketin borca batık olup olmadığı noktasında toplanmıştır. İİK nun 289/3 maddesinde, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde, borçluya bir yıllık kesin mühlet verileceği, konkordatonun başarıya ulaşmasından kasıt, teklif edilen projenin, gerek geçici mühlet ve gerekse de kesin mühlet içerisinde taraflarca veyahutta mahkemenin müdahalesi ile revize edilmesi mümkün ise de, konkordato talebi ile birlikte teklif edilen ve geçici mühlet süresi içerisinde revize edilen projenin tenzilat veyahutta vade konkordatosu şartlarını taşıması, alacaklıların ve alacak miktarının çoğunluğunca teklifin kabul edilebilir olması ve konkordato talebinin davacı borçlunun kaynakları ile orantılı olması gerektiği, bu kapsamda mahkememizce yapılan inceleme ve değerlendirmeye göre; Tüm dosya kapsamı, taraf beyanları, müdahale talebinde bulunan alacaklı tarafların beyanları ile mahkememizce resen görevlendirilen konkordato komiser heyeti tarafından dosyaya sunulan raporlar ve beyan içeriklerine göre, Davacı borçlu şirket ile işbu şirketin %100 payına sahip olan davacı borçlu ...'nin, konkordatoya tabi adi borçlarını, konkordato talebine eklediği projesi ve revize projesi ile, konkordato kararının tasdik tarihini takip eden aydan başlamak üzere, 3 yıl vade ile 36 eşit aylık taksitle, yıllık %30 faiz ilavesi ile ödeme teklifinde bulunduğu, davacı borçlu şirketin, gerek işletmenin sürekliliği esasına ve gerekse de aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden hazırlanan bilançolara göre, borca batık olmadığı, işbu nedenle tenzilat konkordatosu talep edemeyeceği, davacı borçluların konkordatoya tabi borçlarını, konkordato süreci içerisinde, işletmenin faaliyeti nedeniyle elde edilecek faaliyet gelirleri ve alacaklarının tahsili ve elde edilecek gelir ile ödenmesinin taahhüt edildiği, davacı borçlu şirketin teklif ettiği projesinin, davacı borçlu şirketin iflasına nazaran avantajlı olduğu komiser heyeti tarafından değerlendirilmiş ise de, konkordato komiser heyeti tarafından gerek geçici mühlet nihai raporu ve gerekse revize projenin sunulması sonrası davacı borçlunun revize proje öncesi sipariş avansları olarak verdiği çeklerin iadesi sonucu konkordatoya tabi adi borçlarının azalmasına rağmen, davacı borçlu şirketin geçmiş dönem verileri dikkate alındığında, davacı borçlu şirketin konkordato süreci içerisinde ticari faaliyetine devam etmesi halinde, geçmiş dönem verilerine göre satışlardan elde edilen net kârın, satışlarının %1 ini aşmadığı halde, davacı borçlu şirketin teklif edilen proje ve revize projesinde satışlar üzerinden %16 ve üzeri kâr beklentisinde olduğu, mahkememizce komiser heyeti tarafından düzenlenen rapor ve ek raporlardaki veriler esas alındığında, davacı borçlu şirketin devam edecek ticari faaliyeti kapsamında öngörülen satış rakamları ile satışlardan elde edilecek kârı sağlayamayacağı, davacı borçlu şirketin ticari faaliyetinde elde edilecek gelir ile alacaklıların alacaklarının tahsilinden elde edilecek gelir dışında kaynak gösteremediği, bu kapsamda davacı borçlu şirketin teklif ettiği projesinin kaynakları ile orantılı olmadığı, bu nedenle tasdik şartlarını taşımadığı, projenin uygulanabilir olmadığı, yine müdahale talebinde bulunan alacaklıların çoğunluğunca da konkordato projesine olumlu bakmadıkları, kesin mühlet verilmesi ve sonrasında müdahil alacaklıların teklif edilen projeye ilişkin görüşlerinde önemli değişiklik olmayacağı, davacı borçlu şirketin teklif edilen projelerinin başarıya ulaşma şansının bulunmadığı, davacı borçlu şahsın ise teklif ettiği projesinin başarıya ulaşmasının davacı borçlu şirketin teklif ettiği projenin başarıya ulaşma şansına bağlı olduğu, davacı borçlu şahsın teklif ettiği projesinin bu kapsamda kaynakları ile orantılı olmadığı kanaatine varılmakla davacı borçluların kesin mühlet talebi ile konkordato taleplerinin reddine karar verilerek aşağıda yazılı hüküm kurulmuştur.'' gerekçesi ile; HÜKÜM: Gerekçesi HMK 294/4 mad. gereğince bir ay içinde açıklandığı üzere; Davacı borçluların kesin mühlet talebi ile konkordato davalarının REDDİNE, Geçici mühletin ve tüm tedbirlerin kaldırılmasına, konkordato komiser heyetinin görevine son verilmesine, Kararın İİK nun 288. Maddesi uyarınca ilanı ile ilgili yerlere bildirilmesine," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, yapmış olduğu yargılama neticesinde kesin mühlet için gerekli şartları sağlayan ve ihtiva eden müvekkil yönünden geçici mühlet sonunda davanın reddine karar verdiğini, verilen kararın, hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkiller bünyesinde kesin mühlet şartları oluştuğunu, müvekkillerin, kesin mühlet şartlarını haiz ve yerine getirip ticari faaliyetini devam ettirme noktasında üstün bir gayret gösteren şirket olduğunu, dosyaya, revize proje sunulduğunu, revize proje ortaya koymaktadır ki ortada uygulanabilir bir proje bulunduğunu, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, kesin mühlet sürecinde öngörülebilecek hususlar için geçici mühlet süresinde değerlendirmede bulunduğunu, gerekçeli karar, müvekkilin projede ön görülen satış rakamları ve karı sağlayamayacağını ve projenin başarıya ulaşamayacağı gerekçesine dayalı olduğunu, gerekçe, ancak kesin mühlet süresi içerisinde ortaya konulabilir olduğunu, ilk başlarda konkordatonun piyasada yarattığı olumsuz etki ve ekonomik faktörler nedeniyle şirket işleyişi zorluklara maruz kalmakta iken kesin mühlete geçilmesi halinde şirketler daha rahat hareket etmekte ve nefes aldığını, müvekkilleri, geçici mühlet içerisinde üzerindeki tüm yükümlülüğü yerine getirmiş, mahkeme ve komiser heyetince talep olunan her bir hususta azami özen gösterdiğini, buna karşın salt alacaklıların geçici mühlet sürecinde gösterdiği tutum ileri sürülerek projenin başarıya ulaşamayacağının ileri sürülmesi kabul edilebilir bir gerekçe olmadığını, bu kapsamda hatalı bir gerekçe ile verilen karar, hukuka aykırı olduğunu, akabinde de faaliyetine devam ederek revize proje hazırlamış ve sunduğunu, heyeti raporunda yer aldığı haliyle müvekkil şirket, nakit akışında yer alan bozulmalar ve küresel ve yerel sorunlar nedeniyle finansman açığı hasebiyle işbu sürece başvurduğunu, Hükme esas alınan geçici mühlet nihai raporu, 28.02.2026 verilerine göre hazırlanmış olup müvekkilin ekli geçici vergi beyannamesine göre 31.03.2026 tarihine göre satışları toplamı 26.193.657,06 TL'dir. İlk iki aydaki satış, 14.856.167,66 TL iken müvekkil, salt üçüncü ayda 12.000.000,00 TL'lik bir satış rakamına ulaşmıştır. Diğer bir ifade ile müvekkilin dönemsellik ilkesi gözetildiğinde satış oranlarının arttığı aylar gelmekte ve başladığını, müvekkili, ilk iki ay için aylık ortalama 7.400.000,00 TL olan satışını Mart ayında 12.000.000,00 TL bandına getirmiş olup yüzde yüze yakın bir artış ile faaliyetine devam ettiğini, mevcut şekilde devam etmesi halinde ise müvekkilin belirlenen hedeflere ulaşabileceği açık olduğunu, bu noktada raporun 19. Sayfasında belirtilen %62'lik oran, Mart ayı itibariyle %80 seviyerine geldiğini, bir ayda dahi bu minvalde satış başarısı yakalayan müvekkili, öngörülen revize projeyi hayata geçirebilmesi kuvvetle muhtemel olacağını, Bu noktada kesin mühlet koşulları oluşmuş iken aksi yönde verilen karar, kabul edilebilir olmadığını, müvekkili, mart ayı sonu itibariyle satış performansını ilk iki aya göre kat be kat artırdığını, müvekkili şirketi, gerek konkordato sürecinin ilk süreci, gerek piyasadan kaynaklı endişeler ve gerekse de yaşanan ekonomik süreçler ve küresel sorunlar nedeniyle yaşamış olduğu sorunu aşmaya başlamış ve 31.03.2026 itibariyle 26.193.657,06 TL satış rakamına ulaştığını, 17.03.2025 tarihli duruşmada da ifade edildiği gibi müvekkil şirketin sektörel olarak karlılığı ve satış süreci ikinci ve üçüncü çeyrekte artmaktadır.Öte yandan belirtilen süreçlerde müvekkilin haciz tehdidi altında olması ise müvekkilin ticari hayattan silinmesine sebebiyet verebilecek nitelikte olup alacaklıların menfaatine aykırı sonuçlar doğabileceğini, zira müvekkili, net çalışma sermayesi yeterli olan, salt kısa vadeli finansal likidite sorunu yaşayan bir şirket olduğunu, konkordato müessesesinin amacına hizmet eder şekilde faaliyetine devam etmeye çalıştığını, komiser heyeti, nihai değerlendirmesinde müvekkili şirketin kaydi ve rayiç ara bilançoya göre borca batık olmadığını, muhtemel bir iflas halinde adi alacaklarının ortalama %49'unun alacağını alabileceğini, projenin tasdiki halinde ise paranın zaman değeri dikkate alındığında alacaklıların iflasa oranla daha avantajlı olduğunu, ibarelerine yer verildiğini, konkordato projesi, uygulanabilir ve makul bir nitelikte olduğunu, müvekkili, 2025 yılının sonunda konkordato başvurusu yaptığını, aradan geçen süre içerisinde yaşanılan ekonomik dar boğaz, sürecin üçüncü kişilere anlatılması ve anlaşılmakta yaşanan zorluklar, kaynakların darlığı ile faaliyet alanıyla ilgili durağan süreç bulunduğunu, belirtilen olumsuzlukların ortadan kalkması akabinde müvekkil şirket, faaliyetlerini olağan gücüyle devam ettirdiğini, müvekkili şirket, ön projede yer alan ve 2026 yılı için tahmini ve diğer yıllar için de ön görülen gelir tablosuna ulaşabilmesi mümkün olduğunu, bir yıllık kesin mühletin alınması halinde ödeme sürecinin 2027 yılında başlayacağı kabul edildiğinde müvekkil, konkordato müessesenini getiriliş amacı dahilinde hem ayakta kalacak hem de alacaklıların menfaatini koruyacağını, müvekkili şirketin tek amacı, borçlarını haciz tehdidi altında olmaksızın ödemek ve faaliyetine devam ettiğini, dolayısıyla ileri sürülen gerekçe, konkordato kurumunun amacı ile bağdaşmadığını, bu yönüyle müvekkili yönünden kesin mühlet şartları oluşmasına karşın aksi değerlendirme yapılması hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketlerin faaliyetleri kapsamında çalıştıkları kurumlar dikkate alındığında ve alanında yılları tecrübesi ile aktif bir işletme olduğu hususu göz önüne alınarak ciddi bir gelir elde ettikleri aşikar olduğunu, finansal tablolarda bu durum açıkça ortada olduğunu, bununla birlikte istinaf başvurusunun kabulü halinde ihtiyati tedbir kararının devamını talep ettiğini, müvekkilleri kesin mühlet sürecinin başarıya ulaşabilmesi için haciz ve muhafaza baskısı yaşamaması gerektiğini, İcra ve İflas Kanunu m.287, m. 288, m.294 ve m. 295 kapsamında resen ihtiyati tedbirlerin tensiben alınması elzem olduğunu, konkordatonun getiriliş amacı ve temelindeki felsefe dikkate alındığında işletmenin devamlılığı ve faaliyetin aralıksız sürmesi önem arz ettiğini, bu noktada gerekli tedbirlerin alınmasını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Talep, konkortado talebinin kabulü istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Talep edenler vekilince, motorlu kara araçlarının genel bakım ve onarımı ile uğraşan müvekkili şirketin kamu ve özel hukuk tüzel kişilerine yönelik hizmet verdiği , talep eden gerçek kişinin şirketin tek ortağı ve yetkilisi olduğu borçlarını ödeme güçlüğü yaşaması nedeniyle vade konkordatosu talep edilmiştir. Talep eden şirket vekilince, 24/04/2026 havale tarihli revize projesi ile adi nitelikteki alacaklara yıllık %30 faiz eklenmek suretiyle konkordatonun tasdikini takip eden aydan itibaren 3 yılda aylık eşit taksitler halinde ödemeyi teklif etmiştir . Mahkemece konkordato projesinin kaynakları ile uyumlu olmadığı başarıya ulaşma şansı bulunmadığından talebin reddine karar verilmiştir. Karara karşı talep edenler vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, şirketin reel olarak borca batık olmadığının, şirketin hali hazırda kaynaklarının borç ödeme için yeterli olmadığının, teklif edilen tutarın kaynakları ile orantılı olmadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/05/2026 tarih ve 2025/1212 Esas 2026/429 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL maktu harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde İİK'nın 288/1 maddesi atfı ile İİK'nun 293. maddesi gereğince kesin olmak üzere 15/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1288, K. 2026/1881, T. 15.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1288-e-2026-1881-k-41c275cfa699