Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1290 E. 2026/1219 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1290
Karar No
2026/1219
Karar Tarihi

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2026/1290 Esas 2026/1219 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1290 KARAR NO : 2026/1219

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/06/2026 (Ara Karar) NUMARASI : 2026/510 Esas TALEP : İhtiyati Tedbir TALEP TARİHİ : 19/06/2026 - 25/06/2026 - 26/06/2026 KARAR TARİHİ : 25/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/10/2026

Taraflar arasındaki şirket müdürünün haklı nedenle azli, şirkete kayyım atanması davasında mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. TALEP İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili 19/06/2026 tarihli talep dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki ihtiyati tedbir taleplerinin mahkemece reddedildiğini, taleplerinin terditli olduğunu, dava tarihinden sonra gelişen olaylar karşısında yeniden tedbir talep etmeleri gerektiğini, davalı ortağın talimatıyla şirket hesabından eşinin hesabına 241.888,57 TL, kendi hesabına 2.210.000,00 TL usulsüz ödemeler yapıldığını, yapılan ödemelerin yüksek rakamlar olduğunu, davalının dava tarihinden öncede yaklaşık 32.000.000,00 TL şirket hesabından kendi menfaatine usulsüz ödemeler yaptığını, çoğunluk hissesini kötüye kullanarak usulsüz işlemlerine son verilmesi ihtarından sonra tek başına belirlediği gündem ile müvekkilini şirket müdürlüğünden azledip, kendisini tek yetkili olarak tayin ettiğini, rekabet yasağını ihlal ettiğini, davalının yetkilerinin sınırlandırılmaması halinde müvekkilinin, şirketi ve üçüncü şahısların telafisi mümkün olmayan zarara uğrayacağını belirterek tedbiren şirketin mal varlığı değerlerini azaltan işlemlerde her iki ortağın birlikte imzalarının bulunması, bu talebin kabul edilmemesi halinde davalı şirkete yönetim kayyımı veya denetim kayyımı atanması, bu talebin kabul edilmemesi halinde de mevcut duruma uygun düşecek tedbirin mahkemece re'sen takdir edilmesi suretiyle davalı ortağın şirket müdürlüğü yetkilerinin sınırlandırılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş, 25/06/2026 tarihli talep dilekçesinde özetle, dava tarihinden sonra gelişen olaylar neticesinde daha önce tedbir taleplerini yinelediklerini, 19/06/2026 tarihli tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiş, 26/06/2026 tarihli talep dilekçesinde özetle ise, davalı ortak ile eşi arasında karşılıklı boşanma davası açıldığını, bu davalarda tarafların müvekkilinin ortağı olduğu şirket bakımından da hak iddiasında bulunduklarını, bu iddiaların müvekkilini de ilgilendirdiğini, davanın kendisine ihbar edildiğini, davalı ortağın boşanma davasındaki taleplerinin tarafların gerçek iradesini yansıttığının kabul edilmesi ihtimalinde eşinden mal kaçırması kapsamında şirket üzerinde müvekkili aleyhine olacak şekilde tasarrufta bulunmaya tevessül edebileceği, boşanma davasının muvazaalı olduğunun kabul edilmesi ihtimalinde ise şirket üzerinde müvekkili aleyhine tasarrufta bulunmaya tevessül edebileceğini, davalı ortağın yetkilerinin sınırlandırılmaması halinde müvekkilinin, şirketin ve üçüncü kişilerin telafisi mümkün olmayan zararlara uğrayacağını, davalının özen ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlarını yargılamanın devamı sırasında da sürdürdüğünü belirterek 19/06/2026 tarihli ihtiyati tedbir taleplerinin değerlendirilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davalı ortak ...'ın şirket müdürlüğü yetkilerinin kısıtlanması ve şirkete kayyımı atanması, bu talebin kabul edilmemesi halinde davalı ortağın yetkilerinin sınırlandırılması yönündeki ihtiyati tedbir talepleri bakımından söz konusu taleplerin dava dilekçesindeki asıl talepleri ile aynı olduğu, bu nedenle davanın esasını çözer mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilmesinin mümkün olmadığı, davacının mevcut duruma uygun düşecek tedbirin resen uygulanması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi yönündeki talebi bakımından ise, HMK'nun 390/3. maddesinde tedbir talep eden tarafın dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu, talebin yasal koşulları taşımadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde ve 19/06/2026, 25/06/2026 ve 26/06/2026 tarihli dilekçelerinde ihtiyati tedbir istemini haklı ve zaruri kılan vakıalar ve olguların tek tek açıklandığını, bunların resmi belgeler ile delillendirildiğini, davalı ortağın kötü niyetinin ortaya konulduğunu, davalı ortağın şirket müdürü yetkisini defalarca kez kötüye kullandığını, davalı ortağın ihtarlara rağmen özen ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davranmaya devam ettiğini, davalı ortağın rekabet yasağı kuralına aykırı hareket ettiğini, davalı ortağın, şirketi grup şirketi olarak göstererek müvekkilinin ve şirketin menfaatlerini zedelediği/zedelemeye devam ettiğini, davalı ortağın yetkilerinin kaldırılmaması/sınırlandırılmaması halinde müvekkilinin ve şirketin hatta şirket ile hukuki ilişkisi bulunan herkesin telafisi mümkün olmayan zararlara uğratılmasının muhakkak olduğunun sunulan belgeler ile sabit olduğunu, 21.05.2026 tarihli dava dilekçesinde belirtilen davaya ilişkin talepleri ile 19/06/2026 tarihli dilekçede belirtilen tedbire ilişkin taleplerinin aynı olmadığına, dosya kapsamına ve gerçeğe aykırı olan ilk derece mahkemesi kararının öncelikle bu nedenle kaldırılması gerektiğine ilişkin taleplerini yinelediklerini, öte yandan davaya ve ihtiyati tedbire ilişkin taleplerinin terditli olduğunu, mahkemece ihtiyati tedbire ilişkin olarak terditli taleplerin biri kabul edilebilecekken; yargılama sonunda davaya ilişkin bir başka terditli talebin kabulüne karar verilebilecek, hatta şartlarının bulunması halinde davanın reddedilebileceğini, ihtiyati tedbirin türü konusunda taraflarınca bir sınırlama yapılmadığını, mahkemeden dosyaya yansıttıkları duruma uygun düşecek şekilde bir tedbire karar verilmesinin istendiğini, hatta uygun görülecek tedbirin mahkemece resen belirlenmesine rıza gösterdikleri dahi ifade edildiğini, davalı ortağın yetkilerinin kaldırılmaması/sınırlandırılmaması halinde müvekkilinin ve şirketin hatta şirket ile hukuki ilişkisi bulunan herkesin telafisi mümkün olmayan zararlara uğratılmasının muhakkak olduğunu, sunulan belgeler ile yaklaşık ispattan da öteye geçilerek sabit olduğunu, ihtiyati tedbir kararı verilmesi için HMK'nun 389 vd. maddelerinde gösterilen şartların tamamının somut davada gerçekleştiğini belirterek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasına, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Talep; HMK'nun 389 vd. maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. HMK'nun 389/1. maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, HMK'nun 390/2. maddesinde de hakimin talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde karşı taraf dinlenmeden de tedbir kararı verebileceği hüküm altına alınmıştır. HMK'nun 390/3. maddesinde ise tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir. Davacı yan davalı şirketin müdürü olan davalı ...'ın haklı nedenle şirket müdürlüğünden azli koşullarının oluştuğunu iddia ederek davalı müdürün şirket müdürlüğünden azline, şirkete kayyım atanmasına karar verilmesi talebi ile açtığı işbu davada dava dilekçesinde yer alan ihtiyati tedbir talebi mahkemece 22/05/2026 tarihli ara karar ile reddedilmiştir. Anılan ara karara karşı davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine Dairemizin 2026/1080 Esas 2026/1054 Karar sayılı karar ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Yargılama aşamasında davacı vekili dava tarihinden sonra gelişen olaylara göre ihtiyati tedbir taleplerinin yinelenmesini gerektiğini belirterek tedbiren şirketin mal varlığı değerlerini azaltan işlemlerde her iki ortağın birlikte imzalarının bulunması, bu talebin kabul edilmemesi halinde davalı şirkete yönetim kayyımı veya denetim kayyımı atanması, bu talebin kabul edilmemesi halinde de mevcut duruma uygun düşecek tedbirin mahkemece re'sen takdir edilmesi suretiyle davalı ortağın şirket müdürlüğü yetkilerinin sınırlandırılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Gerek 6102 Sayılı TTK ve gerekse özel yasalarda limited şirkete temsil kayyımı, atanmasına ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte 6102 Sayılı TTK'nın 1. maddesinde "Türk Ticaret Kanununun, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir parçası" olduğuna ilişkin hükmü karşısında konu ile ilgili 4721 Sayılı TMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Türk Medeni Kanunun 426. maddesinde düzenlenen temsil kayyımlığı müessesesi, gerçek kişiler esas alınarak getirilmiş bir kurum olmakla birlikte tüzel kişiler içinde temsil kayyımı atanabileceği gerek öğretide (Türk Medeni Hukukunda Kayyımlık-Mustafa Alper Gümüş-Sh. 103) ve gerekse yargı kararlarında (Yargıtay 11.H.D. 1988 tarih 65-3848 sayı vb.) kabul görmektedir. Türk Medeni Kanunu'nun 403/2. maddesinde kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı, 426. maddesinde vesayet makamının, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atayacağı, kayyım atamasının yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel olmayacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 630/(2) ve (3). maddelerinde de; her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunacağı belirtilmiştir. İhtiyati tedbir talep eden davacı yanca dosyaya ibraz edilen banka dekontları karşısında, yapılan ödemelerin davalı şirket müdürü yönünden usulsüz harcama niteliğinde olup olmadığının yargılama aşamasında tüm deliller toplanarak değerlendirilebileceği, dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler karşısında yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği anlaşıldığından mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmasında neticesi itibarıyla bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi ara kararında usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir talep eden davacıdan alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından karşı taraf davalılar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere dosya üzerinden oy birliği ile karar verildi. 25/09/2026

Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1290, K. 2026/1219, T. 25.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1290-e-2026-1219-k-6b0b65c9e445