Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/730 E. 2026/1165 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/730
Karar No
2026/1165
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/730 - 2026/1165 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/730 KARAR NO : 2026/1165

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/01/2024 NUMARASI : 2021/206 E. - 2024/10 K.

DAVANIN KONUSU :Eser Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Meni, Ref'i, Maddi ve Manevi Tazminat

Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/01/2024 Tarih ve 2021/206 Esas - 2024/10 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılarca istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, davacının iç mekan tasarım ve mobilya tasarım alanlarında tasarımlar yapan ve çalışmaları ile pek çok ödül almış başarılı bir sanatçı olduğunu, davacı tarafından tasarlanan ve kimi zaman aylar süren bir emek sonucu ortaya çıkan eserlerin sanal gerçeklik sınırlarını aşan, tamamen gerçek bir mekan algısı sunan insan hayal gücünün sınırlarını zorlayan eserler olduğunu, bu anlamda davacının ürettiği eserlerin benzeri olmayan bilinirliğe kavuştuğunu, davacının “...” müstear adıyla yaptığı paylaşımları ile büyük takipçi kitlesine ulaştığını, davacının gerek yurt içinde gerek yurt dışında birçok yazılı ve görsel medyada çalışmalarını yayınlandığını ve bu mecralarda röportajlar verdiğini, son olarak üç boyutlu tasarım sektörünün en önde gelen mecralarından biri olan area.autodesk.com sitesi üzerinden davacının eserleri ile ilgili bir röportaj gerçekleştirildiğini ve davacının eserlerinin sektörünün en önde gelen çalışmaları arasına girdiğini, davacının bu eserleri ile çok farklı platformlarda ödüller aldığını, davacı eserinin hali hazırda birçok yerli yabancı kişi ve kuruluşlar tarafından izin alınmak suretiyle ve ismi belirtilerek paylaşılmaya devam ettiğini, davalı ...'ın tüm mali ve manevi hakları davacıya ait olan eserlerden birini, eserin evsafını tamamen bozacak şekilde izinsiz ve hukuksuz bir şekilde işlediğini, haksız olarak işlenen bu eserin davalı ...’a ait olan pek çok internet sitesinde izinsiz bir şekilde kullanıldığını, bu eser üzerinden yapılan ürün satışları ile önemli ticari kazançlar elde edildiğini, akabinde evsafı bozulan bu eserin ... dergisinin Ağustos 2020 sayısında yayınlandığını, internet, sosyal medya ve basılı görsel medya üzerinden gerçekleşen bu haksız ve hukuksuz eylemlerde davacının hiçbir izninin alınmaması ve davacının mali haklarının alenen ihlal edilmesinin yanında mezkur paylaşımlarda davacının adından hiçbir şekilde bahsedilmediğini, bilakis intihal ile eser sahibi ... olarak gösterildiğini, davacının 12.11.2018 tarihinde paylaştığı eserin davalı tarafından 4 Ağustos 2020 tarihinde paylaşıldığını, davacının eserinin izin alınmadan ve davacının hak sahipliğini gölgelemek amacıyla eserin duvar kısmında bulunan bir görselinin değiştirilmiş olduğunu ve davalı ...’ın bu eserin satışını yaptığını, davalı ... ve ...'ın Instagram hesabından yapılan 4.08.2020 tarihli paylaşımlarda izinsiz olarak davacı eserin yayınlanması üzerine 20.04.2021 tarihli ihtarname ile davalılara ihtarda bulunulduğunu, davalı ... tarafından davacıya gönderilen 29.04.2021 tarihli ihtarnamede, davacıya ait görselin web sitesi ve benzeri mecralardan kaldırıldığının, ancak davacının davalılardan talep ettiği tazminat ve hukuka aykırı kullanım iddialarının kabul edilmediğinin bildirildiğini, diğer davalı ... AŞ tarafından keşide edilen cevabi ihtarnamede ise yine davacının talepleri reddedilerek asıl muhatabın ... firmasının sahibi ... olduğunun belirtildiğini, davalıların davacının FSEK m.2 hükmü kapsamında eser niteliğinde olan 3D çizimlerinden kaynaklı eser sahipliğinden doğan mali ve manevi haklarını ihlal ettiğini, bu durumun 5846 sayılı Kanuna aykırılık teşkil ettiğini ve aynı zamanda TTK uyarınca haksız rekabete sebebiyet verdiğini, davalıların, davacının eser sahipliğinden doğan mali haklarından yayma, çoğaltma ve umuma iletim hakkı başta olmak üzere mali haklarını ihlal ettiğini, dava konusu 3D çizim belirli bir sözleşme karşılığında kullanılmış olsaydı davacıya ödenmesi gereken rayiç bedelin belirlenmesi gerektiğini ve belirlenecek bedelinin üç katına hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca davalıların hukuka aykırı eylem ve kullanımlarının, davacının adın belirtilmesi, eserde değişiklik yapılmasını men olarak tanımlanan manevi haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek, davalılar eylemlerinin, müvekkilinin eser sahipliğinden kaynaklı mali ve manevi haklarını ihlal ettiğinin ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, tecavüz eylemlerinin men ve ref'ine, davalılarca kullanılan ve müvekkilinin eser sahipliğine ilişkin haklarını ihlal eden tüm kullanımlarının hükmen durdurulmasına, FSEK m.68 uyarınca belirsiz alacak kapsamında 1.000,00 TL maddi ve ayrıca 30.000,00 TL manevi tazminatın, ihtar tarihten itibaren ticari işlere uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, masrafı davalılara ait olmak üzere hükmün tecavüz eyleminin gerçekleştirildiği dergilerde, tecavüz eyleminin gerçekleştirildiği sayfa ve boyutta ve ayrıca Türkiye'de tirajı en yüksek üç gazeteden birinde ilan edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, 14/12/2023 tarihli bedel artırım dilekçesi ile maddi zararın 45.000 TL olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere işbu dilekçeleri ile artırmış oldukları müddeabih tutarı olan 18.861,21 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Ticaret Anonim Şirketi vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davalı ...’ın müvekkili ile iletişime geçerek röportaj yapmak istediğini ve söyleşi tamamlandıktan sonra dergide yer alan görsellerin diğer davalı ... tarafından mail yoluyla ... dergisi ilgili kişisine iletildiğini, görsel seçiminde müvekkilinin herhangi bir etkisinin olmadığını, derginin sorumlu yazı işleri müdürünün kontrol yetkisinin suç oluşturan görselleri kontrol etmek üzerine olduğunu ve bunları tek tek inceleyip duvar kağıdına fon oluşturan çizimin nereden alındığını incelemesi gibi bir durumun ihtimaller dahilinde olmadığını, görselde sergilenmesi amaçlananın tasarımın ...’a ait olan duvar kağıdı olduğunu, fon olarak kullanılan çizim ve benzerlerinin halihazırda pek çok internet sitesinde mevcut bulunduğunu, derginin yazı işleri müdürünün bunun normalde olması gereken koşullarda bir fikri hakkı ihlal ettiğini düşünmesini beklemenin hakkaniyete ve iyi niyet kurallarına uygun olmadığını, dava konusu görselin eser niteliğinde bulunmadığını, bu nedenle FSEK kapsamında korumaya sahip olamayacağını, zira fikirlerin tek başına eser olarak korunmadığını, bir ürünün eser koruması için FSEK’te sayılan eser gruplarından birine dahil olunması ve sahibinin hususiyetini taşıması, tasarrufa elverişli ve üçüncü kişilerce algılanabilir somut olması gerektiğini, davacı tarafından hak iddia edilen görselin neredeyse aynısının ve oldukça benzerlerinin, davacı tarafından Instagram üzerinde ilk kez paylaştığını belirttiği tarihten çok daha önce internet ortamında özellikle ... gibi yeniden paylaşıma teşvik eden uygulamalar üzerinde isim belirtilmeksizin farklı kişilerce defalarca paylaşılan bir görsel olduğunu, müvekkilinin rutin ve mutat kontrolleri yaparak ilgili görselleri diğer davalı ...’dan temin ettiğini, sonuç olarak müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu, alacağın zaman aşımına uğradığını, hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açılmadığını, davacının üzerinde hak iddia ettiği görselin FSEK kapsamında gerekli olan şartları taşımadığını ve eser olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, zira başka kaynaklardan alınarak zihinsel bir çaba gerektirmeksizin oluşturulan dava konusu görselin sahibinin hususiyetini taşımadığını, FSEK m.70 hükmüne göre mali ve manevi hakların ihlal edilmesi halinde açılabilecek olan maddi ve manevi tazminat davaları bakımından kusur şartının aranması gerektiğini, benzer şekilde haksız rekabete uğrayan kişinin haksız rekabetten kaynaklanan zararlarını talep edebilmesi için haksız rekabet fiilini işleyenin kusurunun ve zarar ile kusuru arasındaki illiyet bağının ispatlanmasına ihtiyaç bulunduğunu, müvekkilinin davaya konu görselin kullanımı ile ilgili herhangi bir şekilde kusurunun bulunmadığını, katalog içeriğindeki yazı ve görsellerin oluşturulmasında veya değiştirilmesine ilişkin ne müvekkilinin ne de adına hareket ettiği ...’un herhangi bir müdahalesinin olmadığını, ...’da yer alan markaların veya mağazaların yetkililerince katalogda yer alması için üretilen içeriklerin fikri ve sınai haklarına ilişkin bilgi sahibi olması ya da bu hususta araştırma yapılmasının müvekkilinden beklenemeyeceğini, bu anlamda da müvekkilinin bilgi sahibi olmadığını ve iyi niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacı taleplerinin zaman aşımına uğradığını, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davacının dava dışı ve kendisinin ortağı bulunmadığı şirkete bağlı olarak çalışan konumunda olduğunu, FSEK m.18 hükmü uyarınca davaya mesnet görsel üzerindeki varsa hakların davacı çalıştıran kişi veya kuruluş tarafından kullanılması gerektiğini, internette yapılan araştırmada davacının kendi beyanı ile başka bir şirkete bağlı çalıştığını ifade ettiğinin tespit edildiğini, bu nedenle davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, müvekkilinin duvar kağıdı tasarımı ile iştigal eden kendi alanında ülkemizin tanınan ve saygın tasarımcılarından biri olduğunu, müvekkilinin eserlerini meydana getirirken dünyanın farklı yerlerine yaptığı keşif yolculuklarından ve gözlemlediği farklı kültürlerden ilham aldığını, davalının yurtiçi ve yurtdışında popüler olan kendi alanı ile ilgili yayınlara sık sık röportajlar verdiğini ve bu yayınlarda hakkında haber yapıldığını, televizyon programlarına davet edildiğini, bu anlamda özgün fikri ürün ve hizmetleri üreten, üçüncü kişilerin fikri haklarına son derece saygılı bir tasarımcı olduğunu, dava konusu görselin eser niteliğinin bulunmadığını, dava konusu görselin eser niteliği bulunsa bile davalı ...’ın davacının mali ve manevi haklarını ihlal etmediğini, zira dava konusu görsel üzerinde hak sahipliği iddiasında bulunmadığını, dava konusu görselin davalı diğer davalı dergide yer almasının ihlal kapsamında bir kullanım olmadığını, adil kullanım kapsamında olduğunu ve ticari amaçlı bulunmadığını, müvekkilinin iştigal alanının duvar kağıtları olduğunu, bu nedenle davacının üzerinde hak iddia ettiği görsel üzerinde hak sahipliği iddiasında bulunmadığını ve bu görseli hiçbir şekilde ticarileştirmediğini, tasarım ekibi tarafından sadece yüksek duvarlı bir iç mekanda davalı ...’a ait olan duvar kağıdının nasıl göründüğü hakkında fikir vermek amacıyla internette isim belirtmeksizin serbestçe dolaşan davaya mesnet görsel üzerinde gösterilmesinin nedeninin, görselin başarısı veya tanınırlığı değil, internet ortamında serbestçe dolaşan bir görsel olması ve duvar kağıdını ön plana çıkaracak şekilde yüksek tavanlı bir iç mekan görseli içermesi sebebiyle olduğunu, dergide yer alan içeriğin reklam veya tanıtım olmadığını, sadece bir haber olduğunu, bu anlamda ticari bir alışveriş veya kazancın söz konusu olmadığını, davacının davaya mesnet gösterdiği ve üzerinde hak iddia ettiği görsellerin eser niteliğinde olmadığını, sektörde render olarak belirtilen çeşitli bilgisayar programları kullanılarak oluşturulan, oluşturulurken kişinin kendi tasarlamadığı, program vasıtasıyla kendisine önerilen işte dekorasyon elemanlarının bir araya getirilmesinden ibaret olan görüntünün oluşturulmasında kişinin hiçbir şeyi tasarlamadığını, sadece programı kullananların programda yer alan elemanları bir araya getirdiğini, bu nedenle hususiyet bulunmadığını, zira ... üzerinde ve çeşitli internet platformlarında bahse konu 3D render programlarını kullanarak nasıl herkesin çok kısa sürede bu görselleri meydana getirebileceğinin anlatıldığını, bu kapsamda davaya mesnet ürünün eğitimi olmayan kişilerce çok hızlı bir şekilde hiçbir hususiyeti özel bilgi gerektirmeden kolaylıkla oluşturulduğunu, dolayısıyla hususiyet barındırmadığını, davaya konu görsellerin ve benzerlerinin dekorasyon fikirleri kapsamında piyasada var olan ürünleri içerecek şekilde ... ve benzeri onlarca mecralarda veya basılı dergilerde sıklıkla paylaşıldığını, davacının üzerinde hak iddia ettiği görsellerde yer alan ürünlere tıklandığında söz konusu ürünlerin tasarım haklarının farklı firmalara ait olan ürünler olduğunun anlaşıldığını, bu hususlar dikkate alındığında, davaya konu görselde davacının hususiyetinin bulunmadığını, bir an için kabul anlamına gelmemek üzere davacının dava konusu görselde hususiyetin olduğu düşünülse dahi bunun çok düşük düzeyde olduğunu ve görsele eser vasfını kazandıracak mahiyette olmadığını, davaya mesnet render görsellerinin davacının hususiyetini taşımayan estetik değeri bulunmayan görseller olduğunu ve fikir mahiyetini aşmayacak düzeyde bulunduğunu, intihal eyleminin bulunması için ortada bir eserin bulunması gerektiğini, ancak davacı ürününün eser olmadığını, ayrıca işleme eserin mevcut bir eserden faydalanmak suretiyle meydana getirildiğini, aynı türden fikir ve sanat mahsulleri söz konusuysa işlemeden bahsedilemeyeceğini, dava konusu tasarımların davacıya ait grafik eserle aynı türden fikir ve sanat mahsulü olduğundan işleme eser olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki işleme eser olsa bile davalı ...’ın bu işlemeyi ticaret mevkiine koymadığını ve bundan ticari fayda sağlamadığını, dava konusu edilen kullanımın, eserin ihlali, eserden faydalanma, ticari gelir elde etme ve eser üzerinde hak sahipliği iddiasına dayanan bir kullanım olmadığını ve tarafların farklı sektörde olduğunu, bu nedenle dava konusu edilen kullanım neticesinde davacının üzerinde hak iddia ettiği görselin değeri üzerinde bir azalma veya zararın söz konusu olmaması nedeni ile adil kullanım niteliğinde bulunduğunu, davaya konu görselin bir an için eser olduğu kabul edilse bile davacının eseri serbest kullanıma açtığını, sosyal medyadaki serbest dolaşımlarda davacının isminden ve hak sahipliğinden bahsedilmediğini, bu anlamda dava konusu görselin anonim hale geldiğini, dava konusu görselin eser olduğu kabul edilse bile yayma hakkı bakımından tükenme ilkesinin söz konusu olduğunu, davalı ...’ın her ne kadar hukuka aykırı bir eylemde bulunmamış olsa bile davacının ihtarnamesi üzerine söz konusu görselleri sosyal medya sitelerinden kaldırdığını, buna rağmen davacının işbu davayı açmasının kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının yerleşim yerinin Ankara ili olduğunun dava dilekçesine ekli vekaletname içeriğinden anlaşıldığı, 5846 sayılı FSEK m.66/5 hükmü uyarınca ileri sürülen yetki ilk itirazının yerinde olmadığı, FSEK'in 68. maddesi uyarınca varsayımsal bedel veya telif tazminatı talebinin, farazi sözleşme ilişkisine dayandırıldığından, TBK'nın 146 vd. maddeleri uyarınca bu istemin 10 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğu, Yargıtay'ın yerleşik hale gelmiş uygulamalarının bu yönde bulunduğu, davacı tarafın manevi tazminat istemi bakımından ise uygulanması gereken 6098 sayılı TBK m.72/1 hükmü uyarınca, davaya konu ihlal iddiaları ile dava tarihi arasında 2 yılı aşkın süre bulunmadığı ve isnat edilen eylemlerin 5846 sayılı FSEK m.71 hükmü uyarınca suç vasfı da dikkate alınarak 6098 sayılı TBK m.72/1 son cümle ve 5237 sayılı TCK m.66/1-e hükümleri uyarınca ceza zaman aşımı süresi içinde kaldığı, bu itibarla zaman aşımı savunmalarının yerinde görülmediği, davacı tasarımında yer alan öğelerin bir araya getirilişinin, malzemelerin bütünsel tasarım olarak estetik amaçlı sunumunun belli bir fikri çaba ve emeğin ürünü olduğu, bu anlamda sahibinin hususiyetini taşıdığı ve bu tasarımın aynı zamanda göze hitap etmesi nedeniyle de estetik bir değere sahip bulunduğu, davaya konu iç mekan tasarımına ilişkin görselin, kendisini alımlayanlar karşısında değişik duygular ve hazları uyandırma yetisi ile estetik değeri haiz olduğu, ilgili görselin 5846 sayılı Kanun m.2 anlamında "güzel sanat eseri" niteliğinde bulunduğu, davacının ... (...) adresinde 12.11.2018 tarihinde paylaşıldığına dair dava dilekçesinde yer alan beyanın bilirkişi heyeti vasıtasıyla kontrolü gerçekleştirildiğinde, ilgili tarihte söz konusu eser görselinin davacı tarafından paylaşıldığı, davacının görseli ile aynı olan ve davacının paylaşımından daha önce tarihli bir paylaşıma denk gelinmediği, FSEK m.11 hükmüne göre, yayımlanmış eser nüshalarında veya bir güzel sanat eserinin aslında, o eserin sahibi olarak adını veya bunun yerine tanınmış müstear adını kullanan kimsenin, aksi sabit oluncaya kadar o eserin sahibi sayılacağı, buna göre dava konusu eserin sahibinin davacı olduğu, davalı ... vekili her ne kadar FSEK m.18 hükmü uyarınca dava konusu eser üzerinde davacının değil, çalışan olarak bulunduğu dava dışı şirketin mali hakları kullanma ehliyetini haiz olduğunu, bu nedenle davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını savunmuş ise de bu savunmaya itibar edilmediği, çünkü davaya konu eserin davacının çalıştığı iş yerinde işini görürken meydana getirdiğine ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı, ayrıca davacı ve dava dışı ... A.Ş arasında imzalanan 19/10/2021 tarihli eser sahipliği tutanağına göre dava konusu eserin davacı tarafından ve iş ilişkisi kapsamı dışında meydana getirildiğinin kayıt altına alındığı, bu kapsamda dava konusu eser sahipliğinden kaynaklı mali hakları kullanma ehliyetinin davacıda olduğu, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğu, dava konusu eserin, davacının izni olmaksızın ..., ... dergilerine ve internet ortamına (davalı ...’ın ... ve web adresine) konulduğu, söz konusu eserin davalı ... tarafından kendisine ait ... hesabı ve web sitesinde paylaşıldığı, "..." dergisinin davalı ...'a ait olup söz konusu dergide davalı ...'ın talebi üzerine bu eser görseline yer verildiği, ... dergisinin diğer davalı ... şirketine ait olup söz konusu dergide davalı ...'ın talebi üzerine bu eser görselinin kullanıldığı, davalıların söz konusu eylemleri nedeniyle müteselsil sorumluluklarının bulunduğu, davalıların müteselsil sorumlu oldukları nazara alındığında, davalılar ... şirketi ve ... vekillerinin, müvekkillerinin isnat edilen eylemlerden kaynaklı olarak kusurlarının bulunmadığına ilişkin savunmalarının davacıya karşı ileri sürülemeyeceği, bu hususun müteselsil sorumlular arasındaki iç ilişkide rücu mekanizması bakımından önemi haiz olduğu, dava konusu eser, davacının izni olmaksızın ..., ... dergilerine ve internet ortamına (davalı ...’ın ... adresine ve web adresine) konulduğundan davacının çoğaltma hakkının ihlal edildiği, bu çoğaltılmış eser ... ve ... dergilerinde yayınlandığı için davacının yayma hakkının ihlal edildiği, davacının izni olmaksızın internet sitesinde yayınlanmış olduğundan davacının umuma iletim hakkının ihlal edildiği, davalılar tarafından eserin kullanımı sırasında davacı, eser sahibi olarak belirtilmediğinden, davacının adının belirtilmesi hakkının ihlal edildiği, davacının eserine, duvar kağıdının eklenmesi ve davacıya ait eserin sadece belirli bir bölümünün kesilmesi, davacının da bu değişikliklere muvafakati olmadığı dikkate alındığında davacının eserinde değişiklik yapılmasını men hakkının ihlal edildiği, davalıların, davacıya ait eser sahipliğinden kaynaklı mali-manevi hakları ihlal eylemlerinin, aynı zamanda 6102 sayılı TTK m.54 vd hükümlere göre haksız rekabet de teşkil ettiği, davalı ... vekili her ne kadar isnat edilen eylemlerin adil kullanım ve hukuka uygun kullanım kapsamında kaldığını savunmuş ise de bu savunmanın da yerinde görülmediği, somut olayda, davacıya ait eserin, davalı tarafından kullanıldığı, davalı tarafından yapılan kullanımın haber niteliği taşımadığı, taşısa dahi davacıya ait görüntü ile davalı tarafından yapılan paylaşım arasında doğrudan bağlantının bulunmadığı kanaatine varıldığından davalının eyleminin FSEK m.37 kapsamında değerlendirilemeyeceği, telif haklarına dair yasal düzenlemeleri içeren Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda özellikle adil kullanım hakkı ve bu hakkın unsurlarına yönelik bir düzenleme bulunmadığı, eser sahipliğinden doğan hakların sınırlandırılması hususlarının FSEK m.30-47 arasında düzenlendiği, Anglosakson hukukundan farklı olarak Türk hukukunda adil kullanım hususunun açıkça kanunda düzenlenmiş olmadığı, Türk hukukunda kişisel ve eğitim-öğretim amaçlı kullanımların bu kapsamda değerlendirildiği, davalı eylemlerinin FSEK kapsamında yer alan bu sınırlamalar kapsamında olmadığı, zira davalı ...'ın mesleki ve ticari faaliyetleri kapsamında dava konusu eseri gerek kendisine ait ... hesabı ve web sitesi ile diğer davalılara ait dergilerde kullandığı, davalılar eylemlerinin davacıya ait eser sahipliğinden kaynaklı mali ve manevi hakları ihlal ve davacı aleyhine haksız rekabet oluşturduğu, bir haksız eylem daha önceki tarihten itibaren başlamış olsa da hak sahibinin daha sonraki bir tarihte devam eden haksız eylemi mesnet alarak tazminat isteminde bulunmuş olmasında yasaklayıcı bir norm bulunmadığı, buna göre davacı vekilinin 2021 yılı verilerine göre telif tazminatı isteminde bulunduğu hususu dikkate alınarak, 2021 yılı verilerine göre davacı vekilinin, davalılardan talep edebileceği telif tazminatı miktarının belirlendiği, davaya konu eserin varsayımsal sözleşme bedelinin 15.000,00 TL olarak belirlenmesinin somut olayın oluşuna uygun düştüğü, FSEK m.68 hükmü uyarınca söz konusu bedelin üç katı olarak davacı yanın 45.000,00 TL telif tazminatı isteminde bulunabileceği, ancak davacı yanın talebini 18.861,21 TL olarak belirlediği, taleple bağlılık ilkesi uyarınca 18.861,21 TL telif tazminatının 29/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, dava konusu görsellerin niteliği, eser sahibince yapılan katkı, estetik görünümü, eserin beğeni ölçüsü, nitelik ve niceliği, davacının ihlal edilen manevi haklarının türleri, yoğunluğu ve 4721 sayılı TMK m.4 hükmünde düzenlenen hak ve nesafet ilkesi de dikkate alınarak 20.000,00 TL manevi tazminatın uygun bulunduğu, davacı vekilinin hükmün ilanı isteminde hukuki yararının olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalılar eylemlerinin davacıya ait eser sahipliğinden kaynaklı mali ve manevi hakları ihlal ve davacı aleyhine haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, ihlal eylemlerinin men ve ref'ine, ihlal oluşturan kullanımların durdurulmasına, 18.861,21 TL telif tazminatının 29/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 20.000,00 TL manevi tazminatın 29/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar kesinleştiğinde masrafı davalılara ait olmak kaydıyla hükmün ihlal eyleminin gerçekleştirildiği dergilerde tecavüz eyleminin gerçekleştirildiği sayfa ve boyutta ve ayrıca Türkiye'de tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde ilan edilmesine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, davacı ürününün FSEK m.2 anlamında güzel sanat eseri olduğu yönündeki tespitin yerinde olmadığı, davacı ürününün eser niteliğinin bulunmadığını, davacının, davaya mesnet görsel dahil tasarladığını belirttiği hiçbir görselde yer alan mobilya veya dekorasyon elemanını kendisinin tasarlamadığını, bu yöndeki beyanlarına da bir cevap vermediğini, davacı zaten var olan tasarımları (başkaları tarafından tasarlanmış mobilyaların görüntülerini), kendi de belirttiği gibi gerçekçi görünmesini sağlamak adına özel bir 3D programında bir araya getirdiğini, burada amacın davacının da belirttiği gibi fotoğraf gibi canlı görüntü elde etme becerisi olduğunu, yoksa herhangi bir tasarım faaliyeti becerisi bulunmadığını, yani davacının yaptığı faaliyetin bir tasarım faaliyeti değil, görüntüye gerçekçilik kazandırmak için yazılımdan kaynaklanan bir teknik faaliyet olduğunu, davacının meydana getirdiği görselleri ... ’daki işi gereği oluşturduğunu, ... Mobilya'nın ise bu görseller üzerinde hak iddia edip bunları ticarileştirdiğini, davacının görseli ile aynı ve benzer olan pek çok önceki tarihli görselin delil olarak sunulmasına rağmen mahkemece, davacının ... paylaşımından önceki tarihli paylaşımlara denk gelinmediği, davacının FSEK m.11 hükmüne göre aksi sabit oluncaya kadar o eserin sahibi sayılacağı yönünde yapılan tespitin yerinde olmadığını, bu yönden sunulan delillerin dikkate alınmadığını, davacının görselindeki hususiyetin yok denecek kadar az olduğunu, bu delillerinin ve hususiyetin niteliğinin mahkeme kararında tüm yönlerden değerlendirilmediği gibi tazminat hesabında da dikkate alınmadığını, davaya mesnet görselde davacının hususiyetinin bulunmadığını, bunların sektörde herkesçe meydana getirilen ve dekorasyon fikri olarak serbestçe internet ortamında dolaşan görseller olduğunu, davacının aktif husumet ehliyetinin olmadığını, mahkemece, davacı ile işvereni arasında dava tarihinden sonra yapılmış ve hukuken geçersiz olan bır sözleşme dikkate alınarak aktif husumet ehliyetinin bulunduğunun kabul edildiğini, bu yönden de mahkeme kararının yerinde bulunmadığını, davacı ile işvereni arasındaki sözleşmenin hukuka aykırı ve davadan sonraki tarihli olup tamamen mahkemeyi yanıltma, delil uydurma maksatlı düzenlenmiş bir evrak olduğunu, müvekkilinin davacıya ait tüm mali ve manevi hakları ihlal ettiği kabul edilmiş ise de bu yönden dosya kapsamındaki raporlar arasında çelişki bulunduğunu, yayma hakkı yönünden tükenme ilkesinin dikkate alınmadığını, davalıların, davacıya ait eser sahipliğinden kaynaklı mali manevi hakları ihlal eylemlerinin, aynı zamanda 6102 sayılı TTK m.54 vd hükümlere göre haksız rekabet de teşkil ettiği yönünde tespitte bulunulduğunu, ancak zaman aşımı itirazlarının haksız rekabet iddiası yönünden değerlendirilmediğini, müvekkilinin kullanımının adil kullanım kapsamında kaldığını, adil kullanım hakkının hukukumuzda yer almadığı şeklindeki tespitin de yerinde olmadığını, davaya konu edilen kullanımda hukuka uygunluk nedenlerinin bulunduğunu, müvekkili kullanımının FSEK m.37, 38 vs. mevzuat uyarınca hukuka uygun kullanım olduğunu, davacının söz konusu görsellerin internet ortamında kendi adı belirtilmeksizin serbest dolaşımına müsaade etmekle kullanıma rızası bulunduğunun kabulünün gerektiğini, davacının rızasının hukuka uygunluk nedeni olduğunu, maddi ve manevi tazminat şartlarının oluşmadığını, davacının mali ve manevi haklarının ihlal edilmediğini, somut olayın özellikleri dikkate alındığında müvekkilinin telif tazminatına mahkum edilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı bulunduğunu, tazminat hükmünün davacının kötü niyetinin ödüllendirilmesi ve sebepsiz zenginleşmesi mahiyetinde olduğunu, eser olmanın objektif şartı olan tasarrufa elverişliliğin de davacının hak iddia ettiği görseller bakımından söz konusu olmadığını, zira davacının söz konusu eseri ticarileştirmediğini, herhangi bir üçüncü kişiye satışını yapmadığını, bu tasarımın bir mekâna uygulanmadığını, aksi yönde bir delilin de sunulmadığını, dolayısıyla davacının bir zararı olmasının mümkün bulunmadığını, mahkemece telif tazminatının hatalı değerlendirildiğini, davacının eserinin niteliğinin, davacının ... takipçisine göre belirlenemeyeceğini, hele ki günümüzde takipçi sayılarının manupüle edildiğini ve ve takipçi satın alma imkanlarının bulunduğunu, bu nedenle bir eserin değerinin onu meydana getirenin takipçi sayısına göre belirlenmesinin adil olmadığı gibi mantıkla da bağdaşmadığını, nitekim davacının takipçilerine bakıldığında bunların “satın alınmış takipçi” olduklarının da açık olduğunu, FSEK m. 68’e göre ileri sürülen taleplerin kabulü için aranan şartlar gerçekleşmediğini, telif tazminatına hükmedilmesinin yerinde olmadığını, varsayımsal sözleşme bedelinin hesabında Yargıtay kararları uyarınca dikkate alınması gereken şartların dikkate alınmadığını, davacının ref davasının kabulünün de mümkün olmadığını, müvekkilinin dava açılmasından önce söz konusu görselleri kaldırdığını, ayrıca mahkemece hem men hem ref hem de FSEK 68’e göre tazminata hükmedilmesinin hukuka ve yerleşik Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, manevi tazminatın şartları oluşmadığı gibi maddi tazminattan yüksek hesaplanmasının da hak ve nefaset ilkesine aykırı bulunduğunu, davacı vekilinin hükmün ilanını istemek de hukuki yararı bulunmadığı gibi mahkemece kanundaki ilgili hükmün sınırlarını aşarak hem kanunda belirtilen gazetede ilan hem de dergide ilan şeklinde müvekkili tasarımcının ticari itibarına zarar verecek şekilde, orantılılık, hak ve nefaset ilkelerinin koyduğu sınırı aşan bir hüküm verdiğini, bu nedenle de hükmün kaldırılması gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı Şirket vekili, görsel seçiminde müvekkilinin herhangi bir etkisinin olmadığını, derginin sorumlu yazı işleri müdürünün kontrol yetkisinin suç oluşturan görselleri kontrol etmek olduğunu, duvar kağıdına fon oluşturan çizimin nereden alındığını incelemesi gibi bir durumun ihtimaller dahilinde bulunmadığını, görselde sergilenmesi amaçlananın diğer davalı ...'in tasarımı olan duvar kağıdı olduğunu, fon olarak kullanılan çizim ve benzerlerinin halihazırda pek çok internet sitesinde mevcut bulunduğunu ve aynı zamanda herkesçe bilinen bir eser olmadığını, derginin yazı işleri müdürünün bunun normal ve olması gereken koşullarda bir fikri hakkı ihlal ettiğini düşünmesini beklemenin hakkaniyet ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, davacı ile davalı ... arasındaki ihtilafın varit olup olmadığı belli değilken müvekkiline sorumluluk yükletilmesinin kabul edilemeyeceğini, iddia edilen görselin eser niteliğinde olmadığını ve FSEK anlamında korunamayacağını, davacı her ne kadar mezkur görselin neredeyse aynısını veya benzerlerini ... üzerinden ilk kez paylaştığını belirtmiş olsa da bu tarihten çok daha önce internet ortamında, özellikle ... gibi yeniden paylaşıma teşvik eden uygulamalar üzerinde isim belirtilmeksizin farklı kişilerce defalarca paylaşılan bir görsel olduğunu, bilirkişilerce doğrudan davalıların sorumlu olduğu tespitine ulaşılmış ise de bu tespitin açıkça hukuka, hukukun genel ilkelerine, usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, zira sorumluluk oranları, neden sorumlu oldukları, müvekkil şirketin bu konuya dahilinin olup olmadığı hususlarının değerlendirilerek müvekkili açısından söz konusu davanın reddi gerekmekte iken bu hususlara dikkat edilmeksizin yalnızca müteselsil sorumluluk başlığı altında hiçbir sorumluluğu yokken müvekkili açısından da davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, üzerinde hak iddia edilen görselin eser niteliğini haiz olmadığını, dosyada mübrez bilirkişi raporlarında, eser olarak nitelendirilen ürünün hazırlanma süreci, coğrafi kapsamı, ihlal süresi, hangi halk kitlesine nasıl ulaştığı ve piyasa fiyatına dair herhangi bir değerlendirmede bulunulmadığını, ilgili konularda değerlendirme yapılmadan bedel ve tazminat tespiti yapılmasının mümkün olmadığını, Yargıtay kararlarında da sabit olduğu üzere bilirkişi raporlarının denetime açık bir şekilde hazırlanması gerektiğini, ancak mahkemece, denetime açık olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, nitekim bilirkişi raporlarında ihlal tespitlerinin yapıldığı birçok bölümde, müvekkilinin ihlal edilen haklar konusundaki eylemlerinin tartışılmadığını ve ihlal tespitlerinin muğlak bırakıldığını, bilirkişi raporu ve bilirkişi ek raporunun, davalıları tek bir çatıda değerlendirerek ayrı kusur değerlendirmesi içermediğini, raporların bu haliyle de eksik olup hükme esas alınamayacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

GEREKÇE :1-Dava, eser sahipliğinden kaynaklanan hakların ihlal edildiği iddiasına dayalı eser sahipliğinden kaynaklanan haklara tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni, ref'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı tarafça dayanılan görsellerin güzel sanat eseri niteliğinde bulunduğu, nitekim dosya kapsamına alınan iki ayrı bilirkişi raporunda da söz konusu görsellerin güzel sanat eseri niteliği taşıdığının açıklandığı, bu nedenle davacı tarafça dayanılan görsellerin eser niteliğinde olmadığına ilişkin istinaf itirazlarının yerinde bulunmadığı, FSEK'in 11. maddesi de gözetildiğinde bu eserlerin sahibinin davacı olduğu, bu durumun aksinin davalı taraflarca ispat edilemediği, öte yandan somut olayda FSEK'in 18. maddesinin uygulanması yerinin de olmadığı, diğer bir deyişle söz konusu eserin mali hakları kullanma yetkisinin de davacıya ait bulunduğu ve davacının aktif husumet ehliyetine sahip olduğu, davacıya ait eserin davalılarca kullanılmasının, davacının eser sahipliğinden kaynaklanan mali ve manevi haklarını ihlal ettiği, her ne kadar davalı Şirket ve ... tarafından söz konusu görsellerin, diğer davalı ... tarafından temin edildiği savunulmuş ise de bu savunmanın davacıya karşı ileri sürülemeyeceği, ancak davalılar arasındaki iç ilişkide değerlendirilebileceği, dolayısıyla davalıların tamamının müteselsil sorumluluklarının olduğu, öte yandan davalı kullanımlarının, FSEK'in 30. vd. maddelerindeki tahditle kapsamında da olmadığı, bu nedenle adil kullanım savunmasının da yerinde bulunmadığı, başkaca bir hukuka uygunluk nedeninin de ispat edilemediği, mahkemece FSEK'in 68. maddesi kapsamında davacı tarafça talep edilebilecek tazminatın usulüne uygun biçimde saptandığı gibi bu miktarın TBK'nın 50. maddesi kapsamında da hakkaniyete uygun görüldüğü, hükmedilen manevi tazminatın da somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun bulunduğu anlaşılmakla, davalılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Ancak Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07.07.1987 tarih, 1836/4131, 13.10.2009 tarih 5561/10516, 13.09.2011 tarih 10929/10277 ve HGK'nın 20.03.2002 tarih, 176/214 sayılı kararlarında açıklandığı ve öğretide de benimsendiği üzere, hak sahibinin FSEK'in 68. maddesi uyarınca telif tazminatı talebinde bulunduğu ve mahkemece de telif tazminatına hükmedildiği takdirde taraflar arasında farazi sözleşme yapılmış gibi bir hukuki durum meydana gelir. Bu durumda, davalının eylemi de farazi sözleşme kapsamında yasal kullanım haline dönüşeceğinden; davacı hak sahibi farazi sözleşmenin kapsadığı kullanımın refini ve menini isteyemez. Öte yandan, somut uyuşmazlıkta davacı tarafça FSEK'in 69. maddesi kapsamında muhtemel tecavüzün önlenmesine yönelik bir talep ileri sürülmediği gibi aksi kanıtlanmayan davalı savunmasına göre de söz konusu davalı taraf kullanımları sonlandırılmıştır. Bu durumda ilk derece mahkemesince, FSEK'in 68. maddesi kapsamında tazminata hükmedildiğine göre artık yasal kullanım haline gelen davalı kullanımlarının ref ve menine karar verilmesi doğru olmamış, bu yönden davalılar vekillerinin istinaf itirazları yerinde görülmüştür. Öte yandan, yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere davacı tarafça FSEK'in 68. maddesi uyarınca tazminat istenmiş ve mahkemece de anılan düzenleme uyarınca tazminata hükmedildiğine göre taraflar arasında artık sözleşmesel bir ilişkinin kurulduğunun kabulü gerekir. Bu durumda hükmün ilan edilmesinde davacının bir menfaati veya haklı bir sebebi bulunmamaktadır. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 07.03.2018 tarih, 2016/8453 E. 2018/1740 K. sayılı ilamı da bu yöndedir. O halde, davacının ilan talebinin de reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hükmün ilanına karar verilmesi doğru görülmemiş, bu yöne ilişkin istinaf itirazları da haklı bulunmuş, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/01/2024 gün ve 2021/206 Esas - 2024/10 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın KISMEN KABULÜ ile davalılar eylemlerinin davacıya ait eser sahipliğinden kaynaklı mali ve manevi hakları ihlal ve davacı aleyhine haksız rekabet oluşturduğunun TESPİTİ ile FSEK'in 68. maddesi uyarınca 18.861,21 TL telif tazminatının 29/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müteselsilen davalılardan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-20.000,00 TL manevi tazminatın 29/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müteselsilen davalılardan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-İhlal eylemlerinin men ve ref'i ile ihlal oluşturan kullanımların durdurulması, hükmün ilanı ve fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin REDDİNE, 6-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 3.386,61-TL nispi karar ve ilam harcından, yatırılan 59,30-TL peşin harç, 529,41-TL pelin harç, 59,30-TL peşin harç ve 306,00-TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 2.432,60-TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine maddi tazminat yönünden 18.861,21.TL, manevi tazminat yönünden 20.000,00.TL, maddi olmayan istemler yönünden 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacı tarafa verilmesine, 8-Davalılar kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen reddedilen manevi tazminat yönünden 10.000,00.TL, reddedilen maddi olmayan istemler yönünden 55.000,00.TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 9-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 5.750,00.TL bilirkişi ücreti, 912,62‬.TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 90,00.TL tebligat ve posta masrafından oluşan toplam 6.752,62‬‬.TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 1/2 kabul edilerek hesaplanan 3.376,31.TL.'ye 59,30.TL peşin harç, 59,30-TL peşin harç, 529,41-TL peşin harç 59,30.TL başvurma harcı, 306,00-TL tamamlama harcı eklenerek oluşan toplam 4.389,62.TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 10-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yatırılan 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan yargılama giderinin davanın kabul ret oranına göre takdiren 1/2 kabul edilerek hesaplanan 584,70-TL'nin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, 11-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yatırılan 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan yargılama giderinin davanın kabul ret oranına göre takdiren 1/2 kabul edilerek hesaplanan 584,70-TL'nin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, 12-Davalı şirket tarafından istinaf aşamasında yapılan 284,00-TL posta masrafı ve 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 1.453,40-TL yargılama giderinin davanın kabul ret oranına göre takdiren 1/2 kabul edilerek hesaplanan 726,70-TL'nin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, 13-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A-13 ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 1.129,49 TL'nin 1/2'si olan 564,75-TL'nin müteselsilen davalılardan kalan 564,74-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 14-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 15-Davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 350,00-TL ve 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davalıya iadesine, 16-Davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 800,00-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davalıya iadesine, 17-Davalı şirket tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 350,00-TL ve 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davalıya iadesine, 18-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/06/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/06/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/730, K. 2026/1165, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-730-e-2026-1165-k-aafe0ec22a62