Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/573 E. 2026/744 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/573
- Karar No
- 2026/744
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/573 - Karar No:2026/744 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/573 KARAR NO : 2026/744
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/03/2024 NUMARASI : 2023/142 E-2024/184 K
DAVACI : VEKİLLERİ : Av.
DAVALI : VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : Rücuen Tazminat(Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 24/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 24/06/2026
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, davacının DSİ 12. Bölge Müdürlüğü tarafından ihale edilen “...Göleti İnşaatı” işinin ihalesini aldığını, bir takım işlerin davalı alt yükleniciye verildiğini, taraflar arasında 20/05/2016 tarihinde sözleşme imzalandığını, sözleşmenin 30/05/2017 tarihinde sona erdiğini, dava dışı işçinin davacı şirkette iş akdinin devam ettirildiğini ve 10/11/2017 tarihinde iş akdinin sona erdiğini, Ankara 21. İş Mahkemesinin 2022/144 Esas 2022/571 Karar sayılı davası ile kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma alacağı, hafta tatili ücreti ve UBGT ücreti alacağının davacı tarafından davalıya ödenmesi konusunda karar verildiğini, Ankara 15. İcra Dairesinin 2019/9639 Esas sayılı dosyası ile kararın icraya konulduğu, 29/09/2022 tarihinde icra dosya kapak hesabının 95.925,79 TL olduğunu, alacaklı ile yapılan anlaşma ile 92.000,00 TL'nin dava dışı işçi vekilinin hesabına 03.10.2022 tarihinde ödendiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL alacağın ihtarname tarihi olan 25/10/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 02/01/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile 10.000,00 TL olan talebini 56.477,43 TL’ye ıslah ederek 56.477,43 TL’nin temerrüt tarihi olan 25.10.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; dava dışı işçinin iş akdinin geçerli nedenle feshedildiğini, işçinin tüm hakları ödenmek suretiyle iş akdinin sona erdirildiğini, davacının kötü niyetli olduğunu, kıdem tazminatı ve yıllık izin yasal şartları oluşmadığından ihbar tazminatı, diğer işçilik alacakları ödendiğinden sorumluluğu bulunmadığını, davacının istinaf hakkından kötüniyetli olarak vazgeçtiğini, talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; davanın alt yüklenici sözleşmesinden kaynaklı rücuen tazminat istemine ilişkin olduğu, davacı ile alt yüklenici olarak işi üstlenen davalı firma arasında 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde tanımlanan asıl - alt işveren (alt yüklenici) ilişkisi bulunduğu, taraflar arasında alt yüklenici sözleşmesi imzalandığı , işçiye ödenen kıdem tazminatının iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanması gerektiği, bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yüklenicilerin işverene karşı sorumlu oldukları, yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşeceği, sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü göz önüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenicinin sorumlu olacağı, ihbar tazminatından da son işverenin sorumlu olduğu, bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacakları, işveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemelerin de aynı esasla yüklenicilerden tahsil edilebileceği (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 16/10/2023 tarih ve 2022/3158 E, 2023/3315 K sayılı ilamı) , tarafların gösterdiği delillerin toplanmasından sonra bilirkişi incelemesine başvurulduğu, 03/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda, davacı şirketin davalı şirketten toplam 56.477,43 TL rucüen talep edebileceğinin belirtildiği, 13/11/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda, davalının itirazlarının kök raporda hesaplanan rücu edilebilecek tutarları değiştirici nitelik taşımadığı ve kök rapordaki sonucu değiştirici yeni bir durum meydana getirmediğinin belirtildiği, açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde, davacı ile davalı arasında 20/05/2016 tarihinde “...Göleti İnşaatı işinin kalan kısmı ve %20 keşif iş artışının tamamının” yapılması konusunda taşeronluk sözleşmesi imzalandığı, işçilik alacaklarından sorumluluğa ilişkin sözleşmenin 7.13. maddesinde “Taşeron, çalıştırdığı işçilerin maaş vs ücretlerini zamanında ödemekle yükümlü olup, barınma yeri temini, yemek giderleri yine taşeron tarafından karşılanacaktır. (Yüklenicinin hali hazırda bulunan şantiye testlerini kullanabilecek, şantiye teslimi sırasında bir tutanak ile tesisler taşeron tarafından teslim alınacak, iş bitiminde aynı şekilde algı şekilde yükleneceği teslim edilecektir.)” düzenlemesinin bulunduğu, dava dışı işçinin SGK hizmet dökümü kaydına göre davalı bünyesinde hizmet süresinin 23/06/2016-31/05/2017 tarihleri arasında 338 gün olduğu, davacı şirket bünyesinde 23/06/2017-01/01/2018 tarihleri arasında hizmet süresinin 182 gün olduğu, sözleşmelerin tümünde işçilik alacaklarından dava konusu, ücretler ile kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücretleri alacaklarından asıl yüklenicinin veya alt yüklenicinin tümüyle sorumlu olacağına dair ve asıl işvereninin tümüyle bu alacak kalemlerine dayalı rücu gerçekleştirebileceğine dair açıkça bir düzenleme olmamakla birlikte, yukarıda belirtilen sözleşmenin 7.13. maddesinde “maaş vb.” ibaresi kullanılarak davalının işçilik alacaklarından sorumlu olduğunun kararlaştırıldığının kabulü gerektiği, alacak kalemlerin alt işverenin sorumlu olduğu miktarların 03/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda hesaplandığı gibi toplam 56.477,43 TL olduğu anlaşıldığından davanın kabulü ile 56.477,43 TL rücuen tazminat alacağının, 10.000,00 TL'sinin 07/11/2022 temerrüt tarihinden, 46.477,43 TL'sinin 02/01/2024 ıslah tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesinde belirtilen şekilde değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalı istinaf dilekçesinde özetle; dava dışı işçinin müvekkil nezdindeki çalışmaları nedeni ile bütün alacakları ödenerek iş akdinin geçerli nedenle feshedildiğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiği, müvekkil şirket ile davacı arasında "... Göleti İnşaatı" işinden kalan kısımların tamamlanması hususunda 20.05.2016 tarihinde sözleşme imzalandığı ve daha sonra söz konusu sözleşmenin feshi hususunda anlaşılması üzerine 30.05.2017 tarihli Fesih Protokolü imzalandığı, dava dışı ...’ın ise 23.06.2016- 31.05.2017 tarihleri arasında... Operatörü olarak müvekkil şirkette çalıştığı, müvekkil şirket ile davacı arasındaki sözleşmenin feshedilmesi üzerine müvekkilinin ilgili iş yerini kapattığından dava dışı...'ın tüm haklarını ödenmek suretiyle iş akdinin 31.05.2017 tarihinde geçerli nedenle feshedildiği, bu sebeple Ankara 21. İş Mahkemesinin 2022/144 Esas, 2022/751 Karar sayılı kararında hükmolunan alacak kalemlerine ilişkin olarak müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davacının dört yıl süren yargılamada müvekkil şirketi haberdar etmemek suretiyle savunma argümanlarının kullanılmasına engel olduğu, feri müdahil olarak kararı istinaf etmeleri üzerine davacının istinaf talebinden feragat ettiği, ödendiği iddia olunan bedellerin fazlasıyla müvekkilinden tahsil edilmeye çalışıldığı, bu nedenle TBK’nın 52. Maddesi uyarınca davacının zarar sebep olması ve artmasına neden olması yönünde itirazlarının mahkemece dikkate alınmaması ve olumlu ve olumsuz bir karar verilmemesinin adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğu, somut olayda, dava dışı... tarafından davacı aleyhine 28.03.2018 tarihinde dava ikame edilmesine karşın müvekkil şirketin ilgili davadan 14.04.2022 tarihli müzekkereyle haberdar olduğu, bu 4 yıllık süre zarfında davacı yanca, müvekkil şirkete herhangi bir bildirimde bulunulmadığı, bilgi verilmediği, tanıklara soru sormak, bilirkişi raporlarına karşı itiraz etmek veya mahkemece tesis edilen kararlara karşı kanun yollarına başvurmak gibi savunma hakkının esasını teşkil eden argümanların müvekkil şirket tarafından kullanılmasının bilinçli olarak engellendiği, davacının Ankara 21. İş Mahkemesinin 2022/144 Esas, 2022/751 Karar sayılı kararıyla nezdinde oluşacak zarara rıza gösterdiği veya zararın artmasına sebebiyet verdiği hususu sabit olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davacının mahkeme kararının istinaf incelemesinden geçmesinin bilinçli olarak davacı tarafından engellendiği, ... ile davacı arasında kötü niyetli olarak anlaşıldığı, davacının huzurdaki davayı açmak amacıyla kötü niyetli olarak...'a aleyhine dava ikame ettirildiğinin anlaşıldığı, dava dilekçesinde dava dışı... vekili Av. ...hesabına 92.000,00 TL ödeme yapıldığı belirtilmesine karşın davacı yanca keşide edilen Bodrum 5. Noterliğinin 25.10.2022 tarih ve 9327 yevmiye sayılı ihtarnamesinde ödendiği iddia olunan 113.725,75 TL'den 80.151,74 TL'nin ödenmesinin talep edildiği, bu durumun dahi davacının kötü niyetli olduğunu, gerçeğe aykırı beyanlarla müvekkil şirketten aleyhine zenginleşmeye çalıştığını gösterdiği, dava dilekçesinde dava dışı...'ın 10.11.2017 tarihi itibariyle tüm hak ve alacakları ödenerek iş akdinin sona erdirildiği beyan edilmesine karşın Ankara 21. İş Mahkemesi'nin 2022/144 Esas, 2022/751 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere iş akdinin 31.12.2017 tarihinde feshedildiği, bu huşuların TMK’nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği, kabul etmemekle birlikte kıdem tazminatı, yıllık izin ve ihbar tazminatı yönünden müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı, iş akdinin iş yerinin kapatılması nedeni ile haklı olarak feshedildiği, fesih tarihi itibariyle davacının kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağının yasal şartları oluşmadığından hak etmiş olduğu ihbar tazminatı, maaş ve diğer işçilik alacakları kendisine ödendiğinden, müvekkil şirketten herhangi bir hak ve alacağı kalmadığı, Ankara 21. İş Mahkemesinin 2022/144 Esas, 2022/751 Karar sayılı kararı aşağıdaki yönlerden usul ve yasaya aykırı olmasına ve istinaf incelemesinden geçmesi durumunda kaldırılacak olmasına rağmen davacı yanca istinaf başvurusundan kötü niyetli olarak vazgeçildiği, davacının Ankara 21. İş Mahkemesi nezdinde ikame edilen davayı hatalı yürüttüğü açık olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiği, dava dışı işçinin, müvekkil şirketteki çalışma süresinin 1 yıldan az olması ve davacının ilgili işçiyi kendi bünyesine alarak çalıştırmamış olması halinde işçi lehine kıdem tazminatı doğmayacağı açık olduğundan yerel mahkemenin müvekkil şirketin kıdem tazminatından sorumlu olduğuna ilişkin değerlendirmelerinin hatalı olduğu, fesih tarihi itibariyle dava dışı işçinin müvekkil şirketteki çalışmasının 1 yıldan az olması nedeniyle kıdem tazminatının yasal şartları oluşmadığı, bilirkişi raporunda müvekkil şirket tarafından yapılan ihbar tazminatı ödemesinin müvekkil şirketin sorumlu olduğunun belirtildiği toplam miktardan tenzil edilemeyeceği hususunda değerlendirmede bulunulmuş ise de; dava dışı işçiye, müvekkil şirket tarafından ödenen ve Ankara 21. İş Mahkemesince yapılan yargılama sırasında hesaplanan ihbar tazminatı tutarından mahsup edilen 2.777,25 TL tutarında ihbar tazminatı tamamının son işverenin sorumluluğunda bulunması nedeniyle müvekkil şirket tarafından ödenen 2.777,25 TL'nin müvekkil şirketin sorumlu olduğu iddia olunan toplam tutardan tenzili gerekirken aksi yöndeki yerel mahkeme kararının davacı nezdinde sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet verdiği, mahkemece, davacı ile müvekkil şirket arasında imzalanan 20.05.2016 tarihli sözleşmenin 7.13. maddesinde "maaş vs. ücretlerini" ibaresinin geniş yorumlanması suretiyle kıdem ve ihbar tazminatı gibi ücret olarak değerlendirilmesi mümkün olmayan kalemlerden müvekkil şirketin sorumlu olduğuna ilişkin değerlendirmesinin açıkça hatalı olduğu, kabul anlamına gelmemekle birlikte; taraflar arasında akdedilen sözleşmede işçilik alacaklarından ücret dışında herhangi bir işçilik alacağının tamamının müvekkil şirketin sorumlu olduğuna ilişkin bir düzenleme yer almaması nedeniyle TBK'nın 167. maddesi gereğince eşit paylarla sorumluluğun paylaştırılması gerektiğinden dava dışı işçinin müvekkil şirkette çalıştığı döneme ilişkin fazla mesai, UBGT, hafta tatili ücretlerinin eşit olarak ödenmesi gerektiği, aksi yöndeki bilirkişi raporuna dayalı olarak tesis edilen yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiği, davacının, bu dava ile talep etmiş olduğu alacak kalemleri zamanaşımına uğradığı belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 3.857,97 TL istinaf karar harcından peşin alınan 722,00 ve 242,50 TL olmak üzere toplam 964,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.893,47 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 24/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip