Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/316 E. 2026/1203 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/316
Karar No
2026/1203
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/316 - 2026/1203 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/316 KARAR NO : 2026/1203

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24.09.2024 NUMARASI : 2022/158Esas 2024/536 Karar

DAVACI : VEKİLİ : Av.

DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Maddi Tazminat KARAR TARİHİ : 26.06.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 07.07.2026

İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, 08.12.2021 tarihinde, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, dava dışı ...adına kayıtlı,... sevk ve idaresindeki ...plakalı aracın park hâlinde iken sola manevra ile çıkış yaptığı sırada yolun karşısında geçişini tamamlamış olan davacıya çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde, davacının ağır şekilde yaralandığını, kazadan sonra düzenlenen kaza tespit tutanağına göre, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu, davacının kaza tarihinde emekli olmasına rağmen... isimli iş yerinde çocukları ile birlikte ticaret yaptığı gibi, yeni inşaat ve tadilat işleri yaparak da gelir elde ettiğini belirterek HMK'nın 107.maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak 50,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 50,00 TL sürekli iş göremezlik, 50,00 TL tedavi gideri, 50,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 200,00 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı vekili, davacı tarafından davadan önce, davalı sigorta şirketine 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 97.maddesinde belirtildiği şekilde usûlüne uygun olarak başvuru yapılmadığından dava şartının yerine getirilmediğini, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı ve tedavi giderlerinden davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; tarafların kusur oranlarının tespiti için alınan bilirkişi heyet raporunda, kazanın meydana gelmesinde davacı yayanın %20, davalı sürücünün %80 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, davacının maluliyet oranın tespiti için Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Dairesinden alınan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen raporda, davacının sürekli iş göremezlik oranının %4 olduğunun, iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, 09.01.2024 tarihli celsede 2 numaralı ara karar ile, "Maluliyet raporu dosyaya sunulduktan sonra dosyanın ihtilaf konusu hususlarda tespit yapılması amacıyla HMK'nın 273. maddesi gereğince 1 adet Aktüer bilirkişi marifeti ile TRH Tablosu + Prograsif Rant yöntemine göre inceleme yapılmasına, bilirkişiye harcayacağı emek ve mesaiye karşılık 2.500-TL ücret takdirine, bakiye delil avansını yatırması için davacı vekiline 4 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde bilirkişi ücreti yatırılmadığı takdirde bilirkişi incelemesinden vazgeçmiş sayılacağı ve mevcut hali ile karar verileceği hususunun davacı vekiline ihtarına,(ihtar edildi)" karar verilerek duruşmaya katılan davacı vekiline gerekli ihtar ve uyarıların usûlünce yapıldığı, 24.09.2024 tarihli celsede, davacı vekilinin kendisine tayin edilen kesin süreye uymadığı gibi süre geçtikten sonra dahi bilirkişi ücretini yatırmadığı, bilirkişi incelemesinin bu nedenle yapılamadığı, davacı vekilinin bu konuda geçerli bir mazeret sunamadığı, tedavi giderleri yönünden davanın tefrik edildiği, tazminat hesabı yaptırılamadığından, davacının geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik ve bakıcı giderine yönelik talepleri yönünden ispat edemediği belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacının maluliyetinin tespiti için Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 26.10.2022 tarihli raporda, davacının maluliyet oranı %10 olarak belirtilmesine rağmen, Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Dairesi tarafından Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 18.04.2023 tarihli raporda, davacının maluliyet oranının %4 olduğunun tespit edilmesi üzerine, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesini mahkemeden talep etmelerine rağmen mahkemece taleplerinin reddedildiğini ve raporlar arasındaki çelişki giderilmeden dosyanın aktüer bilirkişiye tevdine karar verildiğini, 18.04.2023 tarihli rapor kendilerine 23.05.2024 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen, aktüer bilirkişi ücretini yatırmak üzere kesin süre verilmesine dair ara kararın 09.01.2024 tarihinde verildiğini, maluliyet raporuna ilişkin itirazın 24.09.2024 tarihli duruşmada değerlendirildiğini ve bu duruşmada kendilerine aktüer bilirkişi ücreti yatırmak üzere süre verilmesi gerekirken verilmediğini, karar duruşmasından önce 18.09.2024 tarihinde 3.875,00 TL gider avansını dosyaya yatırdıklarını, dosyada bilirkişiye tevdi için yeterli masrafın bulunduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca re'sen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile tedavi ve bakıcı gideri istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, dava dışı ...adına kayıtlı, ... sevk ve idaresindeki aracın davacı yayaya çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde, davacının ağır şekilde yaralandığını belirterek geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile tedavi ve bakıcı gideri isteminde bulunmuş, mahkemece 09.01.2024 tarihli celsede 2 numaralı ara karar ile, "Maluliyet raporu dosyaya sunulduktan sonra dosyanın ihtilaf konusu hususlarda tespit yapılması amacıyla HMK'nın 273. maddesi gereğince 1 adet Aktüer bilirkişi marifeti ile TRH Tablosu + Prograsif Rant yöntemine göre inceleme yapılmasına, bilirkişiye harcayacağı emek ve mesaiye karşılık 2.500-TL ücret takdirine, bakiye delil avansını yatırması için davacı vekiline 4 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde bilirkişi ücreti yatırılmadığı takdirde bilirkişi incelemesinden vazgeçmiş sayılacağı ve mevcut hali ile karar verileceği hususunun davacı vekiline ihtarına,(ihtar edildi)" karar verilerek duruşmaya katılan davacı vekiline gerekli ihtar ve uyarıların usûlünce yapıldığı, 24.09.2024 tarihli celsede, davacı vekilinin kendisine tayin edilen kesin süreye uymadığı gibi süre geçtikten sonra dahi bilirkişi ücretini yatırmadığı, bilirkişi incelemesinin bu nedenle yapılamadığı, davacı vekilinin bu konuda geçerli bir mazeret sunamadığı, tedavi giderleri yönünden davanın tefrik edildiği, tazminat hesabı yaptırılamadığından, davacının geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik ve bakıcı giderine yönelik talepleri yönünden ispat edemediği belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın "Delil ikamesi için avans" başlıklı 324. maddesinin birinci fıkrasında; "Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin sürede yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler" hükmü düzenlendikten sonra, ikinci fıkrasında; tarafların bu yükümlülüğü yerine getirmemesinin hukuki sonucu olarak anılan delil ikamesinden vazgeçilmiş sayılacağı belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK'da öngörülen süreler, nitelikleri bakımından, taraflar için ve mahkemeler için konulmuş süreler olmak üzere ikiye, taraflar için konulmuş süreler ise; kanunda belirtilen süreler ve hakim tarafından belirtilen süreler olmak üzere ikiye ayrılır. Kanunda belirtilen süreler; kanun tarafından öngörülmüş cevap süresi , temyiz süresi gibi süreler olup bu süreler kesindir. Bir işlemin kanuni süresi içinde yapılıp yapılmadığı mahkemece re'sen gözetilir. Hâkimin tespit ettiği süreler ise kural olarak kesin değildir. (Kuru, Baki/ Arslan Ramazan/ Yılmaz, Ejder, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 6100 sayılı HMK'ya göre Yeniden Yazılmış 22. Baskı, Ankara 2011, s.749) Hâkim, kendi tayin etmiş olduğu süreyi, 6100 sayılı Kanunun 90/2’nci maddesine göre iki tarafı dinledikten sonra haklı nedenlere dayanarak, azaltıp çoğaltabilir ve bu sürenin, kesin olduğuna da karar verebilir. (HMK m.94/2). Hâkimin verdiği sürenin kesin olması için ya hakimin kesin olduğunu belirtmeksizin verdiği ilk sürede işlemin yapılmaması nedeniyle ilgili tarafın yeniden süre talep hakkının varlığı karşısında, bu talep üzerine hâkimin verdiği ikinci sürenin kanundan kaynaklanan şekilde kesin olması (HMK 94/2); ya da hâkimin tayin ettiği ilk sürenin kesin olduğuna karar vermiş olması gerekir. Kesin süre verilmesinin temel amacı, tarafların davayı uzatıcı ve hükmü geciktirici tutum ve davranışlarını önlemektir. Hak kaybına yol açmak gibi ağır hukuki sonuçlar doğuran kesin süre kurumunun hakim tarafından dikkatli, duyarlı bir şekilde kullanılması gereklidir. (HGK'nın 28.04.2010 gün, 2010/2-221/241 E.K.) Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasında, davacı zararını ispatlamakla yükümlü olmakla birlikte, TBK'nın 50/2.maddesinde, "uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hakim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." denilmektedir. Bu nedenle mahkemece davacının sürekli ve geçici iş göremezlik zararları olduğu tespit edildiği halde maddi tazminata ilişkin talebin eksik inceleme ve değerlendirme ile reddedilmesi doğru değildir. Diğer yandan tazminatın miktarının tam olarak belirlenmesi davacının delili olduğu kadar Hakim tarafından takdir edilecek zararın, makul olup olmadığının değerlendirilmesi açısından davalının da delili mahiyetindedir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/7558 E. 2019/2671 K. sayılı ilamında "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun delil ikamesi için avans başlıklı 324 üncü maddesinde;“Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.” hükmü getirilmiştir. 03.04.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 45. maddesinde "Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Delil avansı, tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade eder. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan biri avans yükümlülüğünü yerine getirmediğinde, diğer taraf bu avansı da yatırabilir. Delil avansını yatırmayan taraf, o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır. Tarafların üzerinde tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerle, kanunlardaki özel hükümler saklıdır." hükmü getirilmiştir. Somut olayda, mahkemece 09.01.2024 tarihli celsede 2 numaralı ara karar ile, "Maluliyet raporu dosyaya sunulduktan sonra dosyanın ihtilaf konusu hususlarda tespit yapılması amacıyla HMK'nın 273. maddesi gereğince 1 adet Aktüer bilirkişi marifeti ile TRH Tablosu + Prograsif Rant yöntemine göre inceleme yapılmasına, bilirkişiye harcayacağı emek ve mesaiye karşılık 2.500-TL ücret takdirine, bakiye delil avansını yatırması için davacı vekiline 4 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde bilirkişi ücreti yatırılmadığı takdirde bilirkişi incelemesinden vazgeçmiş sayılacağı ve mevcut hali ile karar verileceği hususunun davacı vekiline ihtarına,(ihtar edildi)" karar verildikten sonra " duruşmaya katılan davacı vekiline gerekli ihtar ve uyarıların usûlünce yapıldığı, 24.09.2024 tarihli celsede, davacı vekilinin kendisine tayin edilen kesin süreye uymadığı gibi süre geçtikten sonra dahi bilirkişi ücretini yatırmadığı, bilirkişi incelemesinin bu nedenle yapılamadığı, davacı vekilinin bu konuda geçerli bir mazeret sunamadığı, tedavi giderleri yönünden davanın tefrik edildiği, tazminat hesabı yaptırılamadığından, davacının geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik ve bakıcı giderine yönelik talepleri yönünden ispat edemediği belirtilerek davanın reddine" karar verilmiş ise de, davacının maluliyetinin tespiti için Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 26.10.2022 tarihli raporda, davacının maluliyet oranı %10 olarak belirtilmesine rağmen, Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Dairesi tarafından Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 18.04.2023 tarihli raporda, davacının maluliyet oranının %4 olduğunun tespit edilmesi üzerine, davacı vekili tarafından raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi talep edilmesine rağmen, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden dosyanın aktüer bilirkişiye tevdine karar verilmesinin usûl ekonomisine aykırı olduğu gibi dosyanın henüz aktüer bilirkişiye gönderilmesi ve rapor alınması için gerekli olan tüm deliller toplanıp değerlendirilmeden maluliyet raporunun düzenlenmesinden ve taraflara tebliğinden önce davacıya aktüer bilirkişi için ücret yatırılması için kesin süre verilerek bu süreye uyulmaması nedeniyle gereken ücretin kesin süre içerisinde yatırılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur. Bu durumda, mahkemece maluliyet raporları arasındaki çelişki giderildikten sonra dosyanın aktüer bilirkişiye tevdi edilmesi için davacıya bilirkişi ücreti yatırmak üzere süre verilmesi gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilerek karar verilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. Bu nedenle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirmeden karar verilmiş olması nedeniyle, kararın HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, yukarıda açıklandığı üzere gerçek zararın tespiti açısından bilirkişi raporu alınarak, sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; HMK’nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan peşin harcın istek hâlinde yatırana iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran taraflarından yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 26.06.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.n

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/316, K. 2026/1203, T. 26.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-316-e-2026-1203-k-acd7adf5b4b2