Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/543 E. 2026/783 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/543
Karar No
2026/783
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/543 - Karar No:2026/783 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/543 KARAR NO : 2026/783

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/11/2023 NUMARASI : 2021/717 E-2023/784 K

DAVACI : VEKİLLERİ : Av. : Av. DAVALILAR : 1- VEKİLİ : Av. : 2- VEKİLLERİ : Av. Av.

DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 30/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/07/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı ...Şti vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; davalı şirket ile davacı idare arasında imzalanan 01.11.2016 tarihli sözleşme ile yapım işi kapsamında çalıştırılan personellerden ...'nun, davalı tarafından işten çıkartılması sonucunda, hem davacı idare hem de davalı taraflar aleyhine 4857 Sayılı Yasa'dan kaynaklı alacaklar için dava açtığını, Ankara 29. İş Mahkemesi'nin 2018/366 E- 2021/437 K sayılı ilamı ile hükme bağlanan alacak kalemlerinin Arıkara 24. İcra Müdürlüğü'nün 2021/8656 sayılı dosyası üzerinden takibe konulduğunu ve takip sonrası feriler ile toplam 26.654,31 TL davacı idare tarafından icra dosyasına yatırıldığını, taraflar arasında imzalanan sözleşme ve yürürlükte olan sair mevzuat gereği davacı tarafından ödenmek zorunda kalınan 26.654.31 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacı idareye iadesini hususunda arabulucuya başvurulduğunu ancak davalı tarafla uzlaşmaya varılamadığını ileri sürerek, olası bir kamu zararının oluşmaması için davalı şirketlerin davac... Genel Müdürlüğü uhdesinde bulunan; her türlü teminat ve sait tüm alacaklarına davalılara ödenmemesi hususunda tedbir koyulmasına, davacı idare tarafından ödenmek zorunda kalınan 26.654.31 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikle müştereken ve mütesclsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...Şti. vekili; Ankara 29. İş Mahkemesi'nin 2018/366 Esas- 2021/437 Karar sayılı dosyası ile talep edilen işçilik alacaklarının varlığı kesinleşmediğini, istinaf kanun yolu neticesinde, davanın reddine karar verilme ihtimali de bulunduğunu, Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nün işbu dava ile alacak talep etmesinin hatalı olduğunu, işçinin kesinleşmiş işçilik alacakları bulunmadığını, davacının rücu davasının kabul edilmesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalıya dava dilekçesi usulüne uygun tebliğ edilmiş, yazılı cevap dilekçesi sunulmamıştır. Mahkemece, tüm dosya kapsamının bir bütün halinde incelenmesinde, eldeki davadaki uyuşmazlığın davalı yüklenici ortaklığın işçisi olarak çalışan dava dışı ...'na davacı tarafından mahkeme kararına istinaden ödenen işçi alacaklarının davalılardan tahsil edilip edilemeyeceğine yönelik olduğu, alınan bilirkişi raporunda dava dışı işçinin çalışma süresinin tamamını davalı ortaklık ile akdedilen sözleşme döneminde geçtiği, taraflar arasındaki sözleşme ve ekleri dikkate alındığında davacı iş sahibi tarafından ödenen bedellerin tamamından davalıların sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı ......Şti vekili istinaf başvurusunda; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, işveren ile yüklenicinin İş Kanunu'na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerinden olduğunu, bu doğrultuda istinafa konu kararda da sorumluluğun ne nispette paylaşılacağının alt işverenle asıl işveren arasındaki iç ilişkiye ve akdedilen 01.11.2016 tarihli hizmet alım sözleşmesine göre hesaplanması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, bahse konu sözleşmenin 22.maddesinde yer verilen "Yüklenici ve alt yüklenicinin sorumluluğuna ilişkin hususlarda yapım işleri genel şartnamesinde yer alan hükümler uygulanır" düzenlemesi uyarınca, Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin 3.maddesine gidildiğini ve davacı işverenin işçi alacaklarından sorumlu olacağına dair hüküm bulunmadığı kanaatine varıldığını ancak bu yorumlamanın hatalı olduğunu, zira, Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin 3.maddesinde; "Yüklenici çalıştırdığı işçilerin bu iş kolunda veya meslekte aynı veya benzer iş için toplu sözleşme veya mevzuatla kabul edilenlerden daha az elverişli olmayan şartlarda çalışmalarını ve ücreti almalarını sağlayacaktır. ücret yan ödeme ve çalışma şartlarının Toplu sözleşme veya mevzuatla tespit edilmemiş olması halinde yüklenince en yakın ve uygun bir bölgedeki iş kolu veya meslekteki aynı veya benzer bir iş için toplu sözleşme veya mevzuatla tespit edilenlerden veya yüklenicinin bulunduğu iş kolu ve meslekteki benzer işverenlerin verdiği genel seviyeden daha az elverişli olmayan ücret yan ödeme ve çalışma şartlarını sağlayacaktır. Yüklenici varsa alt yükleniciler ve çalışma şartlarının sağlanması için gerekli tedbirleri alacaktır. " denildiğini, bahse konu düzenlemede, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair açık bir hüküm bulunmadığı gibi sorumluluğa ilişkin böyle bir hükme yer verilmediğini, bu sebeple mahkeme kararının hukuki temele dayandırılamadığını, genel şartnamede sorumluluğa ilişkin açık bir hüküm bulunmaması halinde kamu kurumu ile yarı yarıya sorumlu olması gerektiğini, sözleşmede ya da şartnamede açık hüküm olmaması durumunda Yargıtay kararlarında kamu kurum ve kuruluşu asıl işverenin, alt işverenlere yönelen rücu taleplerine ilişkin olarak, yarı oranda sorumluluk ilkesinin benimsendiğinin görüldüğünü, buna göre asıl işveren ve alt işveren konumunda bulunanlar arasında imzalanan sözleşmelerde aksine hüküm bulunmadığından, yani bu alacaklara ilişkin yükümlülüğün belirlenmediği hallerde işçilik alacaklarından yarı oranda sorumlu olduklarını, yarı oranda sorumluluk ilkesinin Türk Borçlar Kanunu'ndan kaynaklandığını ve TBK'nın 167. maddesinde düzenlenen "Aksi karalaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır." şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu olduklarını ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği ve fazla ödenen kısma ilişkin rücu hakkının bulunduğunun belirtildiğini (Yargıtay 13. HD'nin 16.02.2017 tarih ve 2015/14986 E- 2017/1929 K) ancak mahkeme kararında davacının sorumluluğu gözden kaçırılarak diğer davalı ve müvekkilinin işçiye yapılan ödemenin tamamından sorumlu olduğu gerekçesiyle karar verildiğini, bu yönüyle kararın hukuka ve hakkaniyete açıkça aykırı olduğunu ve kabul edilmesinin mümkün olmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı ......Şti vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığının anlaşılmasına göre, davalı ......Şti vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı .. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.820,76 TL istinaf karar harcından peşin alınan 455,19 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.365,57 TL'nin davalı ...'den tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 3-İstinaf talep eden davalı .... Şti. tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 30/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/543, K. 2026/783, T. 30.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-543-e-2026-783-k-8b865c35ff04