Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/390 E. 2026/1381 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/390
- Karar No
- 2026/1381
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/390 - 2026/1381 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/390 KARAR NO : 2026/1381
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13.12.2024 NUMARASI : 2022/434 Esas 2024/842 Karar
DAVACI : VEKİLİ : Av.
DAVALI : VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 11.09.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 16.09.2026
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde;10.07.2016 tarihinde, davacının içinde yolcu olarak bulunduğu davalı sigorta şirketine zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı aracın tek taraflı trafik kazasında yaralandığını ve malul kaldığını, bu nedenle davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığı halde zararlarının karşılanmadığını belirterek ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 10,00 TL geçici ve 190,00 TL kalıcı iş gücü kaybı zararının kaza tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiş, bedel artırım dilekçesiyle, kalıcı iş gücü kaybı olarak istenen 190,00 TL'yi artırarak 271.755,53 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesiyle; poliçe limitinin kaza tarihi itibariyle kişi başı azami sorumluluk limitini 310.000,00 TL olduğunu, davacının yaşının küçük olması nedeniyle geçici iş göremezlik talebinde bulunamayacağı gibi bu zararın da teminat dışı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin daha önce verdiği 19.09.2019 tarihli, 2017/25 Esas 2019/765 Karar sayılı kararın davalının istinaf başvurusu üzerine Dairemiz, 20.05.2022 tarihli 2019/3353 E. 2022/1317 K. Sayılı kararı ile kaldırılması üzerine yapılan yargılama neticesinde mahkemece; davanın, trafik kazası nedeni ile kazaya neden olan aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigorta şirketine karşı açılan maddi tazminat talebine ilişkin olduğu, Ankara BAM kaldırma kararı sonrasında taraf delillerinin toplandığı, davacıya ait maluliyet raporları aldırılarak dosya içerisine kazandırıldığı; tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporlarına göre; davacı vekilince açılan dava ile davacının içinde yolcu olarak bulunduğu aracın karıştığı trafik kazası neticesinde davacının kalıcı ve geçici maluliyetinin oluştuğu ileri sürülerek tazminat talep edildiği; yargılama esnasında alınan ve dosya kapsamına uygun olmakla hükmün tesisinde esas alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulu tarafından düzenlenen 20.09.2024 tarihli maluliyet raporu içeriğine göre; davacının kalıcı maluliyetinin bulunmadığı, yalnızca 3 ay geçici maluliyeti oluştuğunun belirtilmiş olduğu, bu nedenle kalıcı maluliyete ilişkin tazminat talebinin reddine karar vermek gerektiği; geçici maluliyet tazminatı talebi bakımından ise, davacının kaza tarihi ve iş göremezlik sürecinde 18 yaşından küçük olduğu bu nedenle uğradığı gelir kaybından bahsedilemeyeceği nazara alınarak bu istemin reddine karar vermek gerektiği, gerekçesiyle “Davanın reddine,” karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; alınan raporu kabul etmediklerini, Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan raporda, davacının %30 fonksiyon kaybının tespit edildiğini, daha önce %30 maluliyete göre verilen kararın kaldırılması üzerine Adli Tıp Kurumu'ndan alınan raporda özür oranın %0 olduğunun belirtildiği, psikiyatr tarafından 10 dakika yapılan muayeneye istinaden tanzim edilen raporun karar vermeye elverişli olmadığını, raporun gerçek durumu yansıtmadığını, üniversiteden alınan raporda ruhsal fonksiyon bozukluğunun tespit edildiğini, çelişki giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı istemidir. Mahkemece, kaza tarihinde 18 yaşından küçük olan davacının, fiili çalışması bulunmadığından geçici iş göremezlik tazminatı talep edemeyeceğinden, sürekli iş görmezlik talebi yönünden ise Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulundan alınan rapora göre, sürekli maluliyet yaratacak ölçüde arazı bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından hükme esas alınan maluliyet raporunun karar vermeye elverişli olmadığından bahisle istinaf edilmiştir. Davacı vekili, kaza neticesinde davacının psikiyatrik rahatsızlıkları olduğunu ve halen devam ettiğini, Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan raporda, davacının tedavi ile kısmen iyileşen travma sonrası stres bozukluğu nedeniyle %30 vücut özür oranı olduğu halde Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulundan alınan raporda, özür oranın %0 belirlenmesinin uygun olmadığını ileri sürmüştür. 10.07.2016 tarihinde, davacının babasının sevk ve idaresindeki araç ile seyri sırasında, meydana gelen trafik kazasında yaralanması nedeniyle Düzce Atatürk Devlet Hastanesince düzenlenen 10.07.2016 tarihli Hasta Epikriz Raporu'nda: davacının trafik kazası nedeniyle sol klavikula kırığı mevcut olduğu, hastaya 8 bandaj önerildiği, psikiyatrik rahatsızlığa yönelik tedavi evrakında, tanı ve teşhis olmadığı, tazminat istemli davanın açılmasından sonra, Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığına sevk edilen davacının, psikiyatrik şikayetlerinin, derecesinin ve kalıcı olup olmadığının alanında uzman olmayan Adli Tıp Uzmanları tarafından takdir edilerek, kaza neticesinde travma sonrası stres bozukluğu nedeniyle özür oranın %30 olduğunun tespit edildiği görülmüştür. Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulundan alınan raporda ise; davacının tüm evrakları, Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının raporu değerlendirilmek ve davacının muayenesi de yapılmak suretiyle " kaza esnasında araç içinde uyuduğunu, hastanede gözünü açtığını, köprücük kemiğinin kırıldığını, olaydan sonra uykusundan sıçrayarak uyandığını, aklına kötü duyguların geldiğini, ağladığını, 2 yıl süresince ilaç kullandığını, şu an sadece karanlıktan korktuğunu, genel görünümü yaşında gösterdiği, öz bakımı iyi, görüşmeye katılımı istekli, spontan olduğu, görüşmede tutumu saygılı, güvenilir, psikomotor aktivite normal, konuşma normal, yönelim tam, dikkat ve bellek normal sınırlar içerisinde duygudurum ve duygulanım ötimik, algı ve düşüncede patoloji olmadığı, olayı ayrıntılarıyla doğal bir affekt ile anlattığı, halihazırda aktif psikopatoloji saptanmadığı" da değerlendirilerek, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanın da bulunduğu, heyet tarafından tanzim edilen raporda, davacının geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması nedeniyle tüm vücut engel oranın %0 olduğunun tespit edildiği, raporun denetime elverişli, gerekçeli ve usulüne uygun olarak ve hastanın muayenesi yapılarak son durumu değerlendirilmek suretiyle tanzim ediliği görülmüştür. Buna göre, hükme esas alınan raporun hastanın öyküsü ve son durumu değerlendirilerek tanzim edilmiş olmasına, Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan ve maluliyetinin derecesini ve kalıcılığını tespit eden raporun tanzimi sırasında, gerek davacının şikayeti konusunda uzman doktorun bulunmaması, gerekse Adli Tıp Kurumundan alınan raporun, ilk raporun düzenlenme tarihinden yaklaşık 6 yıl sonra davacının mevcut son durumu değerlendirilmek suretiyle tanzim edilmiş olmasına göre, Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan raporun, hükme esas alınan rapor ile çelişki oluşturacak mahiyette olmamasına göre, davacının maluliyet raporunun karar vermeye elverişli olmadığına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Buna göre; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, göre; davacı vekilinin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın taraflara usulüne uygun şekilde tebliğine, 5-HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 11.09.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.n