Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/826 E. 2026/1429 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/826
- Karar No
- 2026/1429
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/826 KARAR NO : 2026/1429
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/03/2025 NUMARASI : 2023/698 Esas - 2025/183 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 24/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 24/09/2026
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/03/2025 tarih 2023/698 Esas 2025/183 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacılar vekili; 30.06.2023 tarihinde araç malikinin ....Şirketi olduğu ...’ın sevk ve idaresindeki aracın Milas-Söke karayolu üzerinde bulunan Güllübahçe Kavşağına geldiği esnada kavşağa hızlı girmesinden dolayı direksiyon hakimiyetini yitirdiği ve önce kavşak bordür taşına daha sonra yolun sağında bulunan kaldırım taşlarına ve trafik işaret levhasına çarptıktan sonra yoldan çıkıp sağ tarafında bulunan toprak alana savrulması sonucu tek taraflı yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacıların babası ....'in vefat ettiği, araç sürücüsü ...un gece karanlığında kavşağa giriş hızını 2918 sayılı kanun m. 52/1-a kuralını uygun olarak azaltmadığından direksiyon hakimiyetini yitirerek aracın yoldan çıkması nedeniyle ölümün gerçekleştiğini, araç sürücüsünün trafik güvenliğini tehlikeye soktuğu gibi müteveffanın ve diğer yolcunun can güvenliğine hiçe sayan fiili nedeniyle müvekkillerinin babalarının maddi ve manevi desteğinden yoksun kaldıklarını, genç yaşta baba sevgisinden, görgüsünden, tecrübesinden ayrı düşmeleri; hayat boyu yeri doldurulması mümkün olmayan bir bağın sonsuza dek kopması nedeniyle müvekkillerinin bir ömür boyunca bu talihsiz ve erken kaybın elem ve kederini yaşamaya mahkum olduklarını, ölümlü trafik kazasına sebebiyet veren sürücü ile araç işleten şirkete karşı Karşıyaka 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/300 Esasına kayıtlı dava açıldığını ve dosyanın derdest olduğunu,araç işleten firma yanında sigortacı sıfatıyla giderim yükümü altında bulunan davalı sigorta şirketine yöneltilen işbu davanın sözü edilen derdest dosya ile birleştirilmesini davacıların murisin maddi-manevi her türlü desteğinden yoksun kaldığını, ZMMS ve sınırsız KASKO poliçeleri kapsamında davalı sigorta şirketi tarafından tazmin edilmesi için iş bu davanın açıldığını ,araç sürücüsü ....'un tam ve asli kusurlu olduğunu Söke Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/5103 sayılı dosyası ile soruşturma yürütüldüğünü, murisin destek olma olgusunun ispatlanmasına gerek olmadığını ,destekten kastın destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunması olduğunu, ölenin sağ kalan yakınlarının herhangi bir şekildeki destekten yoksun kalması, maddi ve manevi tazminat davası açma hakkı için yeterli olduğunu, desteğin salt parasal yardım olarak düşünülemeyeceğini ,ailesine yardımcı olması, her türlü hastalık ve sair sıkıntılarında yardıma koşma görevi maddi desteğin kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, maktulün oğlu ve kızı her ne kadar belirli bir yaşa erişmiş reşit bireyler ise de baba sevgisinden, şefkatinden maddi ve manevi desteğinden ömür boyu mahrum kaldıklarını, maktulün çocuklarının her ikisi de halihazırda yüksek öğrenimlerine devam ettiklerini ve maktülün yaşayacağı süre boyunca kazanacağı gelir ile çocuklarına destek olacağı bu gelirin hesaplanması ve davalılardan tahsili gerektiğini ,Murisin ölümüne yol açan trafik kazasına karışan aracın davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS ve KASKO poliçeleri ile teminat altına alındığını ve 13.07.2023 tarihli müracaat kapsamında herhangi bir ödemede bulunmadığını, sigorta şirketinden zararlarının giderilmesini isteme zorunluluğu doğduğunu, Karşıyaka 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/300 Esasına kayıtlı dava dosyasında derdest olduğundan araç işleten firma yanında sigortacı sıfatıyla giderim yükümü altında bulunan davalı sigorta şirketine yöneltilen işbu davanın sözü edilen derdest dosya ile birleştirilmesini, adli yardım talebinin kabulüne, karar verilmesini davalının menkul, gayrimenkul malları ile 3. şahıslardaki doğmuş ve doğacak hak ve alacaklarının öncelikle teminatsız aksi halde teminatlı olarak ihtiyati haczine,dosyanın Karşıyaka 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde derdest 2023/300 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine, davanın kabulü ile her bir davacı yönünden ayrı ayrı 100,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının 300.000,00 TL manevi tazminatın, 100 TL cenaze masraflarının davalıdan kaza tarihinde itibaren işleyecek avans faizi ile birlektke tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili; 35 MBG 25 plakalı aracın müvekkil şirket tarafından 1653194622 no.lu zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ve 1669077422 nolu birleşik kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacılar destek yaşının üzerinde olduğundan destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanamayacaklarını, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılmaması gerektiğini, davacıların manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, davacı tarafça, 600.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunulduğunu bu tutarın manevi tazminatın amacına ve kanuna aykırı olduğunu, davanın araç sigorta ettirenine ihbarını talep ettiklerini, söz konusu kaza iş kazası ise SGK tarafından bağlanan peşin sermaye değerinin sorulup tenzil edilmesi gerektiğini, rücuya konu miktarın işbu davada aktüer tarafından hesaplanacak tazminat tutarından mahsubu gerektiğini, zorunlu dava şartı olan sigorta şirketine usulüne uygun başvurunun davacı tarafça yerine getirilip getirilmediğinin ispat edilmesi gerektiğini, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davaya ilişkin davacı talepleri sulh ile sonuçlandırılmış ise sulh ve feragat nedeniyle davanın reddi gerektiğini, sigorta şirketince ödeme yapılmış ise Yargıtay içtihatları gereği, imzalanmış ibranamenin iptal edilebilmesi için 2 yıllık hak düşürücü süre içerisinde eksik ödeme iddiasının ileri sürülmesi; ayrıca hesaplama yöntemi vb. nedenlerden kaynaklanmayan açık şekilde eksik ödeme bulunduğunun tespiti gerektiğini, davada kazaya karıştığı iddia edilen araç müvekkil şirket tarafından sigortalanmamış yahut sigorta poliçesi kaza tarihinden önce iptal edilmiş ise davanın husumet yokluğu sebebiyle reddini talep ettiklerini, kaza ile meydana gelen ölüm arasındaki illiyet bağının tespiti gerektiğini ,kusur oranlarının tespiti dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine Sevk edilmesi gerektiğini, ceza soruşturma dosyasındaki tüm delillerin, ifade tutanaklarının, tanık beyanlarının ve nihayet bilirkişi raporunun teminini, hukuk mahkemesi ceza mahkemesi bilirkişi raporu ile bağlı olmayacağından, kusura ilişkin incelemenin yukarıda izah ettiğimiz hususlar da dikkate alınarak resen yapılmasını talep ettiklerini müvekkil şirketin ancak sigortalısının kusuru oranında sorumlu olup ,sigortalı aracın kusuru bulunmadığını, davaya konu, müvekkil şirket nezdinde geçerli poliçenin başlangıç tarihi 16/02/2022 olup 04.12.2021 sonrası düzenlendiğini, müvekkili şirketin Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu iptal kararı öncesi dönemde poliçeyi tanzim ettiğinden Poliçe tanzim tarihinde yürürlükte olan TRH-%1,65 teknik faiz yerine başkaca bir iskonto yönteminin uygulanması hukuk devletinde var olması gereken hukuki güvenlik ilkesinin bir yansıması olarak ortaya çıkan öngörülebilirlik kavramına aykırılık teşkil edeceğini, Trafik Sigortası Genel Şartları Ek 2 Madde 5 uyarınca; Belgelendirilmiş olması durumunda, hesaplamalarda ölen kişinin vergilendirilmiş geliri dikkate alınacağı Vergilendirilmiş gelir tutarı için herhangi bir belge sunulamaması durumunda hesaplamanın asgari ücret kullanılarak yapılması gerektiği aynı kriterler pasif dönem hesaplamasında da geçerli olduğunu, müteveffanın kazayı yaşadığı sırada sigortalı araçta hangi amaçla bulunduğu ve bu taşımanın esasen hatır taşımasına binaen mi yapıldığı hususunun tespit edilmesi gerekliliği ve hatır taşımasının tespiti halinde bu hususun tazminat belirlenmesinde ciddi ve makul bir indirim sebebi olduğu Yargıtay’ın uygulamalarında sabit hale gelmiş bir hukuki gerçeklilik olmakla bu hususun yerel mahkeme tarafından tespit ve takdiri gerektiğini, hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi mahkeme tarafından re’sen gözetilmesi gereken indirim sebepleri olduğunu, müvekkili şirketin söz konusu zarardan poliçe teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğunu ve işbu dava tarihine kadar herhangi bir ihbar bulunmadığından faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini ,daha önce yapılmış ödemelerin faizi ve güncellemesi yapılarak mahsup edilmesi gerektiğini, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla teminatın tek, zarar görenlerin birden fazla olması durumunda karayolları trafik kanunu 96.madde gereğince teminatın paylaştırılması gerektiğini, manevi tazminat taleplerinin ZMMS teminatı dışında olduğunu, bu nedenle manevi tazminat taleplerinin reddi gerektiğini, zorunlu mali mesuliyet sigortası genel şartlarında sigortacının sorumlu olmadığı hususlar tek tek sayıldığını, huzurdaki davada bu bent de sayılan durumlardan birinin varlığının tespiti halinde davanın reddi gerektiğini, ihtiyari mali mesuliyet sigortası genel şartlarında sigortacının sorumlu olmadığı hususların tek tek sayılıp huzurdaki davada bu bent de sayılan durumlardan birinin varlığının tespiti halinde davanın reddi gerektiğini, haksız ve mesnetsiz davanın usulden ve esastan reddine, davanın ihbarına, karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 28.01.2025 tarihli dilekçesi ile davasını ....Yönünden ıslah ederek 100 tl den 54.544 tl ye yükseltmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, meydana gelen kaza ve ölüm nedeni ile ortaya çıkan zarardan, davalı ... şirketinin KTK'da ve TTK'da düzenlenen ZMMS kasko (İHMM) sigortası hükümleri çerçevesinde sorumlu olduğu davacıların yoksun kaldıkları destek zararının hesaplanması için aktüer bilirkişiden rapor alındığı davacı müteveffanın çocuğu ...'in 28/06/2024 tarihi itibariyle öğrenciliğinin devam ettiği ancak ... için destekten yoksun kalma tazminatının 25 yaşına kadar devam edeceği yönündeki hesaplama dikkate alınarak karar verildiği, müteveffanın çocuğu davacı ....'in ise 02.01.1995 doğumlu olduğu, babasının öldüğü 30.06.2023 tarihinde 28 yaşında olduğu 03.05.2023 tarihinde evlendiği, Yargıtay içtihatları gereği evlenen kız çocuğu destekten almaktan çıktığı için bu davacının destekten yoksun kalma talebi red edildiğini, her ne kadar davacılar vekili tarafından cenaze masrafları talep edilmiş ise de müteveffa murisin defin masrafları ile ilgili herhangi bir belge ibraz edilmemiş olduğu ve ZMMM kapsamında olmadığı anlaşıldığından bu talebin reddine karar verildiğini, meydana gelen trafik kazasında, davacıların murisinin vefatı nedeniyle duyulan acı ve eleminin derecesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, manevi tazminatın bir zenginleşme aracı olmadığı da gözetildiğinde davacıların dava dilekçesinde talep ettiği manevi tazminat miktarının fazla olduğu anlaşılarak manevi tazminat taleplerinin kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili, destekten yoksun kalma tazminatının sadece eğitim yaşına göre değerlendirilemeyeceğini, bir ömür babalarının desteğinden yoksun kalan davacılar için destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanması gerektiğini, eğitim yaşı ve evlilik durumuna endeksli hesaplama yapılmasının hukuki bir dayanağı olmadığını, davacıların bir ömür boyunca müteveffa babalarının desteğinden yoksun kaldıklarını, her iki davacı için ayrı ayrı destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması gerektiğini, manevi tazminatın düşük hesaplandığını, hem manevi hem maddi olarak hayat boyu sürecek kalıcı bir elem ve ızdırapla başbaşa yaşamak zorunda kaldıklarını, davacıların ayrı ayrı sadece 200 bin TL manevi tazminat miktarının çok düşük olduğunu, tanıkların dinlenmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, cenaze giderinin hesaplanmadığı hususlarını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili, SGK araştırmasının eksik olduğunu, mahkeme, kazanın iş kazası olduğunu gözeterek SGK'ya yazı yazmamış ve bağlanmış olabilecek peşin sermaye değerini tazminattan düşmediğini, bu durumun sigorta şirketinin mükerrer ödeme yapmasına ve davacıların sebepsiz zenginleşmesine yol açtığını, müteveffanın son 6 aylık SGK kayıtlarının düzensiz ve süreksiz olduğunu, gelir belgelenmediği için hesaplamanın asgari ücretin 1,05 katı üzerinden değil, direkt asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğini, davacı başına hükmedilen 200.000,00 TL manevi tazminat zenginleşme aracı oluşturacak kadar yüksek olduğunu, miktar belirlenirken ticari sigorta şirketinin gücü değil, halefi olunan sigortalı araç sürücüsünün sosyo-ekonomik durumu esas alınması gerektiğini, 16/02/2022 tarihli poliçe uyarınca, tazminat hesabında ZMMS Genel Şartları gereği TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,65 teknik faiz oranının uygulanması zorunlu olduğunu, şirkete yüklenen nispi harç hukuka aykırı olduğu hususlarını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava destekten yoksun kalma tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada müteveffa ....'in 30.06.2023 tarihinde meydana gelen kazada vefat ettiği ve geriye davacı mirasçıları olan 24 yaşındaki ....ve 28 yaşındaki ....'i mirasçı olarak bıraktığı başkaca mirasçısı bulunmadığı davacıların talebi gereği yapılan yargılamada davacılardan ....'in üniversitede öğrenci olduğu ve kaza tarihinde halen öğrenciliğinin devam ettiği, buna karşılık diğer mirasçı ...'in ise kazadan bir ay önce evlendiği tespit edilerek alınan asıl ve ek bilirkişi raporları ile TRH 2010 yaşam tablosu ve +-%10 ıskonto oranı gözetilerek yapılan hesaplamaya göre davacı ... ..'in 54.544,60 TL destekten yoksun kalma zararının oluştuğu tespit ve kabul edilerek bu miktar üzerinden bu davacı açısından DYT'ye hükmedilmiştir. Ayrıca her iki davacının babalarının ölümü nedeniyle manevi açıdan yıpranmaları ve çektikleri acı gözetilerek 200.000 TL manevi Tazminata hükmedilmiştir. Davacı taraf istinaf dilekçesinde her iki davacı yönünden destekten yoksun kaldıkları gözetilerek DYT'ye hükmedilmesi gerektiği ve manevi tazminatın düşük olduğu ayrıca cenaze giderlerinin hesaplamadığı gerekçesiyle kararı istinaf etmiştir. Davalı sigorta vekili ise istinaf dilekçesinde somut olayın bir iş kazası olup olmadığının araştırıldığı, SGK'dan bağlanan peşin sermaye değerinin sorularak tazminat miktarından mahsup edilmesi gerektiğı, ayrıca müteveffanın gelirinin devamlılık arz etmediğinden asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, manevi tazminat miktarının fazla olarak hüküm edildiğini yine TRH 2010 yaşam tablosu ve %1,65 teknik faiz oranının hesap edilmesi gerektiğini aksi halde nispi karar ve ilam harcının değişeceğini beyan ederek istinaf talebinde bulunmuştur. Her iki tarafın istinaf talepleri ayrı ayrı incelendiğinde; gerek mahkeme kararında gerek bilirkişi raporunda yer aldığı üzere Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında belirtildiği şekilde Yükseköğretimde bulunan çocuklar için 25 yaşına kadar destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilebileceği bunun ise ancak mirasçının fiilen öğrenciliğe devam etmesine bağlı olduğu belirtilmekte olup somut olayda da yapılan araştırmada davacı ...'in halen öğrenciliğinin devam ettiği ve kalan süre içerisinde alabileceği tazminat miktarının 54.544,60 TL olduğu belirlenmiş olup mahkemece bu miktara hükmedilmiştir. Davacı .. .. ise eğitimine devam etmeyip murisi....'in ölümünden bir ay önce evlenmiş olması nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatını hak etmediği belirlenmiş olup mahkemenin verdiği kararın yerinde olduğu tespit edilmiştir. Manevi tazminat açısından ise davacı taraf tazminatın düşük, davalı taraf ise yüksek olduğunu belirterek itirazda bulunmuştur. Ancak tarafların sosyal ve ekonomik durumu kaza nedeniyle hayat boyu murislerin desteğinden yoksun kalan davacıların çektikleri üzüntü dikkate alınarak belirlenen manevi tazminatın miktarında artırım veya indirim yönünde işlem yapılmasına gerek olmadığı belirlenmiştir. Davacı tarafın cenaze gideri talebi ise dosyada ibraz edilmiş bu konuda bir delil bulunmadığından ve iddia eden tarafın iddiasını ispatla yükümlü olduğu gözetilerek mahkeme tarafından verilen kararın yerinde olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafın istinaf gerekçesinde yer alan davacıya iş kazası nedeniyle SGK'dan peşin sermaye değeri teşkil edecek bir ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılmadığından kararın kaldırılmasını talep etmiş ise de mahkemece tensip zaptının 9. maddesinde ve 02.02.2024 terihli ön inceleme duruşmasında 7. maddede SGK'na müzekkere yazılmasına karar verildiği ve yazıldığı 17.05.2024 tarihinde cevap verildiği ve tazminat ödenmediğinin bildirildiği belirlenmiştir. Davalı sigorta şirketinin diğer bir istinaf talebi ise müteveffanın devamlılık arz eden bir gelirinin bulunmadığı bu nedenle asgari ücret üzerinden destekten yoksun kalma tazminatının belirlenmesi gerektiğini belirtmiş ise de bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada da yer aldığı üzere SGK'dan gelen davacının murisine ait gelir kayıtlarında yaklaşık asgari ücretin 1,05 katı kadar geliri olduğu belirlenerek hesaplama yapılmıştır. Gelen kayıtlar üzerinden hesaplama yapıldığından davalı vekilinin bu yöndeki itirazının yerinde olmadığı belirlenmiştir . Davalının diğer bir itirazı olan TRH 2010 yaşam tablosu ve +- %10 ıskonto oranı üzerinden hesaplama yapılmaması ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararına kadar yürürlükte olan %1,65 teknik faiz uygulanması talebi de belirtilen hükmün Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği ve uygulanmasının doğru olmadığı tespit edilmekle reddedilmiş istinaf sebepleri haklı bulunmamıştır. Sonuç olarak her iki tarafın istinaf sebeplerinin yerinde olmadığından kararın kaldırılması taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekili ve Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacılar yönünden adli yardım talebi kabul edildiğinden istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 31.049,94 TL'den peşin alınan 7.763,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 23.286,94 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 24/09/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.