Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2316 E. 2026/21 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/2316
- Karar No
- 2026/21
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
69. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/2316
KARAR NO : 2026/21
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: 02/07/2026
NUMARASI : 2026/560 Esas, Derdest, Ara Karar
TALEP: İhtiyati Haciz
KARAR TARİHİ: 01/10/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...Köprüsü ve... Otoyolu’nun işletmesinin müvekkili şirket tarafından yürütüldüğünü, davalı şirkete ait sürücüsü ...olan ... plakalı araç ile 27/12/2023 tarihinde müvekkilinin işlettiği Ankara istikameti ... mevkiinde, kusurlu bir şekilde başta üst geçit kirişi, demirleri, asfalt, otokorkuluk, telçit olmak üzere diğer tüm malzemelere ağır bir hasar verdiğini, eylem neticesinde haksız fiil sorumluluğu doğduğunu, nitekim davalının kusurlu geçişi neticesinde doğan zarara istinaden takip açılmadan önce davalı... Şirketinin muvafakati ile ... sigorta tarafından müvekkili şirkete 240.000,00 TL ödeme yapıldığını, bu hususun davalının haksız fiilden sorumlu olduğunun ve bunu kabul ettiklerinin ispatı niteliğinde olduğunu, ancak davalıların sigorta ödemesi ile borcun doğduğunu ikrar etmelerine rağmen bakiye zarar miktarı için açılan icra takibine kötü niyetli bir şekilde itiraz ettiğini, bu kapsamda davalının kusurlu geçişine istinaden neden olduğu zarara karşılık davalının muvafakati ile yine davalının sigorta şirketi tarafından yapılan 240.000,00 TL ödeme sonrasında bakiye 2.581.008,57 TL aslı alacak ve takip tarihi itibari ile 2.081.252,88 TL işlemiş avans faizi olmak üzere takip tarihi itibari ile 4.662.291,45 TL üzerinden itirazın iptali davasını açmak zorunda kaldıklarını, bu nedenlerle öncelikle davalının taşınır, taşınmaz ve banka hesapları üzerine takdiren teminatsız aksi kanaatte ise uygun görülecek bir miktar teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesini ve davanın kabulü ile itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; zarara sebebiyet verdiği iddia olunan haksız fiilin 27/12/2023 tarihinde meydana geldiğini, huzurdaki davanın ise bu tarihten yaklaşık 2 yıl 6 ay sonra 01/07/2026 tarihinde açıldığını, Karayolları Trafik Kanunu (KTK) m. 109/I ve Türk Borçlar Kanununun 72. maddesi uyarınca davanın 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığını, cezai açıdan soruşturulabilecek bir suç bulunmadığından, uzatılmış ceza zamanaşımı sürelerinin bu uyuşmazlıkta uygulanamayacağını, davacının tensip zaptında öngörülen süre içinde arabuluculuk tutanağı aslını mahkemeye sunmadığını, dolayısıyla davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından arabuluculuk tutanağında faiz ve icra inkar tazminatının talep edilmediğini, bu nedenle davada faiz ve icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini, takibe konu alacağın varlığı ve miktarı kapsamlı bir yargılama ile bilirkişi incelemesini gerektirdiğinden alacağın likit olmadığını, bu nedenle icra inkâr tazminatı talebinin reddi gerektiğini, faiz hesabında, zararın hangi tarih itibarıyla belirlendiği ve hesaplamada kullanılan fiyatların ait olduğu tarihin gözetilmesi gerektiğini, hasara ilişkin sunulan evrakların davacı tarafça düzenlendiğini, davacının maruz kaldığını iddia ettiği zarara ilişkin üçüncü kişi adına düzenlenmiş herhangi bir faturanın bulunmadığını, yalnızca davacının tek taraflı olarak düzenlediği ve üçüncü kişilerce düzenlenmiş faturalar ile ödeme belgeleriyle doğrulanmayan evraklara dayanılarak Müvekkili aleyhine tazminata hükmedilemeyeceğini, davacının gerçek, doğrudan ve dava konusu olayla uygun illiyet bağı içerisinde bulunan zararını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığını, Mahkemece aksi yönde değerlendirme yapılması hâlinde ise her bir zarar kaleminin kazayla bağlantısı, giderilmesinin zorunlu olup olmadığı, piyasa rayicine uygunluğu, yenileme nedeniyle oluşabilecek değer artışı ile mükerrer tahsil ihtimalinin uzman bilirkişi heyetince ayrı ayrı incelenmeden herhangi bir hesaplama yapılmaması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının onarımı 10 ay geciktirerek zararın artmasına neden olması karşısında gecikmeden kaynaklanan fiyat ve enflasyon farklarının müvekkiline yükletilmesinin TBK m. 52’ye aykırı olduğunu, üst geçidin gabari standartlarına uygunluğu ve gerekli uyarı levhalarının bulunup bulunmadığı araştırılmadan kazada tüm kusurun Müvekkiline yüklenmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının asli imalat ve işletme kusurları sebebiyle müvekkili şirketin kusursuz sorumluluk sınırlarını aşan fahiş tazminat taleplerinin müterafik kusur kapsamında reddi gerektiğini, iki yılı aşkın süredir onarılmadan kullanılmaya devam edilen kiriş yönünden, tam yenileme bedeli yerine kaza tarihindeki gerçek ve makul onarım maliyetinin esas alınması gerektiğini, davacının, iddia olunan müvekkili fiili nedeniyle kirişin ne kadar zarar gördüğünü kanıtlayamadığını, kirişin kaza öncesi hali ile kaza sonrası haline ilişkin herhangi bir evrakı dosyaya sunmadığını, müvekkili sigortacısının yaptığı ödemenin müvekkili ile sigorta şirketi arasındaki hukuki ihtilafa ilişkin olduğunu, bu durumun uyuşmazlığın çözümünde hükme esas alınamayacağını, kazanın mesai saatleri dışında müvekkili personeli tarafından yapıldığını, müvekkilinin kazada herhangi bir kusuru bulunmadığını, jandarma tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağının somut olayın şartlarını yansıtmadığını, bilirkişilerce kusura ilişkin rapor hazırlanması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı sürücü cevap dilekçesinde özetle; köprünün düşük olması ve köprü girişinde hiçbir uyarı levhası veya tabela bulunmaması nedeniyle kazanın meydana geldiğini, köprü yapımında herhangi bir tadilat yapılmadığı halde hiçbir faturaya dayanmayan ve herhangi bir bilirkişi raporuna dayanmayan bir masrafın kendisinden ödenmesinin talep edildiğini, kaza ile ilgili soruşturma ve keşif yapıldığını, bilirkişinin köprü yapımına da kusur verdiğini, ancak söz konusu köprüde halen dahi herhangi bir yenileme yapılmadığını, çitlerin yapım ile ilgili herhangi bir yapımın söz konusu olmadığını, işçilik bedeli ile ilgili işçiye ödenen herhangi bir belge ve masraf olmadığı halde aleyhine yüksek miktarlı takip yapıldığını, borcu kabul etmediğini, İstanbul 35. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın haklı olduğunu, davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, kabul etmemekle birlikte talep edilen tazminat miktarı, faiz ve ferilerinin fahiş ve usulsüz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece 02.07.2026 tarihli ara karar ile; talep konusu alacak yönünden yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, alacak miktarının ihtilaflı olması ve alacağın doğup doğmadığının yargılama sonucunda ortaya çıkacak olması nedeniyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; davalı sürücü ...'ün, davalı şirkete ait araçla kusurlu şekilde seyrederken müvekkili şirketin işlettiği otoyol üzerindeki üst geçit kirişi, demirler, asfalt, otokorkuluk ve telçit gibi malzemelere çarparak ağır fiziksel hasar verdiğini, durumun kaza tespit tutanağı ve video kayıtlarıyla sabit olduğunu ve haksız fiil sorumluluğunun doğduğunu, söz konusu hasara yönelik davalılar aleyhine İstanbul 35. İcra Müdürlüğünde icra takibi başlatıldığını, ancak davalıların haksız ve mesnetsiz itirazları neticesinde takibin durduğunu ve huzurdaki davanın ikame edildiğini, haksız fiilden kaynaklanan tazminat borcunun hasar tarihi itibarıyla muaccel hale geldiğini, dosyaya sunulan fotoğraflar, video kayıtları ve jandarma kaza tespit tutanağı ile ihtiyati haciz için aranan yaklaşık ispat kuralının fazlasıyla yerine getirildiğini, mahkemenin "alacak miktarının ihtilaflı olması ve yargılama sonucunda ortaya çıkacağı" gerekçesiyle ihtiyati haciz talebini reddetmesinin hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, davalı şirketin sigortası tarafından yapılan kısmi ödemenin de davalıların kusuru kabul ettiklerini gösterdiğini, ihtiyati haciz kararının verilmemesi halinde müvekkili şirketin alacağını tahsil edememe riskiyle karşı karşıya kalacağını ve telafisi güç zararların doğacağını belirterek mahkemenin ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara kararının kaldırılmasını ve ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;
Dava, haksız eylemden kaynaklanan zararın tazminine ilişkin başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve alacak istemine ilişkindir.
Derdest dava kapsamında ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi üzerine davacı tarafından buna yönelik ara karar istinaf edilerek ihtiyati haciz talebinin reddine yönelik ara kararın kaldırılması ile ihtiyati haciz kararı verilmesi talep edilmiştir.
Mahkemece 11.04.2025 tarihli ara kararına karşı, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusu üzerine dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiştir.
Davacının, davalı aleyhine İstanbul 35. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden 2.581.008,57 TL asıl alacak ve 2.081.252,88 TL işlemiş avans faizi olmak üzere toplam 4.662.291,45 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlattığı, davalının borca itirazda bulunması üzerine iş bu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.
2004 sayılı İİK'nun 257 ve devamında ihtiyati haciz düzenlenmiştir. İhtiyati haciz şartlarına 257. maddede, 258. maddede ise ihtiyati haciz kararına yer verilmiştir. 258. maddenin ilk fıkrasında alacaklının alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecbur olduğu ifade edilmiştir.
İcra ve İflas Kanunun 258. maddesinin 2. cümlesinde "Alacaklı alacağı ve icabında İhtiyati haciz sebepleri (m.257) hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecburdur." düzenlemesi yer almaktadır. Kanun, senetlerden değil, delillerden bahsetmektedir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için bir kimsenin aleyhine delil olmak üzere vücuda getirdiği bir belgenin varlığı şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilirken dikkat edilmesi gereken hususun alacağın yazılı delille ispatı değil, alacağın varlığı konusunda hakime kanaat verecek delillerin sunulmasıdır. Hakim, taraflar arasındaki ilişkiye, alacağı doğuran sebebin şekline ve niteliğine göre ibraz edilen delilleri değerlendirerek alacağın varlığı hakkında bir kanaata vardığı takdirde İİK'daki diğer şartlar mevcutsa ihtiyati haciz talebini kabul edecektir. Alacağın varlığına kanaat getirilmesi yaklaşık ispattır. Bununla birlikte hukuki bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir.
Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi İhtiyati hacizde de amaç, davaya ilişkin bir yargılamadan farklı olarak maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip uyuşmazlığı sona erdirmek değildir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için "alacağın yargılamayı gerektirmesi" şeklinde bir koşul kanunda öngörülmemiştir.
İhtiyati hacizde teminat İİK 259. maddede düzenlenmiştir. Maddede, ihtiyati haciz isteyen alacaklının hacizde haksız çıktığı takdirde borçlunun veya üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan mesul ve HMK 96’cı maddesinde yazılı teminatı vermeye mecbur olduğu, ancak, alacağın bir ilama müstenid ise teminatın aranmayacağı, ilam mahiyetinde bir vesikaya müstenid ise mahkemenin teminata lüzum olup olmadığını takdir edeceğine yer verilmiştir.
Zarar haksız eylemden kaynaklandığından tazminat haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki "muacceliyet" kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır (Emsal: Yargıtay 4. HD - 2012/11633 Esas, 2012/18356 Karar).
Buna göre, haksız fiil tarihi itibarıyla davacının alacağı muaccel hale gelmiştir. İhtiyati haczin talep edildiği davanın ilk açıldığı aşamada zararın miktarının net olarak belirlenmesini beklemek hakkaniyetle bağdaşmayacaktır. Öte yandan, 2004 sayılı İİK. 257. maddesinde de ”Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” hükmü düzenlenmiştir. Bu durumda, açıklanan nedenlerle ve hakkaniyet ilkesi gereği ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken talebin reddine karar verilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle kaldırılması gerekmektedir (Emsal: Yargıtay 4. HD - 2013/7068 Esas, 2013/9275 Karar).
Açıklanan yasal düzenlemeler ve genel ilkeler çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından kaza anına ait görüntüler ile kaza tespit tutanağı ve zararların detayını gösteren hasar föyü ve hasar tutarı detay açıklamasının dosyaya sunulduğu, buna göre İİK'nun 258. maddesinde yer verilen kanaat getiren delillerin gösterilmiş olduğunun kabulü ile teminat karşılığı ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken ihtiyati haciz talebinin reddi kararı yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile 02/07/2026 tarihli ara kararın kaldırılmasına, davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve ihtiyati haciz talebinin 2.581.008,57 TL asıl alacak üzerinden %15 teminat mukabilinde kısmen kabulüne karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere:
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/560 Esas sayılı dava dosyasında verilen 02/07/2026 tarihli ara kararın KALDIRILMASINA,
2-a)Davacının ihtiyati haciz talebinin, İcra ve Kanunun 257/1. fıkrasına uygun görüldüğünden kısmen KABULÜNE,
b)İcra ve İflas Kanununun 258. maddesi uyarınca, ihtiyati haciz isteyen alacaklının hacizde haksız çıktığı takdirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayabilecekleri muhtemel zarar ve ziyanlarını karşılamak üzere alacağın %15'i (387.151,28 TL) oranında nakit veya kesin ve süresiz banka teminat mektubu ibraz olunduğunda davalının menkul, gayrimenkul ve üçüncü şahıslarda olan hak ve alacaklarının 2.581.008,57 TL asıl alacak ile sınırlı olmak kaydıyla İcra ve İflas Kanununun 257. maddesi gereğince İHTİYATEN HACZİNE,
c)İhtiyati haciz kararının, teminatın ilk derece mahkemesine ibrazından sonra İcra ve İflas Kanununun 261. maddesi gereğince İstanbul 35. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden infazına ve kararın infaz edilmek üzere ihtiyati haciz isteyene VERİLMESİNE,
3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı davacı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
4-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin mahkemece verilecek esasa dair kararda değerlendirilmesine,
5-Dosyanın gerekli işlemlerin yerine getirilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2 bendi ile aynı kanunun 362/1-f bendi ve İİK'nun 258/son fıkrası gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 01/10/2026