Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/146 E. 2026/1426 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/146
- Karar No
- 2026/1426
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/146 Esas
KARAR NO : 2026/1426 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2020/606 Esas - 2023/653 Karar
TARİHİ: 10/10/2023
DAVA: Tazminat
KARAR TARİHİ: 09/07/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının tasarımlarıyla plastik sektöründe renkli ve fonksiyonel çözümler sunan yenilikçi, plastik sektöründe uzmanlaşmış, ülkemizde en önde gelen firması olduğunu, davacının her gün farklı tasarımlar yaratan ve piyasaya sunduğu bu özgün tasarımlar sayesinde yurt dışında ve yurt içinde oldukça geniş bir müşteri kitlesi oluşturmayı başardığını, yeni ve tamamen özgün tasarımlar oluşturduğunu, dava konusu temizlik fırçası tasarımlarını da ilk kez tasarlayan ve üreten firma olduğunu, davalı tarafın davacıya ait ürünler ile iltibasa sebep olan ürünleri üretmekte ve internet sitesinde tanıtmakta satışını yapmakta ve piyasaya sunmakta olduğunu, 554 sayılı endüstriyel tasarımların korunması hakkında KHK'nın 1. maddesi uyarınca davacıya ait davaya konu ürün tasarımları tescilsiz olduğundan haksız rekabet hükümlerinden faydalanılacağını, davalı tarafından davacıya ait dava konusu ürünler ile iltibas yaratacak derecede benzerinin üretilip piyasaya sürüldüğü, delil olarak davalıya ait 2014 tarihli ... isimli kataloğun 22. Sayfasında ... kodu ile teşhir edilen ürünün davacıya ait ürünler ile iltibas yaratacak şekilde benzer olduğunu iddia ederek haksız rekabetin tespiti, meni, sonuçlarının ortadan kaldırılması, maddi ve manevi tazminat ile verilecek kararın ilan edilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından davaya konu Ürüne ilişkin olarak ... başvuru numaralı tasarım tescil başvurusunda bulunulduğunu, davacı tarafından tasarım tescil başvurusu yenilenmediği davacının tasanm üzerindeki hakkının sona erdiğini, davacı adına tescilli tasarımla ilgili olarak Bakırköy 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2014/49E. sayılı dosyası ile hâlen davanın sürdüğünü, (Dosya Yargıtay tarafından buzulmuş olup ilk esası 20127125 E. Dır), davacının davaya konu ürüne ilişkin olarak tasarım tescil belgesini yenilememesin in bir tesadüf olmadığını ürünün piyasada harcı âlem olduğundan ticari anlamda bîr önemi kalmadığından tasarımın yenilenmediğini müvekkilinin fiillerinin davacının iddia ettiği gibi haksız rekabet teşkil edebilmesi için öncelikli olarak davaya konu ürünün bir hususiyet arz etmesi gerektiğini davaya konu ürünün yıllardır, yurt içinde ve yurt dışında birçok gerçek ve tüzel kişi tarafından Üretilmekte ve satılmakta olduğunu ürünün görünüşünün de hitap ettiği kitle açısından da bir Önemi bulunmadığım, Davaya konu ürünün hiçbir ekonomik değerinin olmadığını Müvekkili şirketin hukuka aykırı hiçbir fiili olmadığından davacı şirketin manevi zarara uğramasının mümkün olmadığını sektör bilirkişinin de yer aldığı bir heyet oluşturularak davaya konu ürünün harcı alem olup olmadığının inceletîirilmesini iddia ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 10/10/2023 tarihli, 2020/606 Esas - 2023/653 Karar sayılı kararında;
".......Yapılan yargılama toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu, davacı tarafa ait ... kodlu ürün ile davalı tarafa ait ...
kodlu ürün arasında kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile ayniyet derecesinde benzer olarak algılandıklarının anlaşılması ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Manevi tazminat yönünden ise; davacı şirketin tasarımı olan ürünlerin taklit edilerek yaratılan haksız rekabetin niteliği ile paranın alım gücü ve hakkaniyet ilkesini birlikte gözeten Mahkememiz; davacının manevi tazminat talebinin de kabulü ile 500,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine yönünde aşağıdaki şekilde karar tesis etmiştir. " gerekçesi ile,
''1-Davacının davasının KISMEN KABULÜNE;
7.158,89 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile 500,00TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili (katılma yolu ile) ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili katılma yolu ile istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin tazminata ilişkin kısmen ret kararının hatalı olduğunu, dosyaya sunulan son bilirkişi raporunda da elde edilen tazminatın bir hayli düşük olduğunu, örneğin ... sayılı ürün için 500 TL civarı satış karı elde edileceğine yönelik tespitlerin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, TBK'nın 50. maddesi uyarınca zarar görenin zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altında olduğunu, uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyeceğini, her ne kadar yargılama esnasında bilirkişi raporu aldırılmışsa da işbu raporların tazminat hesabı noktasında hükme esas olacak mahiyette olmadığını, yerel mahkemenin TBK 50 maddesini kullanarak akla, vicdana, hakkaniyete ve hukuka uygun bir karar vermesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı tespitler içerdiğini, işbu rapora dayanılarak kurulan yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, zira dava konusu ürünün harcı alem niteliğinde olduğunu, gerek Türkiye ve gerek yurt dışındaki pek çok ülkede benzerinin kullanıldığının dosyaya sunulan deliller ile sabit olduğunu,
Hükme esas alınan bilirkişi ek raporundaki tespitlerin eksik ve hatalı olduğunu, işbu rapora dayanılarak kurulan yerel mahkeme kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, anılan raporda davacının üzerinde hak iddia ettiği ürünlerin yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olmadığı, tasarım özelliği bulunmadığı ve ürünler arasında benzerlik olduğunun tespit edildiğini, ancak bu tespitlere itibar edilmemesi gerektiğini, dosyada bulunan 05.04.2018 tarihli bilirkişi raporunun davacıya ait ürünlerden yurt içi ve yurt dışı da dahil tüm piyasada bulunduğunu gösterdiğini, davacının ürününe ait sap kalıbının aynısının ya da çok benzerinin tüm dünyada kullanıldığı gerek somut deliller gerek 05.04.2018 tarihli bilirkişi raporuyla sabit olduğunu, bu durumun davacı ürünlerinin anonim nitelik kazandığını ve harcı alem özellikte olduğunu ortaya koyduğunu,
05.04.2018 tarihli bilirkişi raporunda yanlış ürünlerin karşılaştırılmış olmasının, bu ürünlerin tasarım özelliği taşımadığı gerçeğini ortadan kaldırmadığını, çünkü gerek ülkemizde gerekse Dünya'da bu ürünlerin kullanıldığı bir çok örnek gösterildiğini, ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu hususlar göz ardı edilerek tasarım özelliği bulunmayan ve harcı alem nitelikteki davacı ürünleri ile müvekkil ürünlerinin benzer bulunduğunu, davacı tarafa ait ürünler ile bu derece benzeyen ürünlerin hangi tarihlerde internete yüklendiği ya da piyasaya sunulduğu araştırılmadan bilirkişilerin ürünlerin yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olmadığı, tasarım özelliği bulunmadığı ve ürünler arasında benzerlik olduğu tespitlerinin eksik incelemeye dayalı, yüzeysel ve kolaya kaçan tespitler olduğunu, benzerliğin tespit edildiği bu ürünlerin internete yüklendiği tarihler de teknik inceleme ile ortaya çıkabilecek bir durum olduğundan, davacı ürünleriyle birebir aynı olan bu ürünlerin tarih araştırmasının yapılmasının da bir gereklilik değil zorunluluk olduğunu, aksi durumda piyasada davacının dava konusu ürünlerinin birebir aynısı olan bu ürünler açıkça görmezden gelinmiş ve hatalı sonuca varılmış olacağını, kaldı ki davacı tarafa ait ...kod numaralı ürünlerin tescillerinin yenilenmemiş olduğunu, bu durum davacı tarafın da kabulünde olduğu halde hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu husus hakkında herhangi bir inceleme yapılmadığı gibi tespitte de bulunulmadığını, davacının hükümsüz olan bu ürünlere dayanarak tazminat talep hakkı bulunmadığını, dolayısıyla işbu ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini,
Davaya konu ürünlerin tüm özelliklerinin işlevsel olması, malzeme maaliyetleri ve üretim teknikleri gibi hususlar çerçevesinde optimum şekilde tasarlandığını, piyasada muadil olan tüm ürünlerde bu özelliklerin bulunduğunu, netice olarak ürünlerin, müvekkil şirket ve sektördeki diğer şirketler tarafından kullanılan ve uzun yıllardır piyasada var olan ürünlerden hiçbir farklılığının olmadığını, fırçalarda olması gereken ve kullanıcıların dört parmağı ile rahat kavrayabilmesi için oluşturulan, ayrıca fırça kısmı ile tutma kısmının bir zorunlu bir şekilden oluştuğunu, fırça, kapı kolu gibi ürünlerin kullanıma elverişli olması için standart bir kalıp olarak üretildiklerini, davacının ürünlerinin de hiçbir yeni ve ayırt edici özelliği bulunmayan ve tüm dünyada kullanılan ürünlerden olduğunu, bu nedenle anonim nitelikte bulunan bu ürünler açısından benzerlik söz konusu olmayacağını ve tazminat şartları oluşmadığından herhangi bir tazminata da hükmedilemeyeceğini, dolayısıyla yerel mahkeme tarafından verilen kararın hatalı ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, 6102 Sayılı TTK 54 ve devamı maddeleri gereğince açılan haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat ile verilecek kararın ilan edilmesi taleplerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Dairemizin 22/10/2020 tarih ve 2019/250 Esas - 2020/1169 Karar sayılı kaldırma kararımız doğrultusunda mahkemece bilirkişi raporu alınmış ve bilirkişi raporlarındaki tespitler doğrultusunda istinafa konu karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı tarafından 29.01.2002 tarihinde dava konusu ... numaralı ''temizlik fırçası'' tasarımının tescilini aldığını, 5 yıllık koruma süresi sonunda yenilenmediğinden 29.01.2007 tarihinde tasarım hakkının sona erdiği, davalı vekilinin cevap dilekçesinde bildirdiği Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/49 Esas (eski Esas No: 2012/125) sayılı dosyası ile dava dışı ... tarafından eldeki davanın davacısı ......Şirketine karşı ; Davalının ... tasarımın tescili için 29.01.2002 tarihinde TPE’ye başvurduğunu, davalının birinci 5 yıllık koruma süresinin bitiminde tasarımını yenilemediğini, 554 KHK uyarınca 31.01.2007 tarihine kadar normal ücretle 30.06.2007 tarihine kadar ek ücret ödemek sureti ile tasarımını yenileyebilme hakkının olduğunu, davalının 2002/ 00147 nolu tasarımının koruma süresinin 30.06.2007 tarihinde dolduğunu, davalının dava konusu tasarımının bilgilenmiş kullanıcı nezdinde yenilik ve ayırt edicilik özelliğinden yoksun olduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemi ile dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda 19/03/2015 tarih ve 2014/49 Esas-2015/47 Karar sayılı kararı ile;''...Dava konu endüstriyel tasarımın başvuru tarihi itibariyle yenilik ve ayırt edicilik özelliğini ortadan kaldıracak bir delile rastlanılamadığı gerekçesiyle,'' ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş, dairemizce uyap sisteminden yapılan incelemede verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11 HD.'nin 24.02.2016 tarih ve 2015/7649 Esas -2016/1984 Karar sayılı kararı ile;''...Uyuşmazlık konusu tasarımın tescilden itibaren 5 yıllık koruma süresinin 29/01/2007 tarihi itibariyle sona erdiğinin kabulü gerekmekte olup, 19/04/2012 olan dava tarihi nazara alındığında KHK'nın 44/3 maddesinde belirtilen 5 yıllık dava açma süresinin geçirildiğindan mahkemece, davanın belirtilen bu gerekçe ile reddi gerekip, uyuşmazlığın esasına girilmek suretiyle tasarımın yenilik ve ayırt edicilik vasfına haiz olduğundan bahisle reddi doğru değil ise de, sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK'nın 437/7. maddesi gereğince açıklanan bu gerekçe ile onanmasına,'' karar verildiği anlaşılmıştır.
Haksız rekabet 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54. Maddesinde düzenlenmiş ve aynı kanunun 55. maddesinde haksız rekabet teşkil edecek bazı davranış örnekleri sayılmıştır.
Somut olaya döndüğümüzde, dairemizin kaldırma kararından sonra mahkemece yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi heyet raporunda; Davacı tarafa ait ... kodlu ürün ile davalı tarafa ait ... kodlu ürün ve davacı tarafa ait ... kodlu ürün ile davalı tarafa ait ...kodlu ürün arasında kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile ayniyet derecesinde benzer olarak algılandıkları tespit edilmiş, bu tespite göre davalıya ait ürünlerde, davacının ürünleri ile yenilik ve ayırt edicilik özelliğini ortadan kaldıracak bir delile rastlanılmadığı, bu hali ile davalının eylemlerinin 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesinde yerini bulan başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak şeklindeki haksız rekabet halini oluşturduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, bu yönler itibariyle haksız rekabet oluştuğu kabul edilerek neticesine göre TTK. 56. Maddesindeki düzenlemelere göre karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.
HMK 282 maddesindeki "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemesi gözetildiğinde; davacı vekili ve davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında verdiği beyan dilekçeleri ile de ileri sürüldüğü, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda ve mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddiaların tartışılıp değerlendirilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde; mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin tazminatın eksik hesaplandığı ve davalı vekilininde haksız rekabetin oluşmadığına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Davacı vekili dava dilekçesi ile; haksız rekabetin tespiti, meni, sonuçlarının ortadan kaldırılması, maddi ve manevi tazminat ile verilecek kararın ilan edilmesini talep ettiği halde mahkemece, davacı tarafın maddi ve manevi tazminat talepleri hakkında hüküm kurulup karar verildiği, dairemizin kaldırma kararında da açıkça belirtilen davacı tarafın diğer talepleri hakkında olumlu/olumsuz karar verilmediği gibi, karar verildikten sonra taraflardan birinin HMK. 305/A maddesi uyarınca mahkemeden hükmün tamamlanması yönünde talepte bulunmadıkları ve bu yönde de tarafların açık bir istinafları da olmadığından, dairemizce bu husus 2. kez kaldırma sebebi yapılmamıştır.
Sonuç itibariyle, davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı ve davalının istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 469,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 262,15 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı ve davalı üzerinde bırakılmasına,
6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 09/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.