Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5950 E. 2026/3225 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5950
- Karar No
- 2026/3225
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1657 Esas, 2025/834 Karar HÜKÜM : Davanın kabulü (Yeniden hüküm kurulmak suretiyle) İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/398 E., 2022/220 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; kaftan ve bindallı tasarımı ve üretimi yapan müvekkilinin ... numaralı tasarımı adına tescil ettirdiğini, delil tespit sonucu davalının “...” tabelalı işyerinde, davacıya ait tasarımların benzerlerinin sergilendiğinin, ihlale konu ürünlerin davalı tarafından gönderildiğinin tespit edildiğini, davalının müvekkilinin de ticari faaliyetlerini sürdürdüğü adresleri birbirine çok yakın olan ... ve .... başta olmak üzere davalıya ait web sitesi kayıtlarına binâen (http://www...com/subelerimiz/) tespit edilen toplam yirmi bir şubede tasarım hakları müvekkiline ait ürünleri kendi üretip-ürettirip kendi etiketiyle satarak müvekkilinin haklarını ve kazancını ciddi ölçüde ihlal suretiyle haksız kazanç elde ettiğini, bayilerinin de müvekkilini zarara uğrattığını ileri sürerek şimdilik 50.000,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminatın ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, ayrıca 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 151/4 hükmü kapsamında uygun bir payın aynı Kanun'un 151/2-b hükmü uyarınca yapılan taleplere eklenmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin taklit ürün imal etmediğini, üreteninin kim olduğu bilinen ürünlerle ilgili olarak sosyal medya hesabında tasarım sahibi belirtilerek paylaşım yaptığını, delil tespit dosyası kapsamındaki tespitlerin afaki olduğunu, denetime elverişli olmayan raporun kendilerine tebliğ edilmediğini, itirazlarına engel olunduğunu, dava konusu ürün ile tasarımın birbirlerinden tamamıyla farklılık arz ettiğini, ortada herhangi bir tecavüz bulunmadığını, müvekkilin sözleşme yaptığı bağımsız ticari işletmeler olan ve müvekkilinin şubesi niteliğinde olmayan, dava dışı üçüncü kişilerin de ticari defter ve kayıtlarına da delil olarak dayanılmayacağını, manevi tazminatın belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile delil tespiti sonucu alınan bilirkişi raporunda; yeşil ve mor kaftanlara ait görsellerin karşılaştırılması neticesinde, tespite konu tasarımlar ile tescilli tasarımların bilgilenmiş kullanıcı nezdinde ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, davacı tarafından delil olarak sunulan ... Bursa olarak görülen mekanda kesin tarih bilgisi bulunmayan ...defile kayıtlarında görülen pembe kaftan ile davacı tarafa ait 2017/00188-5.1 no.lu tescilli tasarımın bilgilenmiş kullanıcı nezdinde ayırt edilemeyecek kadar benzerlik içerdiği, davalı tarafından, davacı tasarımlarına ayırt edilmeyecek kadar benzerlikten dolayı tecavüz şartlarının mevcut olduğu yönünde tespit ve değerlendirmelerde bulunulduğu, davalının bu kullanımlarının tanık beyanları ile de desteklendiği, her ne kadar eğitim amaçlı olarak alındığı iddia olunmuş ise de bu durumun gerçeği yansıtmadığı sonucuna ulaşıldığı, tasarıma tecavüz şartlarının oluştuğu, davacının, maddi tazminatın SMK'nın 151/2-b hükmü kapsamında davalının elde ettiği kazanç üzerinden hesaplanmasını talep ettiği, davalı tarafa ait ticari kayıtlar incelenmesi sonucu, ürün kod açıklaması olmaması ve incelemeye konu yasal defterlerde muhasebe standartlarına uygun kayıt yapılmayıp, tüm kayıtların toplu ve açıklama olmaksızın toplam şekilde yapılması sebebiyle tam ve sağlıklı bir tazminat hesabı yapılamadığının tespit edildiği, ürünün satış bedeline ilişkin sunulan deliller ve dosya kapsamı itibarı ile tazminat miktarının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 50. maddesi kapsamında takdiren belirlendiği, talep edilen 50.000,00 TL'nin yerinde va makul olduğuna kanaat getirildiği, davalının tasarıma tecavüze yönelik eylemlerinin davacının tasarımlarına olan güvenirliği, tüketici nezdinde oluşan algıyı zedelediği dikkate alınarak ihlalin ağırlığı hak ve nesafet gözetildiğinde talep edilen manevi tazminat miktarın yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davacıya ait tasarıma tecavüzü teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, ortadan kaldırılmasına, infazda Bursa 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin Değişik İş tespit dosyasında yer alan 26.01.2018 bilirkişi raporunun dikkate alınmasına, 50.000,00 TL maddi tazminat ile 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gerek delil tespiti sonucu alınan ve gerekse İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, davalının tespitte bulunan pembe ve yeşil renkli kaftanlar ile, davacıya ait dava konusu tescilli tasarımlardan 4.1. ve 5.1. no.lu tasarımlara benzerlikten dolayı tecavüzün gerçekleştirildiğinin tespit edildiği, maddi ve manevi tazminat koşullarının oluştuğu, davalı defterleri üzerinden kazancın tespit edilememesi nedeniyle, TBK'nın 50. maddesi uyarınca maddi tazminatın belirlenmesinde ve hükmedilen maddi ve manevi tazminat tutarlarında bir isabetsizlik bulunmadığı, ayrıca aynı davalıya karşı, farklı hukuki sebeblere dayalı ve birbirinden bağımsız talepler mevcut olduğundan davaların yığılmasının söz konusu olduğu, bu nedenle davalı aleyhine farklı talepler yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı vekilinin dava dilekçesinde tasarıma tecavüz iddiasına dayalı olarak sadece maddi ve manevi tazminat talep ettiği halde, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 26. maddesi uyarınca taleple bağlılık kuralına aykırı şekilde tasarıma tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi ve ortadan kaldırılmasına karar verildiği, emredici nitelikteki HMK'nın 26. maddesinin kamu düzenine ilişkin olduğu, bu itibarla davalı vekilinin istinaf sebeplerinin kamu düzeni gözetilerek kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kısmen kaldırılmasına yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, tasarım hakkına dayalı maddi ve maddi tazminat talebi ile hüküm özetinin ilanı talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 03.06.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.