Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/691 E. 2026/1083 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/691
- Karar No
- 2026/1083
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/691 Esas
KARAR NO: 2026/1083
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu .... Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 24/12/2024
NUMARASI: 2022/31 E. - 2024/330 K.
DAVANIN KONUSU: Endüstriyel Tasarım (Maddi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin tekstil sektöründe "..." markası adı altında bayan konfeksiyon üreticisi olarak faaliyet gösterdiğini, tasarımları müvekkiline ait olan ve Türkiye'de ilk kez kamuya sunulan ve üretilen kadın elbise tasarımlarının davalı ....LİMİTED ŞİRKETİ tarafından haksız olarak üretildiğini, ...'a ait ... ve ...'na ait ... internet satış sayfasından satışı yapılmak suretiyle müvekkilinin tasarım haklarının ihlal edildiğini, müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını, davaya konu ürünler üzerinde davalı şirketin ...numaralı "..." markasının yer aldığını, davalı ...'nın da davalı şirketin müdürü olması nedeniyle haksız fiilden sorumluluğu bulunduğunu, davalıların müvekkilinin tasarımlarını taklit ettiklerinin tespitine yönelik olarak Ankara 4.FSHHM'nin 2018/19 D.İş ve 2018/21 D.İş sayılı dosyaları ile delil tespiti yapıldığını, bu sebeplerle davanın ... (...) ve ...'na ihbar edilmesine, davalıların tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitine, tecavüzün ve haksız rekabetin durdurulmasına, önlenmesine, belirsiz alacak davası olarak şimdilik SMK'nun 151/2-a maddesine göre ....000,00 TL maddi tazminatın ve 50.000,00 TL manevi tazminatın delil tespitinin yapıldığı 09/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kararın masrafı davalılara ait olmak üzere kamuya duyurulması için ülke çapındaki gazetelerden birer tanesinde yayınlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nın tacir olmadığını ve ticari faaliyette bulunmadığını, dolayısıyla kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, davacının dava konusu tescilsiz tasarımları Türkiye'de ilk kez kendisi tarafından sunulduğuna ilişkin iddiası yönünden Instagram hesaplarının nazara alınarak ilk sunum tarihlerinin belirlenmesi ya da dava konusu hususlar yönünde değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığını, dava konusu tescilsiz tasarımların "..." markalı olduğunu, ancak bu markanın davacı adına tescilli olmadığını, söz konusu markanın dava dışı .... ŞTİ. adına tescil edildiğini, davacıya ait olmayan bir markadaki ürünlere yönelik olarak davacının hak iddia edemeyeceğini, yine "..." Instagram hesabının da kime ait olduğunun dosya kapsamından anlaşılamadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı iddiasına göre 17/10/2014 tarihinde ilk defa kamuya sunulan tasarım için koruma süresinin dava tarihi itibariyle dolduğunu, müvekkili şirkete ait ürünler ile davaya konu ürünler arasında benzerlik bulunmadığını, bu sebeplerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesinin 06/07/2021 tarihli 2018/232 Esas, 2021/137 Karar sayılı kararıyla; davanın HMK'nun 114/...-d ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verildiği, davacı tarafından istinaf edilen kararın,
Dairemizin 06/01/2022 tarihli 2021/1619 Esas ve 2022/39 Karar sayılı ilamıyla; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/...-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına, karar verildiği,
İlk Derece Mahkemesince yapılan yeniden yargılama neticesinde:
Mahkemece; "Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE,
...-Davalı tarafın satışa sunduğu ...markalı tunik ürünü dolayısıyla davacı tarafa ait "..." tasarımı yönünden tasarım hakkına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesi ve durdurulmasına,
2-....000,00-TL maddi tazminat alacağının 09.03.2018 tarihinden itibaren değişik oranlarda işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine,
3-40.000,00-TL Manevi tazminat alacağının 09.03.2018 tarihinden itibaren değişik oranlarda işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davalılar vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'nın tacir olmadığını ve ticari faaliyette bulunmadığını belirterek husumet itirazını yinelediğini, davacının dava konusu tescilsiz tasarımların ilk kez kendisi tarafından kamuya sunulduğunu ve "..." adlı Instagram hesabının kendisine ait olduğunu ispat edemediğini, dava tarihi itibarıyla davacının hak sahibi olmadığını ve ...şirketindeki ortaklığının tasarım üzerinde hak sağlamayacağını, söz konusu Instagram hesabının gizli olması nedeniyle yapılan paylaşımların 6769 sayılı Kanun kapsamında kamuya sunum olarak kabul edilemeyeceğini, bu nedenle tasarım hakkına yönelik ihlal iddiasıyla dava açma imkanının bulunmadığını, haksız rekabet şartlarının oluşmadığını ve bilirkişi raporundaki hukuki değerlendirmelerin hatalı olduğunu, tasarımların birbirinin aynısı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadığını, hükmedilen 40.000 TL manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu, iki tasarım için talep edilen 50.000 TL tutar üzerinden tek tasarım için bu miktara hükmedilmesinin orantısız olduğunu, maddi ve manevi tazminat faiz başlangıç tarihlerinin hatalı olduğunu, hüküm özetinin gazetede ilanı koşullarının oluşmadığını ve bu talepte hukuki yarar bulunmadığını, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin müvekkili aleyhine hatalı hesaplandığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece davanın tam kabulü yerine kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkil tarafından tasarlanan ... nolu uzun hırka tasarımına yönelik tecavüz ve haksız rekabet iddialarının koruma süresi gerekçesiyle reddedilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda davalı eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin açıkça belirtildiğini, tescilsiz tasarımın koruma süresi dolmuş olsa dahi TTK hükümleri uyarınca haksız rekabetin oluştuğunu, davalının basiretli bir tacir olarak müvekkilin tasarımlarını bilmemesinin mümkün olmadığını, iltibas yoluyla haksız rekabetin sabit olduğunu, maddi tazminatın SMK m. 151/2-a uyarınca hesaplanması gerektiğini, davalının üretim miktarının ticari defterlerden tespit edilememesi halinde TBK m. 50 uyarınca piyasa ortalamalarına göre uzman bilirkişilerce belirlenmesi gerektiğini, mahkemece hükmedilen ....000,00 TL maddi tazminatın yetersiz olduğunu, manevi tazminat miktarının davalının ekonomik durumu ve caydırıcılık ilkesi gözetilerek düşük belirlendiğini, manevi tazminatın kısmen reddi nedeniyle müvekkil aleyhine 10.000 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin yasaya ve usule aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalı ...'nın davalı şirketin ortağı ve yetkili müdürü sıfatıyla Türk Medeni Kanunu'nun 50/3 maddesi uyarınca haksız fiillerden kişisel olarak sorumlu olduğunu, davalıların eylemlerinin Türk Ticaret Kanunu kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğini, basiretli bir tacir olan davalının ürünlerin taklit olduğunu bilmemesinin mümkün olmadığını, tasarımlar arasında genel izlenim itibarıyla iltibas bulunduğunu ve küçük ayrıntıların benzerliği ortadan kaldırmadığını, mahkemece hükmedilen manevi tazminatın tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile davalının elde ettiği haksız kazanç göz önüne alındığında fahiş olmadığını aksine caydırıcılık unsuru bakımından yetersiz kaldığını belirterek davalıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi tarafından verilen kısmen kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, haksız rekabet şartlarının somut olayda oluşmadığını, bilirkişi raporundaki hukuki değerlendirmelerin hatalı ve soyut olduğunu, tasarımların birbirinin aynısı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitlerin kanuni kriterleri karşılamadığını, davacı tarafından iki tasarım için 50.000 TL manevi tazminat talep edilmişken tek bir tasarım için 40.000 TL tutarında tazminata hükmedilmesinin orantısız ve fahiş olduğunu, maddi ve manevi tazminat için belirlenen faiz başlangıç tarihlerinin hatalı olduğunu, hüküm özetinin gazetede ilanı koşullarının oluşmadığını ve bu talebin hukuki yarar içermediğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:
Dava, tescilsiz tasarım hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve durdurulması ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, "..." markası altında tasarımları kendisine ait olan ve Türkiye'de ilk kez kamuya sunulan kadın giyim tasarımlarının davalı ... Şti. tarafından taklit edilerek üretildiğini, ürünlerin ...'a ait ... ile ...'na ait ... internet sayfasında satışa sunulduğunu, bu suretle tasarım haklarının ihlal edildiğini belirterek tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, önlenmesine, şimdilik ....000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, ...'nın tacir olmadığını ve kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, davacının dava konusu tescilsiz tasarımları ilk kez kendisinin kamuya sunduğunu ispatlayamadığını, ... markasının davacı adına değil dava dışı .... Şti. adına tescilli olduğunu, ... isimli Instagram hesabının da davacıya ait olduğunun kanıtlanamadığını, ayrıca 17.10.2014 tarihinde kamuya sunulduğu ileri sürülen tasarım bakımından koruma süresinin dava tarihinde sona erdiğini, ürünler arasında benzerlik bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
TPMK kayıtlarına göre 2014/37941 sayılı ... markasının ... Şti. adına, tescilli olduğu , davacının ... markasını 01.02.2018 tarihli marka devir sözleşmesi ile ...'e devrettiği anlaşılmıştır. " ....com.tr" alan adının ilk kez 17.09.2014 tarihinde ...adına tahsis edildiği , davacı ...'nun ise ...şirketinde ortak olduğu ancak 09.02.2018 tarihinde ortaklıktan ayrıldığı tespit edilmiştir.
Mahkemece ilk olarak 06.07.2021 tarihli 2018/232 Esas, 2021/137 Karar sayılı kararla davacının dava açma ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın HMK 114/...-d ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiş, Dairemizin 06.01.2022 tarihli, 2021/1619 Esas, 2022/39 Karar sayılı ilamıyla; marka devredilmiş olsa bile devir tarihinden önce gerçekleşen tecavüz ve haksız rekabet nedeniyle tazminat talep edilebileceği, gerçek hak sahibinin ve tasarımların ilk kamuya sunum tarihindeki durumun araştırılması gerektiği, dava konusu iki tasarımdan biri hakkında yeterli inceleme yapılmadığını gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/19 D.İş sayılı dosyasında alınan 16.03.2018 tarihli bilirkişi raporunda; davacıya ait olduğu ileri sürülen birinci tasarım olan fermuarlı uzun hırkanın ilk kez 17.10.2014 tarihinde satışa sunulmak üzere @... isimli Instagram hesabında paylaşıldığı, davalıya ait ...markalı ürünün ise @... isimli Instagram hesabında 22.11.2017 tarihinde 2017-2018 Sonbahar-Kış Koleksiyonu kapsamında satışa sunulduğu, bu nedenle söz konusu tasarımın ilk olarak ... tarafından kamuya arz edildiğinin tespit edildiği belirtilmiştir. İkinci tasarım olan püsküllü kadın tuniğinin ise ... etiketi ile 20.10.2016 tarihinde @... hesabında satışa sunulmak üzere paylaşıldığı, davalıya ait ...markalı ürünün ise @... hesabında 14.11.2017 tarihinde yine 2017-2018 Sonbahar-Kış Koleksiyonu kapsamında satışa sunulduğu, bu tasarımın da ilk kez ... tarafından kamuya sunulduğunun belirlendiği ifade edilmiştir. Raporda fermuarlı uzun hırka tasarımı yönünden davacı ve davalı ürünlerinin ön görünümlerinin yaka şekli dışında aynı olduğu, arka görünümlerinde farklılıklar bulunmasına rağmen giysi modelinin ayırt edilmesinde ön görünümün belirleyici unsur olduğu, internet üzerinden yapılan satışlarda da ürünlerin yalnızca ön görünüm fotoğraflarının kullanıldığı, bu nedenle ayırt edicilik düzeyinin düşük olduğu ve modellerin aynı olarak değerlendirildiği belirtilmiştir. Püsküllü kadın tuniği yönünden ise ön görünümde bulunan verev kesimli renkli parçaların yerleşim biçimi, püsküllerin uygulama alanı, püskül oluşturma yöntemi ve püskül uzunlukları bakımından farklılıklar bulunduğu, arka görünümlerin de farklı olduğu, ancak giysi tasarımında ön görünümün esas alınması gerektiği, bu nedenle iki model arasında genel görünüm itibarıyla benzerlik bulunduğu değerlendirilmiştir. Ayrıca @..., @..., @... ve @... isimli Instagram hesaplarında yer alan paylaşımların satış ve pazarlama amaçlı olduğu, dolayısıyla ürünlerin ticari dolaşıma sunulduğu belirtilmiştir.
Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/21 D.İş sayılı dosyasında alınan 17.04.2018 tarihli bilirkişi raporunda ; ...'ye ait Ankara ili ... ilçesindeki işyerinde yapılan incelemede dava konusu ürünlere veya benzerlerine rastlanmadığı belirtilmiştir. Bununla birlikte dosyaya sunulan ... etiketli ürün ile ...etiketli ürün teknik ve görsel özellikleri yönünden karşılaştırılmış, ürünlerin model, form ve genel görünüm itibarıyla benzer özellikler taşıdığı, birbirlerinden ayrılmalarını sağlayacak belirgin ve ayırt edici nitelikte farklılıkların bulunmadığı tespit edilmiştir. Raporda ayrıca ürünlerin ilk kamuya sunum tarihleri esas alındığında tasarımı ilk ortaya koyan ve kamuya arz eden tarafın ... olduğu belirtilmiştir.
20.12.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda; ... ve ... hesaplarının incelendiği, ... hesabının herkese açık olduğu, dava konusu ... tasarımının ilk kez 20.10.2016 tarihinde paylaşıldığı, püsküllü kadın tuniğinin ön yüzeyindeki kesik simetri kumaşlar nedeniyle ilk izlenim itibariyle benzerlik ve iltibas oluşturduğu, ancak kumaş kalitesi, kumaş cinsi ve detaylarda farklılıklar bulunduğu belirtilmiştir.
02.06.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda; mahkeme kasasında yalnızca ... ürününün bulunduğu, bu nedenle incelemenin bu ürün üzerinden yapıldığı belirtilmiş; davacı ve davalı ürünlerinin ön yüzeydeki kesik simetri kumaşlar ve püskül tekniği nedeniyle ilk bakışta benzerlik ve iltibas yarattığı belirtilmiştir.
03.07.2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda; ... numaralı tasarımın 17.10.2014 tarihinde, ... numaralı tasarımın ise 20.10.2016 tarihinde kamuya sunulduğu, davalı ürünlerinin bilgilenmiş kullanıcı nezdinde benzer olarak algılandığı, dava tarihi itibariyle uzun hırka tasarımının üç yıllık koruma süresinin dolduğu, bu nedenle tasarım hakkına tecavüz oluşturmayacağı buna karşılık ... tasarımı yönünden koruma süresi içerisinde dava açıldığı için davalının kullanımının tescilsiz tasarım hakkına tecavüz teşkil ettiği belirtilmiştir.
Ankara FSHHM talimat dosyasında alınan mali bilirkişi raporunda; davalı şirket kayıtlarında ... adına düzenlenen 06.01.2018 tarihli faturada dava konusu ... kodlu püskül detaylı tunikten 8 adet, ... adına düzenlenen 29.01.2018 tarihli faturada ise aynı üründen 5 adet satış yapıldığı, uzun hırka tasarımı bakımından koruma süresi dolduğu gerekçesiyle inceleme yapılmadığı belirtilmiştir.
03.09.2024 tarihli mali bilirkişi raporunda; davacının 2014-2018 yıllarına ait ticari defterlerinin ibraz edilmediği, yalnızca bazı satış faturalarının sunulduğu, satılan ürünlerin dava konusu tasarımlar olup olmadığının tespit edilemediği, bu nedenle gerçek zarar ve kazanç kaybı hesabının yapılamadığı belirtilmiştir.
Mahkemece, uzun hırka tasarımının ilk kez 17.10.2014 tarihinde kamuya sunulduğunu ve üç yıllık koruma süresinin dava tarihinden önce dolduğu gerekçesiyle bu tasarım yönünden talebin reddine, ... tasarımının ise ilk kez 20.10.2016 tarihinde kamuya sunulduğu, dava tarihinde koruma süresinin devam ettiği, davalı ürününün davacının tescilsiz tasarım hakkına tecavüz teşkil ettiği gerekçesiyle tasarıma tecavüz ve haksız rekabetin tespitine, önlenmesine ve durdurulmasına, ....000 TL maddi ve 40.000 TL manevi tazminata hükmetmiştir.
Dosya kapsamındaki delillere göre, dava konusu ... numaralı uzun hırka tasarımının 17.10.2014 tarihinde, ... numaralı ... tasarımının ise 20.10.2016 tarihinde ... ibaresi altında davacı tarafından kamuya sunulduğu, ... markası ve alan adı sonradan ...şirketine devredilmiş ise de, dava konusu tasarımların ilk kez kamuya sunulduğu tarihlerde hak sahibinin davacı olduğu , daha sonra gerçekleşen devir işleminin devir tarihine kadar meydana gelen ihlaller nedeniyle dava açma hakkını ortadan kaldırmayacağı , nitekim dairemizin önceki kaldırma ilamında da aynı yöne işaret edildiği, devir tarihinden önce gerçekleşen tecavüz ve haksız rekabet fiillerinden kaynaklanan taleplerin ileri sürülebileceği bu nedenle davalıların aktif husumet ve hak sahipliğine ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Davalı şirketin müdürü ve yetkilisi konumunda bulunan gerçek kişinin şirket faaliyetleri kapsamında gerçekleştirilen haksız fiillerden sorumluluğu bulunduğu, tüzel kişinin iradesini oluşturan organ sıfatıyla hareket eden yöneticilerin Türk Medeni Kanununun 50 nci maddesi kapsamında kişisel sorumluluklarının da söz konusu olduğu gözetildiğinde davalı ... yönünden ileri sürülen husumet itirazı da yerinde değildir.
Esasa ilişkin incelemede; dava konusu ... numaralı uzun hırka tasarımının ilk kez 17.10.2014 tarihinde kamuya sunulduğu, 6769 sayılı Kanunun 69/2 maddesi uyarınca tescilsiz tasarımların koruma süresinin ilk kamuya sunum tarihinden itibaren üç yıl olduğu, davanın ise 29.05.2018 tarihinde açıldığı, uzun hırka tasarımına ilişkin üç yıllık koruma süresi dava tarihinden önce sona ermiş olup bu tasarım yönünden tasarım hakkına tecavüzün söz konusu olmadığı anlaşılmıştır.
Davacı taraf bu tasarım yönünden haksız rekabet hükümlerinin uygulanması gerektiğini ileri sürmüş ise de, koruma süresi sona eren bir ürünün benzerinin üretilmesi tek başına haksız rekabet oluşturmaz. Dosya kapsamında davaya konu uzun hırka tasarımının davacı işletmesiyle özdeşleşmiş olması , tüketiciler nezdinde belirli bir ticari kaynak gösterme fonksiyonu kazanması gibi bir durum bulunmadığından ... numaralı tasarım yönünden haksız rekabet koşullarının da oluşmadığı anlaşılmıştır. 2 numaralı ... tasarımı yönünden ise tasarımın ilk kez davacı tarafından 20.10.2016 tarihinde kamuya sunulduğu, davalı tarafından ise 14.11.2017 tarihinde satışa arz edildiği, dosyada mevcut bilirkişi raporlarında davalı kullanımının davacıya ait tescilsiz tasarım ile benzerlik gösterdiği ve koruma süresi içerisinde kalan 2 numaralı tasarım yönünden tasarım hakkına tecavüz oluşturduğu yönünde görüş bildirildiği görülmektedir. Dava tarihi itibarıyla bu tasarım bakımından üç yıllık koruma süresi devam ettiğinden davalının kullanımının davacının tescilsiz tasarım hakkına tecavüz teşkil ettiği ve aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğu yönündeki ilk derece mahkemesi kabulü dosya kapsamına uygun bulunmuştur.
Maddi tazminat bakımından davacı talebini SMK'nın 151/2-b maddesine dayandırmıştır. Mali bilirkişi tarafından davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede, dava konusu "... - Püskül Detaylı Tunik" ürününe ilişkin olarak iki satış tespit edildiği ihbar olunan ... (...) adına 06.01.2018 tarihli, ... numaralı fatura düzenlendiği, faturanın toplam tutarının 25.407,00 TL olduğu, dava konusu ...-Püskül Detaylı Tunik ürününden 8 adet satış yapıldığı, ürünlerin 70,00 TL birim fiyatla toplam 560,00 TL bedelle satıldığı, ihbar olunan ... (...) adına 29.01.2018 tarihli, ... numaralı fatura düzenlendiği, faturanın toplam tutarının 4.104,00 TL olduğu, dava konusu ...-Püskül Detaylı Tunik ürününden 5 adet satış yapıldığı, ürünlerin 145,00 TL birim fiyat üzerinden %50 indirim uygulanarak toplam 362,50 TL bedelle satıldığı tespit edilmiştir. Buna göre mali bilirkişi raporunda dava konusu ... ürününe ilişkin olarak toplam 13 adet ürün satışına ilişkin fatura mevcut ise de davalının ticari kayıtları ile ihlale konu ürün nedeniyle net kazancının tam olarak belirlenememesi sebebiyle maddi tazminatın TBK'nın 50 ve 51 maddeleri kapsamında taktir edilmesinde zorunluluk bulunduğu, ihlal süresinin 14.11.2017 tarihinde başlayan satış faaliyeti ve dava tarihi arasında yaklaşık altı aylık bir dönemi kapsadığı, bu itibarla somut olayın özelliği, ihlalin süresi, boyutu dikkate alınarak ilk derece mahkemesince davacının talebi olan ....000 TL maddi tazminatın hüküm altına alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak manevi tazminat yönünden ise, ihlalin yalnızca 2 numaralı tasarım yönünden kabul edilmiş olması, ihlalin kapsamı, süresi, ürünlerin tespit edilebilen sınırlı satış miktarı somut olayın özellikleri ve manevi tazminatın zenginleşme aracı olmaması ilkesi birlikte değerlendirildiğinde hükmedilen 40.000 TL manevi tazminatın hakkaniyet ölçütüne uygun olmadığı , dosya kapsamına göre 5.000 TL manevi tazminata hükmedilmesinin hak ve adalet ilkesine uygun düşeceği değerlendirilmiştir.
Davalılar vekili tarafından maddi ve manevi tazminat yönünden faiz başlangıç tarihlerinin hatalı olduğu ileri sürülmüş ise de, davacı taraf faiz başlangıcını 09.03.2018 delil tespit tarihi olarak talep etmiş, mahkemece bu tarihten itibaren faize hükmedilmiş olup, faiz başlangıcının 09.03.2018 olarak kabul edilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı anlaşılmakla 6100 Sayılı HMK'nın 353/...-b-.... maddesi gereğince reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun manevi tazminat miktarı yönünden kısmen kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nın 353/...-b-2. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
...- Davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/...-b/.... maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- Davalılar vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,
3- İstanbul Anadolu .... Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 24/12/2024 tarih, 2022/31 E., 2024/330 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/...-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
4- Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE,
4/a-Davalı tarafın satışa sunduğu ...markalı tunik ürünü dolayısıyla davacı tarafa ait "..." tasarımı yönünden tasarım hakkına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesi ve durdurulmasına,
4/b-....000,00 TL maddi tazminat alacağının 09.03.2018 tarihinden itibaren değişik oranlarda işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine,
4/c-5.000,00 TL manevi tazminat alacağının 09.03.2018 tarihinden itibaren değişik oranlarda işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
4/d-Karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle hüküm özetinin Türkiye çapında yayın yapan tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına,
5- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yönünden 732,00 TL, maddi tazminat yönünden 732,00 TL, manevi tazminat yönünden 732,00 TL olmak üzere toplam 2.196,00 TL karar harcından peşin alınan 870,96 TL'nin mahsubu ile ....325,04 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
5/b- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken reddedilen manevi tazminat yönünden 732,00 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
5/c-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 870,96 TL peşin harç, 35,90 TL başvurma harcı, 5,20 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 912,06 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya ödenmesine,
5/ç- Davacı tarafından yapılan 77,00 TL ilk dava masrafı, tebligat ve müzekkere gideri, bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 15.043,65 TL yargılama gideri ile Ankara 4.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/19 D.İş sayılı dosyasında yapılan 542,00 TL yargılama gideri ve 4.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/21 D.İş sayılı dosyasındaki 542,00 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 16.127,65 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre, 11.289,35 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,
5/d- Davalı ... tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, 50,00 posta giderinin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 15,00 TL'sinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
5/e- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine,
5/f- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, maddi tazminat yönünden ....000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine,
5/g- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, manevi tazminat yönünden 5.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine,
5/h- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, reddedilen manevi tazminat yönünden 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
6- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
6/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcı peşin alındığından karar verilmesine yer olmadığına,
6/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalılar tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
6/c-İstinaf yargılaması için davalılar tarafından yapılan (2.002,00 TL x 2) 4.004,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 543,65 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 4.547,65 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalılara verilmesine,
6/d- İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,
6/e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/.... maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy çoğunluğuyla karar verildi. 18/06/2026
MUHALEFET ŞERHİ:
Davacı taraf, tasarım hakkına ilişkin hükümlerin yanı sıra ayrıca TTK'nın haksız rekabet hükümleri gereğince de istemde bulunmuş olup anılı düzenlemelerin kümülatif olarak somut olayda tatbikinin gerekip gerekmediği meselesinin aydınlatılması gerekmiştir. Bu noktada emsal alınan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/5189 esas, 2022/1852 karar sayılı ilamında ve 22/04/2021 tarihli, 2021/89-3054 sayılı kararlarında vurgulandığı üzere; 6762 sayılı mülga TTK’nın 57/5.maddesinde yazılı “Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak” şeklindeki düzenlemeden yola çıkılarak, tasarım hakkına tecavüz eylemleri, hem özel yasa niteliğindeki KHK uyarınca, hem de anılı hüküm nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesi hükümleri doğrultusunda kümülatif olarak korunmakta iken mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesindeki hüküm, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren mer’i 6102 sayılı TTK’nın 55/...-a-4 bendinde yer alan “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,” şeklinde düzenlenmiş olup, Kanunun gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde, “ad, unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End. Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş. KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır. Bu hâli ile tasarımların kendi özel yasası niteliğindeki hükümlerle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/...-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, dairenin eski içtihatlarını sürdürme imkanının kalmadığı belirtilmiştir.
Nitekim Türk Borçlar Kanunu'nun sebeplerin yarışması başlıklı 60. maddesi gereğince de bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkimin, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar vereceği ifade edilmiştir. Bu gerekçeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı tarafa en iyi giderim imkanı sağlayan SMK'nın tasarım hükümleri kapsamında hukuki koruma sağlanmış olup aynı zamanda haksız rekabete ilişkin hükümlerin kümülatif olarak uygulanmasına yer olmadığı sonucuna varılması gerekmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda haksız rekabete yönelik istemin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.