Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/698 E. 2026/1140 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/698
Karar No
2026/1140
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2026/698 Esas

KARAR NO: 2026/1140

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 30/06/2022

NUMARASI: 2018/388 E. - 2022/91 K.

DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/06/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda verilen kararın temyiz edilerek bozulması neticesinde, duruşmalı yapılan incelemesi sonunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

DAVA DİLEKÇESİ

Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle: davacının... numaralı “... ...” markasının sahibi olduğunu, davalının davacıya ait markayı haksız olarak kullandığı gibi menüsünü de davacınınkine benzeterek yemeklerini ... içinde sunduğunu, davalının eyleminin FSEK, Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve TTK uyarınca marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet olduğunu, davalıya .... Noterliği’nin 17 Ağustos 2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, buna rağmen cevap verilmediğini ve tecavüzün devam ettiğini, davacının bu nedenle maddi ve manevi zarar gördüğü belirterek, “...” ibaresinin davalı şirketin ticaret unvanından terkinine, davalı şirketin “...” ibaresini afişlerinde, tabelasında, menülerinde, ve her türlü görsel, yazılı iletişim araçlarından kaldırmasına, marka hakkına tecavüzün önlenmesine, davalının ürünlerini ... içerisinde ve davacı şirket ile aynı konseptte servis etmesinin önlenmesine, marka hakkına tecavüz yapılan broşür, menülerde, tabelalarda vb. gibi her türlü mecralarda "..." markasının silinmesine ve bu eşyaların imhasına, marka hakkına tecavüz nedeni ile davacı şirketin uğramış olduğu zararlara karşılık HMK gereğince belirsiz alacak davası olarak şimdilik 100,00 TL maddi (marka hakkına tecavüz edenin, markayı bir lisans anlaşmasıyla hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeline göre hesap edilmesi) ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekili İstanbul Anadolu 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/209 Esas sayılı birleşen dava dilekçesinde özetle; davalının 22/05/2018 başvuru tarihli ve ... tescil numaralı “...” markasının 29,30 ve 43. sınıflarda tescil edildiğini, davacının 01/12/2016 başvuru tarihli ve... numaralı 43. sınıfta tescilli “... ...” markası ile halk tarafından ilişkilendirilebilecek ve karıştırılacak şekilde kullanıldığını, “... ...” ibaresinin davacının ticaret unvanında da yer aldığını, davalının marka tescilinin kötü niyetli olduğunu, davalının davacıya ait konsepti de aynen kullandığını belirterek, davalının ... numaralı “...” markasının SMK'nun 25/1-2-3 ve 6/1-6. maddeleri uyarınca hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalının faaliyetlerinin marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile haksız rekabet teşkil eden dava konusu tüm faaliyetlerinin durdurulmasına ve önlenmesine, dosyanın tarafları ve konusu aynı olan İstanbul Anadolu 1. FSHHM'nin 2018/388 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili asıl davada cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde husumetin . ... ...’ye yöneltildiğini, ...’nin gerçek kişi tacir olarak faaliyet gösterdiği, IN ... ... adında bir gerçek veya tüzel kişi bulunmadığını, düzeltme yapılmaz ise husumetten dolayı davanın reddi gerektiğini, davacının davasını ispatı gerektiğini, davalının hangi kullanımının davacı markası ile benzer olduğunun dahi açıklanmadığını, iddiaların ispatına yarar hiç bir delilin de sunulmadığını, davacının sahip olduğu tek markanın... tescil numaralı "... ..." markası olduğunu, dava dilekçesinin aksine "..." veya "... ..." şeklinde bir marka bulunmadığını, davacı tarafın markasının ne şekilde ihlal edildiğini açıklamadığını, yapılacak incelemenin de kurum nezdinde kayıtlı "... ..." markası üzerinden yapılması gerektiğini, davacı şirketin işletmesinde, menülerinde ve www......com uzantılı internet sitesinde "..." ibaresinin tescilli markanın bölünmesi suretiyle kullanıldığını, davacıya ait markanın anlam itibariyle kimsenin tekeline bırakılamayacak ve tek başına tescil edilemeyecek bir ibare olduğunu, markanın ayırt edici olmadığını, bu nedenle korunma ihtimalinin de düşük olduğunu, "..." ibaresini içeren pek çok markanın TPMK nezdinde tescilli olduğunu, bunun da bu ibarenin 43. sınıfta herkes tarafından kullanılacak ibarelerden olduğunu gösterdiğini, davalı adına tescilli ... tescil numaralı "..." markası ile davacı markasının birbirine benzer olmadığını, davalı markasının ayırt edici niteliğinin yüksek olduğunu, davacının, kendi menüsünü dahi delil listesine koymadığını, buna rağmen davalı tarafın menüsünün kendi menüsüne benzediğini iddia ettiğini, davalı menüsünün www...com adresindeki menü ile uzaktan yakından ilgisi olmadığını, davacı delil sunmadığı için, davacı şirket Internet sitesinde yer alan görüntülerin davalı tarafça Noterler Birliği tarafından sağlanan E-tespit sistemi ile tespit edilmiş olduğunu, davalının "..." markasını kullanmasının iyiniyet çerçevesinde marka hakkına dayalı kullanım olduğunu, KASEDE SERVİS konseptinin davacının tekelinde olmadığını, bu durumun haksız rekabet veya marka hakkı ihlali teşkil etmediğini, davacının bu konseptin kendine ait olduğunu ispatlayacak hiçbir delil sunmadığını, kasede servisin tek başına bir konsept olarak kabul edilemeyeceğini ve bu konseptin pek çok işletmede kullanıldığını, davacının atıf yaptığı Instagram yazışmalarının kendilerine gönderilmediğini, manevi tazminat talebinin reddi gerektiğini, maddi tazminata ilişkin beyanların ise ispatlanamadığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili İstanbul Anadolu 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/209 Esas sayılı birleşen davaya cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline ait markanın hükümsüzlüğü için kanunun aradığı şartların oluşmadığını, müvekkiline ait marka ile davacının markası arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacının ... konseptinin mucidi olmadığı gibi kasede servisin de davacının tekelinde olmadığını, davacının menüsü ile müvekkiline ait işletmede kullanılan menü arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin mesleki bilgi birikimi ve tecrübesi ile kendi menüsünü oluşturduğunu, müvekkilinin marka hakkına dayanarak "..." ibaresini işletmesinde kullandığını ve müvekkilinin haksız rekabet teşkil eden kötü niyetli bir davranışını bulunmadığını, davacı tarafından İstanbul Anadolu 1.FSHHM'nin 2018/388 Esas sayılı dosyası ile marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi talep edildiğinden derdestlik itirazları bulunduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.

MAHKEME KARARI

İlk Derece Mahkemesi'nin 30/06/2022 tarihli 2018/388 Esas 2022/91 K. sayılı kararı ile; "Asıl davanın KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE,

Davalının "..." markasını 43. Sınıfta "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" için işletme adında, iş evrakında, tanıtımlarında, menüsünde kullanmak suretiyle, davacıya ait... tescil numaralı "......." markasına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun TESPİTİNE,

Marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin ÖNLENMESİNE,

"..." markasının davalının iş yeri tabelasında, menülerinden ve her türlü görsel ve yazılı iletişim araçlarından KALDIRILMASINA,

Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden tabela, menü ve tanıtım evrakına EL KONULMASINA, "..." markasının SİLİNMESİNE, bu mümkün değilse karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle İMHA EDİLMELERİNE,

5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın 04/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine," karar verilmiştir.

Birleşen davanın KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE,

11/09/2018 tarihinden önceki döneme ait markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi taleplerinin HMK' nun 114/1-ı ve 115/2 maddeleri uyarınca derdestlik nedeniyle USULDEN REDDİNE,

11/09/2018 tarihinden sonraki dönemde davalının "..." markasını 43. sınıfta "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" için işletme adında, iş evrakında, tanıtımlarında, menüsünde kullanmak suretiyle, davacıya ait... tescil numaralı "... ..." markasına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun TESPİTİNE,

Marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin ÖNLENMESİNE,

"..." markasının davalının iş yeri tabelasında, menülerinden ve her türlü görsel ve yazılı iletişim araçlarından KALDIRILMASINA,

Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden tabela, menü ve tanıtım evrakına EL KONULMASINA, "..." markasının SİLİNMESİNE, bu mümkün değilse karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle İMHA EDİLMELERİNE,

Davalı adına tescilli ... tescil numaralı "...+ŞEKİL" markasının 43. Sınıfta yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" için kısmen HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE VE SİCİLDEN TERKİNİNE,

Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, karar verilmiştir,

İSTİNAF BAŞVURUSU

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ... ibareli markada “...” ibaresinin öne çıkarılmadığını, marka bütün olarak ve tek kelime halinde kullanıldığını, herhangi bir ayrım (kesme işareti, tire vb.) yapılmadığını, bu nedenle markanın esas unsuru “...” ibaresi iken mahkemenin “...” ibaresini esas almasının hatalı olduğunu, tüketici algısında kelime markalarında başta yer alan harflerin daha çok akılda kaldığını, bu doğrultuda “...” markasının bütünsel ve ayırt edici unsurunun tamamının esas alınması gerektiğini, mahkemenin, “...” ibaresinin 43. sınıfta (yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri) tanımlayıcı olmadığı yönündeki değerlendirmesinin yerinde olmadığını, çünkü ... ibaresinin bu hizmetlerin sunum şekline dair çağrışım yaptığını ve bu bağlamda ayırt edici niteliğinin zayıf olduğunu, benzerlik incelemesinin, markanın parçalara ayrılarak değil, bütünsel izlenim dikkate alınarak yapılması gerektiğini, davacının ticaret unvanının "... ..." olduğunu, bu unvanda da esas unsurun sadece “...” değil, tamamının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin “...” markası ile davacının “... ...” ticaret unvanı arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, , 43. sınıfta “...” ibaresini içeren “...”–...,“...”–...,“bir ... lezzet”– ...,“...”–... markalarının tescilli olduğunu, bu tesciller doğrultusunda davacının “... ...” ibaresini tescil ettirmiş olmasının, “...” ibaresi üzerinde tekel hakkı tanımayacağını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, tazminata esas alınan 4.699,77 TL tutarın, davacının tazminat istenen dönemdeki (22.05.2018 – 11.09.2018) 13.193,32 TL’lik karının %35’ine denk geldiğini, bu oranın ise müvekkilin cirosunun %15’i üzerinden yapılan hesaplama sonucu oluştuğunu, zenginleşmeye yol açacağını , bunun da üzerinde 5.000 TL tazminata hükmedilmesinin yerinde olmadığını , 5.000 TL manevi tazminatın da yüksek olduğunu beyanla davanın kabulüne ilişkin kısımların kaldırılması ve tüm talepler yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili tarafından süresinde katılma yoluyla istinaf ve cevap dilekçesinde özetle; davalı markasının, müvekkilin tescilli "... ..." markası ve ... nezdinde tescilli ticaret unvanı ile benzerlik ve karıştırılma ihtimali taşıdığı, bu sebeple mahkemece davalı markasının 43. sınıftaki hizmetler açısından hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine ve markaya dayalı haksız rekabet unsurlarının bertaraf edilmesine karar verildiğini, müvekkilin ... sunum konsepti, menüdeki yemek isimleri ve görseller gibi hususları esas talep olan marka hakkına tecavüz ve hükümsüzlük yönünden ispat aracı olarak ileri sürdüğünü, taraf markalarının aynı sınıf ve aynı hizmetlerde tescil edildiği ve her iki markada da tüketicinin zihninde kalan asıl unsurun “...” ibaresi olduğu, bu benzerliğin artık “karıştırılma ihtimali” değil, “kesinlik düzeyine” yakın bir algı yarattığı, davalının markasında geçen “in” ibaresinin ayırt edici nitelik taşımadığı, İngilizce’de “içinde” anlamına geldiği, anlam değişikliği yaratmadığı gibi müvekkil markasıyla seri marka izlenimi oluşturduğu, her iki markanın da 43. sınıfta tescilli olduğu, her iki işletmenin aynı sınıfta faaliyet gösterdiği, dolayısıyla aynı tüketici kitlesine aynı hizmeti sunduğu, Türkiye’ye ... ile sunum konseptini ilk getirenin müvekkili olduğu, ... içerisinde yemek servisi, menü içerikleri ve görsellerin benzerliğinin iltibas ihtimalini aşarak karıştırılma tehlikesine dönüştüğü, tüketicilerin bu benzerlik sebebiyle her iki işletmenin aynı idari, organik ve ekonomik yapıya bağlı olduğu izlenimine kapıldığı, Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/1 maddesinde belirtilen unsurlarının somut olayda gerçekleştiği, davalı vekilinin istinaf taleplerinin esastan reddi gerektiği, Lisans bedeline ilişkin olarak alınan bilirkişi raporunda çeşitli hesaplama yöntemlerine yer verildiği, mahkemenin bu rapor doğrultusunda alt sınırdan takdir hakkını kullanarak 5.000 TL tazminata hükmettiği, bu tutarın paranın alım gücü, ülke ekonomisi ve yüksek enflasyon gibi unsurlar dikkate alındığında fahiş olmadığı, ayrıca cirolar ve işletme giderleri esas alınarak karlılık oranları üzerinden hesaplama yapıldığı, kararda karşı taraf lehine vekalet ücreti takdir edilmiş olmasının, müvekkilin davasını kazandığı dikkate alındığında hatalı olduğu, yalnızca bu yönüyle kararın bozulması gerektiğini beyanla , katılma yoluyla istinaf başvurusunun kabulüyle, kararda yer alan karşı vekalet ücreti yönünden kararın düzeltilerek davalı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Dairemizin tarihli 30/04/2025 tarihli, 2023/10 Esas 2025/691 Karar sayılı kararıyla;" davacı davalının menüsünü davacı menüsüne benzeterek yemeklerini ... içinde sunarak davacıya ait konsepti izinsiz kullandığı bu durumun FSEK kapsamındaki hakların ihlali ile haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürmüş ise de, davacıya ait menüdeki görsellerin ve içeriğinin eser vasfı bulunmadığı , taraf menülerindeki bir kısım ortak yemek isimlerinin o yemeklere ait genel isimler olduğu, davalının kullandığı görsellerin davacı menüsündeki görsellerin aynısı olmadığı, bire bir davacı menüsünden alınan görseller olmadıkları, bazı görsellerdeki benzerliğin sunulan yemeğin benzer olmasından kaynaklandığı, kasede sunum şeklinin ise davacıya ait bir konsept olmadığı, dünya genelinde uzun süredir kullanıldığı ve giderek yaygın hale geldiği bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olmakla somut olayda FSEK kapsamında korunan hakların varlığı ile, ihlal ve haksız rekabet iddiası ise ispatlanamamıştır. Ayrıca davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin bulunmadığı bu nedenle bu ibarenin ticaret ünvanından terkini talebinin de yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Davacı vekili katılma yolu ile istinaf dilekçesinde, davada FSEK kapsamında bir talepleri bulunmadığı halde bu konuda hüküm kurulmasının taleple bağlılık ve usul hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini ileri sürmüş ise de, HMK 140/3 maddesine göre " Ön inceleme duruşmasının sonunda, tarafların sulh (Ek ibare: 07/06/2012-6325 S.K./35.md) veya arabuluculuk faaliyetinden bir sonuç alıp almadıkları, sonuç alamadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanakla tespit edilir. Bu tutanağın altı, duruşmada hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür." 18.06.2019 tarihli ön inceleme tutanağında uyuşmazlık konularından biri olarak "davalının aynı zamanda yemekleri kasede sunarak davacının konseptine de tecavüz edip etmediği, bu konseptin FSEK kapsamında korunması gereken bir konsept olup olmadığı," şeklinde tespit yapılmış olup davacı vekili bu tespite bir diyeceği bulunmadığını beyan etmiş ve tutanağı imza etmiştir. Nitekim yargılama tespit edilen uyuşmazlık konularında yürütülmüş , bilirkişi raporlarında bu hususta inceleme yapılmış, davacı vekili 11.11.2020 tarihli rapora karşı beyan dilekçesinde "kabul etmemekle birlikte müvekkilin markasının FSEK anlamında eser olduğu kabul edilmese dahi...." şeklinde beyanda bulunduğu , yargılama boyunca FSEK kapsamında bir taleplerinin bulunmadığını beyan etmediği dikkate alındığında karar verildikten sonra bu yöndeki beyan ve istinaf sebebinin yerinde olmadığı kanaatiyle; davalının birleşen davaya yönelik istinaf talebinin kısmen kabulüne, davacı vekilinin katılma yolu ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 20.01.2026 tarihli 2025/3375 Esas 2026/301

Karar sayılı kararıyla; "Asıl ve birleşen davacının markasının, siyah renkle yazılmış "..." kelimesi yanında "no" kelimesi altında küçük bir ... şeklini andıran ibare ve onun altında da "16" rakamını içeren bir kompozisyondan oluştuğu, asıl ve birleşen davalının markası ise, yeşil renkte yazılmış ... kelimesinin altına gülen surat yerine kullanılan siyah renkli bir şekilden oluştuğu, ilk Derece Mahkemesince birleşen davaya yönelik ... ibaresinin benzerliğinden hareketle markaların benzer olduğu, buradan yola çıkarak davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiş ise de, taraf markalarının tescilli olduğu sınıflar nazara alındığında "..." ibaresinin zayıf bir ibare olduğu gibi davalı tarafça marka olarak benimsenen ve tescili yapılan ibarenin davalı markası ve tüketici nezdinde de karıştırılmaya sebebiyet vermeyecek şekilde farklı işaretli bir marka olduğu, davacı markasında ... ibaresi ile diğer ibarelerden ayrı olarak yer aldığı ve ... logosunun siyah renkte küçük harfle yazıldığı, davalı markasında ise "..." şeklinde farklı bir ibare ile birlikte yazıldığı ve logonun yeşil renkte küçük harflerle gülen surat yerine eğimi aşağı yöne bakan şekille birlikte "..." ibaresinin birleşik olarak yer aldığı göz önüne alındığında birleşen davada hükümsüzlük talebinin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının bozmayı gerektirdiği, bozma sebebine göre davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına" karar verildiği görülmüştür.

Yargıtay bozma ilamı ve duruşma günü taraf vekillerine tebliğ edilmiş, davacı vekili bozma ilamına karşı direnilmesini, davalı vekili bozma ilamına uyulmasını beyan etmiş, usul ve yasaya uygun görülmekle Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.

GEREKÇE;

Asıl dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve kaldırılması ile maddi ve manevi tazminatın tahsili, FSEK'ten kaynaklanan haklara tecavüzün tespiti ve önlenmesi ile ticaret unvanının terkini istemlerine ilişkindir.

Birleşen dava ise, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile davalı adına tescilli ... numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ilişkindir.

Davacı vekili asıl davada, ,... tescil numaralı "... ..." markasının sahibi olduğunu davalının bu markayı haksız kullandığını ve restoran menüsünü de davacıya benzeterek yemekleri ... içinde servis ettiğini , davalının eylemlerinin FSEK kapsamında ihlal oluşturduğunu, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu beyanla, davalının "..." ibaresini ticaret unvanından ve tüm görsel, yazılı materyallerden çıkarması, marka hakkına tecavüzün önlenmesi, davalının ... içinde yemek servisi yapmasının yasaklanması, haksız kullanılan markaların silinmesi ve ilgili materyallerin imha edilmesini , 100 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın ödenmesi talep etmiştir.

Davacı vekili asıl dosyada , 29/04/2022 tarihli bedel artırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini 5.000,00 TL’ olarak arttırmış, maddi ve manevi tazminat taleplerinin haksız fiil tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir.

Davacı vekili birleşen davada ise, "... ..." markasının 43. sınıfta tescilli olduğunu, ancak davalının 22.05.2018 başvuru tarihli, ... tescil numaralı "..." markasının 29, 30 ve 43. sınıflarda tescil edildiğini , markaların karıştırabileceğini , davalının kötü niyetli tescil yaptırdığı, ayrıca ... ...” ibaresinin davacının ticaret unvanında da yer aldığını, davalının davacının konseptini aynen kopyaladığını beyanla , "..." markasının hükümsüzlüğüne, haksız rekabet ve marka ihlali teşkil eden tüm faaliyetlerinin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, birleşen davadaki 11/09/2018 tarihinden önceki döneme ait markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi taleplerinin HMK' nun 114/1-ı ve 115/2 maddeleri uyarınca derdestlik nedeniyle USULDEN REDDİNE, bu tarihten sonraki döneme ilişkin markaya tecavüzden kaynaklanan taleplerin kabulüne, Davalı adına tescilli ... tescil numaralı "...+ŞEKİL" markasının 43. Sınıfta yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" için kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, karar verilmiştir.

Mahkeme kararına karşı taraf vekillerinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine, taraf vekillerinin asıl davaya yönelik istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, birleşen davaya yönelik davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Davalı vekilinin temyiz başvurusunda bulunduğu,, uyulmasına karar verilen Yargıtay bozma ilamında birleşen davada davalı markasının kısmen hükümsüzlüğüne ilişkin Dairemiz kararının bozulmasına, asıl davaya yönelik davalı temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Davalı adına tescilli ... tescil numaralı "...+ŞEKİL" markasının hükümsüzlüğüne yönelik davada, asıl ve birleşen davacının hükümsüzlüğe dayanak markasının, siyah renkle yazılmış "..." kelimesi yanında "no" kelimesi altında küçük bir ... şeklini andıran ibare ve onun altında da "16" rakamını içeren bir kompozisyondan oluştuğu, asıl ve birleşen davalının markası ise, yeşil renkte yazılmış ... kelimesinin altına gülen surat yerine kullanılan siyah renkli bir şekilden oluştuğu, taraf markalarının tescilli olduğu sınıflar nazara alındığında "..." ibaresinin zayıf bir ibare olduğu gibi davalı tarafça marka olarak benimsenen ve tescili yapılan ibarenin davalı markası ve tüketici nezdinde de karıştırılmaya sebebiyet vermeyecek şekilde farklı işaretli bir marka olduğu, davacı markasında ... ibaresi ile diğer ibarelerden ayrı olarak yer aldığı ve ... logosunun siyah renkte küçük harfle yazıldığı, davalı markasında ise "..." şeklinde farklı bir ibare ile birlikte yazıldığı ve logonun yeşil renkte küçük harflerle gülen surat yerine eğimi aşağı yöne bakan şekille birlikte "..." ibaresinin birleşik olarak yer aldığı göz önüne alındığında birleşen davada hükümsüzlük talebinin reddi gerekmiştir.

Davalı markasının davacı markası ile benzer olmadığı ve iltibas yaratmayacağı, tespit edilmekle, davalının ticaretinde, tescilli markası kapsamında faaliyette bulunduğu, davacı markasına yaklaştırma ve haksız rekabete neden olacak bir kullanımının ispatlanamadığı markaya tecavüz ve haksız rekabetten kaynaklanan asıl davanın ve 11/09/2018 tarihinden önceki döneme ait markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesine ilişkin birleşen davanın HMK' nun 114/1-ı ve 115/2 maddeleri uyarınca derdestlik nedeniyle USULDEN REDDİNE, bu tarihten sonraki döneme ilişkin markaya tecavüzden kaynaklanan davanın ve taleplerin ise esastan reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Asıl davanın reddine,

2-Birleşen davada;

-Marka hükümsüzlüğü davasının reddine,

-Markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi taleplerinin HMK 114/1-ı ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine,

-Fazlaya ilişkin taleplerin reddine,

3-Asıl dava yönünden ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

3/a-Alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 170,39 TL harcın mahsubu ile bakiye 561,61 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,

3/b-Davalı vekiline reddine karar verilen tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve kaldırılması davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 55.000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

3/c-Davalı vekiline reddine karar verilen maddi tazminat davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

3/ç-Davalı vekiline reddine karar verilen manevi tazminat davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

3/d-Davalı vekiline reddedilen FSEK'ten kaynaklanan haklara tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

3/e-Davalı vekiline reddedilen ticaret unvanının terkini davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

3/f-Davacı tarafından yapılan harç giderinin ve yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

3/g-Davalı tarafından yapılan 73,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

3/ı-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgililere iadesine,

4-Birleşen dava yönünden ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken hükümsüzlük ve markaya tecavüzden kaynaklanan dava yönünden 732,00+732,00 (1.464,00) TL maktu harçtan peşin alınan 44,40 TL 'nin mahsubu ile bakiye 1.419,600 TL maktu harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan harç ve yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

4/c-Davalı tarafından birleşen davada yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen hükümsüzlük davası yönünden 55.000-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,

4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen markaya tecavüze yönelik dava yönünden 55.000-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,

5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00- TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

5/b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

5/c-Asıl ve Birleşen davaya yönelik İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,

5/ç-İstinaf yargılaması için davalı tarafından asıl ve birleşen dava yönünden 220,70x2=441,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 480,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 921,40 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,

5/d-Temyiz yargılaması için davalı tarafından asıl ve birleşen dava yönünden 3.033,70x2=6.067,40 TL temyiz yoluna başvurma harcı, 420,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 6.487,40 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,

5/e-İstinaf aşamasında bir duruşma yapıldığından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, 22.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,

6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,

Dair, duruşmalı olarak yapılan inceleme sonunda davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK Ek 1'inci maddesine, (14 Kasım 2024 tarihli, 32722 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren) 7531 sayılı 7/11/2024 tarihli kanunun 22. maddesi ile 3. fıkra olarak eklenen madde gereğince temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/698, K. 2026/1140, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-698-e-2026-1140-k-9f2618229a6d