Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/644 E. 2026/1499 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/644
Karar No
2026/1499
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2023/644

KARAR NO:2026/1499

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:08/11/2022

NUMARASI :2021/584 Esas - 2022/745 Karar

DAVA:Tazminat (Kişilik haklarına saldırı sebebiyle)

DAVA TARİHİ:02/06/2020

İSTİNAF KARAR TARİHİ:18/09/2026

Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA:Davacı vekili, yayın sahibi ... Şirketi olan ... isimli televizyon kanalında 29/05/2020 ve 30/05/2020 tarihlerinde ve 30/05/2020 tarihinde ... isimli internet sitesinde davacı şirkete ait “...” isimli ürün hakkında yapılan ve haber içeriği taşımadığını, gerçekliği kanıtlanmamış bilgilerle halkın ilgili ürüne karşı yanlış yönlendirildiğini, davacı şirketin kişilik haklarına yönelik ağır saldırıda bulunulduğu, şirketin ticari itibarını zedelemeye yönelik yapılan işbu yayın nedeniyle uğramış olunan zararları talep etme gereği hasıl olduğunu ileri sürerek maddi tazminat olarak fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak ve talep miktarlarını artırmak üzere, şimdilik 100.000-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalıdan tahsilini, manevi tazminat olarak kişilik haklarının ihlal edilmesi, ticari itibar kaybı, hakkında çıkan mesnetsiz haberler nedeniyle marka değerinde yaşanan düşüş dikkate alınarak 400.000-TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline, ... tarafından tekzip yazısı yayınlanmasına karar verilmesini talep edilmiştir.

CEVAP:Davalı vekili, dava konusu haber ''basın özgürlüğü ve haber verme hakkı'' çerçevesinde kamuoyuna sunulduğunu, müvekkili şirket bünyesinde televizyon yayıncılığı hizmeti veren ...'ün basın meslek ilkeleri çerçevesinde kamu yararını her daim en ön planda tutarak, kamuoyunun doğru, dürüst ve objektif habercilik anlayışıyla bilgilendirilmesini temel gaye edindiğini, 1 yaşına yeni girmesine rağmen kısa sürede ana akım haber kanalları arasına girmeyi başarmış bir televizyon kanalı olduğunu, müvekkili şirketin dava konusu haberi yayınlarken yalnızca kamuoyunu bilinçlendirme saikiyle hareket ettiğini, haberde tüketici nezdinde farkındalığın ve etiket okuma bilincinin artması için çalışmalarını sürdüren ...’nin iddialarına yer verildiği hususu neredeyse her cümlenin başında açıkta ortaya konulduğunu, davacı tarafın iddia ettiğinin aksine ... sıradan bir sosyal medya kullanıcısı olmadığını, müvekkil şirketin, toplum nezdinde tüketici farkındalığının artması için çalışmalar yapan, çalışmalarını kitaplaştırarak kamuoyu ile paylaşan, okullarda ve belediyelerde söyleşilere davet edilerek etiket okuma bilinci ve tüketici farkındalığı üzerine bilgi ve tecrübelerine başvurulan ve yapmış olduğu paylaşımlarla 1.300.000’den fazla kişiye hitap eden bir kişinin haber niteliğini haiz iddialarını kamu yararı gözeterek haber yapıldığını, müvekkili aleyhine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi hukuka ve hakkaniyete aykırı olacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; haber içeriğinin "..." isimli Instagram hesabından yapılan paylaşımların aynen aktarılmasından ibaret olduğu, davalının bu aktarım dışında ek açıklama ve yönlendirmesi bulunmadığı, gıda güvenliğine ilişkin yayında kamu yararı ve basın özgürlüğü bulunduğu, Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu ile yapılan yazışmalar neticesinde davacı .... A.Ş. Hakkında kurul tarafından verilmiş idari bir ceza olmadığının ancak şirket kurucusu ve ortağı aynı olan ... Şti. hakkında farklı zamanlarda yapılan reklamlardan ötürü idari yaptırım uygulanmasına karar verildiği, mali bilirkişi incelemesine göre satış ve kârda düşüş oluşmadığı gerekçeleriyle davanın tümden reddine karar vermiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar vekili, haber başlığı ve spotunda yer alan "... '...' dosyasını açtı" ve "gıdalarda yapılan hileler bitmiyor… eczanelerde keçiboynuzu özü olarak satılan bir ürünle ilgili yanıltıcı bilgiye dikkat çekiyor" ifadelerinin davalının kendi tasarrufu olduğunu, bu nedenle "aktarımdan ibarettir" gerekçesinin dosya kapsamıyla çeliştiğini, haberde yer alan, ürünün "koronavirüsten korur" sloganıyla reklam edildiği iddiasının gerçek dışı olduğunu; reklam metninin pandemi öncesi ve sonrasında aynı kaldığının bilirkişi raporuyla saptandığını, bu nedenle görünür gerçeğe uygunluk unsurunun bulunmadığını, ürünün etiketinin, fason üretim modelinin ve satış kanallarının mevzuata uygun olduğunun gıda mühendisi bilirkişilerce tespit edildiğini, haberde aktarılan beyanların ise mevzuata aykırı olduğunu, Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/90 E. 2022/125 K. sayılı 16/02/2022 tarihli kararıyla, haberin dayanağı sosyal medya paylaşımlarının yanıltıcı ve gereksiz yere incitici nitelikte olduğunun ve haksız rekabet teşkil ettiğinin saptandığını, ancak bu kararın göz ardı edildiğini, tüzel kişinin ekonomik itibarının kişilik hakkı kapsamında olduğunu, güven zedeleyici üslup ve tahkir edici beyanların kişilik hakkına tecavüz oluşturduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.

GEREKÇE:Dava, davalıya ait ... kanalında 29/05/2020 ve 30/05/2020 tarihlerinde dört kez ve ... sitesinde yayınlanan, davacının ürettiği "..." isimli takviye edici gıdaya ilişkin haber nedeniyle davacı şirketin ticari/ekonomik itibarının zedelendiği iddiasıyla 100.000-TL maddi, 400.000-TL manevi tazminat ile tekzip talebine ilişkindir.5187 sayılı Basın Kanunu’nun basın özgürlüğünü düzenleyen 3. maddesinde, basının özgür olduğu ve bu özgürlüğün bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerdiği belirtilmiştir. Madde gerekçesinde ise, Anayasa’nın 28. maddesinde yer alan “basın hürdür, sansür edilemez” hükmü karşısında böyle bir düzenlemenin ilk bakışta gereksizmiş gibi görülebileceği; ancak bu kanunun söz konusu amaca yönelik bir anlayışla düzenlendiğini vurgulamak amacıyla böyle bir hükme yer verildiği ifade edilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında basın özgürlüğünün ancak demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak; başkalarının şöhret ve haklarının, toplum sağlığının ve ahlakının, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, devlet sırlarının açıklanmasının veya suç islenmesinin önlenmesi, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla sınırlandırılabileceği belirtilmiştir. Basın özgürlüğünün hangi nedenlerle ve ne ölçüde sınırlandırılabileceğine ilişkin bu hüküm, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10/2. maddesi ve 1982 Anayasası’nın 26, 27 ve 28. maddeleri dikkate alınarak düzenlenmiştir. Gerek bilgi edinme ve haberlere ulaşmada gerekse düşüncelerin açıklanmasında en önemli araçlardan birisini oluşturan basının en temel görevi ise, kamuoyunu aydınlatmaktır. Bu amaçla basın, bireyleri gerek kişisel gerekse toplumsal olay ve olgular hakkında bilgilendirerek, kamuoyunun oluşumuna katkıda bulunmaktadır. Basının bu tür haber ve düşünceleri vermekle görevli olmasının yanı sıra halkın da bu tür haber ve düşüncelerle ilgili bilgi edinme hakkı vardır. Dolayısıyla basın özgürlüğü ve enformasyon (bilgi edinme) özgürlüğünün bir gereği olarak, basın yoluyla haber, düşünce ve bilgilerin devlet müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın serbestçe dolaşımının sağlanması gerekmektedir. Diğer yandan basın özgürlüğünün kişilik haklarına üstün tutulabilmesi için haberin gerçeğe uygun olması, gerçeğe uygun yayının haber niteliği taşıması, gerçeğe uygun haberlerin verilmesinde nesnel (objektif) ölçütlere uyulması, haberin veriliş biçimi yönünden özle biçim arasında ölçülülük bulunması gerekir. Haberde gerekli, yararlı ve ilgili olmayan nitelemeler ve yorumlar yapıldığı, haberin içeriğine uygun düşmeyen, tahrik edici, kamuoyunda husumet ve kuşku yaratıcı, güveni zedeleyici bir üslubun kullanıldığı durumlarda, özle biçim arasındaki denge bozulmuş sayılır. Yapılan bir yayım bu temel ilkelerden herhangi birine ters düşüyorsa hukuka aykırılık unsuru gerçekleşmiş olacaktır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.06.2015 tarihli ve 2014/4-33 E., 2015/1504 K., 08.05.2013 tarihli ve 2012/4-1162 E., 2013/631 K.sayılı kararları). Bu da hukuka aykırılığın varlığını kabule imkân sağlar. Yine basının manevi tazminat sorumluluğunun doğması, TBK’nın 58. maddesindeki koşulların gerçekleşmiş olmasına bağlıdır.Yayımlanmasında kamu yararı bulunan, gerçek ve güncel bir haberin veya eleştirinin, özle biçim arasında denge kurulmak suretiyle verildiği durumlarda manevi tazminat sorumluluğunun temel öğesi olan “hukuka aykırılık” gerçekleşmeyeceğinden basının sorumluluğu da söz konusu olamaz. Basın objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle olay ve konu ile ilgili olan, görünen, bilinen her şeyi araştırma, inceleme ve olayları o anda belirlenen biçimi ile değerlendirme, yayma ve yayınlama yetki ve sorumluluğuna sahip olmakla birlikte, haberin verilişi sırasında özle biçim arasındaki dengenin bozulmaması gerekir.Somut olayda dava konusu haber içeriği, "..., ... marka ... peşine düştü. ... iddialarına göre ... vitamin değeri etiketinde yazdığı gibi değil, rakamlar kilo bazında verilerek tüketici aldatılıyor... Ürünün fason olarak başka bir firma tarafından üretilmesi, en çarpıcı iddia ise korona virüsten korur sloganı ile sosyal medyada reklamının yapılması, ... ürünün korona konusunda hiçbir etkisinin olmadığını, vatandaşların yanlış bilgilerle kandırıldığını ileri sürdüğü" şeklindedir ve haber söz konusu tarihlerde toplam dört kez yayınlanmıştır.Mahkemece yaptırılan mali bilirkişi incelemesi raporunda davacının 2019 yılında 17.157.403,28 TL olan satışlarının 2020 yılında %48,38 artışla 25.458.084,92 TL'ye yükseldiği, yayın tarihinden sonraki Haziran 2020 ayında satışların Mayıs ayına göre yaklaşık %98 arttığı, 2020 yılı zararının önemli kısmının genel yönetim giderlerinden kaynaklandığı tespit edilmiş; bu rapora dayalı olarak maddi tazminat istemi reddedilmiş; haberin verilişinde kullanılan ifadelerin gereksiz yere incitici olmadığı, haberde kamu yararı olduğu gerekçesiyle de manevi tazminat istemi reddedilmiştir.Somut olayda dosyada bulunan haber metninin başlık ve spot kısmındaki "... dosyası", "hileler", "yanıltıcı bilgi" ibareleri salt üçüncü kişi beyanının aktarımı olmayıp yayıncının kendi nitelendirmesidir. İlk derece mahkemesinin "aktarım dışında bildirim, ek açıklama ve yönlendirme bulunmadığı" yönündeki tespiti dosya içeriğiyle örtüşmemektedir. Ancak ek açıklama olması tek başına haberi haksız hale getirmeyecek olup, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında kişilik hakkına saldırı bulunup bulunmadığının saptanmasında gerçeğe uygunluk, kamusal ilgi ve toplumsal yarar, güncellik ve şekle uygunluk unsurlarının birlikte araştırılması gerekecektir.Dava dışı ... hakkında ceza yargılaması yapılmış; İstanbul Anadolu 17 Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/615 E, 2022/795 K sayılı kararla TTK nun 55/1-a maddesi delaleti ile TTK nun 62/1-son maddesine göre mahkumiyet hükmü kurulduğu, bu kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi'nin 2022/3711 E., 2022/5414 K. sayılı kararıyla kesin olarak 24/11/2022 tarihinde istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Davalının haberine dayanak yaptığı paylaşıma dair dava dışı "..." internet sitesi ve "..." olarak tanınan İnstagram hesabının hesap sahibi ... hakkında Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/90 E. 2022/125 K. sayılı 16/02/2022 tarihli kararıyla, haberin dayanağı sosyal medya paylaşımlarının yanıltıcı ve gereksiz yere incitici nitelikte olduğu ve haksız rekabet teşkil ettiğine karar verilmiştir. Anılan karara yapılan istinaf başvurusunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 2022/1128 E., 2026/80 K. sayılı kararıyla esastan reddine karar verildiği, kararın temyiz edildiği görülmüştür. Davalının savunmasını dayandırdığı haberin dayanağı olan paylaşımlara ilişkin olan Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi kararının neticesinin beklenmesi, gıda güvenliğine ilişkin yayında kamusal ilgi ve güncellik unsurlarının varlığı kabul edilebilir ise de, gerçeğe uygunluk ve öz ile biçim arasındaki denge unsurları bakımından da inceleme yapılması ve varılacak sonuca göre hüküm kurulması gerekir.Açıklanan sebeplerle, uyuşmazlığın istinaf aşamasında esastan çözümü mümkün görülmediğinden, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, hükmün HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/11/2022 Tarih 2021/584 Esas - 2022/745 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi gereği KALDIRILMASINA;"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine"Yatırılan 179,90-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 18/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/644, K. 2026/1499, T. 18.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-644-e-2026-1499-k-76f89eeb9942