İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/28 E. 2026/871 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/28
Karar No
2026/871
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ

DOSYA NO : 2025/28 KARAR NO : 2026/871

DAVA : ALACAK & MANEVİ TAZMİNAT (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13.01.2025 KARAR TARİHİ : 05.10.2026

Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen ALACAK VE MANEVİ TAZMİNAT davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 18.03.2024 tarihli "1 sayılı Satın Alma Siparişi" kapsamında "..." ve "..." olmak üzere 150'şer adet ürünün 10.04.2024 tarihinde müvekkiline teslim edilmesi hususunda anlaştıklarını (1 sayılı Satın Alma Siparişi adlı sözleşme), ancak bugüne dek davalı tarafça müvekkili şirkete söz konusu anlaşma kapsamında belirlenen tarih (10.04.2024) uyarınca teslimatların gerçekleşmediğini, bu kapsamda müvekkili şirketin ceza bedeli alacağı doğmuş olup ayrıca müvekkilinin mezkûr anlaşmayla alacağı ürünlerin Rusya'da sözleşmesel ilişkisi olan dava dışı firmaya da teslim edilemediğini, müvekkilinin maddi zararı doğduğunu, bunun yanı sıra müvekkilinin ...'da bulunan ve sürekli iş yapmış olduğu firmaya karşı sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirememesi sebebiyle ticari itibar kaybına uğramış olup manevi tazminat talep hakkı doğduğunu, davalı tarafından anlaşma kapsamında alınan ürünlerin bedeli teslimat yapılamaması sebebiyle aylar sonra müvekkiline iade edilmişse de tabiri caizse uzunca bir süre müvekkilinin parasının gasp edildiğini, Taraflar arasında akdedilen "1 sayılı Satın Alma Siparişi" sözleşmesinin 4. maddesi aynen; "Satıcı, Alıcıya işbu satın alma siparişinde belirtilen ve kararlaştırılan tarihte ürünleri belirlenen antrepoda Alıcıya teslim edecektir. Satıcının teslimat tarihinde gecikmesi durumunda, Satıcı Alıcıya günlük %1 (yüzde bir) oranında ceza bedeli ve Alıcının bu gecikmeden doğan zararlarını ödemeyi kabul eder." şeklinde düzenlendiğini, davalıya edimlerini yerine getirmesi ve teslimat tarihinin geçmesi sebebiyle sözleşme gereği ödemesi gereken ceza bedelini ödemesi için ... 19. Noterliğinin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini ancak bir sonuç alınamadığını, teslimat tarihi üzerinden yaklaşık 9 ay geçtiği göz önüne alındığında mezkûr madde uyarınca geciken teslimat sebebiyle süresi esas alınarak günlük sözleşme bedelinin %1'i oranında cezai şart bedeline tekabül eden tutarın davalıdan tahsili gerektiğini, müvekkili şirketin, ... yerleşik ...şirketiyle ... No. ...Date ..." sözleşmesini akdetmiş olup sözleşme bedelinin 496.500,00 Euro olduğunu, müvekkili şirketin daha önce davalı şirketle görüşerek söz konusu ürünleri almak üzere şifahi olarak anlaştığını ve bu ürünleri davalıdan temin edeceği garantisiyle ...'da ki şirketle sözleşme imzaladığını, müvekkilinin ... ile yapmış olduğu sözleşme kapsamında bu şirkete satacağı ürünleri davalıdan tedarik edememesi sebebiyle temerrüde düştüğünü, iki sözleşme arasındaki elde edeceği kar bedelinden mahrum kaldığını, dava dışı ... şirketiyle olan ticari ilişkisinin de zarar gördüğünü, sektördeki yeri ve görünümünün de sarsıldığını, bir daha ne dava dışı ... şirketinden ve ne de ... bulunan ve aynı iştigal alanında olan diğer şirketlerden herhangi bir sipariş alamadığını, bu kapsamda müvekkili şirketin ticari şeref, haysiyet, itibar ve ticari ilişkilerinin zedelenmesi sebebiyle 1.500.000-TL manevi tazminat talep etiklerini, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik; 5.000 Euro ceza bedeli alacağı ile 5.000 Euro mahrum kaldığı kar kaybına ilişkin maddi tazminat alacağının 10.04.2024 tarihinden itibaren işleyecek 1 yıllık mevduata kamu bankalarınca fiilen uygulanan azami faiz oranında faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yine 1.500.000,00 -TL manevi tazminatın dava tarihi itibariyle işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından davacı şirkete sözleşme kapsamında ödeme iadesi yapıldığını, bu ödemeye dair davacı tarafından ihtirazî kayıt ileri sürülmediğini, bu nedenle davacının ödeme ve sözleşme şartlarını kabul ettiğini gösterdiğini, ihtirazi kayıt bulunmamasının yanı sıra, davacı şirket ile uzlaşmaya varıldığını, sözleşme konusu bedelin iadesinin gerçekleştirildiğini, bu itibarla, taraflar arasında herhangi bir alacak-borç ilişkisi kalmadığını, sözleşmeden doğan yükümlülüklerin ve borca aykırılığın haksız fiil teşkil etmediğini, Borçlar Hukuku çerçevesinde bir sözleşmenin ihlalinin doğrudan haksız fiil oluşturmayacağını, haksız fiil sayılabilmesi için kusur, hukuka aykırılık, zarar ve illiyet bağı unsurlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, somut olayda müvekkilinin kastı veya hukuka aykırı bir eylemi bulunmadığını, Yargıtay içtihatları gereği manevi tazminat talebinin hukuken geçersiz olduğunu, şirketlerin manevi tazminat talep edemeyeceğini, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, şirketlerin şahıslar gibi “manevi” zarar göremeyeceklerini, manevi tazminat ancak kişinin şahsına sıkı sıkıya bağlı bir hak olup tüzel kişilere tanınan bir hak olmadığını, müvekkili şirketin, üretici firma olmayıp, üreticilerden mal tedarik ederek diğer firmalara satışını gerçekleştiren bir aracı firma olduğunu, tedarik sürecinde müvekkilinin iradesi ve kontrolü dışında gelişen sebepler nedeniyle çeşitli aksaklıklar yaşandığını ve söz konusu ürünlerin tesliminin gerçekleştirilemediğini, davacı tarafın ticari itibarını zedeleme kastı bulunmadığını, aksine edimini yerine getirebilmek adına birçok üretici ve tedarikçi firma ile iletişime geçtiğini, özellikle frekans cihazları piyasasında yaşanan tedarik zinciri problemleri nedeniyle yükümlülüğünü yerine getiremeyecek duruma geldiğini, davacı şirketin toplam 165.000 EUR ödeme yaptığını, 24.06.2024 tarihinde 85.000 USD, 19.07.2024 tarihinde 50.000 USD, 19.07.2024 tarihinde 10.000 USD, 23.07.2024 tarihinde 18.000 USD, 27.09.2024 tarihinde 22.000 USD, 01.10.2024 tarihinde 16.000 EUR olmak üzere toplamda yaklaşık 192.750 EUR ödeme yapıldığını, karşı tarafı zarara uğratmak veya itibar kaybına sebep olmak gibi bir amaçları olsaydı, fazladan yaklaşık 27.750 EUR ödeme yapmamış olacaklarını, bu durumun, müvekkili şirketin iyi niyetli olduğunu ve yükümlülüklerini fazlasıyla yerine getirme çabası içinde bulunduğunu açıkça gösterdiğini, davacı şirketin ticari itibar kaybına uğradığını somut olarak ispatlaması gerektiğini, başka bir firma ile olan ilişkilerinin bozulduğunu iddia etse de, bu iddiayı destekleyen resmi bir belge veya bilirkişi raporu bulunmadığını, her ne kadar dava dilekçesine ek olarak ... unvanlı şirketle akdettiğini iddia ettiği sözleşmeyi sunmuş ise de, söz konusu sözleşmenin yalnızca davacı şirketin imzasını içerdiğini, hukuken geçerliliğinin tartışmalı olduğunu, ...tarafından kendisine yöneltilmiş herhangi bir hukuki başvuruya dair somut bir belge veya delil sunamadığını, sözleşmede edimin ifa tarihinin açıkça belirtilmediğini, ödemelerin yapıldığı tarihten itibaren 90 gün içinde edimin teslim edileceğinin düzenlendiğini, ancak, söz konusu ödemelerin tam olarak hangi tarihte ifa edildiği ve edimin tedariki için hangi tarihte harekete geçildiğine ilişkin davacı tarafça herhangi bir açıklık getirilmediğini, sözleşmenin tarihi 18.03.2024 olup, diğer sözleşmeden 7 ay sonra düzenlendiği göz önünde bulundurulduğunda, bu sözleşmenin müvekkil davalı şirketle yapılan sözleşmeye herhangi bir etkisi veya bağlayıcılığı bulunmadığını, davacının sözleşmeden dönmüş olması nedeniyle cezai şart talep edemeyeceğini, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre de sözleşmeden dönme halinde ceza şartı istenemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Dava; ticari mal satım ilişkisine dayalı olarak imzalanan "1 Sayılı Satın Alma Siparişi" başlıklı yazılı sipariş metni gereğince, siparişin teslim edilmemesinden kaynaklı cezai şart, mahrum kalınan kâr ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasında ticari ilişkinin varlığı tartışma konusu değildir. Çözümlenmesi gereken sorun, taraflar arasında imzalanan sözleşme nedeniyle malların teslim edilmemesinden kaynaklı olarak davacının cezai şart, mahrum kalınan kâr ve manevi tazminat talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller, icra dosyası ile tüm dosya kapsamı ile beraber alınan bilirkişi raporları ve yapılan yargılama sonunda; Taraf defterleri üzerinde inceleme yapmaya ihtiyaç bulunduğundan ve bu iş uzmanlık gerektirdiğinden, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Taraflar arasında 03.08.2023 tarihinde akdedilen 31.12.2025 Tarihine kadar geçerli olduğu belirtilen sözleşme (SÖZLEŞME No. ...) imzalanmıştır. Sözleşmenin Konusu; Satıcı, malları ...veya her iki tarafça kararlaştırılan ve Ticari Şartnamede belirtilen diğer şartlar uyarınca satmayı ve mülkiyete devretmeyi taahhüt eder ve Alıcı, bu Sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olan Ticari Şartnamede belirtilen miktar ve fiyatlara uygun olarak malları (bundan böyle «Mallar» olarak anılacaktır) kabul etmeyi ve bunlar için ödeme yapmayı taahhüt eder, denilmiştir. Yine sözleşmenin "Sözleşmenin Ücretleri Ve Toplam Tutarı" başlıklı 2.maddesinde; Malların kalem bazında fiyatları, işbu Sözleşmenin Ticari Şartnamesinde belirtilmiştir. Fiyatlar sabittir ve Sözleşmenin geçerliliği süresince herhangi bir değişikliğe tabi değildir. Fiyatlar, CPT (...) veya her iki Tarafça kararlaştırılan ve Şartnamede belirtilen diğer fiyatlar olarak anlaşılmalıdır; buna ihracat paketleme, işaretleme, yükleme ve navlun maliyetleri veya Ticari Şartnameler kapsamında kararlaştırılan her bir ... dahildir. Taraflar. Sözleşmenin toplam tutarının, her iki tarafça RUBLE cinsinden kabul edilip imzalanan Malların tedarikine ilişkin Ticari Faturaların toplam tutarından belirlenmesi hususunda anlaşmışlardır. Yine sözleşmenin "Teslimat Şartları Ve Teslimat Tarihleri" başlıklı 3.maddesinde; Ayrı bir Şartnamede aksi kararlaştırılmadığı takdirde, Mallar, Malların ücretinin satıcının banka hesabına veya Ticari Şartnamede tanımlanacak şekilde tam olarak ödendiği tarihten itibaren en geç 90 (doksan) iş günü içerisinde teslim edilecektir. Önceden teslimat yapılabilmektedir. Malların teslim tarihi. Ticari Şartnamede aksi belirtilmediği takdirde, Teslimat şartlarına göre, Şartnamede belirtilen Malların alıcıya teslim tarihidir ve uluslararası konsinyasyon belgesinde (...) zorunlu olarak eklenerek, aracın kararlaştırılan yere varış tarihi ile belirlenir. Malların mülkiyeti, kazara kaybolması veya hasar görmesi riski. Satıcının ... uyarınca Malları Alıcıya devretme yükümlülüğünü yerine getirdiği andan itibaren (Malları Alıcının aracına yükleyip sabitledikten sonra) 2.3 maddesine uygun olarak Alıcıya geçer. Navlun sigortasının sorumluluğu Alıcıya aittir, denilmiştir. Yine sözleşmenin "Tarafların Sorumluluğu" başlıklı 10.madesi gereğince; İşbu Sözleşme ile belirlenen teslimat şartlarına uyulmaması halinde Satıcı, Alıcının talebi üzerine, gecikilen her gün için zamanında teslim edilmeyen malların değerinin %0,1'i oranında, ancak ayrı bir ticari şartnamede aksi kararlaştırılmadığı takdirde, alıcının sözleşmede belirtilen tarihlerde ödemeyi geciktirmesi halinde alıcı satıcının talebi üzerine, gecikilen her gün için zamanında yapılmayan ödeme tutarının % 1 oranında ceza ödemek zorundadır. Ceza tutarı tahkim yoluyla azaltılamaz veya artırılamaz. Malların teslimatındaki gecikme 3 (üç) ayı aşarsa. Alıcı, Sözleşmenin feshedilmesinden kaynaklanan herhangi bir maliyet veya kaybı Satıcıya geri ödemeden Sözleşmeyi tamamen veya kısmen feshetme hakkına sahiptir. Bu nedenle, Satıcı, Alıcının talebi üzerine, bu Sözleşme kapsamında daha önce alınan tüm ödemeleri 10 (on) iş günü içinde iade etmekle yükümlüdür. Ayrı bir Ticari Şartnamede aksi kararlaştırılmadığı takdirde, Ticari Şartname her iki Tarafça imzalandıktan sonra iptal edilemez (bu maddenin 10/5'inde öngörülen durum hariç), denilmiştir. Davacı tarafça dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulan davalının kaşe imzasının bulunduğu 18.03.2024 tarihli “Taraflar arasında 1 Sayılı Satın alma Siparişi” formu ile sipariş verilmiş ve teslimat zamanı 10.04.2024 olarak belirlenmiştir. Belirlenen tarihte ürünlerin belirlenen antrepoda Alıcı'ya teslim edileceği, gecikme durumunda, satıcının alıcıya günlük % l (yüzdebir) oranında ceza bedeli ve alıcının bu gecikmeden doğan zararlarını ödemeyi kabul edeceği kararlaştırılmıştır. İhtarname; Davacı tarafça ... 19.Noterliği aracılığı ile davalıya gönderilen ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamede; taraflar arasında akdedilen 18.03.2024 tarihli "1 sayılı Satın Alma Siparişi" kapsamında “..." ve “..." olmak üzere 150'şer adet ürünün 10.04.2024 tarihinde müvekkile teslim edilmesi üzerine anlaşma sağlandığı, teslimat tarihi üzerinden 6 ay geçtiği halde teslimatın yapılmadığı, siparişte belirtilen günlük, sözleşme bedelinin %1'i oranında cezai şart bedeline tekabül eden tutarın davacı şirkete ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 (üç) gün içerisinde ödenmesi istenmiştir. İhtarname 15.10.2024 tarihinde davalıya tebliğ edilmiştir. İhtarnamede ödenmesi istenen miktar yazılmamıştır. Davalının yaptığı iadeler de dikkate alındığından bu husus daha da önem kazanmaktadır. Bu nedenle miktar içermeyen ihtarname ile davalı temerrüde düşmüş kabul edilemez (Emsal: Yargıtay 15.HD.nin 25.05.2015 tarin ve ... E. ... K. - aynı daire 02.10.2019 tarih ve .. E....K.). Bu nedenle davalının dava ile temerrüde düştüğü kabul edilmiştir. Mahkememizce alınan 07.06.2026 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; Davacının ve davalının ibraz ettiği defter ve belgeler incelendiğinde, 2024 ve 2025 yılı ticari e-defterlerinin TTK.nun 64/3.maddesi gereğince açılış/kapanış tasdiklerinin yapıldığı, e-beratların süresinde alındığı, e-defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiş, bu nedenle defterlerin sahibi lehine delil oluşturma vasfına sahip olduğu kabul edilmiştir. Bilirkişi heyeti raporunda; 03.08.2023 tarihli genel nitelikli sözleşmenin bulunduğu, bu sözleşmede tarafların genel hak ve yükümlülükleri ile cezai şart oranının günlük % 0,1 olarak düzenlendiği, 18.03.2024 tarihli “1 sayılı satın alma siparişinin” ise somut uyuşmazlığa konu malın cinsi, miktarı, bedeli, teslim tarihi (10.04.2024) ve cezai şart oranını (% 1) içeren, işleme özgü özel düzenleme niteliğinde olduğu, günlük % 1 cezai şartın ahlaka aykırılık seviyesinde değerlendirilebileceği ve bu hususta takdirin mahkemeye ait olacağı, davacı tarafından söz konusu satın alma siparişi kapsamında yapılan ödemelerin, davacı yasal defter kayıtlarında yer aldığı; ancak bu ödemelerin doğrudan davalı şirket hesaplarına değil, Yavuz Korkut adına ve bağlantılı kişi/hesaplar üzerinden gerçekleştirildiği, ayrıca bir kısım ödemenin elden yapıldığının tespit edildiği, öte yandan, davalı tarafça iade edildiği ileri sürülen ödemelere ilişkin ibraz edilen dekontlar incelendiğinde, bu ödemelerde de gönderen taraf olarak yine Yavuz Korkut ve bağlantılı kişi/hesapların yer aldığı, dolayısıyla ödeme sürecinin her iki yönde aynı kişi ve hesaplar üzerinden yürütüldüğünün görüldüğü, davalı tarafça iade edildiği ileri sürülen ödemelere ilişkin olarak davalı yasal defterlerinde herhangi bir muhasebe kaydına rastlanılmadığı, davacı defterlerinde de bu yönde bir kayıt bulunmadığı; ancak ibraz edilen ödeme dekontları, ödeme trafiği ve taraflar arasındaki ticari ilişki birlikte değerlendirildiğinde, ödemelerin aynı kişi ve bağlantılı hesaplar üzerinden gerçekleştirilmesi nedeniyle ticari ilişki kapsamında yapıldığına ilişkin somut bulgular bulunduğu, yapılan hesaplamalara göre; Davacı tarafından yapılan toplam ödemenin yaklaşık 162.488 EUR, Davalı tarafından iade edildiği değerlendirilen toplam ödemenin yaklaşık 186.460 EUR olduğu, bu kapsamda davalı tarafından yaklaşık 23.971 EUR fazla ödeme yapıldığı, Bu farkın mahiyeti ve taraflar arasındaki hesaplaşmanın kesin olarak tamamlanıp tamamlanmadığı hususlarının mahkemenin takdirinde olduğu, ancak % 0,1 oranlı olarak hesaplanan cezai şart ile uyumlu bulunduğu, sözleşmeye konu malların kararlaştırılan tarihte teslim edilmediği, gecikmenin 11.04.2024 tarihi itibariyle başladığı ve iade ödemeleri başlayana kadar geçen süre için 75 gün olduğu, cezai şartın hangi oran üzerinden uygulanacağına ilişkin aylık % 1 cezai şartın ahlaka aykırı bir oran olacağı kanaatinin mahkemenin takdirinde olduğu, bu açıdan aylık % 1 oranında hesaplanan cezai şart tutarının sözleşme bedeline oranla yüksek olduğu, bu haliyle borçlunun ekonomik durumu üzerinde etkili olabilecek nitelikte olduğu hususunun da mahkemenin takdirlerinde olduğu, cezai şart tutarının; Günlük % 1 oranının kabulü halinde: 247.500 EUR (8.774.444.25.-TL), Günlük %0,1 oranının kabulü halinde: 24.750 EUR (877.444,43 TL olarak hesaplandığı, ikinci hesaplanan rakama uyumlu 23.971 EUR fazla iade bulunduğu hususun da mahkemenin takdirine sunulması gerektiği, mahrum kar hesabına yönelik olarak, yapılan sözleşmenin ispatı, özellikle fiyata yönelik ticari şartlarının gerçekliği, ürünlerin üçüncü kişiden temin edilerek tesliminin mümkün olup olmadığı, hususların mahkemenin takdirinde olup, heyetin değerlendirme yapabileceği hususlardan bulunmadığı, belirtilen sözleşmenin mahkeme tarafından kabul görmesi halinde mahrum kalınan kar talebi yönünden yapılan hesaplamada; davacının elde edebileceği net kar tutarının 130.504 EUR (4.626.666,96 TL) olarak hesaplandığı, manevi tazminat yönünden takdirin mahkemede olacağı yönünde görüş bildirilmiştir. Bilirkişi heyet raporunun 13.sayfasında açıklandığı ve tespit edildiği üzere davacı tarafından yapılan toplam 162.488,23 EUR ödemenin 27.03.2024 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Buna karşılık, davalı tarafça iade edildiği ileri sürülen ödemelere ilişkin olarak davalı yasal defterlerinde herhangi bir muhasebe kaydına rastlanılmamıştır. Ancak davacı defterlerinde de bu yönde bir kayıt bulunmadığı görülmüştür. Ancak davalı tarafça davacıya iade edildiği iddia edilen ödeme dekontları incelendiğinde; ödemelerin önemli bir kısmının davacı tarafından daha önce ödeme yapılan Yavuz Korkut ve bu kişi ile bağlantılı hesaplar üzerinden gerçekleştirildiği, ödeme trafiğinde yer alan kişi ve hesapların davacı tarafından yapılan ödemelerde de yer aldığı, ayrıca ödeme açıklamaları ve tutarlarının taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında yapılan işlemlerle uyumlu olduğu, bu kapsamda, ödeme sürecinin aynı kişi ve bağlantılı hesaplar üzerinden ilerlediği, dolayısıyla söz konusu ödemelerin taraflar arasındaki ticari ilişki çerçevesinde gerçekleştirildiği, somut bulguların bu duruma işaret ettiği, zaten davacının da yaptığı ödemelerin iade edilmediği yönünde de bir iddiasının da bulunmadığı göz önüne alındığında rapordaki görüşe itibar etmemek için bir neden görülmemiştir. Buna göre; Davacının 27.03.2024 tarihinde yaptığı 162.488,23 EUR ödemeye karşılık, davalının 24.06.2024 ile 01.10.2024 tarihleri arasında yaptığı (Raporun 14.sayfasında tablo ile gösterilen) toplam ödemenin 186.460,00.-EUR olduğu, böylece davacıya (186.460 EUR - 162.488,23 EUR =) 23.971,77 EUR fazladan ödeme/iade yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalı vekili cevap dilekçesinde taraflar arasında herhangi bir borç ve alacak ilişkisinin kalmadığını beyan ettiğine göre, yapılan bu fazla ödemenin bu kapsamda yapıldığı sonucuna varılmıştır. Cezai Şart Yönünden; Sözleşmenin 2.maddesinde teslim tarihi ödeme tarihinden itibaren 90 gün olarak belirlenmiş ise de akabinde teknik şartname niteliğindeki sipariş formuna atıf yapılarak buradaki tarihin geçerli olacağının belirtildiği, formda teslim tarihinin tereddüte neden olmayacak şekilde 10.04.2024 olarak belirlendiği açıktır. Bu nedenle teslim tarihinin belirlenmesinde 90 günlük süre dikkate alınamaz. Zira belirtildiği üzere teslim tarihi açık ve net olarak belirlenmiştir. Ödeme 27.03.2024 tarihinde, iadeler ise 24.06.2024 ila 01.10.2024 tarihleri arasında tamamlanmıştır. Açıklanan nedenlerle gecikmenin başladığı tarih 11.04.2024 tarihidir. Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin "Tarafların Sorumluluğu" başlıklı 10.maddesinde teslimatın süresinde yapılmaması halinde gecikilen her gün için mal bedelinin %0,1 (Binde bir)'i oranında cezai şart öngörülmesine rağmen, satın alma sipariş formunda cezai şart oranı günlük %1 (Yüzde bir) olarak belirlenmiştir. Bu oran aylık % 30'a, yıllık % 365'e tekabül etmektedir ki raporda da haklı olarak işaret edildiği üzere Merkez Bankasıın Avans Faiz oranı dahi (bu dönemde en yüksek yıllık % 51,75) göz önüne alındığından, belirlenen cezai şart, avans faizinin bile 7 katından fazladır. Sözleşme özgürlüğü (TBK.nun 26.maddesi) ve TTK.nun 8. Maddesi gereğince ticari işlerde uygulanacak faiz oranı kural olarak taraflarca serbestçe kararlaştırılır. Ancak bu serbesti, hukuka, ahlaka ve dürüstlük kuralına (TMK m. 2) aykırı olamaz. Fahiş (aşırı) faiz oranları genel ahlaka aykırılık teşkil eder. Bu nedenle sipariş formundaki günlük % 1 oranındaki cezai şartın geçersiz olduğu kabul edilmiştir. Taraflar arasındaki ticari ilişkide cezai şart olarak sözleşmenin 10.maddesinde belirtilen günlük %0,1 (Binde bir), aylık % 3 oranının uygulanabileceği kabul edilmiştir. Buna göre gecikmenin başladığı 11.04.2024 tarihi ile ödemelerin/iadelerin başladığı 24.06.2024 tarihi arasında 75 gün olduğu anlaşılmıştır. Sözleşme bedeli 330.000 EUR, günlük cezai şart oranı: % 0.1 olduğuna göre; günlük cezai şart tutarı (330.000 EUR x % 0.1 =) 330 EUR olmakla, 75 güne isabet eden toplam cezai şart tutarı (330 EUR x 75 gün =) 24.750 EUR olarak hesaplanmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere davalı tarafından 23.971,77 EUR fazladan ödeme/iade yapıldığı anlaşılmakla davacının talep edebileceği ifaya bağlı cezai şart tutarı (24.750 EUR - 23.971,77 EUR =) 778,23.-EUR'dur. Mahrum Kalınan Kâr Talebi önünden; Davacının mahrum kalınan kâr talebi; Dava dilekçesinde de açıklandığı üzere, Rusya'da yerleşik...şirketiyle Contract No. ...Date ..." sözleşmesinin akdedildiğini ve sözleşme bedelinin 496.500,00 Euro olduğu, mallar teslim edilmediğinden bu sözleşme gereğince satış yapılamadığından kaynaklanan zarar talep edilmektedir. Delil olarak da bu dava dışı firma ile yapılan sözleşme sunulmuştur. Bilirkişi heyeti davalının malı teslim etmiş olması ve teslim edilen malın dava dışı ... şirketine satılmış olması ihtimaline binaen yaptığı hesaplamada; Satış bedelinin: 496.500 EUR, alış bedelinin: 330.000 EUR olmakla brüt ticari kârın (496.500 - 330.000 -=)166.500 EUR olduğu, davalı şirkete ait 2024 yılı mali verileri esas alınarak faaliyet gider oranı (Net Satışlar 233.725.810,75.-TL / Faaliyet Giderleri 16.944.394,51.-TL=) % 7,25 üzerinden (496.500 x %7,25 =) 35.996 EUR düşüldüğünde Net Mahrum Kalınan Kârın (166.500 - 35.996 =) 130.504 EUR olarak hesaplamıştır. Davacı şirketin üçüncü kişi ile yaptığı sözleşmenin adi yazılı şekilde yapıldığı, Noter gibi resmi bir usulle yapılan sözleşme olmadığı, bu nedenle ispatı bir yana raporda da değinildiği üzere özellikle fiyata yönelik ticari şartlarının gerçekliği, ürünlerin başka bir üreticiden (üçüncü kişiden temin edilerek) tesliminin mümkün olup olmadığı, teslim edilip edilmediği, bu sözleşmenin sonuçlarının ne olduğu vb.bir çok hususun ispata muhtaçtır. Kaldı ki Kâr Mahrumiyeti müspet bir zarar olup, sözleşmenin ifa edileceğine güvenilerek uğranılan zararı ifade eder ve sözleşmeyi haklı olarak fesheden taraf isteyebilir. Diğer bir anlatımla satıcının temerrüde düşmesi halinde alıcı, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerin genel hükümlerine (TBK madde 125) dayanarak aşağıdaki üç seçimlik haktan birini kullanabilir: Aynen İfa ve Gecikme Tazminatı: Alıcı, malın teslim edilmesini ve geç teslimden doğan zararlarının (gecikme tazminatı) ödenmesini talep edebilir. Müspet (Olumlu) Zararın Tazmini: Alıcı, teslimden vazgeçtiğini bildirip, malın zamanında teslim edilmemesinden (sözleşmenin hiç ifa edilmemesinden) doğan kâr kaybı ve benzeri zararlarını isteyebilir. Sözleşmeden Dönme ve Menfi (Olumsuz) Zararın Tazmini: Alıcı sözleşmeyi iptal edip verdiği parayı geri isteyebilir; ayrıca sözleşmeye güvenerek yaptığı boşa çıkan masrafların tazminini talep edebilir. Davacı taraf, davalı satıcıya gönderdiği ihtarnamede malın tesliminden vazgeçtiğini ve sözleşmeyi feshettiğini bildirmemiştir. Genel sözleşmein halen ayakta olduğu anlaşılmaktadır. Sadece bir siparişte sorun çıkmış, mallar teslim edilememiştir. Bundan sonra genel çerçeveli sözleşme hükümlerine göre başka ürünlerin siparişinin verilmemesi için bir neden yoktur. Bu nedenle mahrum kalınan kâr talebi ispatlanamadığı gibi yasal unsurları da oluşmamıştır. Bu nedenle talebin reddine karar vermek gerekmiştir. Manevi Tazminat Talebi önünden; Davacı vekili davalının siparişi teslim etmemesi nedeniyle, dava dışı ... şirketiyle olan ticari ilişkisinin de zarar gördüğünü, sektördeki yeri ve görünümünün de sarsıldığını, bir daha ne dava dışı ... şirketinden ve ne de Rusyada bulunan ve aynı iştigal alanında olan diğer şirketlerden herhangi bir sipariş alamadığını, bu kapsamda müvekkili şirketin ticari şeref, haysiyet, itibar ve ticari ilişkilerinin zedelendiğini söylemektedir. 4721 sayılı TMK.nun 24.maddesi gereğince; Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır. 6098 sayılı TBK.nun "Kişilik Hakkının Zedelenmesi" başlıklı 58.maddesi gereğince; Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir. Maddede kişilik hakları tanımlanmamıştır. Doktrinde kişilik hakkı genel olarak, bir kimsenin kişiliğini oluşturan, kendisini insan kılan maddi-manevi tüm değerlere, özel olarak, yaşamına, beden bütünlüğüne, sağlığına, onuruna, saygınlığına, özel yaşamının gizliliğine, sözüne, resmine, adına, bu arada ekonomik hareket serbestliğine ilişkin hakkı olarak tanımlanmaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu ... E.,... K. sayılı ilamında kişilik haklarını, "...kişiliği oluşturan değerler üzerindeki mutlak surette korunan, kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları ifade eder. Kişinin hayatı, beden ve ruh sağlığı, beden bütünlüğü, özgürlüğü, onur ve saygınlığı, özel hayatının gizliliği, sırları gibi unsurlara yönelik bir saldırı kişilik hakkının ihlali sayılır. Ancak kişilik haklarının zamana ve durumun koşullarına göre değişebilen dinamik bir alan olması nedeniyle kapsamı konusunda sınırlayıcı bir sayım yapmak mümkün olmamaktadır. Kişilik değerlerinin kapsam ve çerçevesi, yerleşik değer yargılarına ve yaşam deneyimine bağlı olarak belirlenmelidir. 6098 sayılı TBK'nın 58. maddesi gereğince kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir...." şeklinde açıklamıştır. 4721 sayılı TMK.nun 48. Maddesinde, tüzel kişilerin, cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış gereği insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehil oldukları açıklandığına göre tüzel kişilerin de manevi tazminat isteyebilecekleri kabul edilmektedir. Yargıtay HGK ... E. ...K. Sayılı içtihadında, "...Tüzel kişinin ekonomik faaliyetini yürütürken kazandığı saygınlık, onun kişisel değerleri içinde yer alır. Ticari şeref ve haysiyetin çiğnenmesi, onun ekonomik yaşam içindeki yerini ve durumunu sarsabilir. Tüzel kişinin kişilik haklarından olan onur ve saygınlığı onun korunan değerlerinin başında gelir. Bu sebeple tüzel kişi onur ve saygınlığından vazgeçemeyeceği gibi, bu değerlerini hukuka ve ahlaka aykırı olarak da sınırlayamaz. Ekonomik itibar da tüzel kişinin şeref ve haysiyetinin bir görüntüsüdür. Tüzel kişinin ekonomik faaliyetleri de toplum tarafından değerlendirilmektedir..." denilerek, tüzel kişilerin niteliği gereği insana özgü olan acı, ıstırap vb. Duygular ile kişisel değerler dışındaki değerlere sahip olduğunu ve bu değerleri korunmaya değer olduğunu söylemektedir. Uygulamada şirketlerin manevi tazminat isteyebilmesinin temel koşulları şunlardır: Kişilik Haklarına Saldırı: Şirketin unvanına, ticari itibarına, kredi değerine, unvan hakkına veya sırlarına hukuka aykırı bir saldırı gerçekleşmelidir. Zararın VarlığıZararın Varlığı: İtibar kaybına bağlı olarak şirketin piyasadaki güvencesinin zedelendiği somut olarak ortaya konmalıdır. Manevi Açıdan Ağırlık: Yapılan saldırı, şirket faaliyetlerini sekteye uğratacak veya piyasadaki güvenilirliğini sarsacak ağırlıkta olmalıdır. Hukuka Aykırılık ve Kusur: Saldırıyı gerçekleştiren kişinin fiili hukuka aykırı olmalı ve bu kişi kusurlu bulunmalıdır. Görüldüğü üzere bir siparişin teslim edilmemesi davacı şirketin kişilik haklarına haksız saldırı olarak kabul edilemeyeceği gibi manevi zarar da ispatlanamadığından bu talebin reddine karar vermek gerekmiştir. Sonuç olarak; Dava tarihi olan 13.01.2025 tarihinden geçerli 3095 sayılı yasanın 4/a.maddesi gereğince devlet bankalarının yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına değişken oranlarda ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden 778,23.-EUR'un davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin sair taleplerin reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davanın KISMEN KABULÜNE, Dava tarihi olan ... tarihinden geçerli ... sayılı yasanın 4/a.maddesi gereğince devlet bankalarının yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına değişken oranlarda ödediği en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle 778,23.-EUR'un davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, Fazlaya ilişkin ve sair diğer (Kâr Mahrumiyeti - Manevi Tazminat) taleplerin REDDİNE, A-Maddi Tazminat Talepleri Yönünden; 1-Maddi tazminat talebi yönünden; alınması gereken 1.940,37-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 6.318,68-TL'nin mahsubu ile fazla yatan 4.378,31-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde DAVACIYA İADESİNE, Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL başvuru harcı, tahsil edilen 1.940,37-TL peşin harç toplamı 2.555,77-TL harcın DAVALIDAN ALINARAK DAVACIYA ÖDENMESİNE, 2-Maddi tazminat talebi yönünden; davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 28.405,40-TL vekalet ücretinin DAVALIDAN ALINARAK DAVACIYA ÖDENMESİNE, 3-Maddi tazminat talebi yönünden; davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 28.405,40-TL vekalet ücretinin DAVACIDAN TAHSİLİ İLE DAVALIYA VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yapılan posta ve tebligat masrafı 1.265,00-TL, bilirkişi ücreti 29.000,00-TL'den oluşan 30.265,00-TL yargılama giderinin davanın kabul/red oranına göre ve Anayasa Mahkemesi'nin Esas No: ... Karar No: ..., Tarih: 25/12/2024 kararına göre hesaplanan 2.355,31-TL'sinin DAVALIDAN ALINARAK DAVACIYA ÖDENMESİNE, BAKİYESİNİN DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, 5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından BU HUSUSTA DEĞERLENDİRMEYE YER OLMADIĞINA, 6-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin, tarafların haklılık durumuna göre 280,16-TL'sinin davalıdan, 3.319,84-TL'sinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, B-Manevi Tazminat Talepleri Yönünden; 1-Manevi tazminat talebi yönünden; alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcının peşin yatırılan 25.616,25-TL'den mahsubu ile fazla yatırılan 24.884,25-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde DAVACIYA İADESİNE, 2-Manevi tazminat talebi yönünden; davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin DAVACIDAN TAHSİLİ İLE DAVALIYA ÖDENMESİNE, 3-Taraflarca yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde YATIRAN TARAFA İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK.nun 345.maddesi gereğince, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/10/2026

KATİP - HAKİM - e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/28, K. 2026/871, T. 05.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-28-e-2026-871-k-9caa52acf670