İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1247 E. 2026/721 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1247
Karar No
2026/721
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1247 Esas KARAR NO : 2026/721

DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) DAVA TARİHİ : 03/10/2025 KARAR TARİHİ : 14/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin kendi kusurlu davranışları neticesinde teslimde gecikmiş olduğunun açık olması karşısında müvekkili ile davalı arasında 24/01/2011 tarihinde akdedilen satış vaadi sözleşmesine binaen işbu sözleşmeye konu teşkil eden taşınmazın sözleşme tarihinden itibaren 18 ay sonra tesliminin taahhüt edildiğini ve bu kapsamda en geç 24/07/2012 tarihinde müvekkiline teslim edilme zaruriyeti mevcut olmasına rağmen teslim edilmediğini beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı ve baki kalmak üzere 03/10/2015 tarihinden, dava tarihi olan 03/10/2025 tarihine kadar geçen 120 aylık dönem için mahrum kalınan şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı ve baki kalmak şartıyla aylık 100 TL olmak üzere toplamda 12.000,00 TL'nin belirsiz alacak davaları kapsamında dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini, yargılama ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı asil tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; müflis ...Şirketi'nin ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.06.2025 tarih, ... E. esas ve ...K. karar sayılı ilamı ile iflasına karar verildiğini, tasfiye işlemlerinin ... 1. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasından yürütüldüğünü, İcra ve İflas Kanunu'nun 194. maddesi uyarınca iflasın açılmasıyla birlikte hukuk davalarının durması gerektiğini, bu nedenle huzurdaki davada durma kararı verilmesi gerektiğini, iflas kararı sonrasında taraf teşkilinin iflas idaresi ile sağlanması gerektiğini, dava dilekçesinde belirtilen arabuluculuk sürecinin iflas tarihi itibarıyla geçersiz olduğunu, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının tüketici sıfatının bulunup bulunmadığının Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin ...K. ve...sayılı kararı ile İstanbul BAM 46. Hukuk Dairesi'nin ...E. ve... K. sayılı ilamı doğrultusunda resen incelenmesi gerektiğini, taşınmaz teslimindeki gecikmenin müflis şirketin kusurundan değil ... Belediyesi'nin imar planlarını iptal etmesi ve inşaatları durdurması gibi mücbir sebeplerden kaynaklandığını, ...'nin 21.10.2011 tarihli yazısı ile projelerin durdurulduğunu, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın 09.10.2012 tarihli inceleme raporunda da proje iptallerinin mücbir sebep olarak değerlendirildiğini, şirketin... tarihinde ... kayyımlığına devredildiğini ve 6 yıldan fazla süreyle yetkilerin kayyımda kaldığını, ... 28. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyası ile şirket yetkililerinin suçsuz olduğunun anlaşıldığını ve 29/03/2022 ile 14/09/2022 tarihlerinde kayyımlıkların kaldırıldığını, ... 9. İdare Mahkemesi'nin ...E. ve...K. sayılı 20/06/2023 tarihli kararı ile ... döneminin mücbir sebep olarak kabul edildiğini, bu nedenle müflis şirketin gecikmeden sorumlu tutulamayacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davacı tarafından eldeki davanın ilk olarak ... 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açıldığı, ... 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin... Esas ve ...Karar sayılı kararı ile tüketici mahkemesine görevsizlik kararı verildiği, ... 10. Tüketici Mahkemesi'nin ...Esas ve ... Karar sayılı kararı ile davanın iflas tarihinden sonra açıldığı gerekçesiyle ticaret mahkemesine görevsizlik kararı verildiği ve Mahkememiz esasına kaydedildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından 03.10.2025 tarihinde açılan dava ile; davacı ile davalı ... şirketi arasında ...tarihinde ... yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesi akdedildiği, Sözleşmeye konu olan ... İli, ... İlçesi, ... mevkii, F210D19D18 pafta 1539 ada 2 parselde kayıtlı taşınmaz 155.000,00 TL + KDV bedel karşılığında satın alındığı, taraflar arasındaki sözleşme gereği davacı tarafından 24.01.2011 tarihinde 55.000,00 TL tutarında peşinat ödemişdiği, Geri kalan 100.000,00 TL ise 30.05.2012 tarihinde ödendiği ve davalı müflise borcunun bulunmadığı, Akdedilen sözleşmenin 6. Maddesinde düzenlenen "Taşınmazın teslimi" başlıklı maddesi gereği Taşınmaz sözleşme tarihinden itibaren 18 ay sonra teslim edilecektir, denilmesine rağmen sözleşme gereğince davalı müflisin taşınmazı 24.07.2012 tarihinde eksiksiz teslim edeceğini taahhüt etmesine rağmen taşınmazı teslim etmediğini, sözleşme tarafının temerrüde düşmesiyle taşınmaz satın alan kişinin geç teslim dolayısıyla uğradığı zararların başında mahrum kalınan kira alacağı (kira kaybı) gelmektedir. Bu nedenle TBK 125/1 uyarınca düzenlenen seçimlik haklardan aynen ifa ve gecikme tazminatını talep ettiklerini belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davacı tarafından açılan davanın 03.10.2025 tarihinde müflis ...'nın iflasından sonra açıldığı bu suretle eldeki davanın sıra cetveline kayıt kabul davası niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafından her ne kadar aynen ifa ve gecikme tazminatı talepli eldeki dava açılmış ise de; taraflar arasındaki satış vaadi sözleşmesi sonrasında taşınmazın mülkiyeti ve tapu kaydının davacı üzerine devredildiği tapu kayıtları ile sabit olup, davacının taşınmazın mülkiyetine sahip olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar taşınmaz davacıya anahtar teslim oturuma hazır olarak teslim edilmemiş ise de; davalı müflis ...'nın dava tarihinden önce iflas ettiği, iflas nedeniyle davalı müflis ...şirketinin taşınmazı anahtar teslim oturuma hazır olarak teslimi hususunun imkansızlaştığı, nitekim müflis ... İflas İdaresi'nin de aynen ifayı kabul etmediği gibi aynen ifaya yönelik olarak taşınmazları tamamlama açısından karar almadığı anlaşılmaktadır. 6098 sayılı Kanun'un 125. Maddesi gereğince gecikme tazminatı ancak aynen ifa ile birlikte talep edilebilecek nitelikte olup, yukarıda açıklandığı üzere davalı yüklenici satıcının iflas halinde bulunması nedeniyle aynen ifanın imkansızlaştığı bu suretle davacının ancak 2004 sayılı Kanun'un 198. Maddesi ve 6098 sayılı Kanun'un 125. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince tamamlama bedeline yönelik rayiç değer tazminat alacağını müspet zarar olarak talep edebileceği tamamlama bedeline yönelik rayiç değer tazminat alacağı ile birlikte müspet zarar alacağı kapsamında ise aynen ifanın imkansızlaşması nedeniyle gecikme tazminatının talep edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı tarafından gecikme tazminatı talep edilmiş ise de yukarıda detaylıca açıklandığı üzere 6098 sayılı Kanun'un 125. Maddesi gereğince gecikme tazminatı ancak aynen ifa ile birlikte talep edilebilecek bir seçimlik hak niteliğinde olup, davaya konu somut olayda taşınmazın tamamlanmasına yönelik aynen ifanın davalı şirketin iflası nedeniyle mümkün olmadığı bu nedenle taşınmazın tamamlama bedeline yönelik rayiç değeri niteliğindeki davacı müspet zararının sıra cetveline davacı alacağı olarak kayıt kabulüne karar verilebileceği bununla birlikte aynen ifanın mümkün olmaması nedeniyle aynı anda aynen ifa talebi ile birlikte talep edilebilecek gecikme tazminatının talep edilemeyeceği anlaşılmakla davacının gecikme tazminatına yönelik talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi de ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "...'ce geç teslimden kaynaklanan kira alacağı ve gecikme cezası taleplerinin reddine karar verilmiş olup, açıklanan nedenlerle sözleşmenin aynen ifa olanağı kalmayıp müspet zarara hükmedilirken aynı anda edaya ek olarak istenebilecek kira kaybı ve cezai şart alacağı şeklinde menfi zarara da hükmedilmesi mümkün değildir. Geç teslimden kaynaklanan kira alacağı asıl talebe yani tapu iptali ve tescil istemine bağlı olduğundan ve asıl talep reddedildiğinden asıl talebi bağlı geç teslimden kaynaklanan kira alacağının ve gecikme cezasının reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup,davacı vakilinin istinaf sebep ve gerekçelerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi ... E.,...rarında ise aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "-Ayrıca kayıt kabul davalarında tahsile değil, alacağın iflas masasına kaydına karar verilmekle yetinilir. Alacağın ödenmesi ancak tasfiye sonunda masa mevcudunun sıra cetveline uygun biçimde dağıtımı aşamasında gerçekleşir ve alacakların tam olarak ödenip ödenmeyeceği ancak bu aşamada anlaşılabilir. Bu sebeple kayıt kabul davalarında maktu karar ve ilam harcı alınması, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir. 4-Kabul yönünden ise tescil mümkün görülmeyip tazminata hükmedildiği halde sözleşmenin ifasına bağlı gecikme ve kira tazminatının tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiştir." Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi de ...E., ...K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır "Yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere davacının sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle uğradığı zarar malvarlığındaki eksilme yani bağımsız bölümün dava tarihindeki rayiç değeri olduğundan, İDM'ce taşınmazın gerekçeli denetime ve hüküm vermeye elverişli uzman bilirkişi kurulu raporu ile dava tarihi itibariyle belirlenen rayiç değeri 700.000,00 TL'den davalı tarafından yapılan ödemelerin mahsubu ile bakiye 657.660,00 TL nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Davacı vekilinin hüküm altına alınan bedele ilişkin istinaf başvuru sebep ve gerekçesi yerinde görülmediğinden reddi gerekir. Davacı vekili cezai şart ve kira kaybı alacağının davalıdan tahsilini talep etmiş ise de yukarıda açıklanan nedenlerle sözleşmenin aynen ifa olanağı kalmayıp müspet zarara hükmedilirken aynı anda asıl ifaya ek olarak istenebilecek kira kaybı ve cezai şart alacağı şeklinde menfi zarara da hükmedilmesi mümkün değildir. Cezai şart ve kira kaybı alacağının tahsili talebi asıl talebe yani tapu iptali ve tescil istemine bağlı olduğundan ve asıl talep reddedildiğinden asıl talebi bağlı cezai şart ve kira kaybı alacağının tahsili talebinin de ... reddine karar verilmesinde de usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Davacı vekilinin cezai şart ve kira kaybı alacağı talebinin reddine ilişkin karara yönelik istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri yerinde görülmediğinden reddi gerekir." Yukarıda detaylıca açıklanan gerekçeler kapsamında davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli 732,00 TL harçtan peşin yatırılan 615,40 TL harcın düşümü ile geri kalan 116,60 TL harcın davacı taraftan tahsili ile hazineye İRAD KAYDINA , 3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına , 4-Davacı tarafça peşin yatırılmış olan gider avansından artan kısmın, karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre 12.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dair;6100 Sayılı HMK'nın 341/2. Maddesi uyarınca KESİN olarak verilen karar davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/09/2026

Katip ¸e-İmzalıdır.

Hakim ¸e-İmzalıdır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1247, K. 2026/721, T. 14.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1247-e-2026-721-k-c32cb8d858d3