Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1194 E. 2026/1115 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1194
Karar No
2026/1115
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2026/1194 Esas 2026/1115 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1194 KARAR NO : 2026/1115

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/04/2026 NUMARASI : 2026/164 Esas 2026/329 Karar DAVA : Muarazanın Giderilmesi DAVA TARİHİ : 07/11/2023 KARAR TARİHİ : 11/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/09/2026

Taraflar arasındaki muarazanın giderilmesi istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Ltd. Şti'nin Kırşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/71 Esas-2020/119 Karar sayılı ve 11/03/2020 tarihli kararı ile iflasına karar verildiğini ve Şirket yönetiminin müvekkili iflas idaresine geçtiğini, Şirketin ve alacaklıların menfaatini korumakla yükümlü bulunan iflas idaresi tarafından ihtiyaç duyulan Şirketin davalı Banka nezdinde bulunan hesaplarına ait hesap ekstrelerinin 4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu'nun 5. maddesi ve Avukatlık Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca verilmesi istemiyle 20/10/2023 tarihinde yapılan başvurunun davalı Banka tarafından ibraz edilen vekaletnamede bankalardaki hesaplar hakkında her türlü bilgi, belge vs talep etme ile ilgili özel yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, Bankacılık Kanunu'nun 73/3 maddesinin sır saklama yükümlülüğüne ilişkin olup, somut olayla ilgisinin olmadığını, Bankacılık Kanunu'nda vekillerin bankalardan müvekkillerinin hesabına ilişkin olarak bilgi ve belge istemesi halinde vekaletnamelerinde özel yetki bulunması gerektiğine dair açık bir düzenleme bulunmadığını ileri sürerek muarazanın giderilmesi ve müvekkili şirket adına olan hesaplara ait hesap ekstrelerinin verilmesi yönünde hüküm kurulmasını talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu`nun 513/1. maddesinde "Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme, vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona ermiş olur." denildiğini, bu kapsamda müvekkili bankaya sunulan vekaletname uyarınca müşteri sırrı niteliğindeki bilgilerin 5411 sayılı Yasanın 73. maddesinde yer alan "Sıfat ve görevleri dolayısıyla bankalara veya müşterilerine ait sırları öğrenenler, söz konusu sırları bu konuda kanunen açıkça yetkili kılınan mercilerden başkasına açıklayamazlar. Bu yükümlülük görevden ayrıldıktan sonra da devam eder. Bankacılık faaliyetlerine özgü olarak bankalarla müşteri ilişkisi kurulduktan sonra oluşan gerçek ve tüzel kişilere ait veriler, müşteri sırrı hâline gelir. Diğer kanunların emredici hükümleri saklı kalmak kaydıyla, müşteri sırrı niteliğindeki bilgiler, bu maddede belirtilen sır saklama yükümlülüğünden istisna tutulan hâller haricinde, 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca müşterinin açık rızası alınsa dahi, müşteriden gelen bir talep ya da talimat olmaksızın yurt içindeki ve yurt dışındaki üçüncü kişilerle paylaşılamaz ve bunlara aktarılamaz." şeklindeki hüküm nedeniyle davacı tarafa talep etmiş olduğu bilgi ve belgelerin verilemediğini, davacı tarafın gerek iflas idaresi gerekse bunun dışında davacı firmanın vekili olduğunu, talep ettiği belgelerin bu zamana kadar açmış olduğu çok sayıda dava, şikayet ve icra takiplerine sunulduğunu, takip ve dava dosyalarından kolayca temin edebileceği bilgi ve belgeleri müvekkili Bankadan tekrar talep ederek muarazayı kendisinin yarattığını, davacının hukuki yaranının bulunmadığını, müvekkili Bankanın Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından çıkarılan talimatlar ile bağlı olduğunu, BDDK tarafından Türkiye Bankalar Birliği Genel Sekreterliğine gönderilen yazıda avukatın müşteri bilgilerini alabilmesi için vekâletnamesinde bu yönde müşterinin rızasını açıkça ifade eden hüküm olması gerektiğini, genel vekâletnameye istinaden söz konusu bilgilerin verilemeyeceğinin açıkça ifade edildiğini, nitekim Yargıtay 19. HD., E. 2017/5587 K. 2019/2531 T. 15.4.2019 tarihli kararının da aynı yönde olduğunu, vekaletnamenin dayanağını oluşturan iflas idaresinin yetki belgesinde davacı vekiline ahzu-kabz yetkisi dahi verilmemiş iken (Noter tarafından düzenlenen vekaletnamede bulunmasına rağmen dayanak yetki belgesinde bulunmadığı) müvekkilinin bankadan hesap ekstresi ve diğer belgeleri istemesininin hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; dosya içerisine davalı vekilince sunulan ve iflas idaresi tarafından verilen vekaletnameye esas olan yetki belgesinde davacı vekiline ahzu kabz yetkisinin verilmemiş olduğu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Denetleme Kurulu'nun ''müşterilere ait sırların bankalar tarafından müşterilerinin izni dahilinde açıklanabileceği noktasından hareketle, bir avukatın müvekkilinin banka hesabı hakkında bilgi alabilmesinin ancak, müvekkilince verilecek vekaletnamede bu hususta özel bir hüküm bulunması veya vekaletnamede müvekkilinin hesabından para çekme yetkisinin yer alması halinde mümkün olabileceğinin kabulü gerekmektedir'' şeklindeki yerleşik uygulaması ve bankaların işlemlerinin BDDK denetiminde yapıldığı gözetildiğinde dosyaya bu konuya ilişkin özel vekaletname sunmayan davacı vekilinin talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu ve vekaletnameye esas yetki belgesi içeriğinin ahzu kabz yetkisi ile ilgisinin bulunmadığını, Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 24/11/2011 tarihli görüşüne de konu olduğu üzere vekaletnamede açıkça "ahzu kabz yetkisi yoktur" denilmediği sürece avukatın vekaletname ile ahzu kabz yetkisine sahip olduğunu, davacı vekilinin iflas masası/idaresi tarafından yetkilendirildiğini, muarazanın giderilmesi davalarının eda davası niteliğinde olduğunu, eldeki davanın açılmasında hukuki yararın bulunduğunu, Yargıtay 11. HD'nin 09/10/2017 tarih 2016/3192 E.-2017/5178 sayılı kararı ile; Bankacılık Kanunu'nda, vekillerin bankalardan (bizzat) müvekkillerinin hesabına ilişkin olarak bilgi ve belge istemesi halinde, vekaletnamelerinde özel yetki bulunması gerektiğine dair bir düzenleme bulunmadığı, davacı adına vekaletnameye istinaden istenilen bilgilerin Avukatlık Kanunu'nun 2/3. maddesi gereğince davacının vekiline bildirilmesinin gerektiği, bu hususta vekaletnamede özel yetkiye ihtiyaç bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı vekilinin davalı bankadan Avukatlık Kanun'un verdiği yetkiye istinaden davacı adına istediği bilgi ve belge suretlerinin davalı banka tarafından davacıya veya vekiline verilmesi suretiyle taraflar arasındaki muarazanın giderilmesine karar verilmesine dair bozma kararı üzerine verilen yerel mahkeme kararını onadığını, dava dilekçesinde ve yargılama sırasında bahsedilen Yargıtay ilamlarından mahkemenin gerekçesinde taraf delili olarak bahsedilmediğini ve delil değerlendirilmesi yapılmadığını, neden hükme esas alınmadığına dair bir gerekçe oluşturulmayarak gerekçeli karar yazma yükümlülüğüne aykırı olarak karar verildiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Dairemizin 2024/12021 Esas-2025/1568 Karar sayılı ve 11/12/2025 tarihli karar ilamı ile mahkemece hem esasa ilişkin hem de usule ilişkin (hukuki yarar) gerekçe oluşturularak davanın reddine hükmedildiği, davanın hangi gerekçe ile reddedildiğinin açıkça anlaşılamadığı, hem esastan hem de usulden ret kararı verilmesinin HMK'nın 297. maddesi ile Anayasa'nın 143. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle kararın kamu düzeni ilkesi gözetilerek kaldırılmasına karar verilmesi üzerine istinaf incelemesine konu eldeki karar verilmiştir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacı müflis Şirket vekilinin müvekkili şirketin davalı banka nezdinde bulunan hesaplarına ait hesap özetlerinin kendisine gönderilmesine ilişkin talebinin davalı banka tarafından TBK'nın 513/1 ve Bankacılık Kanunu'nun 73. maddesi gerekçe gösterilerek yerine getirilmediği ileri sürülerek oluşan muarazının giderilmesi talebi ile eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Davalı vekilince, davacı müflis şirket vekilinin başvurusu sırasında sunmuş olduğu vekaletnameye dayanak Kırşehir İcra Müdürlüğünün 11/01/2023 tarihli yetkili belgesinde ahzu kabz yetkisinin ayrık tutulduğunu ve ahzu kabz yetkisi bulunmayan avukatın müvekkili bankadan hesap ekstresi ve sair belgeleri isteyeceğini savunmaktadır. Buna göre uyuşmazlık, iflas idaresinin görev ve yetkileri ile iflas idare memurunun vekalet verdiği vekilin müflisin hesabı hakkında bilgi alabilmesi için vekaletnamesinde özel yetki bulunmasının gerekip gerekmediği hususunda toplanmaktadır. Öncelikle İİK'nın 208 maddesi ve devamı maddelerine göre müflisin mal ve haklarının (masa aktifi) defterini tutma ve muhafaza tedbirlerini alma görevi iflas dairesine ait bulunmaktadır. Öte yandan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 73. maddesinin 3. fıkrasına göre; ".......Bankacılık faaliyetlerine özgü olarak bankalarla müşteri ilişkisi kurulduktan sonra oluşan gerçek ve tüzel kişilere ait veriler, müşteri sırrı hâline gelir. Diğer kanunların emredici hükümleri saklı kalmak kaydıyla, müşteri sırrı niteliğindeki bilgiler, bu maddede belirtilen sır saklama yükümlülüğünden istisna tutulan hâller haricinde, 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca müşterinin açık rızası alınsa dahi, müşteriden gelen bir talep ya da talimat olmaksızın yurt içindeki ve yurt dışındaki üçüncü kişilerle paylaşılamaz ve bunlara aktarılamaz. Kurul ekonomik güvenliğe ilişkin yapacağı değerlendirme neticesinde, müşteri sırrı ya da banka sırrı niteliğinde olan her türlü verinin, yurt dışındaki üçüncü kişilerle paylaşılmasını ya da bunlara aktarılmasını yasaklamaya, ayrıca bankaların faaliyetlerini yürütmede kullandıkları bilgi sistemleri ve bunların yedeklerinin yurt içinde bulundurulması hususunda karar almaya yetkilidir. Bu maddede belirtilen sır saklama yükümlülüğünden istisna tutulan hâllerde yapılacak paylaşımlar da dâhil olmak üzere, müşteri sırrı ve banka sırrı niteliğindeki bilgiler, sadece belirtilen amaçlarla sınırlı olmak ve ölçülülük ilkesine uygun olarak bu amaçların gerektirdiği kadar veriyi içermek kaydıyla paylaşılabilir." Aynı maddesinin 5. fıkrasında ise sır niteliğindeki bilgilerin, üçüncü ve dördüncü fıkralar uyarınca yapılacak paylaşım ve aktarımlarına ilişkin kapsam, şekil, usul ve esasları belirlemeye veya bunlara ilişkin sınırlamalar getirmeye Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun yetkili olduğu düzenlenmiştir. Sır Niteliğindeki Bilgilerin Paylaşılması Hakkında Yönetmelik ise 04/06/2021 tarih ve 31501 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olup, 24/12/2021 tarih ve 31699 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan değişiklik çerçevesinde 01/07/2022 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiş; söz konusu Yönetmeliğe ilişkin olarak uygulamada yaşanabilecek tereddütleri gidermek amacıyla Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun Sır Niteliğindeki Bilgilerin Paylaşılması konulu Genelgesi (2022/1) yayınlanmıştır. Buna göre müşteri sırrı niteliğindeki bilgiler, bu bilgilerin paylaşılmasına ilişkin talep veya talimatın alınması şartıyla ve bu talep veya talimat ile ölçülü olacak şekilde paylaşılabilecek olup, sır niteliğindeki bilgilerin paylaşılması müşterinin talebi veya talimatında belirtilen amaç ile sınırlı olacaktır. Söz konusu Genelgenin 3.12. maddesi "...Bu kapsamda, banka müşterisi olan şirketlerin, hesap hareketlerine ilişkin bilgilerin, yurtdışına, şirketin bağlı olduğu çok uluslu grubun paylaşımlı hizmet merkezlerine gönderilebilmesi için müşterinin bu konuda talep ya da talimatının alınması gerekmektedir. Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin “Müşterinin, talep ya da talimatı üzerine yapılacak paylaşımlarda birinci fıkrada belirtilen ölçülülük ilkesine uyulup uyulmadığı, müşterinin talep ya da talimatına uyulup uyulmadığı ile sınırlı olarak değerlendirilir. Müşterinin paylaşılmasını talep ettiği veri seti içinde başka müşterilere ya da başka bankaların müşterilerine ilişkin sır kapsamındaki bilgilerin de olması halinde ise, birinci fıkradaki yükümlülüğe herhangi bir sınırlama olmaksızın uyulması zorunludur.” hükmünü amir yedinci fıkrasında ise müşterinin talep ya da talimatı üzerine yapılacak paylaşımda başka müşterilere ilişkin sır kapsamındaki bilgilerin olması halinde, söz konusu paylaşımın Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen, “amaçla sınırlı olmak” ve “ölçülülük ilkesine uygun olarak bu amaçların gerektirdiği kadar veriyi içermek” esaslarına uygun şekilde yapılması ve paylaşımın ölçülü olabilmesi için anılan hükümde sayılan asgari hususların da yerine getirilmesi gerekmektedir. Diğer taraftan Yönetmeliğin bu hükmü, içinde üçüncü taraf bilgilerinin de yer aldığı müşteri hesap hareketleri gibi müşteri bilgilerinin, müşterinin talep ya da talimatı üzerine, bizatihi müşterinin kendisi/temsilcisi ile ya da kendisine/temsilcisine ait olduğunu beyan ettiği bir iletişim adresi ile paylaşılmasına engel teşkil etmemektedir. Ancak söz konusu temsil ilişkisinin kurulmasına yönelik müşteri tarafından yapılacak yetkilendirmede ve müşterinin bankaya ileteceği talep/talimatta, müşteri sırrı niteliğindeki bilgi ve belgelerin de temsilci ile paylaşılabileceğinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Bu gibi durumlarda müşterinin paylaşılmasını talep ettiği veri seti içinde başka müşterilere ya da başka bankaların müşterilerine ilişkin sır kapsamındaki bilgilerin de olması nedeniyle bankanın, Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki yükümlülüğe herhangi bir sınırlama olmaksızın uyma yükümlülüğü bulunmamakta, 6 ncı maddenin yedinci fıkrasının birinci cümlesinde de belirtildiği şekilde bu gibi durumlarda bankanın ölçülülük ilkesine uyup uymadığı hususu, müşterinin talep ya da talimatına uyulup uyulmadığıyla ya da diğer bir ifade ile bu talep/talimatın sınırlarını aşacak şekilde bizatihi bankanın paylaşım amaç ve yöntemlerini belirleme konusunda inisiyatif alıp almadığıyla sınırlı olacak şekilde değerlendirilmelidir." şeklindedir. Bu açıklamalar ışığında somut olayın değerlendirilmesinde; iflas halindeki Şirketin tasfiyesinin iflas idaresi tarafından yapılmakta olduğu, iflas idaresince masa vekili olarak Av. ...'ün atanmasına karar verildiği ve 11/01/2023 tarihli vekaletname ile vekil olarak atandığı, söz konusu vekaletnameye dayalı olarak davalı bankaya başvuran avukatın iflas halindeki şirketin banka nezdinde bulunan tüm hesaplarına ait hesap dökümlerinin tarafına gönderilmesini talep ettiği, davalı bankanın ise ekli vekaletname uyarınca müşteri sırrı niteliğindeki bilgilerin paylaşılmasının mümkün olmadığı gerekçesi ile talebin yerine getirilemeyeceğinin bildirildiği, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun genelgesi ile müşteri sırrı niteliğinde olan hesap hareketlerinin temsilci tarafından talep edilebilmesi için müşteri tarafından yapılacak yetkilendirmede "müşteri sırrı niteliğindeki bilgi ve belgelerin de temsilci ile paylaşılabileceğinin açıkça belirtilmesi gerektiğinin" belirtildiği, dava konusu vekaletnamenin bu hususta özel yetki içermediği gibi vekaletnameye ekli yetki belgesinde ahzu-kabz, sulh, ibra, feragat ve tevkil yetkilerinin hariç tutulduğu, bankaların işlemlerinin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu denetiminde yapıldığı gözetildiğinde davalı Banka tarafından özel vekaletname sunmayan davacı vekiline hesap hareketlerinin teslim edilmemesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı (emsal Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 2017/5587 E.-2019/2531 K. sayılı ve 15/04/2019 tarihli kararı) gibi müflis şirketin malvarlığının tespiti görev ve yetkisinin esasen iflas tasfiyesini yürüttüğü anlaşılan iflas idaresine ait olduğu da gözetildiğinde Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/09/2026

Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi-

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1194, K. 2026/1115, T. 11.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1194-e-2026-1115-k-8391d8f202b4