Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/591 E. 2026/1337 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/591
Karar No
2026/1337
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/591 KARAR NO : 2026/1337

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/11/2022 NUMARASI : 2022/68 Esas 2022/1443 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ : 04/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/06/2026

Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/68 Esas ve 2022/1443 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...dava dilekçesi ile özetle: Davalı şirketin Salihli Şubesi ile bir kısım taşıma işlerinin yapılması konusunda anlaşıldığını, taşıma işlerinin gerçekleştirildiğini, kooperatif olarak taşıma işi ile ilgili üzerine düşen tüm görev ve sorumlulukların yerine getirildiğini, söz konusu malların, kendilerine bildirilen adreslere eksiksiz ve hasarsız olarak teslim edildiğini, taşıma işi ile ilgili olarak davalı şirket adına "A" seri, 327452 sıra nolu, 28.08.2019 tarihli ve 33.984,00 TL bedelli; 327716 sıra nolu, 14.09.2019 tarihli ve 826,00 TL; 440907 sıra nolu, 19.02.2020 tarihli ve 2.360,00 TL bedelli; 327516 sıra nolu, 31.08.2019 tarihli ve 2.832,00 TL bedelli; 702305 sıra nolu, 02.10.2019 tarihli ve 1.475,00 TL bedelli; 173576 sıra nolu, 29.07.2019 tarihli ve 4.838,00 TL bedelli; 327726 sıra nolu, 30.09.2019 tarihli ve 708,00 TL bedelli faturaların kesildiğini, faturaların davalı şirkete tebliğ edildiğini, davalı şirketin faturalara ve fatura içeriklerine bir itirazı olmamasına rağmen, fatura bedellerinin ödenmediğini, taşıma işi bedellerinin tahsili amacıyla Salihli İcra Müdürlüğü'nün 2021/20681 E. (Kapatılan 2. İcra Müd.' nün 2021/2328 E. Eski) nolu takibinin yapıldığını, davalı şirketin 30.07.2021 tarihli dilekçe ile ödeme emrine, bo*rca, takibe, faiz oranına, faize, işlemiş faize, yetkiye ve takibin tüm ferilerine itiraz ettiğini, davalı şirketin kooperatife faizi ile birlikte 60.357,42 TL borcu olduğunu, davalının itirazının borcunu ödememeye veya geç ödemeye yönelik olup itirazlarının haksız ve yersiz olduğunu, 6100 sayılı HMK'nın 14. maddesinde tüzel kişilerle ilgili davalarda, şubenin işlemlerinden doğan davalarda, o şubenin bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğunun düzenlendiğini, davalı şirketin Salihli'de şubesi bulunduğunu, davalı şirketin şube adresinin: Salihli .... Cad.No:...SALİHLİ/MANİSA 'olduğunu, bu nedenle davalı şirketin Salihli İcra Dairelerinin yetkisiz olduğuna ilişkin iddialarının da haksız ve yersiz olduğunu, davalı aleyhine yapılacak icra takiplerinde ve davalarda Salihli/MANİSA İcra Daireleri ve Mahkemelerinin de yetkili olduğunu, İddia ile davalı şirketin itirazının iptali ile takibin devamına ve takip miktarının %20'si oranında kötüniyet tazminatına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. CEVAP: Davacı tarafça dava dilekçesinde belirtilen şekilde bir borç bulunmadığını, müvekkili şirketin ticari defterleri incelendiğinde alacaklı olduğunu iddia eden tarafa, talep edilen miktarda borcu olmadığının anlaşılacağı, Müvekkilinin iddia edilen ve sözde faturalara konu edilen hizmeti almadığı, davacı taraf dava dilekçesinde, davanın konusunu oluşturan faturalardan bahsetse de dava dilekçesi eklerinde herhangi bir faturaya yer verilmediği, ilgili faturaların 6102 sayılı Ticaret Kanunu'na uygun şekilde tutulup tutulmadığı, zamanında müvekkiline gönderilip gönderilmediğinin muallak olduğu, Ayrıca dava dilekçesinde ilgili faturaların içeriklerine müvekkili şirketçe itiraz edilmemiş olması borç ilişkisindeki işin varlığına ya da ilgili işin ayıpsız ve eksiksiz yerine getirildiğine delil teşkil etmediği, Müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra takibinde süresi içinde yetkiye, borca ve faize itirazda bulunulduğu, icra takibinin yetkisine itiraz edilmişse mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın resen incelenip sonuçlandırılması gerektiği, İtirazın iptali davasının, geçerli bir icra takibinin ve geçerli bir itirazın varlığına bağlı olduğu, Ayrıca davacının, müvekkili şirketin %20 oranında tazminata mahkum edilmesi yönündeki taleplerinin de hiçbir surette kabulünün mümkün olmadığı, Kanun maddesinin açıkça belirttiği şekilde davacı yanın takip talebine bu borca ilişkin belgeleri eklemesi gerekirken müvekkiline sadece ödeme emri tebliğ edildiğini, Bu durumda neye dayanarak borçlu kılındığını bilmeyen müvekkilinin itirazı kötü niyetli olmayıp hayatın olağan akışına uygun olduğu ve icra inkar tazminatını gerektirmediği, savunulmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Davacının istemi taşıma işlerinden kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı şirketin ticari defterlerinin incelenmesi ile dosyaya sunulan 12/09/2022 tarihli bilirkişi raporu ile defterlerin usulüne uygun tutulduğu, davaya konu 7 adet faturanın davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının 47.023,00-TL borçlu olduğunun kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi ile dosyaya sunulan 15/07/2022 tarihli bilirkişi raporu ile 2019 yılı yevmiye defterinin Salihli 2.Noterliğince 28/12/2018 tarih ve 25665 yevmiye numarası ile onaylandığı ancak muhasebe programındaki aksaklıktan dolayı yazdırılamadığı bildirildiği, davacı defterlerinin HMK'nın 222. Maddesindeki şartları taşımadığı davaya konu 7 adet faturanın davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının 47.023,00-TL borçlu olduğunun kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Tarafların ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde, dava konusu alacağın davalı şirketin ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu, bu kapsamda alacağın varlığının ispatlandığı, davalı tarafça takibe yapılan itirazın haksız olduğu..." gerekçesi ile, davanın kabulü ile; Salihli 2. İcra Dairesi'nin 2021/2328 Esas sayılı icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın İPTALİNE, takibin takip talebindeki şartlarla devamına, asıl alacağın %20'si olan 9.404,60-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, olan davada seçimlik yetkinin mevcut olduğunu, davacının HMK'nun 14/1 maddesine dayanarak müvekkili şirketin Salihli/Manisa şubesiyle ticari ilişki içinde olduğu iddiasıyla yetkili mahkeme olarak Manisa Mahkemeleri'ni seçmesinin dürüstlük kuralına aykırı olup hakkın kötüye kullanılmasını teşkil ettiğini, müvekkili şirketin yerleşim yerinin Kadıköy/İstanbul ve yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, müvekkili davalının davacıya dava dilekçesinde belirtilen şekilde borcunun olmadığını, bilirkişi raporunda davacı defterlerinin HMK'nun 222. maddesi şartlarını taşımadığının belirtildiğini, dava dilekçesindeki ilgili faturaların içeriklerine müvekkili şirketçe itiraz edilmemiş olmasının borç ilişkisindeki işin varlığına ya da ilgili işin ayıpsız ve eksiksiz yerine getirildiğine delil teşkil etmediğini, ispat yükünün davacıya ait olduğunu, temel borç ilişkisinin kanıtlanması gerektiğini, davacının iddiasını ispatlayamadığını, mahkemece gerekli araştırma ve incelemenin yapılmadığını, icra takibinde icra yetkisine de itiraz edildiğinden öncelikle icra yetkisine itirazın incelenmesi gerektiğini, alacağın likit olmadığını, yargılama gerektirdiğini, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davanın usul ve esastan reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, taşıma hizmet sözleşmesinden kaynaklanan fatura bakiye alacağın tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir. İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre “(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle icra müdürlüğü ve mahkemenin yetkili olmasına, hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, takibe dayanak faturaların taraf ticari defterlerinde kayıtlı olmasına, taraf ticari defterlerine göre davalı şirketin davacıya 47.023.00.TL borcunun olmasına, davalı tarafından 47.023.00.TL borcun ödendiğinin yasal delillerle ispatlanamamasına, alacağın likit ve belirlenebilir olmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/11/2022 tarih ve 2022/68 Esas 2022/1443 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 4.123,01.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 1.030,76.TL harcın mahsubu ile bakiye 3.092,25.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu sırasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 04/06/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/591, K. 2026/1337, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-591-e-2026-1337-k-f2e8f64547ad