Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/3 E. 2026/1077 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/3
- Karar No
- 2026/1077
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/3
KARAR NO: 2026/1077
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/10/2022
NUMARASI: 2020/396 Esas -2022/663 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/05/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 21/05/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin, 27.05.2019 tarihinde davalı şirketten toplam 300 kutu olmak üzere ... isimli ürünü satın almış olduğunu, ... isimli ürünün üç parça alt üründen oluşmakta, bu ürünlerden birinin güneş sonrası içeriği ile güneşin zararlı etkilerine karşı derinin doğal savunmalarını güçlendirmede yardımcı bir güneş sonrası cilt bakımı ürünü olup aynı zamanda simli vücut yağı özelliklerine haiz güneşlenme esnasında kullanımı olan özel bir kozmetik ürün olduğunu, davacı şirketin satın aldığı işbu ürünlerden 28 adedini kendi bünyesinde bırakarak kalan 272 adedini 28.05.2019 tarihinde ... adresinde mukim ...Limited Şirketine sattığını ve ... Şirketinin ürünlerin kısmen ticaretine başlayarak ..... bölgesinde mukim eczanelere ve eczaneler marifetiyle de nihai tüketiciye ulaştırmış olduğunu ancak ürünlerin ilk satışından itibaren ürünlerdeki gizli ayıbın ortaya çıktığını, ürünün özelliklerinde tarif edildiği gibi ürünün içerisindeki sıvının, partiküller şeklinde olup, şişenin üzerindeki püskürtücü pompa vasıtası ile yüzeye çıkmakta olduklarını, Kalın partiküllü sim içeren sıvı, kullanıcının derisi ile temas sağlamak suretiyle üründen beklenen kozmetik amacın elde edilememekte olduğunu, halbuki, istenen ve beklenen kullanım şeklinin vapörotöre normal bir şekilde basıldığında cüz'i ve düşük yoğunlukta ve kıvamda bir sıvının kullanıcının eline ulaşması olduğunu, bahse konu üründe ortaya çıkan gizli ayıbın ... Şirketinin ürünleri sattığı kitleden gelen iadeler sonrasında anlaşılmış olduğunu, ürünlerin davacı şirket tarafından alınması anında ve sonrasında ... Şirketine satılması esnasında 300 adet kutudan oluşan ürünlerin tek tek açılarak elle veya basit bir kullanım şekliyle muayene etme olasılığının bulunmamakta olduğunu, bahse konu ürünlerin ambalajının ciddi biçimde zarar göreceğinden veya ürün içeriklerindeki zaten sınırlı miktarda bulunan sıvıların azalmasına sebebiyet vereceğinden bu şekliyle nihai tüketiciye sunulmasının mümkün olamayacağını, ürünlerde ortaya çıkan gizli ayıbın anlaşılmasından sonra işbu hususun ....... Şti tarafından davacı şirkete ayıp ihbarında bulunulması ile süreçten haberdar olunduğunu ve davacı şirketin basiretli bir tacire yakışır şekilde ürünlerde ortaya çıkan gizli ayıptan ürünlerin üreticisi ve davacı şirkete satıcısı olan davalı şirketi derhal haberdar etmiş olduğunu, davalı şirketin ürünlerde ortaya çıkan gizli ayıpları telafi etmek maksadıyla ürünlerin bulunduğu ..... bölgesine uzman ekiplerini göndererek bahse konu ürünleri muayene ettiklerini ve sonrasında ürünlerini onardıklarını, kullanım şeklinde tarif edildiği gibi kullanıma hazır olduğunu beyan ettiklerini, davalı şirket tarafından yapılan işlemlerin ardından ... Şirketince ürünlerin eczanelere ve parfümerilere satışının tekrar yapıldığını, fakat satılan ürünlerin kullanıcılar tarafından iade edildiğini ve sorunun giderilmediğinin anlaşılmış olduğunu, İkinci defa alınan iadelerin eczacı müşteriler açısından telafisi mümkün olmayan bir şekilde davacı şirketin itibarını zedelediğini, daha sonra tek tek açılarak ürünlerin muayene edildiğini ve yapılan muayeneler sonrasında ürünlerdeki gizli ayıbın giderilmediği, ilk kullanımda sıvının geldiği ancak birkaç kullanım sonrasında sıvının gelmediğinin teyit ve tespit edilmiş olduğunu, ... Şirketinin bahse konu ürünlerle ilgili olarak daha fazla ticari itibarına zarar gelmemesi adına ürünleri satın aldığı davacı şirkete gönderdiğini ve davacı şirketin de 254 adet ayıplı ürünün iadesini kabul ettiğini, davalı şirket ile yapılan görüşmeler neticesinde ürünün pompa arızası olduğu tekrar doğrulanmış ve iade almaları gerekirken bu ürünlerin içindeki problemli parçaların davacı şirkete gönderilmek sureti ile sorunun çözülmesinin davacı şirketten beklenilmiş olduğunu, ancak ürün ambalajlarının açılıp bu ürünlerin değiştirilmesi ve sonrasında aynı ambalaja getirebilecek tesis imkanının davacı şirkette olmaması sebebiyle bu yönde bir işlemin yapılmasının mümkün olmadığını, bahse konu 254 adet ürün ve ilk başta davacı şirket uhdesinde bırakılan 28 adet üründen geriye kalan 22 adet ürünün an itibariyle davacı şirketin yedinde olduklarını ve bu ürünlerden bazılarının miadı dolmak üzere olduklarından kutuları açıldığını ve içindeki sıvılar neredeyse bir daha kullanılamaz ve satışa sunulamaz hale geldiklerini, ürünlerle ilgili gizli ayıbın ivedilikle tespit edilebilmesi maksadıyla ürünlerin bütünlüğü her geçen zaman diliminde bozulacak olduğundan Beykoz 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/43 D. İş sayılı dosyasında ivedilikle bir kimyager bilirkişi ve bir mali müşavir bilirkişiden oluşan heyete dosya tevdi edilerek, gizli ayıbın ve uğranılan zararın HİVK m.400 hükmünde ifade edilen delil tespiti kurumuna başvurularak ürünlerin gizli ayıplı olduğu, bu ayıptan davalı şirketin 4100 kusurlu olduğu gerekçesiyle, 46.784,00-TL ürünlerin iade bedeli ve faaliyet karı alacağı ile 17.813,39-TL gümrük masrafları olmak üzere toplam 64.597,39-TL'nin tahsili cihetiyle İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında davalı şirket aleyhine icra takibi ikame edildiğini davalı tarafın itirazı üzerine takibin durduğunu bildirdiğinden bahisle icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin aynen devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davasının haksız, hukuka aykırı ve sebepsiz zenginleşme amacına matuf olduğunu, davacının bahsettiği ayıpların zaman aşımı ve hak düşürücü süreleri geçtikten sonra davalıya bildirilmesi sebebiyle davanın usulden reddinin gerektiğini, davacının hakkaniyet ve dürüstlük kuralını da ihlal ettiğini, ortada gizli ayıp oluşturan bir durum olmadığı gibi bir an için aksi düşünüldüğünde ayıp def'i ileri sürülecek bir durumun da bulunmadığını, pompa arızasının gizli ayıp değil, aksi düşünülse ve kabul anlamına gelmemek kaydıyla ancak açık ayıp olabileceğini, bu ayıbın ileri sürülmesinin ise süreye tabi olup bu süre geçtikten sonra ileri sürülen iddia ve davanın dinlenemez olduğunu, davalı tarafından her türlü incelemesi, kalite kontrolü, içeriği denetlenerek karşılıklı ürünlerin de kontrolleri de yapılarak davacı şirkete tam, eksiksiz ve ayıpsız olarak teslim edilmiş olduklarını ve davacı şirketin ürünleri alarak İstanbul'da mukim iş yerine götürmüş olduğunu, bu aşamadan sonraki hiçbir konunun davalı şirketi ilgilendirmeyeceğini, çünkü davalının davacıya sattığı ürünün, ne gibi badireler atlattığını, davacı tarafından nasıl bir satış ağına yönlendirdiği konusunda hem bilgisi hem de sorumluluğu olamayacağını, davacının anlatımlarına konu ürüne ait olduğu iddia edilen ayıbın davalı şirkete ait olmadığını ve davalı şirketin pompa ve diğer aksamı çalışır vaziyette davacıya ürünü satarak teslim etmiş olduğunu, davalı şirketin davacının ısrarı üzerine .... şirketine dahi hem yükümlülüğü hem de böyle bir gereklilik olmamasına rağmen tamamen müşteri memnuniyeti kapsamında giderek kontrollerini yaptırmış olduğunu, ürününe sahip çıkan davalı şirketin orada ürüne yönelik revizyonlar yapıldığını gördüğünü ve ürünü davacı ve davacının sattığı şirketin iddia ettikleri hale getirdiğini tespit ettiğini, kendilerinin tam ve eksiksiz, çalışır vaziyette teslim ettikleri ürünlere kimler tarafından bilinmez zarar verildiğini görmüş olduğunu, ayıplar varsa bile bunlardan kesinlikle davalı şirketin bir sorumluluğu olmadığını, davalı tarafından davacıya satılan ürünler daha paketlenmeden tüm aksesuarlarıyla birlikte tek tek incelenerek çalışır ve kullanıma hazır bir şekilde davacı tarafından teslim alınmış olduklarını, bu aşamadan sonra ileri sürülen ayıp defi ve itirazlarını kabul etmenin mümkün olmadığını, davalı şirketin basiretli bir tacir olarak ürünlerin tamamının paketleme ve ambalajlama aşamasına kadar davacının kontrol ve denetimine açık tuttuğunu, davacının tek taraflı ve aradan uzun zaman geçtikten sonra hangi ürünler üzerinden dahi tespit yapıldığı belli olmadan Beykoz 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/43 D.İş sayılı dosyası ile tespit yaptırdıklarını beyan ettiğini, tek taraflı ve hangi ürünlerin verildiği dahi belli olmadan yapılan bilirkişi incelemesini kabul etmediklerini beyanla davanın reddini talep etmişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Bilirkişi raporları ürünün niteliği göz önüne alındığında ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu, davacının mahrum kalınan kar ve ürün bedeli hususunda alacağının sabit olduğu , davacı her ne kadar gümrük masraflarını talep ediyor ise de 06/09/2021 tarihli kök rapordan da anlaşılacağı üzere herhangi bir teknik şartname kalite kontrol onay aşamasından ürünleri yurt dışına ithal etmeleri nedeniyle davacı firmanın kusurlu olduğu belirtildiğinden gümrük masraflarının davalı firmadan istenemeyeceği bu nedenle bu talep yönünden reddine karar verilmiştir.
İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan 06.09.2021 tarihli bilirkişi kök raporu, hukuki uyuşmazlığı aydınlatmaya tamamen yetersiz ve eksik bir inceleme ile tanzim edildiğini, buna dayanak verilen ilk derece mahkemesi kararının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, taraflarınca yasal süre içerisinde itirazlarının sunulduğunu ama ilk derece mahkemesi tarafından itirazlarının değerlendirilmediğini, davalının kendi kusuruyla, taraflar arasındaki satış sözleşmesine tamamen aykırı olacak şekilde davranmasının ve sözleşmenin gereğini yerine getirmemesinin huzurdaki dava konusu satıştan kaynaklı tüm müspet ve menfi zararlardan sorumlu tutulacağının açık olduğunu, davacının ürünler için ödediği bedel ile karının toplamı, ürünleri sattığı değeri oluşturacağından dava konusu ürünlerin güncel ve emsal değerlerinin belirlenmesi, tazmine en yakın sonucu doğuracağını, davacının söz konusu ürünleri satabileceği emsal bedelin değerlendirilmesi en objektif ve somut hesaplamanın yapılmasına da imkan sağlayacağını, bilirkişi tarafından yapılacak incelemede, somut davadaki ürünlere ilişkin güncel ve emsal satış bedellerinin esas alınması gerektiğini, sözleşme hiç yapılmamış olsaydı davacı dava konusu ürünleri satın alıp emsal değerler üzerinden satışa çıkarabileceğini, dosyada mübrez bilirkişi raporları açıkça çelişmekte olduğunu, işbu çelişki giderilmeksizin davacı aleyhine olan bilirkişi kök raporu dayanak yapılmak suretiyle hüküm kurulmasının hatalı olduğunu,
3. davalıya yansıtılması gereken navlun ve gümrük bedellerine ilişkin itirazların değerlendirilmediğini ancak 6.002,03 TL tutarındaki ilave gümrük vergisinin davalıya yansıtılması gereken gümrük giderleri içerisinde olduğunu ve hesaplamaya dahil edilmesi gerektiğini, dava konusu ürünlerin 6.175,20 TL tutarındaki ÖTV bedeli ile 6.002,03 TL tutarındaki İGV bedelleri, ayrı ayrı tespit edilip ödendiğini ve dolayısıyla bu bedellerin davalıdan aynen iade alınması gerektiğini, dava konusu ürünler ile dava dışı ürünlerin hacmi kıyaslanması gerektiğini, tüm ürünler için ödenen ardiye bedellerinin 1/2'sinin dava konusu ürünlerden oluştuğunu, raporda dava konusu ürünlerin, tüm ürünlerin 1/4'üne tekabül ettiği düşünülerek hesaplama yapıldığını, ardiye giderlerinin 1/2'sinin hesaplanması gerektiğini,
kap sayısı hacmin kıyaslanması için yeterli bir kıstas olmadığını, kapların hacminin belli olmadığını, ürünlerin hacimleri fiziken incelenmiş olsaydı dava konusu ürünlerin tüm ürünlerin yarısından fazlasına bile denk geldiğinin anlaşılacağını, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda 1.570,00 TL nakliye gideri tespit edildiğini ancak huzurdaki davada alınan bilirkişi raporunda nakliye bedellerinin %25 ettiklerini, bilirkişi raporuna itirazlarımız dikkate alınmaksızın hatalı ve hukuka aykırı olarak tesis edilen rapor dayanak yapılarak hüküm kurulmasının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, satılanın ayıplı olup olmadığı, ihbarın süresinde yapılıp yapılmadığı, davacının yaptığı masrafları talep edip edemeyeceği noktalarındadır.
Taraflar arasında, 27.05.2019 tarih ve ... numaralı faturaya konu 300 adet ... satışına ilişkin ticari ilişki bulunduğu ihtilaf konusu değildir.
Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "06.01.2020 tarihli 17.813,39 TL tutarlı Gümrük masraflarını muhtevi asıl alacak 17.813,39 TL, 27.05.2019 tarihinde alınan ürünlerin iade bedeli ve faaliyet karı alacağı 46.784,00 TL" sebebine dayalı olarak toplam 64.597,39 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 06.01.2020 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.
Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için öncelikle ayıp iddiasının değerlendirilmesi gerekir.
Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaat edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır.
Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).
Ayıba karşı tekeffül borcu, satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaat edilen vasıfların bulunmamasından veya satılan şeyin değerini yahut akit gereğince ondan beklenen faydaları azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından satıcının sorumlu tutulmasını ifade eder. Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.
Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise, alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklı tutulmuştur.
Alıcının ayıba karşı tekeffül hükümlerinden kaynaklanan seçimlik haklarını kullanabilmesi için muayene ve ihbar külfetinin yerine getirilmiş olması gerekir. TTK'nın 23/1-c maddesine göre ticari satımlarda ayıp teslim sırasında açıkça belli ise ihbar süresi iki gün; ayıp açıkça teslim sırasında belli değilse muayene ve ihbar süresi sekiz gündür. Gizli ayıplarda ise TBK'nın 223/2. maddesine göre ayıp ihbarı derhal yapılmalıdır.
Davalı tarafça davacıya, 27.05.2019 tarih ve ... numaralı faturaya konu 300 adet ... satılmış, davacı tarafından ...'ta bulunan davacının kendi bünyesindeki ... .... Şti'ye 272 adet ürün için 24.507,00 TL tutarlı fatura ve 1.570,00 TL ......'a gönderim ücreti ödenerek gönderilmiştir. Müşteriler tarafından ürünün ayıplı olduğuna ilişkin iadeler gelince, 252 adet ürün 23.10.2019 tarihli 22.885,00 TL tutarlı fatura ile iade edilmiş, ilave gümrük vergisi 6.102,08 TL, ardiye ücreti 6.645,00 TL, ÖTV 6.175,20 TL, nakliye 785,00 TL, ordino masrafı 300,00 TL, gümrük müşavirliği hizmeti 850,00 TL masraf yapılmıştır.
Dosyada bulunan davalı tarafından inkar edilmeyen whatsapp yazışmalarında, 03.07.2019 tarihinde davacının, ürünlerin hepsinin hortumunda sorun olduğunu, sattığı yerlerden toplattığını, kapakların açılmadığını vakumla kapatıldığı açılmasının mümkün olmadığı, elindeki tüm ürünleri iade etmek zorunda olduğunu, ürünlerin kusurlu olduğunu bildirdiği görülmüştür. Dava konusu ürünlerdeki ayıp kullanımla anlaşılan gizli ayıp olup, davacının müşteriler tarafından yapılan şikayetlerden sonra davalıya ürünlerin ayıplı olduğunu bildirmesi karşısında ayıp ihbarının süresinde yapıldığının kabulü gerekir.
İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi heyeti raporu ve ek raporunda, davacının ticari defterlerine göre 29.736,00 TL satın alma iade faturası ve gümrük masraf yansıtması 17.813,39 TL olmak üzere davalıdan 47.549,39 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerinde söz konusu faturaların kayıtlı olmadığı, davalının davacıya borçlu olmadığı, .... Şti’ den alınan 27.05.2019 tarih ve ... nolu fatura ile ... ürün kodlu 300 adet ... 276 adetinin hatalı ve kusurlu olduğu, dava koşunu bronzlaştırıcı ... üçlü ürün grubu şeklinde paketlendiği, sırasıyla, ....... (Hızlı ve Kalıcı Bronzluk) Güneş Losyonu 200 ML, ......, .... (Çok Amaçlı Simli Yağ Yüz, Vücut,Saç) 100 mL Spreyli (püskürtmeli) ..... Simli Losyon Ayıplı Ürün ve Bronzer Fondaten Pudra’ dan oluştuğunu, ayıplı ve kusurlu olarak şikayete konu kısım ise 100 ml ........, ....., ....Losyon olduğu, diğerlerine yönelik bir atfı kabil kusurun olmadığı, dava konusu ve bronzlaştırıcı set içerisinde kusur atfedilen ve gizli ayıplı olarak tabir edilen spreyli voparatör ihtiva eden .......,...., ...(çok amaçlı simli yağ yüz, vücut,saç) 100 ml ve terkip ve içeriğinde kimyasal olarak: parafin likit, Hidrojenat Olive Oil, Petrolatium, Rumex, Cetosa, Leaf Extract, Achillea Millefolium Extract, Theobroma Cacao Seed Butter, Tocopheryl Acetate, Mica, Titanium Di Oksit, Iron Oksit, Parfüm, Hyroxycitronellal, Isoeugenol, bulunduğu ve reaktör ve mikserlerine bağlı olarak, hızlandırıcı yada yavaşlatıcı katalizörlerin katılması esnasında ya da reaktör veya mikserin yeterince ısınması için verilmesi gereken ısı miktarının verilemediği veyahut soğumanın tam olarak gerçekleşememesi, üretimi yapan usta ve personel dikkatsizliği, katılan dolgu maddelerinde veya stabilizatörlerin anyonik - noniyonik karışmış olabilme ihtimali ve/veya katkı miktarlarında oluşabilecek hatalar neticesinde faz farkı ve homojenizasyonun (eşit dağılım) sağlanamadığı iri boyutta bulunan sim partiküllerinin de etkisi de dahil edildiğinde sprey kısmında bulunan voparatörün (sıvıyı pompalayan fıskiye görevi yapan kısım ) arızalı çalıştığı yada hiç çalışmadığının yapılan deneme ve yanılmalar neticesinde tespit edildiği, davalı .... Şti.’ nin kusurlu olduğu, ürünlerin daha önce tamir yapılmasına karşın ayıbın düzelmemesi ve 300 üründen 276 sının kusurlu olması neticesinde davacının sözleşmeden dönmesinin mümkün olduğu, davacının ödenen bedelin faiziyle birlikte iadesini, gümrük masrafları ve yoksun kılınan karını talep edebileceği, davalı şirkete iadesi yapılacak 276 adet ürün karşılığında talep edilebilecek iade mal bedelinin, kök ve ek raporlarımızda da belirtildiği üzere,
(276 adet mevcut ürün x 90.- TL/ad =24.840,00 TL + 4.471,20 TL %18 KDV) = 29.311,20 TL ve ...' tan yapılan 254 adet iade nedeniyle mahrum kalınan 25,40 TL olmak üzere,
(29.311,20 TL + 25,40 TL=) 29.336,60 TL olabileceği, davacının bu ürünlerin yanında kontak lenste gönderiği, hem kap adedi, hem adet, hem kg hemde ürün bedeli dikkate alınarak yapılan hesaplamada dava konusu ürünlere ilişkin % 25 yansıtma oranına göre, davacı şirketin ürünlerin iadesi sonucunda yurt dışından (...) Türkiye’ ye getirilmesi için üstlenmiş olduğu ve davalı şirketten talep edebileceği giderlerin 14.797,23 TL olabileceği, talep edilebilecek toplam tutarın (29.336,60 TL ürün bedeli ve kk. + 14.797,23 TL gider=) olmak üzere 44.133,83 TL olarak hesaplandığı, davacının konu ürünlerin ...’ a satışı esnasında yüklenilen harcama olarak iddia ve talep konusu yaptığı 1.570,00 TL ihracat giderinin kendilerine ödenmesi talebinin, bu talebe ilişkin
dosyaya sunulu hukuki nitelikli bir belge bulunmadığından ve tespit dosyasından alınan bilirkişi raporunun bu talebe dayanak olarak alınamayacağı tespit edilmiştir. Bilirkişi raporu denetime elverişli olup Mahkemece hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
TBK 229. Maddesinde, Satış sözleşmesinden dönen alıcı, satılanı, ondan elde ettiği yararları ile birlikte satıcıya geri vermekle yükümlüdür. Buna karşılık alıcı da, satıcıdan aşağıdaki istemlerde bulunabilir: 1. Ödemiş olduğu satış bedelinin, faiziyle birlikte geri verilmesi. 2. Satılanın tamamen zaptında olduğu gibi, yargılama giderleri ile satılan için yapmış olduğu giderlerin ödenmesi .3. Ayıplı maldan doğan doğrudan zararının giderilmesini,Satıcı, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alıcının diğer zararlarını da gidermekle yükümlüdür düzenlenmiştir.
Somut olayda, davalı tarafından davacıya satılan 300 adet ürünün 276 adedinin davacı tarafından ...' da bulunan dava dışı firmaya satıldığı, ürünlerde ayıp olduğu tespit edilerek müşteriler tarafından gelen iadeler sonucunda ürünlerin toplatılarak 254 adedinin davacıya iade edildiği, söz konusu ürünlerin kullanım ile fark edilebilecek gizli ayıp olduğunun davalıya bildirildiği, bu durumda davacının 272 adet ürün için adedi 90,00 TL den ödediği ürün bedeli ve dava dışı firmaya 90,10 TL 'ye satmış olması nedeniyle artık bu bedel üzerinden iade edilen 254 adet üzerinden hesaplanan kar mahrumiyeti olmak üzere toplam 29.336,60 TL, ürünlerin iade edilmesi nedeniyle Türkiye'den ...'a gönderme ve iade nedeniyle yaptığı masrafların 14.797,23 TL'si olmak üzere toplam 44.133,83 TL talep edebileceğinin kabulü ile bu miktar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yapılan masraflar yönünden davanın tümden reddine karar verilmesi isabetsiz görülmüştür.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince yapılan masrafların reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile Davalının İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının KISMEN İPTALİ ile, takibin 44.133,83 TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-Kabulüne karar verilen alacağın %20'si olan 8.827,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gerekli 3.015,00 TL harçtan peşin alınan 780,00 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 2.235,00 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 780,00 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu 54,00 TL başvurma harcı, 8,00 TL vekalet harcı, 183,00 TL posta ve tebligat gideri, 2.900,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.145,00 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre hesaplanan 2.149,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 44.134,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca reddedilen tutar üzerinden hesaplanan 20.463,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Arabuluculuk aşamasında Adalet Bakanlığı tarafından ödenen arabulucuk ücreti 1.320,00 TL'nin kabul ve ret oranına göre hesaplanan 902,00 TL'sinin davalıdan, 418,00 TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
9-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacıya iadesine,
10-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;
a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 221,00 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
c-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 501,00 TL harcın, alınması gerekli olan 3.015,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.514,00 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
d-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
e-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.21/05/2026