Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/256 E. 2026/587 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/256
Karar No
2026/587
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :2023/256

KARAR NO :2026/587

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:02/11/2022

NUMARASI :2014/1281 Esas, 2022/691 Karar

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali

KARAR TARİHİ :30/04/2026

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Asıl Davada:Davacı vekili;Taraflar arasında 21.11.2012 tarihli hizmet sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereği müvekkili şirket davalı şirket için ... adresli bir içerik yönetim sistem yazılımı (web sitesi) hazırlayacak ve bu hizmet için toplamda 17.000 TL ücret alacağını belirttiklerini, bu bedelin nasıl ödeneceği sözleşmenin 5. maddesinde belirtilmiş olmakla müvekkili şirketin 17/12/2012 tarihinde ... fatura numaralı ile 11.900 TL 'lik fatura kesildiğini, davalı şirket tarafından fatura bedelinin sadece 5.100 TL 'lik kısmının ödendiğini, geriye kalan 6.800 TL'lik kısmının ödenmediğini, ancak bu faturaya davalı şirket tarafından da itiraz edilmediğini, tarafların ticari defterlerine işlendiğinin bildirildiğini, bu hususun davalı tarafa T.C Kadıköy ... Noterliğinin 11.02.2014 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edildiğini, ihtarnamenin davalı şirket tarafından 12.02.2014 tarihinde tebellüğ edildiğini, davalı şirket yetkilisi ... tarafından müvekkili şirkete gönderilmiş olan e-postada da “bakiye ödemeyi de yapalım" demek sureti ile borç kabul edilmiş olmasına karşın sonraki tarihlerde bu borç ödenmediğini, takibe konmuş olan 2 ayrı fatura ve bu iki ayrı noter ücretinin makbuzları olduğunu bunlara ilişkin takipler İstanbul 27. İcra Müdürlüğünün ...- ... ve ... sayılı dosyaları ile takibe konulduğunun belirtildiğini, tüm bu alacakların aynı takip dosyası ile icraya konulması gerektiğini düzenleyen bir hukuki düzenleme de bulunmadığını beyanla, davanın kabulü ile İstanbul 27. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, alacak bedeline davalı şirketin temerrüt tarihi olan 12.02.2014'den itibaren ticari faiz uygulanmasına, davalı şirketin %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; davanın Mahkemenin 2014/1282 Esas sayılı dava dosyasıyla birleştirilmesi talepleri olduğunu, davacı yanın müvekkili ile akdetmiş olduğu sözleşmeden ötürü tanzim ettiği 2 adet faturanın ödenmediği iddiasıyla alacak talep ettiğini, bu alacağını talep ederken toplam 4 icra takibi başlattığını, 30/07/2013 tarihli ve 1.180,00 TL'lik faturayı İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile 30/07/2013 tarihli ve 1.180,00 TL'lik faturanın ödenmesi istemiyle gönderdiği 11/02/2014 tarihli ihtarnamenin 116,91 TL'lik noter masrafını İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile 17/12/2012 tarihli ve 6.800 TL'lik faturayı İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile, 17/12/2012 tarihli ve 6.800,00 TL'lik faturanın ödenmesi istemiyle gönderdiği 07/03/2014 tarihli ihtarnamenin 177,67 TL'lik noter masrafını stanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile takibe koyduğunu, taraflar arasında imzalanmış olan bir adet sözleşmeye istinaden tanzim edilmiş 2 adet faturadan kaynaklandığı ileri sürülen alacağın tahsili istemiyle toplam 4 adet icra takibi açıldığını ve şuana kadar 2 adet itirazın iptali davası açıldığını, tek bir alacaktan 4 adet icra vekalet ücreti, ayrı ayrı itirazın iptali davaları açılarak 4 adet de dava vekalet ücreti alınmaya çalışıldığını, davacı yanın hak arasında tabirle "bir kuzudan 4 post çıkarmaya" çalışıldığını, bu davranışın açıkça kötü niyetli ve usul ekonomisine aykırı bir davranış olduğunu ve şüphesiz hukuk kötü niyetli olanı korumadığını, birleştirilmesini istediği iki davada aynı sözleşmeye istinaden tanzim edilmiş faturalardan doğan alacağın tahsili istemli, aynı işin yapılmasından doğan davacıları aynı davalıları aynı, iddia ve savunmaları aynı özetle davalara ait belirleyici tüm unsurları aynı olan iki itirazın aynı iptali davası olduğunu, bu sebeple davaların birleştirilmesine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin ... ürünler, telekomünikasyon ve teknolojik ürünler ile ilgili olarak 10 yılı aşkın süredir ticari faaliyet yürütmekte olan, 10.000.000,00 TL sermayeli, çalıştığı sektörde haklı bir güvene ve saygınlığa mazhar olmuş bir şirket olduğunu, faaliyet göstermekte olduğu bilişim. telekomünikasyon, teknolojik ürünler ticareti ve ... uzantılı kurumsal web sitesinde online alışveriş yapılabilmesi sebebiyle firmanın web sitesinin her zaman sorunsuz çalışan kolay kullanılabilir ve bilinirliği yüksek bir web sitesi olması gerektiğini, satışını yaptığı ürünlerin de spesifik ürünler olması sebebiyle dünyanın her tarafına satışı yapılabildiğini, bu sebeple web sitenin de sürekli güncel kalması ve bilinir olması gerektiğini, bu gereklilikten ötürü müvekkilinin gerekli her türlü reklam, tanıtım, alt yapı çalışmaları, ar-ge harcamaları, yazılım giderlerini karşıladığını ve bu sayede web sitesini cazip ve rakiplerine göre daha tercih edilebilir hale getirmeye çalıştığını, bu çalışmalarının sonucu olarak internet arama motoru Google'a "..." yazılıp aratıldığında ...dahil görüntülenen ilk 10 şirketten biri olduğunu, aynı sonucun daha birçok ürün açısından bu şekilde olduğunu, müvekkilinin bu bilinirliği sayesinde para kazanabildiğini, satışlarının büyük bir bölümünü online satıştan veya web sitesi aracılığı ile kendi sitesi ulaşan müşterilerinden elde ettiğini, web sitesinin kendisi açısından önemini bilen ve bu amaçla sürekli yatırım yapan müvekkilinin davalıdan EK-1'de yer alan teklifi aldığını, teklifin kabul edildiğini ve EK-2'de yer alan sözleşmenin imza edildiğini, sitenin daha sonra Arapça versiyonu için taraflar arasında karar alındığını, buna dair e-posta yazışmalarının dilekçe ekinde bulunduğunu, sözleşmede 40 gün içinde projenin tamamlanacağı ancak 77 gün sonra gönderildiğini, işlerin istenilen ve anlaşılan düzeyde ilerlemediği 02.04.2013 tarihinde çıktısı EK-5 ve 10.04.2013 tarihinde gönderilen ve çıktısı EK 6 bunlara ilişkin yazışmaların olduğunun belirtildiğini, davacı şirket tarafından yüklenilen işin bir türlü bitirilmeyince müvekkilinin sabırsızlanarak bir an öne sitenin yayına girmesini talep etmeye başladığını, bu site gelmediği için 21 Mayıs 2013'te yani sözleşmede belirtilen 40 günlük sürenin bitiminden sonra müvekkili şirket yetkilisi çıkıcısı EK-7'de yer alan e-mail'i göndererek davacı şirketin temerrüde düştüğünü ve akde aykırı hareket ettiğini bildirdiğini, davacı şirket yetkilisi çıkıcısının EK-8'de yer alan cevap e-mailini göndererek gecikmeyi kabul ettiğini ve gecikmelerle ilgili bahaneler öne sürdüğünü, davacı yanın gecikme ile ilgili bahaneler ileri sürdüğü e-mail'e karşı müvekkili çıktısı EK-9'da yer alan E-Mail'de müvekkilinin gecikmeden doğan zararı belirdiğini ve davacı yanın bu süreçte yaptığı hatalarının bir kısmını dile getirdiğini, müvekkilinin davacı yanın web sitesi ile ilgili işini kısa süre içinde bitiremeyeceğini anladığı için mecburen eski web sitesi üzerinde çalışmaya başladığını, nihayet 24.05.2013'te davacı şirket müvekkiline ait web sitesini bin bir zorluk ve sorundan sonra çalışabilir hale getirdiğini, bu aşamada halen davacı yanca tasarlanmış sitenin yayına alınmadığını, sadece davacı ve müvekkilinin site tasarımı üzerinde çalışabildiğini, ancak ortaya çıkan sonucun bu kadar uzun bir sürenin sonunda tam bir fiyasko olduğunu, müvekkilinin defalarca sorun yaşamasının ve birçoğunu kendi çabasıyla çözmesinin ardından web sitesinin 01.09.2013 Tarihinde yayına alındığını, ancak yayına alındıktan sonra da davacıdan kaynaklanan sorunların bitmediğini, 16.09.2013 tarihinde ..., .../anasayfa .../urunlerimiz.aspx uzantılı sayfaların hepsinde görsellerde ve sayfa sorunları mevcut olduğunu, o tarih itibariyle İngilizce ve Arapça sayfalarında da birçok çalışmaz halde olduğunu, web sitesinin aradan 6 ay geçmesine rağmen müvekkiline bir örneği dahi gösterilemediğini, kendi test sunucuları yavaş olduğu için müvekkilinin ek bir ücret ödeyerek test sunucusu kiraladığını ve test ortamının Haziran 2013 tarihinde müvekkiline gösterilebildiğini tüm bunların olabilmesi için de yine müvekkilinin mesai harcadığını, teknik tüm hususları kendisinin çözdüğünü veya davacı firma yetkililerine nasıl yapmaları gerektiğini izah ederek düzeltmelerini sağladığını, yine aradan geçen 4 ay sonra sorunların çoğunun giderilemediğini ve Google gibi arama motorları için çok önemli olan "zaman" kavramında geç kalındığı için müvekkilinin 1 Eylül 2013 tarihinde daha fazla geç kalmamak adına sitenin bu haliyle devreye alınmasını ve hataların devreye alındıktan sonra giderilmesini talep ettiğini, ancak davacı firmanın siteyi devreye almaktan bile aciz olduğunu açıkça gösterdiğini, yani yaklaşık 2 hafta süresince web sitesi çok basit bir sorun yüzünden devreye alınamadığını ama müvekkilinin ve servis sağlayıcısının ısrarı üzerine Davalı firmanın gönderdiği "işi bilen birisi" 10 dk gibi kısa bir sürede sorunu halledip en azından sitenin çalışır duruma getirildiğini, davacı şirketin müvekkiline hazır bir paket verdiğini ve site içerisinde e-bebek gibi diğer firma sitelerinden verilerin kaldığına tanık olduğunu ve bunun acilen kaldırılmasını talep ettiğini, ayrıca web sitesinin aradan geçen süreye rağmen arama motorlarında gerektiği gibi görünmediğini fark ettiğini ve kendi imkanları ile yaptıkları siteden bile kötü durumda olduğunu bunun ise davacı şirketin sorumluluğunda olmadığını ama "iyilik" olsun diye bakacaklarını söylediklerini, öyle ki, sitenin açılmasının 4 saniye sürdüğünü ve sitede gezindikçe sitenin daha da yavaşladığını, kullanıcıların siteye girmek/gezinmek istemedikleri gibi Google gibi arama motorlarının da bu siteyi listelemek istemediğini, 22 Ekim 2013 tarihli E-Mail mesajında belirtildiği üzere site devreye alındıktan yaklaşık 2 ay sonra bile sitenin Google gibi arama motorlarınca tanınmadığının tespit edildiğini ve bunun temel bir sorun olduğunun davacı şirkete bildirildiğini, ancak davacı şirketin konuyu kendilerinin bilmediğini konuyla ilgili başka bir firmadan destek almaları gerektiğini söylediklerini, destek aldıkları firmanın ise kendince işi düzeltmeye çalıştığını ama davacı şirketin bu konuda fazla teknik bilgisi olmadığı için sürekli mazeret ürettiğini, davacı şirketin, sözleşmeyle yükümlendiği işi teknik standartların çok çok altında, sözleşmede belirlenen süreden olukça uzun bir süre sonra teslim edebildiğini, zaten yapılan işin kalitesizliğinden ve davacı şirketin hazırladığı web sitenin kullanılamayacak kadar kötü tasarlanmış olduğu için müvekkilinin tekrar kendi web sitesini kullanmaya başladığını, davacı şirkete ödenen bütün para, üzerine aylarca harcanan emek ve para, katlanılan ilave maliyetlerin hepsinin çöpe gittiğini, davacı şirketin bu kadar kusurlu bir iş ortaya çıkartarak sözleşmeye aykırı davrandığı için müvekkilinin zararlarını karşılamak yerine zararlarını dahi talep etmeyen müvekkiline karşı kötü niyetli şekilde 4 farklı icra takibi başlattığını ve fazladan 1-2 bin TL. daha vekalet ücreti alabilmeye çalıştığını, bu sebeple davacı şirketin sözleşmeye aykırı eylemler sebebiyle müvekkilinin zararını tazmin etmesi istemiyle karşı davayı 2014/1282 Esas No.lu davaya cevapları ile birlikte ikame ettiklerini, müvekkilinin, satış kaybı, harcadığı emek ve para miktarı, davacının ayıplı olarak yaptığı iş sebebiyle katlanılan tüm maddi zararın belirlenmesi ancak bu konuyla ilgili uzman bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edilebilecek nitelikte olduğundan bu aşamada HMK Md.107 gereğince fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000 TL'nin davacıdan alınarak müvekkiline verilmesini 2014/1282 Esas Nolu davaya cevapları ile birlikte dava ettiklerinden bu dilekçede tekrar karşı dava talebinde bulunmadıklarını beyanla beyanla, davanın reddine, kötü niyetle icra takibini başlatan davacı yan hakkında %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen Davada:Davacı vekili; Taraflar arasında 21/11/2012 tarihli hizmet sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereği müvekkili şirket davalı şirket için ... adresli bir içerik yönetim sistem yazılımı (web sitesi) hazırlayacak ve bu hizmet için toplamda 17.000 TL ücret alacağını, bu bedelin nasıl ödeneceği sözleşmenin 5. Maddesinde belirtilmiş olmakla müvekkili şirkete 30/07/2013 tarihinde ... fatura numaralı fatura ile 1.180 TL'lik fatura kesilmiş ancak bu faturaya davalı şirket tarafından da itiraz edilmemiş olup tarafların ticari defterlerine işlendiğini, bu husus davalı tarafa T.C Kadıköy .... Noterliğinin 11/02/2014 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edilmiş olup ihtarname davalı şirket tarafından 12/02/2014 tarihinde tebellüğ edildiğini, davalı şirket yetkilisi ... tarafından müvekkil şirkete gönderilmiş olan e-postada da ''bakiye ödemeyi de yapalım'' demek sureti ile borç kabul edilmiş olmasına karşın sonraki tarihlerde bu borç ödenmediğini, takibe konmuş olan 2 ayrı fatura ve bu iki ayrı noter ücretinin makbuzları olduğunu bunlara ilişkin takipler İstanbul 27. İcra Müdürlüğünün ...- ... ve ... sayılı dosyaları ile takibe konulmuş olup tüm bu alacakların aynı takip dosyası ile icraya konulması gerektiğini düzenleyen bir hukuki düzenleme de bulunmadığını, bu nedenle davanın kabulü ile İstanbul 27. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, alacak bedeline davalı şirketin temerrüt tarihi olan 12/02/2014'den itibaren ticari faiz uygulanmasına, davalı şirketin %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap ve Karşı Davasında; Davanın Mahkemenin 2014/1282 Esas sayılı dava dosyasıyla birleştirilmesi talepleri olduğunu, davacı yanın müvekkili ile akdetmiş olduğu sözleşmeden ötürü tanzim ettiği 2 adet faturanın ödenmediği iddiasıyla alacak talep ettiğini, bu alacağını talep ederken toplam 4 icra takibi başlattığını, 30/07/2013 tarihli ve 1.180,00 TL'lik faturayı İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile 30/07/2013 tarihli ve 1.180,00 TL'lik faturanın ödenmesi istemiyle gönderdiği 11/02/2014 tarihli ihtarnamenin 116,91 TL'lik noter masrafını İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile 17/12/2012 tarihli ve 6.800 TL'lik faturayı İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile, 17/12/2012 tarihli ve 6.800,00 TL'lik faturanın ödenmesi istemiyle gönderdiği 07/03/2014 tarihli ihtarnamenin 177,67 TL'lik noter masrafını stanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile takibe koyduğunu, taraflar arasında imzalanmış olan bir adet sözleşmeye istinaden tanzim edilmiş 2 adet faturadan kaynaklandığı ileri sürülen alacağın tahsili istemiyle toplam 4 adet icra takibi açıldığını ve şuana kadar 2 adet itirazın iptali davası açıldığını, tek bir alacaktan 4 adet icra vekalet ücreti, ayrı ayrı itirazın iptali davaları açılarak 4 adet de dava vekalet ücreti alınmaya çalışıldığını, davacı yanın hak arasında tabirle "bir kuzudan 4 post çıkarmaya" çalışıldığını, bu davranışın açıkça kötü niyetli ve usul ekonomisine aykırı bir davranış olduğunu ve şüphesiz hukuk kötü niyetli olanı korumadığını, birleştirilmesini istediği iki davada aynı sözleşmeye istinaden tanzim edilmiş faturalardan doğan alacağın tahsili istemli, aynı işin yapılmasından doğan davacıları aynı davalıları aynı, iddia ve savunmaları aynı özetle davalara ait belirleyici tüm unsurları aynı olan iki itirazın aynı iptali davası olduğunu, bu sebeple davaların birleştirilmesine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin ... ürünler, telekomünikasyon ve teknolojik ürünler ile ilgili olarak 10 yılı aşkın süredir ticari faaliyet yürütmekte olan, 10.000.000,00 TL sermayeli, çalıştığı sektörde haklı bir güvene ve saygınlığa mazhar olmuş bir şirket olduğunu, faaliyet göstermekte olduğu bilişim. telekomünikasyon, teknolojik ürünler ticareti ve ... uzantılı kurumsal web sitesinde online alışveriş yapılabilmesi sebebiyle firmanın web sitesinin her zaman sorunsuz çalışan kolay kullanılabilir ve bilinirliği yüksek bir web sitesi olması gerektiğini, satışını yaptığı ürünlerin de spesifik ürünler olması sebebiyle dünyanın her tarafına satışı yapılabildiğini, bu sebeple web sitenin de sürekli güncel kalması ve bilinir olması gerektiğini, bu gereklilikten ötürü müvekkilinin gerekli her türlü reklam, tanıtım, alt yapı çalışmaları, ar-ge harcamaları, yazılım giderlerini karşıladığını ve bu sayede web sitesini cazip ve rakiplerine göre daha tercih edilebilir hale getirmeye çalıştığını, bu çalışmalarının sonucu olarak internet arama motoru Google'a "..." yazılıp aratıldığında ...dahil görüntülenen ilk 10 şirketten biri olduğunu, aynı sonucun daha birçok ürün açısından bu şekilde olduğunu, müvekkilinin bu bilinirliği sayesinde para kazanabildiğini, satışlarının büyük bir bölümünü online satıştan veya web sitesi aracılığı ile kendi sitesi ulaşan müşterilerinden elde ettiğini, web sitesinin kendisi açısından önemini bilen ve bu amaçla sürekli yatırım yapan müvekkilinin "kurumsal web sitesinin içerik yönetim sistemi yazılımı ve Türkçe, İngilizce olmak üzere 2 dilde web sitesi konsept tasarım ve ... uygulamaları hizmetinin alınması" amacıyla davacı şirketten teklif istediğini ve davacı yanca müvekkiline EK-1'de yer alan teklif edildiğini, teklifin kabul edildiğini ve EK-2'de yer alan sözleşmenin imza edildiğini, sitenin daha sonra Arapça versiyonu için taraflar arasında karar alındığını, buna dair e-posta yazışmalarının dilekçe ekinde bulunduğunu, sözleşmede 40 gün içinde projenin tamamlanacağı ancak 40 günlük süresinin bitiminden 37 gün sonra gönderildiğini, işlerin istenilen ve anlaşılan düzeyde ilerlemediği 02.04.2013 tarihinde çıktısı EK-5 ve 10.04.2013 tarihinde gönderilen ve çıktısı EK 6 bunlara ilişkin yazışmaların olduğunun belirtildiğini, davacı şirket tarafından yüklenilen işin bir türlü bitirilmeyince müvekkilinin sabırsızlanarak bir an öne sitenin yayına girmesini talep etmeye başladığını, bu site gelmediği için 21 Mayıs 2013'te yani sözleşmede belirtilen 40 günlük sürenin bitiminden sonra müvekkili şirket yetkilisi çıkıcısı EK-7'de yer alan e-mail'i göndererek davacı şirketin temerrüde düştüğünü ve akde aykırı hareket ettiğini bildirdiğini, davacı şirket yetkilisi çıkıcısının EK-8'de yer alan cevap e-mailini göndererek gecikmeyi kabul ettiğini ve gecikmelerle ilgili bahaneler öne sürdüğünü, davacı yanın gecikme ile ilgili bahaneler ileri sürdüğü e-mail'e karşı müvekkili çıktısı EK-9'da yer alan E-Mail'de müvekkilinin gecikmeden doğan zararı belirdiğini ve davacı yanın bu süreçte yaptığı hatalarının bir kısmını dile getirdiğini, müvekkilinin davacı yanın web sitesi ile ilgili işini kısa süre içinde bitiremeyeceğini anladığı için mecburen eski web sitesi üzerinde çalışmaya başladığını, nihayet 24.05.2013'te davacı şirket müvekkiline ait web sitesini bin bir zorluk ve sorundan sonra çalışabilir hale getirdiğini, bu aşamada halen davacı yanca tasarlanmış sitenin yayına alınmadığını, sadece davacı ve müvekkilinin site tasarımı üzerinde çalışabildiğini, ancak ortaya çıkan sonucun bu kadar uzun bir sürenin sonunda tam bir fiyasko olduğunu, müvekkilinin defalarca sorun yaşamasının ve birçoğunu kendi çabasıyla çözmesinin ardından web sitesinin 01.09.2013 Tarihinde yayına alındığını, ancak yayına alındıktan sonra da davacıdan kaynaklanan sorunların bitmediğini, sureti Ek-10'da yer alan Üsküdar ... Noterliğği'nin 16.09.2013 tarih ..., ... ve ... yevmiye numaralı tespit tutanaklarından da görüleceği üzeri 16/09/2013 tarihinde ..., .../anasayfa .../urunlerimiz.aspx uzantılı sayfaların hepsinde görsellerde ve sayfa sorunları mevcut olduğunu, o tarih itibariyle İngilizce ve Arapça sayfalarında da birçok çalışmaz halde olduğunu, web sitesinin aradan 6 ay geçmesine rağmen müvekkiline bir örneği dahi gösterilemediğini, kendi test sunucuları yavaş olduğu için müvekkilinin ek bir ücret ödeyerek test sunucusu kiraladığını ve test ortamının Haziran 2013 tarihinde müvekkiline gösterilebildiğini tüm bunların olabilmesi için de yine müvekkilinin mesai harcadığını, teknik tüm hususları kendisinin çözdüğünü veya davacı firma yetkililerine nasıl yapmaları gerektiğini izah ederek düzeltmelerini sağladığını, yine aradan geçen 4 ay sonra sorunların çoğunun giderilemediğini ve Google gibi arama motorları için çok önemli olan "zaman" kavramında geç kalındığı için müvekkilinin 1 Eylül 2013 tarihinde daha fazla geç kalmamak adına sitenin bu haliyle devreye alınmasını ve hataların devreye alındıktan sonra giderilmesini talep ettiğini, ancak davacı firmanın siteyi devreye almaktan bile aciz olduğunu açıkça gösterdiğini, yani yaklaşık 2 hafta süresince web sitesi çok basit bir sorun yüzünden devreye alınamadığını ama müvekkilinin ve servis sağlayıcısının ısrarı üzerine Davalı firmanın gönderdiği "işi bilen birisi" 10 dk gibi kısa bir sürede sorunu halledip en azından sitenin çalışır duruma getirildiğini, davacı şirketin müvekkiline hazır bir paket verdiğini ve site içerisinde e-bebek gibi diğer firma sitelerinden verilerin kaldığına tanık olduğunu ve bunun acilen kaldırılmasını talep ettiğini, ayrıca web sitesinin aradan geçen süreye rağmen arama motorlarında gerektiği gibi görünmediğini fark ettiğini ve kendi imkanları ile yaptıkları siteden bile kötü durumda olduğunu bunun ise davacı şirketin sorumluluğunda olmadığını ama "iyilik" olsun diye bakacaklarını söylediklerini, öyle ki, sitenin açılmasının 4 saniye sürdüğünü ve sitede gezindikçe sitenin daha da yavaşladığını, kullanıcıların siteye girmek/gezinmek istemedikleri gibi Google gibi arama motorlarının da bu siteyi listelemek istemediğini, çıktısı EK-15'te yer alan 3 Ekim 2013 tarihli e-mailde görüleceği üzere eski sitenin yarım saniye gibi bir sürede açılırken davacının yaptığı sitede görüntülenme süresinin 4 saniyeye kadar çıktığını, ayrıca yine 7 Kasım 2013 tarihinde güya sitede bir çalışma yapan davacı çalışanlarının "siteyi tamamen kapatmış" ve dünya üzerinde kimsenin erişemediğini, bunu 8 Kasım 2013 tarihinde müvekkilinin davacı şirkete bildirdiğini ve bir gün kapalı kaldıktan sonra sitenin yeniden açıldığını, web sitelerinin yıda 1-2 saat bile kapalı kalmaması gerektiğini, ancak davacı şirket müşterisinin sitesini kapattığını ve 24 saat sonra müvekkilinin uyarısıyla yeniden açıldığını, 22 Ekim 2013 tarihli E-Mail mesajında belirtildiği üzere site devreye alındıktan yaklaşık 2 ay sonra bile sitenin Google gibi arama motorlarınca tanınmadığının tespit edildiğini ve bunun temel bir sorun olduğunun davacı şirkete bildirildiğini, ancak davacı şirketin konuyu kendilerinin bilmediğini konuyla ilgili başka bir firmadan destek almaları gerektiğini söylediklerini, destek aldıkları firmanın ise kendince işi düzeltmeye çalıştığını ama davacı şirketin bu konuda fazla teknik bilgisi olmadığı için sürekli mazeret ürettiğini, davacı şirketin, sözleşmeyle yükümlendiği işi teknik standartların çok çok altında, sözleşmede belirlenen süreden olukça uzun bir süre sonra teslim edebildiğini, zaten yapılan işin kalitesizliğinden ve davacı şirketin hazırladığı web sitenin kullanılamayacak kadar kötü tasarlanmış olduğu için müvekkilinin tekrar kendi web sitesini kullanmaya başladığını, davacı şirkete ödenen bütün para, üzerine aylarca harcanan emek ve para, katlanılan ilave maliyetlerin hepsinin çöpe gittiğini, davacı şirketin bu kadar kusurlu bir iş ortaya çıkartarak sözleşmeye aykırı davrandığı için müvekkilinin zararlarını karşılamak yerine zararlarını dahi talep etmeyen müvekkiline karşı kötü niyetli şekilde 4 farklı icra takibi başlattığını ve fazladan 1-2 bin TL. daha vekalet ücreti alabilmeye çalıştığını, bu sebeple davacı şirketin sözleşmeye aykırı eylemler sebebiyle müvekkilinin zararını tazmin etmesi istemiyle karşı dava açtıklarını, davacı şirketin TBK 117 maddesine aykırı şekilde belirlenen günde borcunu ifa etmediğini, ayrıca borcunu da tam ve kusursuz ifa etmediğini, TBK 112 madde "Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür." hükmü gereğince de müvekkilinin zararlarını tanzim etmesi gerektiğini, TBK 125 maddesi gereğince davalı müvekkillinin davacı şirketin sözleşmeden doğan borcunun ifa edilmemiş olması sebebiyle uğramış olduğu tüm zararını talep edebileceğini, davacı ile imzalanan sözleşme ve davacı tarafın yükümlenilen işin TBK 470 vd maddelerinde karşılık bulan Eser Sözleşmesi kapsamında olduğunu, davacı şirketin de TBK 471 maddesinde dile getirilen Sadakat ve Özen borcuna aykırı hareket ettiğini, müvekkilinin de birçok kez TBK 474 maddesinde dile getirilen bildirim yükümlülüğünü yerine getirerek ayıplı işleri davacıya bildirdiğini, bu sebeple davacıdan "ayıplı iş sebebiyle doğmuş olan tüm zararını" talep etme hakkına sahip olduğunu beyanla davanın reddine, Kötü niyetle icra takibini başlatan davacı yan hakkında % 20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, karşı davanın kabulüne ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla HMK Md. 107 gereğince 1.000 TL.nin davacıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı-karşı davacı vekili 11/02/2020 tarihli bedel artırım dilekçesinde özetle; Karşı davadaki taleplerini 12.158,47-TL'ye yükselttiklerini belirterek, bu miktarın ihlal edildiği tarihten itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece;Asıl ve birleşen davalarda; Davacı yüklenicinin sözleşmede kararlaştırılan şekilde eseri meydana getirmediği, eserin sözleşmede kararlaştırılan vasıflara sahip olmadığı ve eksik iş yapıldığı, asıl ve birleşen dava dosyasında eserin tamamen yerine getirildiği ve davalı iş sahibine teslim edildiği iddia edilerek dava açıldığı ve bakiye iş bedeli alacağının tahsilini talep edildiği, ancak yargılama sürecinde alanında uzman bilirkişilerce yapılan tespitlerde alınan tüm raporlarda eserin eksik olduğunun hiçbir görüş ayrılığı bulunmaksızın aynen tekrar edildiği, fiziki oran yöntemiyle yapılan hesaplama ve alınan bilirkişi raporlarında, davacı yüklenicinin işin tamamına göre gerçekleştirdiği imalatın fiziki oranı (%40) tespit edildikten sonra götürü bedele (17.000,00 TL) bu oran uygulanarak gerçekte hak edilen iş bedelinin (6.800.00 TL) belirlendiği, hak edilen iş bedelinden davalı iş sahibi tarafından kanıtlanan ödemeler (10.200,00 TL) mahsup edildiğinde davacı yüklenicinin talep edebileceği bakiye iş bedeli alacağı bulunmadığı anlaşılmakla, hem asıl hem de birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verildiği, davacının takipte kötü niyetli olduğu olduğu ya da karşı tarafa zarara sokmak için kötü niyetli icra takibi başlattığı davalı tarafından ispat edilemediğinden davalının kötü niyet tazminatı talebinin hem asıl hem de birleşen dava yönünden ayrı ayrı reddine karar verildiği,Karşı davada; Asıl dava dosyasında detaylı olarak vurgulandığı üzere, davacı yüklenicinin sözleşmede kararlaştırılan şekilde eseri tamamlayıp teslim etmediği, işi eksik bıraktığı ve kusurlu imal ettiği eserin sözleşmede kararlaştırılan şekilde teslim edilmemesinden ötürü davalı yüklenicinin, karşı davacı iş sahibinin bu yüzden uğradığı zararlardan sorumlu olduğu, davacı yüklenici, kendisine iş sahibi tarafından ödeme yapılmadığı için işin durdurulduğunu ve eksik teslim edildiğini, kendisine kusur yüklenemeyeceğini savunmuş ise de; 08/10/2021 tarihli bilirkişi raporunda kapsamlı şekilde vurgulandığı üzere, davacı yüklenicinin sözleşmedeki iş süreçlerine uymadığı, işin zamanında ve gereği gibi teslim edilmesi noktasında sözleşmenin 4. maddesindeki yükümlülüklerini ihlal ettiği, işin eksik ve kusurlu tesliminde davacı yüklenicinin sözleşmeyi ihlal eden kusurlu davranışlarının etkili olduğu anlaşılmakla bu yöndeki iddialarının bilirkişi raporu içeriği karşısında ispatlanamadığı ve sözleşme hükümleri karşısında yerinde görülmediği, ikinci bilirkişi kurulundan alınan 08/10/2021 ve 01/04/2022 tarihli raporlarda müşterek şekilde; yüklenicinin eksik ve hatalı işlemlerinin düzeltilmesine yönelik olarak karşı davacı iş sahibinin bilgisayar, yazılım ve teknik hizmet konusunda hizmet vermesi için bir eleman istihadam ederek 3 ay süre ile çalıştırdığının, bu gider sebebiyle karşı davacının toplam 9.555,00 TL (personel) zararının oluştuğunun, ayrıca alt yapı bedeli olarak sertifika, web sitesi yayınlama, sanal sunucu hizmeti için 2.603,47 TL (yazılım) masraf yapılmak durumunda kaldığının, netice itibariyle karşı davacı iş sahibinin toplam 12.158,47 TL zararının olduğunun tespit edildiği, tüm bilirkişi raporlarındaki bu ortak görüşe ve zarar hesabına itibar edildiği ve karşı davanın bedel artırım dilekçesi doğrultusunda kabulüne karar verildiği, belirsiz alacak olarak açılan karşı davada faiz talebi ilk olarak bedel artırım dilekçesi ile talep edildiğinden hükmedilen bedele bedel artırım dilekçesinin harcının yatırıldığı 11/02/2020 tarihinden itibaren avans faizi işletildiği gerekçesiyle, A)Asıl Dava Dosyası Yönünden; 1-Davanın reddine, 2-Davalının kötü niyet tazminat talebinin yasal koşullar oluşmadığından reddine, B)Birleşen 2014/1282 Esas Sayılı Dava Yönünden; 1-Davanın reddine, 2-Davalının kötü niyet tazminat talebinin yasal koşullar oluşmadığından reddine, 3-Karşı davanın bedel artırım dilekçesi doğrultusunda kabulü ile; 12.158,47 TL'nin 11/02/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.Karar her iki taraf vekiline de 26/12/2022 tarihinde "E-tebliğ" olarak tebliğ edilmiş, davacı-birleşen davacı ve karşı davalı vekilince sunulan 21/12/2022 tarihli süre tutum dilekçesiyle istinaf başvurusunda bulunulmuş, bu dilekçe davalı-birleşen davalı ve karşı davacı vekiline 18/01/2023 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı-birleşen davacı ve karşı davalı vekiline gönderilen muhtıra üzerine eksik istinaf harçları süresi içinde 20/01/2023 tarihinde yatırılmış, ancak süresi içinde ve halen gerekçeli istinaf dilekçesi sunulmamıştır.Davacı-birleşen davacı ve karşı davalı vekili süre tutum (istinaf) dilekçesinde; Mahkeme kararı hatalı olduğundan kaldırılmasına karar verilmesini talep ettikleri, gerekçeli karar taraflarına tebliğ edildikten sonra ayrıntılı istinaf başvuru dilekçelerini ibraz edecekleri belirtilmiş, ancak gerekçeli karar tebliğine rağmen yasal süresi içerinde ve halen gerekçeli bir istinaf dilekçesi sunulmamıştır.Asıl ve birleşen dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takiplerine vaki itirazların iptali; birleşen dava dosyasında ikame edilen karşı dava ise aynı eser sözleşmesinin yüklenici tarafından eksik ve kusurlu şekilde ifa edilmesinden dolayı uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.Davacı yüklenici hem asıl hem de birleşen dava dosyasında,sözleşmeye konu edimlerin yerine getirildiğini, bunun karşılığında faturaların düzenlendiğini, faturalara karşı herhangi bir itirazın olmadığını, faturaların taraf defterlerinde de kayıtlı olduğunu, ancak bakiye iş bedelinin davalı iş sahibi tarafından ödenmediğini iddia etmiş; davalı iş sahibi ise ortaya konulan eserin eksik olduğunu, bu nedenle eserden sözleşmede kararlaştırılan şekilde yararlanılmasının mümkün olamadığını savunmuş, karşı davasında ise eksik ve ayıplı eserden kaynaklı olarak zarara uğradığını ve bu zararın da tazminini talep etmiştir.HMK'nun 342/2. maddesinde, istinaf dilekçesinde bulunması gereken hususlar düzenlenmiş, aynı maddenin (e) bendinde istinaf sebepleri ve gerekçesinin dilekçede gösterilmesi gerektiği belirtilmiştir. HMK'nun 355. maddesinde ise "inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" düzenlemesi bulunmaktadır. Anılan hususlar emredici kurallardır. HMK'nun 355.maddesi gereğince, kamu düzenine aykırı olmayan bir istinaf sebebi istinaf dilekçesinde gösterilmemiş ise, istinaf mahkemesince re'sen dikkate alınamaz. Çünkü, istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebep ve gerekçelerle sınırlı olarak yapılır.Yukarıda yazıldığı üzere, gerekçeli karar davacı-birleşen davacı ve karşı davalı vekiline süre tutum dilekçesi sonrasında 26/12/2022 tarihinde "E-tebliğ" olarak usulüne uygun tebliğ edilmiş olmasına rağmen gerekçeli istinaf dilekçesi bu tarihten itibaren 2 haftalık süre içerisinde ve halen sunulmamıştır.Bu durumda, ancak HMK'nın 355. Maddesi göz önünde bulundurularak kamu düzenini ilgilendiren hususların Dairemizce değerlendirilebileceği, bu bakımdan yapılan incelemede de dava şartları ve diğer kamu düzenini ilgilendiren hususlar bakımından bir eksiklik tespit edilmediği anlaşıldığından, davacı-birleşen davacı ve karşı davalı vekilinin istinafının HMK'nın 352. ve 355. maddeleri gereğince reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacı-birleşen davacı ve karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan gerekçelerle HMK. 352, ve HMK. 355. maddeleri uyarınca REDDİNE,

2-Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 227,81 TL'nin mahsubu ile bakiye 504,19 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,

4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 30/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/256, K. 2026/587, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-256-e-2026-587-k-65b9ce0908c3