Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2129 E. 2026/1160 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2129
- Karar No
- 2026/1160
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/2129 KARAR NO : 2026/1160
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/05/2021 (Dava) - 12/07/2023 (Karar) NUMARASI : 2021/312 Esas - 2023/639 Karar DAVA : Tazminat BAM KARAR TARİHİ: 18/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 18/06/2026
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/07/2023 tarihli 2021/312 Esas ve 2023/639 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 26/04/2019 kaza tarihinde davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın ... plakalı araca çarptığını, çarpmanın şiddeti ile park halinde olan ... plakalı minibüse çarparak akabinde davacıya ait ... isimli işyerine çarptığını, davalı ...'nın kazada yüzde yüz kusurlu olduğunu, ... plaka sayılı aracın davalı şirket nezdinde zorunlu trafik sigortası ile sigortalı olduğunu, kazaya karışan ... plakalı araç maliki tarafından açılan İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/415 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporuyla davalının kusurlu olduğunun tespit edildiğini, kaza nedeniyle davacının işyerinde alüminyum çerçeveler, ısıtıcı dolap, ön camlar ve satışa sunulmaya hazır ürünlerin zarar görerek kullanılamaz hale geldiğini, alüminyum çerçeveler ile dolaba ilişkin zararın ekspertiz raporu ile tespit edildiği üzere 19.000,00-TL, ürünlerin telef olması nedeniyle 25,00-TL zarar meydana geldiğini, yine kaza nedeniyle işletmede tadilat yapılmasının zorunlu olduğunu ve bu nedenle 1 ay süreyle işletmenin kapalı kaldığını, kazanç/gelir kaybından Karayolları Trafik Kanunu gereği poliçe kapsamında davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğunu, işletmede sıcak ürün satışı için kullanılan ısıtıcı dolabın muadilini temin etme süresinin 45 günü bulması nedeni ile sıcak ürün satışı yapılamadığını beyan ederek alacakların tahsil kabiliyetinin engellenmemesi ve davalının mal kaçırma ihtimaline binaen ... plakalı araç üzerine 3. şahıslara devrinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir konulmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacının işletmesinde alüminyum çerçeve, cam ve dolap gibi eşyaların hasara uğraması nedeniyle 19.000,00-TL, işletmede satışa hazır halde bekleyen ürünlerin telef olması nedeniyle 25,00-TL, işletmenin tadilat için 1 ay boyunca kapalı tutulduğu süre zarfında kayba uğranan zarara ilişkin 25,00-TL, işletmenin kapalı kaldığı 45 gün boyunca telef olan sıcak ürün satışına yarayan dolabın yerine muadil bulunamaması ve bu sebeple sıcak ürün satışı yapılamaması nedeniyle mahrum kalınan zarara ilişkin 25,00-TL, işletmenin kaza tarihinden sonra gelirlerinin düşmesi sebebiyle yaşanan gelir/kazanç kaybına ilişkin şimdilik 25,00-TL'nin, 19.100,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari kredilere uygulanan avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetki yönünden reddinin gerektiğini, yetkili mahkemenin davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, sigorta şirketinin yerleşim yerinin İstanbul olması sebebiyle İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili mahkeme olduğunu, sigorta şirketinin ZMMS Sigortası Genel Şartları B.2. maddesinde öngörülen şekilde gerçek zarar miktarından sorumlu tutulabileceğini, kazanç kaybı bedeli ve mahrum kalınan karın poliçesi teminatı kapsamında olmadığını, sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu yönündeki iddiaları kabul etmediklerini, haksız fiilden kaynaklanan olaylarda yasal faiz talep edilebileceği beyan ederek; davanın yetkisizlik nedeniyle reddine, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. Davalı .... cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracı ile seyir halinde olduğu sırada ... plakalı aracın arkadan aşırı hızla gelerek önce sol ön çamurluk tarafından aracına çarptığını, aşırı hızın etkisi ile yaklaşık 50 metre ilerde sağda park halinde bulunan ... plakalı araca çarptığını ve yaklaşık 40 -50 metre sonra 30 cm yüksekliğindeki kaldırımada çıkarak davacıya ait işletmeye çarparak durabildiğini, ....plakalı aracın şehir içi hız sınırını fazlasıyla aştığını, kaza sonrası 10 metre ötede durabildiğini, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesince alınan bilirkişi raporunun somut gerçeği yansıtmadığını, kazada kusurunun bulunmadığını beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : Mahkemece, ''...Mahkememizce mali müşavir ve mobilya dekorasyon uzmanı bilirkişiden alınan bilirkişi heyeti raporunda davacıya ait işyerinde kaza nedeniyle ısıtıcılı vitrin dolabı ve alüminyum doğramanın kullanılamaz hale geldiği tespit edilerek 20.886,00 TL hasar bedeli, tanık beyanları ile davacıya ait işyerinin kaza nedeniyle 7 gün kapalı olduğu tespit edilerek 238,15 TL kazanç kaybı hesaplandığı, işletmede satışa hazır halde bekleyen ürünlerin telef olması nedeniyle ödenmesi gereken bedel şeklindeki talebe ilişkin dosya kapsamında hangi ürünün hangi miktarda telef olduğuna dair delil bulunmadığı, işletmenin kapalı kaldığı 45 gün boyunca müvekkilin, telef olan sıcak ürün satışına yarayan dolabın yerine muadil bulamaması ve bu sebeple sıcak ürün satışı yapamaması nedeniyle mahrum kaldığı zarar ve işletmenin kaza tarihinden sonra gelirlerinin düşmesi sebebiyle yaşanan gelir/kazanç kaybı şeklindeki taleplere ilişkin tanık beyanları ile işyerinin kaza nedeniyle 7 gün kapalı olduğu ve 238,15 TL kazanç kaybı hesaplandığı, bu taleplerin reddinin gerektiği, miktar arttırım dilekçesinde hasar bedeli yönünden dava tarihi itibariyle döviz kuru üzerinden güncel değeri üzerinden talepte bulunulmuş ise de zararın oluştuğu kaza tarihindeki hesaplama esas alınarak bilirkişi raporunun dosya kapsamı ile uyumlu, denetime ve hükme esas almaya elverişli mahiyette olduğu anlaşılmakla rapora itibar edilerek KTK 85/1 maddesi ve KZMSS Genel Şartları gereği hasar bedelinin sigorta teminat kapsamında olduğu ve davalı sigorta şirketinin sorumluluğu teminat limiti ile sınırlı olmak kaydıyla davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, kazanç kaybı bedelinin sigorta teminat kapsamında olmadığı ve davalı sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığı anlaşılmakla...'' gerekçesiyle; ''...Davanın KISMEN KABULÜ ile, 20.886,00 TL hasar bedeli alacağının davalı ... yönünden 26/04/2019 tarihinden, davalı ... A.Ş yönünden 09/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,238,15 TL kazanç kaybı alacağının davalı ... yönünden 26/04/2019 tarihinden, itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı ... A.Ş yönünden talebin reddine...'' şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece alınan bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunulmuş olsa da mahkemece tekrar bilirkişi rapor alınmasına gerek görülmemiş olup, bu rapor üzerinden taraflarına ıslah için süre verildiğini, taraflarınca 16.03.2023 tarihinde dosya arasına gönderilen ıslah dilekçesinde 01.03.2023 tarihli bilirkişi raporuna uygun olarak arttırım talep edildiğini, Mahkemenin kararına bakıldığında talebin kısmen kabul edilme gerekçesi açıklanmamış olsa da hasar tarihi göz önüne alınarak karar verildiğinin görüldüğünü, gerek dava dilekçesinde gerekse dosya arasına gelen bilirkişi raporunda da anlaşılacağı üzere dava tarihi itibari ile güncel zararın kabul edilmesi gerekirken mahkemece hasar tarihinin dikkate alınmış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi' nin 2019/3292 Esas - 2021/1848 Karar sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere ülke gerçeklerinin kararlarda da göz ardı edilmemesi gerektiğini, dosya kapsamında kaza tarihinde müvekkilinin uzun bir süre tamir işlemini yaptıramamış olması ve kullanması gereken dolabı temin edememiş olması karşısında kaza tarihinin dikkate alınarak karar verilmiş olmasının hak kaybına neden olduğunu, mahkemece verilen kararın birinci maddesinde "20.886,00 TL hasar bedeli alacağının davalı ... yönünden 26/04/2019 tarihinden, davalı ... A.Ş yönünden 09/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine " denilerek kararın icra edilme konusundaki bütünlüğünün bozulduğunu, bu durumda davalıların müşterek sorumluluğundan dolayı haklarında icra takibi açılırken dahi tek icra takibi açılma olanağının ortadan kaldırıldığını, ZMMS'nin amacının müşterisinin karışmış olduğu zararı karşılamak olduğu dikkate alındığında dosya kapsamında faiz başlangıç tarihlerinin 26/04/2019 olması gerektiğini belirterek davanın kısmen ret edilen 13.030,16 TL'lik kısmının kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yargılama aşamasında belirttikleri savunmalarının yok sayıldığını, Yerel Mahkeme kararında, savunmalarının hiç tartışma konusu edilmediğini ve neden reddedildiğine ilişkin bir gerekçe yazılmadığını, adeta savunmalarının yok sayıldığını, bu nedenle İlk Derece Mahkemesi Kararı Anayasa'nın 141. ile HMK’nın 297 (HUMK’nun 388) maddesinin buyurucu kuralı olan yargılanma hakkının garantör normlarından olan “yargı kararlarının gerekçeli yazılması" zorunluluğuna aykırı olup, bozulmasını istediklerini, dava konusu talepler zamanaşımına uğramış olduğundan başvuranın taleplerinin reddi gerektiğini, eksik inceleme neticesinde sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusur oranının kabulünün mümkün olmadığını, ölümlü / yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağında gösterilen kaza yeri krokisi incelendiğinde kazanın sigortalı araca ait şeritte meydana geldiği ve kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunun görüleceğini, yolun genişliği de dikkate alındığında sigortalı araç sürücüsünün şerit ihlali yapmadığı ve kazanın oluşumunda kusursuz olduğunun anlaşıldığını, kazanç kaybı bedeli ve mahrum kalınan karın ZMMS poliçesi teminat kapsamı dışında kaldığını, müvekkili sigorta şirketinin herhangi bir sorumluluğunun söz konusu olmadığını, davacının faize ilişkin taleplerinin reddi gerektiğini, müvekkili sigorta şirketi nezdinde muaccel bir alacağın söz konusu olmadığını, bu nedenle davacının faize ilişkin taleplerine itibar edilmemesi gerektiğini belirterek İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/312 E. - 2023/639 K. ve 12/07/2023 tarihli kararın kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası sebebi ile davacı işyerinde gelen zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup; hüküm davacı vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Davacı vekilinin istinaf itirazları yönünden yapılan incelemede; Dava dilekçesi incelendiğinde, açıkça belirsiz alacak ya da HMK'nın 107 nci maddesinden bahsedilmeksizin, "fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla" eldeki davanın açıldığı, belirsiz alacak davası niteliği gereği istisnai bir dava türü olmakla davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişinin bunu açıkça dilekçesinde belirtmesi gerektiği, her ne kadar 16.03.2023 tarihli bedel artırım dilekçesinde davacı vekili “bedel artırım talebimiz doğrultusunda belirsiz alacak davası olması nedeniyle” şeklinde açıklama yapmış ise de; davanın türünün bu şekilde değiştirilmesine imkân bulunmadığı, davanın HMK'nın 109. maddesinde düzenlenen "kısmi dava" niteliğindedir(bkz. Yargıtay 4. HD'nin 25.11.2024 tarihli 2024/5490 E., 2024/11551 K.; 15.01.2025 tarihli 2023/12408 E., 2025/733 K.; 10.07.2023 tarihli 2023/3996 E.,2023/8750 K.; 14.02.2022 tarihli 2021/11186 E., 2022/2410 K., sayılı kararları, Yargıtay HGK'nın 01.03.2023 tarihli 2021/(15)6-192 K., 2023/157 K.; 07.07.2021 tarihli 2021/(22)9-485 E., 2021/971 K. sayılı kararları) 04/06/2025 tarih ve 32920 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nun Ek 1. maddesinin 2. fıkrası "341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklindedir. Söz konusu madde, usul hukukuna ilişkin bir kural öngörmektedir. Usul hukuku alanında geçerli temel ilke, yargılamaya ilişkin usul hükümlerinin derhal yürürlüğe girmesidir. Usul kurallarının zaman bakımından uygulanmasında derhal uygulanırlık kuralı ile birlikte dikkate alınması gereken bir husus da, yeni usul kuralı yürürlüğe girdiğinde ilgili “usul işleminin tamamlanıp tamamlanmadığı”dır. Hemen belirtilmelidir ki dava, dava dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlayan ve bir kararla (veya hükümle) sonuçlanıncaya kadar devam eden çeşitli usul işlemlerinden ve aşamalarından oluşmaktadır. Yargılama sırasındaki her usul işlemi, ayrı ayrı ele alınıp değerlendirmeye tabi tutulmalıdır. Bir usul işlemi yargılama sırasında yapılmaya başlanıp tamamlandıktan sonra yeni bir usul kuralı yürürlüğe girerse, söz konusu işlem geçerliliğini korur. Başka bir deyişle tamamlanmış usul işlemleri, yeni yürürlüğe giren usul hükmünden (veya kanunundan) etkilenmez. Buna karşın, bir usul işlemine başlanmamış veya başlanmış olup da henüz tamamlanmamış ise yeni usul hükmü (veya kanunu) hemen yürürlüğe gireceğinden etkilenir. Çünkü usule ilişkin kanunlar -aksine bir kural benimsenmediği takdirde- genel olarak hemen etkili olup uygulanırlar (Üstündağ, S.: Medeni Yargılama Hukuku, Cilt: I, İstanbul 1997, s. 73 ilâ 78). Yapılan açıklama ve ilkelere uygun olarak 6100 sayılı Kanun'un “Zaman bakımından uygulanma” başlığını taşıyan 448/1. maddesi de “Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır” hükmünü içermektedir. Bu madde hükmüne göre kanunda aksine bir düzenleme getirilmediği takdirde, yeni usul hükümlerinin tamamlanmış usul işlemlerine bir etkisi olmayacak, önceki kanuna veya hükümlere göre yapılmış ve tamamlanmış olan işlemler geçerliliğini koruyacaktır. Buna karşın, tamamlanmamış usul işlemleri yeni kanun hükümlerine göre yapılacaktır. 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile HMK'nın Ek 1. maddesinde yapılan değişikliğin ne şekilde uygulanacağı, başka bir deyişle derdest davalarda uygulanıp uygulanmayacağı yönünden bir geçiş hükmü de öngörülmemiştir. Öte yandan verildiği anda yürürlükte bulunan kanun hükümlerine göre miktar itibariyla kesin olan yani temyiz yolu kapalı bulunan bir kararın sonradan yürürlüğe giren kanuni düzenleme kapsamında değişen parasal sınırlara göre kesin olup olmadığının değerlendirilmesine olanak bulunmamaktadır. Zira ortada tamamlanan ve miktar yönünden kesin olmakla bir taraf yararına kesin hüküm etkisi ya da usuli kazanılmış hak yaratan bir hukuksal durum doğmuştur; oluşan bu hukuki durumun değişmezlik ve dokunulmazlık niteliklerini zedeleyecek şekilde yeni düzenleme çerçevesinde tekrar değerlendirmeye tâbi tutulmasının kazanılmış haklara saygı, hukuki güvenlik, belirlilik ilkelerinin yanı sıra adil yargılanma hakkı kapsamında silahların eşitliği ilkesine de aykırı olacağı açıktır. Bu açıklamalar çerçevesinde somut olayın değerlendirilmesinde; her ne kadar 04/06/2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nun Ek 1. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 341. maddedeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarın esas alınacağı düzenlenmiş ise de, işbu dosyada istinaf edilen kararın tarihinin 19/01/2023 olduğu, söz konusu tarihte 7550 sayılı Kanun'un henüz yürürlükte olmadığı ve kanunun geçmişe etkili uygulanacağına dair bir geçiş hükmü de bulunmadığı, istinafa konu İlk Derece Mahkemesi kararının verildiği tarihte yürürlükte olan 6100 sayılı HMK m. 341 hükmü uyarınca istinafa ilişkin parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınması gerektiği kanaatine varılmıştır (Nitekim Yargıtay HGK'nun 14/07/2025 tarih ve 2023/4-931 E., 2025/491 K. sayılı; 02/07/2025 tarih ve 2024/10-205 E., 2025/410 K. sayılı kararları da aynı yöndedir). İlk Derece Mahkemesi hükmünün verildiği 2023 yılı için HMK m. 341(2) hükmündeki kesinlik sınırı 17.830,00 TL olmuştur. Davacı tarafından sunulan 16.03.2023 tarihli ıslah dileçesi ile talebini 34.154,31 TL'ye yükselttiği, Mahkemece reddedilen ve istinaf incelemesine konu edilen 13.030,16 TL karar tarihi itibarı ile HMK.'nun 341-(2) maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının altında olup, ilk derece mahkemesince verilen karar kesin niteliktedir. Bu nedenlerle, davacının miktar itibariyle kesin nitelikteki mahkeme kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurma hakkı bulunmadığından, başvurunun 6100 sayılı HMK'nın 341(2), 346(1) ve 352(1)-b hükmü gereğince usulden reddine karar verilmiştir. 2- Davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf itirazları yönünden yapılan incelemede; Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, kusur tespitine ilişkin İTÜ Trafik Kürsüsünden alınan ve hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunun somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, 2918 sayılı KTK' nın 98/1, 99/1. maddeleri ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın B.2-b.maddesi uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunduğu, davacı tarafından davalı sigorta şirketine 24.02.2021 tarihinde başvuruda bulunulduğu ve davalı sigorta şirketinin 09/03/2021 tarihinde temerrüde düştüğü, davalı sigorta aleyhine kazanç kaybı tazminatına hükmedilmediği, cevap ve ıslaha karşı beyan dilekçesinde zamanaşımı savunmasında bulunmayan davalının ilk kez istinaf aşamasında ileri sürdüğü zamanaşımı defi' sinin dinlenilmesine HMK'nun 357/1. fıkrası uyarınca yasal olarak bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde olmadığından esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının usulden reddine ve davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının kesinlik sınırının altında kaldığından ve reddedilen tutar kesin nitelikte bulunduğundan 6100 sayılı HMK' nın 352/1-b maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-Davalı ... A.Ş. vekilinin İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/07/2023 tarihli 2021/312 Esas ve 2023/639 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 3-İSTİNAF AŞAMASINDA; a-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcının istek halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, b-Davalı ... A.Ş.'den alınması gereken 1.426,72-TL istinaf karar harcından peşin alınan 357,00-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 1.069,72-TL'nin anılan davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine), 4-Davacı ve davalı ... A.Ş. tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına, 5-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 18/06/2026