Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2124 E. 2025/140 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2124
- Karar No
- 2025/140
- Karar Tarihi
T.C. BURSA BAM 13. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2124 - 2025/140 T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A 13. HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO : 2023/2124 KARAR NO : 2025/140
BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KÂTİP : ...
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/428 KARAR NO : 2023/908 KARAR TARİHİ : 05/07/2023 İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : 20/09/2023 (Davacı), 25/09/2023 (Davalı ...) DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : 1 -... VEKİLİ : ... DAVALI : 2 -... VEKİLİ : ... DAVANIN KONUSU : Tazminat B.A.M. KARAR TARİHİ : 16/01/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/01/2025
Davacı tarafından, davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahal mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara süresi içinde davacı vekili ile davalı ... A.Ş. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesinde, davacıya ait ... plaka sayılı traktör ile davalılardan ...'e ait olan ve kendisinin yönetimindeki ... plaka sayılı kamyonetin çarpışması sonucu 26.02.2021 tarihinde trafik kazası meydana geldiğini, davalı sigorta şirketinin ... plakalı aracın ZMMS poliçesini düzenlediğini, kaza tutanağında olayın izahının ve davacı tarafa atfedilen kusur durumunun hatalı olduğunu, davacıya ait traktörün ağır hasar gördüğünü, Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/235 d.iş sayılı dosyası ile hasar tespiti ve bilirkişi incelemesi yapıldığını, terditli olarak traktörün pert total kabul edilerek aracın sovtaj bedeli düşüldükten sonra ve sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı tutularak, kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizleri ile birlikte traktörde meydana gelen zarara mahsuben şimdilik 90.000,00.-TL'nin tahsilini, pert total isteği kabul edilmemesi durumunda traktörün tamir bedeline mahsuben şimdilik 91.910,00.-TL ile araç yoksunluk zararı için şimdilik 2.400,00.-TL'nin ve tespit dosyası masrafının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmasının mümkün olmadığını, mahkemenin yetkisiz olduğunu, kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde 22.04.2020-2021 tarihleri arasında ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, sigorta şirketinin kaza tarihi olan 24.02.2021 tarihi itibariyle teminat limiti olan 43.000,00-TL'ye kadar sorumluluğunun bulunduğunu, davacı tarafın davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı olan araç sürücüsüne raci kusur ve zararı kanıtlayamaması halinde sigorta şirketinin sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, fatura ibraz edilmeden aracın onarıldığı, KDV ödendiği dahil anlaşılamadığından KDV hariç hesaplama yapılması gerektiğini, aracın kullanılamamasına ilişkin boşta geçen süreye ilişkin talebin dolaylı zarar kapsamında olduğu ve poliçe genel şartları gereği teminat dışı haller arasında olduğunu, bu nedenle sigorta şirketinin sorumlu tutulamayacağını beyanla davanın öncelikle usulden reddine, aksi halde esastan reddine karar verilmesini, talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davalının ... plaka sayılı aracı ile 26.02.2021 tarihinde ... köyü civarında virajı döndüğü esnada davacıya ait traktörle karşılaştığını, davacının kendi şeridinde seyir halinde olmadığını, davacı aracıyla çarpışmamak adına sağ tarafında bariyer bulunması ve kaçabileceği alanın bulunmaması nedeniyle direksiyonu sola kırdığını, davacının da çarpışmadan kaçmak için direksiyonu sola kırmasıyla kazanın davacının bulunması gereken şeritte meydana geldiğini, olay yerine gelen jandarma ekibi tarafından incelemeler yapıldıktan sonra kaza raporunun tanzim edildiğini, kazanın davacının bulunması gereken şeritte meydana gelmiş olmasının traktörün durduğu yer itibariyle kusursuz olduğunun iddia edilmesinin gerçeğe aykırı ve kötü niyetli olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 27.573,00.-TL hasar onarım bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, 900,00.-TL araç mahrumiyet bedelinin davalı ...'den yasal faizi ile alınarak davacıya verilmesine, yasal faizin davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 06.04.2021 tarihinden itibaren, davalı ... yönünden ise kaza tarihi olan 26.02.2021 tarihinden itibaren işletilmesine, davalı sigorta şirketinin poliçe limitleri ile sorumlu olduğunun tespitine, 703,50.-TL değişik iş dosyası harcama bedelinin davalılardan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemlerin reddine, karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde, davacıya atfedilen % 70 oranında kusur oranına itiraz ettiklerini, olayın meydana gelişinde davacının kusuru olmadığını, davalının tam ve asli kusurlu olduğunu, dinlenen davalı tanıklarının davalının eşi ve kızı olduğundan bu tanık beyanlarının hükme esas alınamayacağını, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, araç yoksunluğu zararı olarak hükmedilen tutarların az olduğunu, yasal faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, TC Merkez Bankası reeskont faizi taleplerinin kabul edilmesini, faiz başlangıç tarihinin kararda belirtilmediğini, davalının istinaf süreci içinde tavzih talebinin dayanaksız olmasına rağmen tavzih isteğinin kabul edildiğini, hükmedilen tazminat tutarının çok düşük olduğunu, kusur durumlarına göre hatalı hesaplama yapıldığını, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın tam kabulüne karar verilmesini, talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde, mahkemece maddi meselenin takdirinde hata yapıldığı ve eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulduğunu, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılması mümkün olmadığını, hükme esas alınan 14.03.2023 tarihli raporun hatalı olduğunu, 18.04.2022 tarihli raporun hükme esas alınması gerektiğini, 06.04.2021 tarihinden itibaren faiz işletme kararının hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir. DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE: Dava, haksız fiil sebebiyle maddi tazminat talebine yöneliktir. Davacı sevk ve idaresinde olan ... plaka sayılı traktör ile davalı ... sevk ve idaresinde olan, davalı ... AŞ tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın karıştığı ...tarihinde meydana gelen kazada davacı adına kayıtlı aracın hasar gördüğü uyuşmazlık konusu değildir. Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK 4/1-a maddesi gereği, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari olup, TTK 5/1 maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. 6762 sayılı sayılı TTK'nın yürürlükte bulunduğu dönemde asliye hukuk mahkemesi ile asliye ticaret mahkemesi arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi iken, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK 5/3. maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, görev ilişkisi haline gelmiştir. 6100 sayılı HMK 1 maddesi gereği ise göreve ilişkin kurallar kamu düzenine yönelik olup mahkemece resen dikkate alınması gerekecektir. Somut olayda, davalılardan ... AŞ, kazaya sebebiyet veren aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısıdır. Sigorta hukuku, 6102 sayılı TTK'nın 6. kitabında, 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu mali sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, bu durumda 6102 sayılı TTK'da düzenlenen hususlardan olması nedeniyle TTK'nın 4/1-a ve 5/1 maddeleri gereği dava ticari niteliğinde ve Asliye Ticaret Mahkemesi görev alanı içinde bulunmakta olup davalı ... AŞ vekilinin göreve yönelik istinaf sebebi yerinde değildir. Dava, maddi tazminat talebine yönelik olup, araçta meydana gelen hasar bedeli ve araç mahrumiyet bedeli talebi maddi tazminatı oluşturmakla, gerçek zarar miktarı, taraflar arasında tartışmalı olmakla, HMK 266 ve devamı maddeleri ile 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nu 3/3 maddesi uyarınca yapılacak teknik bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağı, başka bir ifadeyle maddi tazminatın konusunu oluşturan kalemlerin varlığının ve miktarının belirlenebilmesi, ancak yargılama sırasında delilerin toplanıp değerlendirilmesinden yani HMK 107/2 maddesinde belirtildiği gibi tahkikatten sonra mümkün olabileceğinden davacının iddia ettiği zararın dava tarihi itibariyle miktar ve değerinin tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği ve maddi tazminat talebinin belirsiz alacak davası olarak ileri sürülebilecektir (Yargıtay HGK 2017/17-1102 E- 2020/905 K sayılı ilam). Belirsiz alacak davası niteliği gereği istisnai bir dava türü olmakla davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişi bunu açıkça dilekçesinde belirtmelidir (Yargıtay HGK 2021/(22)9-485 E-2021/971 K sayılı ilam). Belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK 107 maddesine dayalı olarak alacağını artırabilir. Ayrıca davasını HMK 176 ve devamı maddelerine göre ıslah edebilir. Alacağın yalnızca bir bölümü için açılan dava ise kısmi davadır. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve alacağın şimdilik belirli bir kesiminin dava edilmesi gerekir. Diğer bir söyleyişle, bir alacak hakkında daha fazla bir miktar için tam dava açma imkanı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir. Kısmi dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmi dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu anlaşılıyor ve istem bölümünde "fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması” ya da “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise, bu husus, davanın kısmi dava olarak kabulü için yeterli sayılmaktadır (Pekcanıtez, H.: Medeni Usul Hukuku, C.II, 15. baskı, İstanbul 2017, s.1000). Mülga 1086 sayılı HUMK’da açıkça kısmi dava düzenlenmediği halde, söz konusu Kanun'un yürürlükte olduğu dönemde de kısmi dava açılması mümkün bulunmaktaydı. Çünkü, alacak hakkının bir bölümünün dava edilip geriye kalan kısmının ikinci bir dava ile istenmesini engelleyen bir hüküm bulunmamaktaydı. Kısmi dava, 6100 sayılı HMK 109 maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Anılan maddenin birinci fıkrasında; talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmının da dava yoluyla ileri sürülebileceği hükme bağlanmıştır. İkinci fıkrasında ise, talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamayacağı belirtilmişti. Ancak 6100 sayılı HMK 109/2 maddesi, 6444 sayılı Kanun 4. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığından artık talep konusunun taraflar arasında tartışmasız veya belirli olması halinde de kısmi dava açılması mümkün hale gelmiştir (Yargıtay HGK 2017/15-258 E-2020/543 K sayılı ilam). Somut olayda, davanın araçta oluşan araçta meydana gelen hasar bedeli ve araç mahrumiyet bedeli talebine yönelik olduğu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmayıp HMK 109 maddesi kapsamında kısmi dava niteliğinde olduğu, kaldı ki araçta oluşan hasarın varlığının ve miktarının belirlenmesinin yargılama aşamasında toplanacak delil ve özellikle bilirkişi incelemesiyle mümkün olabileceği, davacının iddia ettiği zararının dava tarihi itibarıyla miktar ve değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasına engel bulunmadığı ( Yargıtay HGK 2017/17-1099 E-2019/460 K sayılı ilam), bir an için belirsiz alacak davası unsurları bulunmadığı düşünülse dahi, bu davanın açılmasında hukuki yarar olmadığından söz edilemeyecek olup, alacağın istenmesinde hukuki yarar bulunmakla, mevcut unsurları itibarıyla kısmi dava açılmış olduğu kabul edilerek talep sonucu hakkında karar verilebileceği, zira bir miktar belirtilmek sureti ile açılan belirsiz alacak davası da alacak ister belirli, ister belirsiz olsun bir eda davası olup, hukuki yararın var kabul edileceği, kaldı ki, davacının dava açmaktan başka bir yolla alacağına kavuşması mümkün olmayıp bir mahkeme kararına muhtaç ise dava açmakta hukuki yararının bulunduğunun kabulünün gerektiği (Yargıtay HGK 2019/11-220 E-2023/376 K sayılı ilam, Yargıtay HGK 2016/22-1166 E-2019/576 K sayılı ilam) göz önüne alındığında davalı ... AŞ vekilinin davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi gerektiği yolundaki istinaf sebebi yerinde değildir. Mahkemece alınan 18/04/2022 tarihli bilirkişi raporunda, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'nin kusuru bulunmadığı, davacı sürücü ...'ın asli kusurlu olduğunun belirtildiği, ATK Trafik İhtisas Dairesi 01/11/2022 tarihli kusur raporunda , kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'nin %30, davacı sürücü ...'ın %70 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, davacı sürücünün 2918 sayılı KTK 84/g, davalı sürücünün 2918 sayılı KTK 52 maddesine aykırı davranışla kazaya sebebiyet verdiği anlaşılmakla davacı vekili ve davalı ... AŞ vekilinin kusura yönelik istinaf sebepleri ayrı ayrı yerinde değildir. Aracın perte ayrıldığının kabulü için kaza tarihindeki ikinci el rayiç değeri belirlenip,tamir masraflarının belli bir orana ulaşması ve aracın kaza tarihindeki ikinci el değerinden, sovtaj değeri düşülerek davacının zararının belirlenmesi gerekir (Yargıtay 17 HD 2018/1089 E-2018/5070 K sayılı ilam). Araç mahrumiyet bedeli,ihtiyaçları için aracı kullanamamaktan doğan bu süre içinde davacının aynı nitelikteki araç için (ikame araç) ödemesi gereken bedeldir. (Yargıtay 17 HD 2016/2072 E- 2018/11712 K sayılı ilam). Somut olayda, 14/03/2023 tarihli bilirkişi raporu ve 22/05/2023 tarihli ek raporda, kaza tarihinde aracın rayiç değerinin 142.107,00 TL, onarım masrafının 91.910,00 TL olarak belirlendiği, onarım masrafı araç rayiç değerinin %64'üne tekabül ettiği, ancak aracın niteliği gereği modüler parçalardan oluşup, pert total kabul edilemeyeceği, araç tamirine kadar geçecek süresinin 20 gün, günlük kiralama bedelinin 150,00-TL olarak kusur nispetinde sonuç tazminatın belirlendiği, belirlenen bedelin de kazanın meydana geliş şekli, hasar gören parçalar ve piyasa şartlarına uygun düştüğü anlaşılmakladavacı vekili ve davalı ... AŞ vekilinin bu yoldaki istinaf sebepleri ayrı ayrı yerinde değildir. 2918 sayılı KTK 99/1 maddesi ve Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları B.2 maddesi gereği, sigortacının zarar giderim yükümlülüğü, zararın ihbarı ve gerekli belgelerin sigortacıya bildirildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde zorunlu mali mesuliyet sigortasının poliçe limiti dahilindedir. Başka bir ifade ile sigortacının temerrüdü, bu süre içinde ödeme yapılmaması halinde başlayacaktır. Sigorta şirketine karşı açılan davalarda, sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılıp 8 iş günü içinde ödeme yapılmazsa temerrüt tarihinden, doğrudan dava açılmışsa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekmektedir. Somut olayda, davacı tarafça, davalı sigorta şirketine, kaza sebebiyle oluşan zararın giderilmesine yönelik müracaatının 26/03/2021 tarihinde ulaştığı, davalı sigorta şirketince ödeme yapılmadığı, 8 iş gününü takip eden 08/04/2021 tarihi itibarıyla davalı sigorta şirketinin temerrüdü gerçekleşmekle davalı ... AŞ vekilinin faiz başlangıç tarihine yönelik istinaf sebebi yerindedir. 2918 Sayılı KTK 91/1 maddesi gereği işletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur. Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı KTK'ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” şeklinde düzenleme mevcuttur. Davalı sigorta şirketi poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olup harç, vekalet ücreti ve diğer tüm yargılama giderlerinden poliçe limitiyle orantılı olarak sorumluluğuna karar verilmesi gerekecektir (Yargıtay 17 HD 2019/6611 E-2020/4503 K sayılı ilam). Somut olayda, davalı sigorta şirketinin, dava konusu alacak kalemlerinden yalnızca hasar bedelinden sorumlu olduğu, dolaylı zarar niteliğindeki araç mahrumiyet bedelinden sorumluluğu bulunmadığı, nitekim araç mahrumiyet bedelinin yalnızca davalı ...'den tahsiline karar verildiği halde araç mahrumiyet bedeline bağlı yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken maddi tazminata bağlı yargılama gideri ve vekalet ücretinin tamamından sorumlu tutulması isabetsiz olmuştur. Davalı ... AŞ vekilinin bu yoldaki istinaf sebebi yerindedir. Bursa 2 Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/325 D. İş dosyasındaki tespit giderinin de maddi tazminat kalemi olarak talep edildiği, ancak delil tespiti dosyasının asıl dava dosyasının eki niteliğinde olup, yapılan tespit giderlerinin de asıl davanın yargılama giderlerine dahil olduğu (6100 sayılı HMK 405 maddesi), delil tespiti giderinin dava konusuna dahil edilmesine olanak bulunmadığı (Yargıtay 4 HD 2014/8918 E-2015/4201 K Sayılı ilam) ve yargılama giderinde gösterilmesi gerektiği gözetilerek, delil tespiti gideri de yargılama gideri kapsamında değerlendirip hüküm altına alınması isabetli ise de, delil tespiti dosyasında yapılan yargılama giderinin eksik gösterilmesi ve yargılama gideri olarak hükmedilen bu kaleme dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi isabetsiz olmuştur. Davacı vekili ve davalı ... AŞ vekilinin bu yoldaki istinaf sebebi ayrı ayrı yerindedir. Davalı ... adına kayıtlı ... plakalı aracın aracın yük nakli şeklinde kullanılan kamyonet niteliğinde olduğu, GİB Akayıtlarında aracın kullanım şeklinin gayrı ticari olduğunun belirtildiği, 6102 sayılı TTK 3 maddesi uyarınca ticari iş niteliği taşımadığı gözetildiğinde hükmedilen tazminata yasal faiz işletilmesinde isabetsizlik yoktur (Yargıtay 4 HD 2021/13413 E-2022/6753 K sayılı ilam). Ayrıca hüküm fıkrasında davalı ... yönünden kaza tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olmakla davacı vekilinin bu yoldaki istinaf sebebi yerinde değildir. Davanın maddi tazminat talebine yönelik olduğu, yargılama sonunda davanın kısmen kabulü cihetine gidildiği, AAÜT 13/3 maddesi gereği, davalı lehine takdir edilecek vekalet ücretinin, davacı lehine takdir edilen vekalet ücretini geçemeyeceği düzenlemesi karşısında, taraflar lehine hükmedilen vekalet ücreti yerindedir. Davacı vekili ve davalı ... AŞ vekilinin bu yoldaki istinaf sebebi ayrı ayrı yerinde değildir. HMK 355 maddesi gereğince istinafa başvuranın sıfatı, istinaf konusu yapılan nedenler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırı olup davacı vekili ile davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının bu sebeplerle esas bakımından kabulü ile bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince mahkeme kararının düzeltilerek ve kazanılmış haklar da gözetilerek yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/07/2023 tarih ve 2021/428 - 2023/908 sayılı kararı hakkındaki davacı vekili ile davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı KABULÜNE, 2- HMK'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince KARARIN DÜZELTİLEREK ESAS HAKKINDA YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, Davanın KISMEN KABULÜ ile, a) 27.573,00.-TL hasar bedelinin 26/02/2021 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine (davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limitiyle sorumlu olarak ve 08/04/2021 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine) b) 900,00.-TL araç mahrumiyet bedelinin 26/02/2021 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, c) 2.345,00.-TL değişik iş dosyası yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, d) Fazlaya dair istemlerin reddine, e) Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli 1.993,04.-TL harçtan başlangıçta alınan 1.577,97.-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 415,07.-TL harcın davalılardan (davalı ... A.Ş.'nin 398,47.-TL'sinden sorumlu tutulmasına) tahsili ile hazineye gelir kaydına, f) Davacı tarafça yapılan 1.577,97.-TL, peşin harç, 59,30.-TL başvurma harcı, 571,90.-TL keşif harcı, 2.850,00.-TL bilirkişi ücreti ve 795,00.-TL yargılama gideri toplam 5.854,17.-TL'nin davanın kabul / ret oranına (%32 Kabul - %68 Ret) göre 1.873,33-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak (davalı ... A.Ş.'nin 1.798,40.-TL'sinden sorumlu tutulmasına) tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, g) Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereği 9.200,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, i) Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereği 9.200,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine, j) Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından ödenen 1.320,00 TL'nin davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına, k) Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine, 3- İstinaf kanun yoluna başvuran davacı ile davalı ... A.Ş.'nin istinaf başvurusu nedeniyle yatırdığı karar ve ilam harcının istem halinde ilgilisine iadesine, 4- İstinaf başvuru aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin gideri yapan taraf üzerinde bırakılmasına, 5- Karar tebliğ, harç iade ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, 6- İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile 16/01/2025 tarihinde karar verildi.
... Başkan ... ... Üye ... ... Üye ... ... Katip ...