Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1324 E. 2026/1271 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1324
Karar No
2026/1271
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/1324

KARAR NO : 2026/1271

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 30/12/2021

NUMARASI : 2020/84 Esas - 2021/1059 Karar

DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

DAVA TARİHİ: 02/03/2020

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/07/2026

Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA: Davacı vekili; davacının davalı şirkette %15 oranında pay sahibi olduğunu, davalı şirketin 29/11/2019 tarihli genel kurulunda finansal tabloların kabulüne ilişkin 4. maddesine müvekkilince red oyu kullanılarak muhalefet şerhinin tutanağa geçirtildiğini, finansal tabloların gerçek durumu yansıtmadığını, finansal tablolara itirazlarına karşılık şirket tarafından açıklama yapılmadığını,şirketin yurt dışında bir ticari faaliyeti bulunmamasına rağmen Hollanda'da kiralanan taşınmaza şirketçe kira ödendiğini, 2018'de yurt içinde 212.386,59-TL'lik satış yapılmasına rağmen 1.511.518,18-TL maliyet çıkarıldığını, bu husus gündeme getirilmesine rağmen bir açıklama yapılmadığını,finansal tabloların kabulü kararının iptali gerektiğini, 5 numaralı kararın ibraya ilişkin olduğunu, müvekkilinin özel denetçi tayini davası açtığını,gündemin 7 numaralı kararı ile yönetim kurulu üyelerine fahiş miktarda huzur hakkı ödenmesine karar verildiğini, bu karar ile yönetici ...'e aylık 52.000-TL, ...'e 38.000-TL, ... ...'e 38.000-TL olmak üzere bu üç yöneticiye aylık toplam 128.000-TL huzur hakkı ödenmesinin kararlaştırıldığını, kararın müvekkilinin kar payı alma hakkının kısıtlanarak diğer ortaklara örtülü kar payı ödemesi olduğunu, ücretin orantısız ve fahiş olduğunu belirterek, davalı şirketin 29.11.2019 tarihli genel kurulunda alınan 4, 5 ve 7 numaralı kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili; genel kurulun 7 numaralı gündem maddesinde huzur hakkı ödenmesine ilişkin bir karar alınmadığını, aksinin kabulü halinde de ödemelerin fahiş olmadığını, müvekkili şirketin önceden aktif iken elindeki gemi hattı alınınca faaliyetlerinin rölantiye alındığını, sadece elindeki taşınmazı kiraya verdiğini, taşınmazın önceki kiracısının 01.07.2017 tarihinde tahliyesi neticesinde uygun kiracı çıkmadığından taşınmazın ancak 21 ay sonra 01.03.2019 tarihinde kiraya verilebildiğini, 2018 nisan ayında yönetim kurulu üyelerine ücret ödemelerinin tamamen kesildiğini, davacının yöneticilik yaptığı dönemlerde aldığı ücrete itiraz etmediğini, şirketin yeniden yapılanmaya gittiğini, bu kapsamda yurt içi ve yurt dışı yatırım araştırmalarına başlanıldığını, verilecek maaşların bu araştırmalara harcanacak emek ve mesai için olduğunu, şirkette çalışan da olmadığından ödenecek bu maaşların son derece normal olduğunu, kendisi maaş alırken ses çıkarmayan davacının kötü niyetli olduğunu, Hollanda'da kiralanan taşınmazın davacının yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde, şirketin Lüksemburg'da sermayesinin tamamına sahip olduğu bir firmasının bulunduğunu, kiralanan bu yerin de davacı tarafından Hollanda'da ikamet almak amacı ile kullanıldığını, ibra kararı çoğunluk ile alınmış olup yöneticilerin kendileriyle ilgili kararda oy kullanmadıklarını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davalı şirketin bir sonraki 03/09/2020 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların iptaline ilişkin olarak İstanbul Anadolu 6. ATMnin 2020/621 esas sayılı dosyasında açılan davada alınan bilirkişi raporunda davalı şirketin 2018 ve 2019 yılına ilişkin yıl sonu bilançolarının incelendiği, bilirkişi raporu ile işbu dava konusu 29/11/2019 tarihli genel kurul arasında çok kısa zaman aralığı bulunduğu, şirketin yıl sonu bilançolarında bir farklılık olmadığı, davalının da kabulünde olduğu gibi esasen şirketin bu zaman aralığında faaliyet göstermediği, kira alacaklarının gerçekleştiği nazara alınarak, 6. ATM'de alınan bilirkişi raporunun delil olarak değerlendirilebileceği, ve işbu dosya yönünden 28/09/2021 tarihli raporun alındığı, iptali istenen 4 no'lu gündem maddesindeki finansal tabloların onaylanmasına ilişkin karar yönünden, gerçek ticari işleme dayanan, ticari faaliyet ile uyumlu, içeriği itibariyle yanıltıcı olmayan işlemler sonucu oluşan doğal bakiyeler için hangi kaydın bilançoda bulunmadığının açıklanmadığı, davacının bilançonun gerçeği yansıtmadığı iddiasının doğruluğu hakkında delil ve verilerle karşılaştırılarak somut bilgilendirme de yapılmadığından, bilançonun gerçeği yansıtmadığı iddiasının ispatlanamadığı, bu nedenle 4. maddede alınan kararın iptali şartlarının oluşmadığı, genel kurulun 5. maddesinde alınan yöneticilerin ibrasına ilişkin kararla ilgili olarak, ibra kararında her bir şirket yöneticisinin kendisi hariç diğer iki yönetici yönünden ibraya katıldığı, her bir yöneticinin kendi dışındaki yöneticilerin ibrasına katılmamış olması halinde yönetici ibrası için oy çokluğunun sağlanamayacağı ve bu nedenle 5 numaralı kararın yoklukla malul olduğu, 7 numaralı genel kurul kararının ise huzur hakkına ilişkin olduğu, hem mahkemece alınan bilirkişi raporunda hem de 6. ATM'de alınan bilirkişi raporunda, şirketin maddi durumu, faaliyet durumu nazara alındığında söz konusu huzur haklarının çok fahiş olmasının şirketin ekonomik durumunu da sarsacağı,yöneticiler için örtülü kazanç dağıtımı niteliğinde olduğu nazara alınarak bunun da iptalinin gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 29/11/2019 tarihli genel kurulunda alınan kararlardan 5 numaralı kararın yoklukla malul olduğunun tespitine, 7 numaralı kararın iptaline, fazla talebin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili; ibraya ilişkin 5 numaralı kararın yoklukla malul olduğuna dair mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, ancak her üyenin önce teker teker diğer üyeleri, sonuçta da genel oy çokluğu ile ibra edildiğini, sonuçta 450 olumsuz oya karşılık 2.550 oyla ibra edildiğini, zaten dört ortaktan ibaret olan şirketin üç ortağı ve oyların çoğunluğu ile ibra yönünde karar verilmiş olmakla, kararın geçerli olduğunu, mahkemenin çalışanlara ödenen maaşlara ilişkin 7 numaralı genel kurul kararının iptaline ilişkin kararının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, öncelikle ödenenin huzur hakkı olmayıp maaş olduğunu, ... ve ... isimli 3. şahısların davalı şirkette çalışmakta olup, maaş alan yöneticiler olduğunu, bu yöneticilerin uzun zamandır maaş aldığını ve aldıkları bu maaşların da personel maaşları gibi uzun yıllardır maaş artış oranlarına göre güncellendiğini, son genel kurulda da maaşlarda artış gerçekleştirildiğini, enflasyonun bu denli yüksek olduğu bir dönemde yöneticilerin maaşlarına artış yapılmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, üstelik zam oranının da fahiş olmadığını, kar dağıtımını engellemek, örtülü kazanç dağıtımı gibi bir amacın bulunmadığını, kaldı ki davacının da davalı şirkette çalıştığı dönemde maaş almakta iken maaş artışlarına hak kazandığını ve buna itiraz etmediğini,mahkemece emsal araştırması yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasının talep etmiştir.

GEREKÇE: Dava, davalı şirketin 29.11.2019 tarihli genel kurulunda alınan 4, 5 ve 7 numaralı kararların iptali istemine ilişkindir.

6102 sayılı TTK'nın 445 ve 446. maddelerinde; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu ile kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her birinin, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabileceği belirtilmiştir.

Aynı yasanın 447. maddesine göre ise; genel kurulun, pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır.

Genel kurulun 5 numaralı gündem maddesi yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin olup, davalı şirketin 4 ortaklı bir şirket olduğu, davacı dışındaki ortakların tümünün yönetim kurulu üyesi olduğu, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmadıkları ve fakat birbirlerinin ibrasında oy kullandıkları anlaşılmaktadır. TTK'nın 436/2 maddesi gereğince yönetim kurulu üyeleri, kendilerinin ve birbirlerinin ibrasına ilişkin kararlarda oy hakkını haiz değillerdir. Bu hüküm emredici nitelikte olduğundan, bu madde hükmüne aykırı hareket edilmesi halinde kullanılan oylar geçersiz olduğundan, bu oylar ile alınan genel kurul kararları da geçersizdir. Bu nedenle iptal isteyen ortağın bu tür kararlara karşı ayrıca muhalefet şerhi yazdırmasına da gerek yoktur. Somut olayda yönetim kurulu üyelerinin ibrasında davacının 450 adet ret oyuna karşılık her bir yönetim kurulu üyesinin ibrasında diğer iki yönetim kurulu üyesinin kabul oyu ile karar alınmıştır. Anılan hüküm gereği her bir yönetim kurulu üyesinin ibrası için diğer iki yönetim kurulu üyesi de oy hakkından yoksun olduğundan, bunlar tarafından kullanılan olumlu oyların çıkarılması sonucunda ibra için gerekli nisap sağlanmamış olmakla, alınan karar gerekli oy çoğunluğu bulunmadığından geçersizdir.

Genel kurulun 7 numaralı gündem maddesi, yönetim kurulu üyelerine verilecek ücrete ilişkin olup, yönetim kurulu başkanına aylık brüt 52.000-TL, diğer iki yönetim kurulu üyesine ise aylık brüt 38.000-TL ücret ödenmesi yönünde karar alınmıştır. TTK'nın 394. maddesi “Yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kardan pay ödenebilir” hükmünü içermektedir. Buna göre esas sözleşme veya genel kurul kararı ile yönetim kurulu üyelerine belirli dönemler için veya aylık olarak bir ücret verilmesi öngörülebilir. Miktarı genel olarak şirketin faaliyet alanı, finansal durumu, iş hacmi, üyelerin konumu, harcayacağı mesai, taşıdığı riziko ve sorumlulukları dikkate alınarak genel kurulca saptanır. Ancak TTK'nın 445. maddesine göre, bu konuda alınacak genel kurul kararlarının kanuna, esas sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kuralına aykırı bulunmaması gerekir. Huzur hakkı veya ücretin belirlenmesinde şirketin mali yapısı ve bu yöndeki uygulamasının dikkate alınarak, tayin olunan ücretin yönetim kurulu üyelerinin bu iş için harcadığı emek ve mesai ile orantılı olması gerekmektedir. Yönetici için belirlenen ücretlerin fahiş olup olmadığı değerlendirilirken, şirketin ortaklık yapısı, finansal durumu, şirketin geçmiş uygulamaları, mali durum açısından davalı şirketle aynı-benzer durumda bulunan şirketlerin yöneticilerinin aldığı emsal ücretler göz önünde bulundurulup karşılaştırılmak suretiyle, yönetim kurulu üyelerinin harcadığı emek ve mesai ile orantılı, pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki kardan pay alma haklarını da ihlal etmeyecek şekilde tespiti gerekmektedir.

Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davalı şirketin 2017 yılında 75.446,96-TL kar elde ettiği, 2018 yılında 1.019.764,76-TL ve 2019 yılında 922.516,77-TL zarar ettiği, yönetim kurulu üyelerine ödenecek ücret toplamı aylık 128.000-TL ve yıllık 1.536.000-TL olduğu, şirketin kira geliri elde etmek dışında faaliyetinin bulunmadığı, huzur hakkı miktarının şirketin 2019 yılı net satışlarının %80'ini teşkil ettiği, şirketin 2018 ve 2019 yılları itibariyle zarar etmesine iş olmasına rağmen takdir edilen ücretin şirketin mevcut faaliyetinin hacmi, finansal durumu ile uyumlu olmadığı, tamamıyla örtülü kazanç aktarımına matuf olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda tek faaliyetinin kira geliri elde etmek olduğu anlaşılan davalı şirket bakımından öngörülen ücret tutarının, şirketin finansal durumu ile yönetim kurulu üyelerinin sarf ettiği emek ve mesaiye göre orantılı olmadığı ve ayrıca ücret verilmesi öngörülen yönetim kurulu üyelerinin şirketin davacı dışındaki 3 ortağından oluşması karşısında, mahkemece söz konusu gündem maddesine ilişkin olarak verilen iptal kararında da isabetsizlik bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin ibra kararının geçerli şekilde almadığı,yönetim kurulu üyelerine takdir olunan ücretin davacı ortağın kar payı haklarını engelleyici,örtülü kar dağıtımı niteliğinde olduğu belirlenmekle anılan kararlara ilişkin davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 552,10-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine,

Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 19,25-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,

HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 06/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1324, K. 2026/1271, T. 06.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1324-e-2026-1271-k-fede0cb4a744