Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/797 E. 2026/1099 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/797
- Karar No
- 2026/1099
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/797
KARAR NO : 2026/1099
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/121
KARAR NO : 2021/740
DAVA TARİHİ: 18/02/2020
KARAR TARİHİ: 16/11/2021
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 16/09/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında yapılan sözleşme uyarınca 05.10.2015 tarih, ... Seri A Sıra No.lu Fatura’ya istinaden 18.000,00 TL bedelini davalıya peşin ödemek suretiyle “... ... ... Altyapı Hizmeti (...) Kredisi” satın aldığını, davalı şirketin müvekkilinin istediği zaman ve miktarlarda kullanılabileceğini taahhüt ettiği ve bedelini de peşin olarak tahsil ettiği hizmete ilişkin bu kredinin cari değerinin “KDV dahil 6.451,61 $ (Amerikan Doları)” miktarında olduğunu 23.11.2015 tarihli yazısı ile kabul ve beyan ettiğini, ancak davalının her an kullanıma hazır halde bulundurması gereken hizmetin kullanımı için gerekli olan kredi kodunu müvekkiline sağlamadığını ve talep ettiği zamanlarda da müvekkili şirkete kullandırmadığını, bu nedenle borçlu temerrüdüne düştüğünü, müvekkili şirketin 30.10.2018 tarihinde Edirne 1. Noterliği vasıtasıyla davalı şirkete keşide ettiği ... sayılı ihtarnamede sözleşmeyi feshettiğini bildirerek davalı uhdesinde bulunan ve hiç kullanılmayan cari değeri 6.451,61 $ (Amerikan Doları) olarak kabul edilmiş kredinin o günkü TL kuru karşılığı 30.967,73 TL’nin 7 gün içinde bildirdiği banka hesabına geri ödenmesini talep ettiğini, ödeme yapılmadığı için bedelin tahsili amacıyla İstanbul 21. İcra Müdürlüğü’nde ... Esas sayılı dosya ile 30.967,73 TL asıl ve 2.233,49 TL de işlemiş faizi olmak üzere, toplam 33.201,22 TL alacak üzerinden ilamsız takip başlattığı, davalı tarafından takibe itiraz edildiğini beyan ederek, itirazın iptaline karar verilerek icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan 29.05.2015 tarihli “... ... ... Altyapı Hizmeti” Teklif Dokümanı uyarınca 18.000-TL tutarında ... kredisi tanımlanarak bu bedel üzerinden faturalandırma yapıldığını ve davacının kullanımına hazır hale getirildiğini, bulutun kullanılıp kullanılmamasının davacı tarafın kendi insiyatifinde olduğunu, davacı şirket kurucusu ... tarafından Müvekkili satış müdürü ... ...'ya gönderilen 06.10.2018 tarihli e-mailde “Şirketinizden 2015 yılında ... kredisi satın alımımız olmuştu. Bu süreç içinde sırasıyla ... ve ... ... programlarına kabul edildiğimiz için kullanım ihtiyacımız olmamıştı” ifadesi ile ... hizmetinden faydalanmamalarının davacı tarafın ihtiyaç duymaması nedeniyle söz konusu olduğu ve kendi iradelerinden kaynaklandığının ikrar edildiğini, sonrasında davacı tarafın Edirne 1. Noterliği kanalıyla 30.10.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini ve para iadesi talebinde bulunduğunu, ihtarname tebliğ alındıktan sonra Beyoğlu 43.Noterliği kanalıyla gönderilen 23.11.2018 tarih ve ... yevmiye no.lu cevap ihtarnamesi ile “Kullanım talebinizi ilettiğiniz 06.10.2018 tarihi itibariyle talebinizin karşılanması bakımından lisansların sağlanması /kullandırılması yönünden gelişen ve değişen süreçler nezdinde düzenlemenin yapılmasını müteakip ilgili ... lisansının kullanılabilir olduğu” hususunun davacıya bildirildiğini, davacı tarafın Edirne 1.Noterliği kanalıyla gönderilen 03.12.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı 2. İhtarname ile fesih ve para iadesi talebini yinelediğini, sözleşme akdedildikten yaklaşık 3 yıl boyunca ihtiyaçlarının oluşmaması nedeniyle ... hizmetinden faydalanmayan davacının Ekim 2018 tarihine kadar hiçbir kullanım talebi olmadığı ikrarı ile sabit olup, Ekim 2018 ayı içerisinde kullanım talebi iletip akabinde aynı ay içerisinde yaklaşık 3 yıldır hizmet alamadıklarını iddia ederek Müvekkilinden para iadesi talebinde bulunmasının basiretli tacir hükmüne aykırı olduğunu beyan ederek davanın reddi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; "...İstanbul 21. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacı tarafından faturadan kaynaklı alacak nedeniyle davalı hakkında 30.967,73 TL asıl ve 2.233,49 TL de işlemiş faizi olmak üzere, toplam 33.201,22 TL alacak üzerinden ilamsız takip başlattığı, davalının süresinde borca ve faize itiraz ettiği ve takibin durdurulduğu görülmüştür.
Dosya kapsamı ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; icra dosyası, davalı tarafından düzenlenen yazı, ihtarnameler ve tüm dosya kapsamına göre davacı ile davalı arasında ... sisteminin kullanımı konusunda anlaşmaya varıldığı ve 05.10.2015 tarihinde faturalandırıldığı ve davalı tarafından kredinin kullanımının herhangi bir süre kısıtlamasına tabi olmadığı ve davacının dilediği zaman krediyi kullanabileceğinin davacıya bildirildiği, 06.10.2018 tarihinde davacı tarafından davalıya kredinin kullandırılması yönünde mail gönderildiği bu hususun davalınında kabulünde olduğu, davacı tarafından Edirne 1.Noterliğinin 30.10.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiği ve 6.451,61 USD karşılığı 30967,73 TL'nin 7 gün içerisinde ödenmesinin istenildiği, davalı tarafından Beyoğlu 43.Noterliğinin 23.11.2018 tarihli cevabı ihtarnamesi ile davacının gönderdiği ihtarın 02.11.2018 tarihinde tebliğ ediliği, fatura bedelinin 18.000,00 TL olduğu, 3 yıl sonra olan kullanım talebine ilişkin sistemsel işlemlere girişildiği, kredinin kullanılması için gerekli ortamın sağlanması çalışmalarına başlandığı, ihtarın tebliği öncesi ve sonrasında kredinin kullanımı için iletişime geçildiği şirket yetkilisinin kabul etmediği, 3 gün içerisinde kredinin kullanılması için davete icabet edilmesi ihtar edilmiştir. Davacı tarafından gönderilen maillere davacının fesih ihtarına kadar sadece davacının bilgilendirileceği yönünde geri dönüş olduğu, bunun dışında kredinin kullanıma hazır olduğuna ilişkin davalı tarafından davacıya bildirim yapıldığına dair bir bilgi ve belgenin dosya içerisinde olmadığı, yalnızca davacının ihtarından sonra ve talepten yaklaşık 1,5 ay sonra cevap verildiğinin görüldüğü böylelikle davalının krediyi kullanıma hazır hale getirmediği ve davacının haklı nedenle sözleşmeyi feshettiği yolunda mahkememizde kanaat oluştuğu, her ne kadar davacı tarafından 30.967,73 TL'nin (6.451,61 USD karşılığı) tahsili yönünde takip başlatılmış ise de davalının imzasını içeren 23.11.2015 tarihli yazıda fatura kapsamında yapılan satışın tutarının 18.000,00 TL olduğu, belirtilmiş ve USD karşılığının 2.7900 sabit kur baz alınarak KDV dahil 6.451,61 USD olarak hesaplandığının yazıldığı görülmüş, yazıda satışın fatura kapsamında TL olduğunun vurgulandığı USD olarak satışın yapıldığının belirtilmediği, düzenlenen faturanın USD üzerinden düzenlenmediği, fatura üzerinde yalnızca 1 USD ve 1 Euro'nun TL karşılıklarına yer verildiği, Faturanın TL üzerinden düzenlendiği, USD üzerinden düzenlenip TL karşılığının gösterilmediği bu nedenle talep edilebilecek miktarın faturada yer alan 18.000,00 TL olduğu, takip talebinde faiz başlangıç tarihinin 10.11.2018 tarihi olarak gösterildiği davalınında ihtarı 02.11.2018 tarihinde tebliğ aldığını cevabı ihtarda belirttiği ve ihtarda belirtilen 7 gün sonrası temerrüt oluştuğu, takipteki 10.11.2018 faiz başlangıç tarihinin yerinde olduğu, 14.04.2021 tarihli bilirkişi raporu yukarıdaki nedenlerle benimsenmemiş, 18.10.2021 tarihli bilirkişi raporu hukuki değerlendirme mahkememize ait olmak üzere ve basit faiz hesabı mahkememizce de yapılabileceğinden hüküm kurmaya yeterli ve denetime elverişli olduğundan, 10.11.2018-25.03.2019 tarihleri arası 135 gün için yıllık %19,50 avans faizi (18.000,00 TL/365x135) miktarının 1.298,21 TL olduğu hesaplanarak davacının davasının kısmen kabulü ile, davalının İstanbul 21.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yaptığı itirazın 18.000,00 TL asıl alacak, 1.298,21 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 19.298,21 TL üzerinden iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, takip tarihinden itibaren %19,50 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacak likit ve belirlenebilir olduğundan asıl alacağın %20’si olan 3.600,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine..." karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
1-Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece TL üzerinden karar verilmesinin hatalı olduğunu, 6.451,61 USD karşılığı üzerinden karar verilmesi gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını davanın kabulünü talep etmiştir.
2-Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek davalının 2015 yılında ... sistemini kullanıma hazır hale getirdiğini davacının 3 yıl boyunca keyfi olarak hizmetten faydalanmadığını, ihtarnameye verilen cevapta sistemin hazır olduğu bildirilerek kullanmaya davet edildiğini, ancak davacının sözleşme bedeli TL olmasına rağmen kendisinin devlet teşvikinden yararlanması için USD karşılığı yazı düzenlenmesi sebebiyle ve dolar kurunda yükselişi fırsat bilerek dava açtığını, davanın haksız olduğunu, bilirkişi raporları arasında çelişki olup bunun giderilmediğini, icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını, kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinin, hizmetin verilmemesi nedeniyle feshi ile ödenen bedelin iadesi için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Davalı tarafından, davacıya gönderilen "... Teklif Dokümanı" başlıklı 29/09/2015 tarihli belgede, ... teklifinin 2,79 Kur, 6.452 adet toplam 18.000,00 TL olduğu, KDV dahil olmadığı, dolar kuru 2,79 sabit olup ilk taksit 30/09/2015 tarihinde, ikinci taksit 30/10/2015 tarihinde, üçüncü taksit 31/11/2015 tarihinde ve her bir taksitin 6.000,00 TL olarak tahsil edileceği belirtilmiştir.
Teklife istinaden 05/10/2015 tarihli A-... no.lu 18.000,00 TL (KDV dahil) bedelli fatura düzenlenmiştir.
Davalı tarafça, davacıya gönderilen 23/11/2015 tarihli bilgilendirme yazısı; "A-... no.lu fatura kapsamında satışı gerçekleştirilmiş olan ... ... ... Altyapı hizmetine ilişkin kredi KDV dahil 18.000,00 TL tutarında olup USD karşılığı 2,7900 TL sabit kuru baz alınarak KDV dahil 6.451,61 $ olarak hesaplanmıştır. Söz konusu ... ... ... Altyapı hizmeti işbu hizmetin kullanılmaya başlaması itibariyle herhangi bir zaman kısıtlaması olmaksızın geçerli olacaktır. Bu süre içerisinde ... ... ... Alt yapı hizmeti istenilen tarih aralıklarında ve istenildiği miktarlarda ... Ltd.Şti. tarafından kullanılabilecektir." şeklindedir.
Davacı tarafından söz konusu hizmet 05/10/2015 tarihli faturaya istinaden alınmasına rağmen 06/10/2018 tarihinde davalı tarafa gönderilen talep tarihine kadar kullanılmamıştır. Nitekim davacı şirket tarafından, davalıya 06/10/2018 tarihinde gönderilen mailde de ihtiyaç olmaması nedeniyle kullanılmadığı belirtilmiştir. Yine aynı mailde ... kredilerini kullanımı konusunda nasıl bir yol izleneceğine dair davalıdan bilgi talep edilmiştir. Davalı tarafça 08/10/2018, 09/10/2018 tarihlerinde gönderilen maillerde de aynı konulu bilgi istenilmiştir. 22/10/2018 tarihinde maillere cevap verilmediği için telefon ile iletişime geçildiği, ilgili kodun gönderileceği söylenmesine rağmen kredinin kullanımına dair bir bilgilendirme yapılmadığı belirtilmiş, sorunun ivedi olarak çözümü talep edilmiştir. Buna karşılık davalı tarafından ise aynı tarihte (22/10/2018) "telefon görüşmemize istinaden süreç hakkında ... Bey ile görüşüp sizleri bilgilendiriyor olacağım" yönünde yanıt verilmiştir.
Davacı tarafından Edirne 1. Noterliğinden keşide edilen 30/10/2018 tarihli ihtarnamede; davalı şirketten satın alınan ... ... ... Altyapı kredisinin talep edilmesine rağmen kullandırılmadığı, davalının sözleşme gereklerini yerine getirmediği, hizmeti ifa etmediği belirtilerek sözleşmenin feshedildiği bildirilmiş, 6.451,61 USD'nin güncel kur karşılığı (1 USD= 4,80 TL) olan 30.967,73 TL'nin 7 gün içinde ödenmesi talep edilmiştir. İhtarnamenin tebliğ şerhi yok ise de davalı taraf 02/11/2018 tarihinde tebliğ edildiğini cevabi ihtarnamesinde beyan etmiştir.
İhtarnameye karşılık davalı tarafça Beyoğlu 43. Noterliğinden keşide edilen 23/11/2018 tarihli cevapta; taraflar arasındaki mutabakatı takiben takribi 3 yıl sonra yöneltilen ... kredi kullanımına ilişkin sistemsel işlemlere girişildiği, kredi kullanımı gerçekleştirilmesi için gerekli ortamın sağlanması çalışmalarına başlandığı, ihtarnamenin tebellüğ tarihi öncesi ve sonrasında kredinin kullanımına ilişkin müteahhit defalar iletişime geçildiği ancak (davacı) şirket yetkilisinin kati surette kredi kullanımı gerçekleştirmeyecek olduğunu beyan ettiği, müvekkili edimin ifası ile ilgili davet ederken davete icap etmeyerek sözleşmenin ifasının tamamlanmasının kötüniyetli engellendiği, işbu ihtarnameyle kredi kullanımına ilişkin davetin yinelendiği belirtilmiştir.
Davacı ise bu cevaba karşılık Edirne 1. Noterliğinden keşide ettiği 03/12/2018 tarihli ihtarnamede süreç özetlenerek, makul bekleme sürelerinin üzerinde süre tanınarak cevap beklenmesine rağmen geri dönüş yapılmadığından, sözleşmenin ifa edilmemesi sebebiyle feshi beyanı ve önceki ihtarnamede belirtilen tutarın ödenmesi talebi yinelenmiştir.
Mahkemece Bilgisayar Mühendisi ... ve Mali Müşavir ...'den oluşan bilirkişi heyetinden alınan raporda teknik değerlendirme kısmı; "...Davacının 30.10.2018 tarihli fesih ihtarına Davalı 23.11.2018 tarihinde “Kullanım talebinizi ilettiğiniz "06.10.2018 tarihi itibariyle talebinizin karşılanması bakımından lisansların sağlanması / kullandırılması yönünden gelişen ve değişen süreçler nezdinde düzenlemenin yapılmasını müteakip ilgili ... lisansının kullanılabilir olduğu bilgisi” tarafınıza ihtaren de tekrar bildirildiğini iletmiş buna rağmen Davacı 03.12.2018 tarihinde fesih ve para iadesi talebini yinelemiştir.
Benzerliği olması bakımından bir örnek vermek istiyorum. Davacı yerine sade bir vatandaş, Davalı yerine de bir ... operatörü (..., ... veya ... dan herhangi birinin) bayisi olduğunu varsayalım. Vatandaş bu bayiye giderek 250'lik kontör karşılığı 180 TL faturasız hattına yükletsin. Sonra bu yüklemenin günün TCMB dolar satış kurundan 64,52 USD olduğuna dair bir evrak alsın. Aradan üç yıl geçtikten sonra aynı bayiye gidip ben bunu hiç kullanmadım paramın bugünkü dolar kuru ile değeri 309,68 TL'dir; bunun iadesini istiyorum desin. Bayi de bu talebi kabul etmezse ne karar vermek gerekir? Böyle ön ödemeli bir sistemde para iadesinin mümkün olmadığını bir yolla harcanması gerekir diye düşünüyorum. Zira ardından yarısını kullandım diğer yarısının iadesi istemek gibi durumlar ortaya çıkabilir.
Burada Davacı bir nevi sigorta olarak bu hizmeti talep etmiş ve üç yıl boyunca kullanma ihtiyacı olmamıştır. Üç yıl sonunda da kullanmak yerine para iadesi talebi olmuştur. Burada Davalı sonuç itibariyle yukarıdaki örnek belirttiğim gibi bir bayi gibidir ...'un çözüm ortağıdır ve onun verdiği bir hizmete aracılık etmektedir. Hizmeti veren kuruluş ...'tur. Böyle bir durumda da ... para iadesi yapmaz." şeklinde olup raporun sonuç kısmında davalı şirket tarafından, davacıya “...” bedeli olarak KDV dahil 18.000 TL. fatura kesildiği ve bedelinin ödenerek hesabın kapatıldığı, tacir olan taraflar arasında düzenlenmiş sözleşme bulunmadığı, ilişkinin cari hesap ilişkisi şeklinde olduğu belirtilmiştir.
Mahkemece Bilgisayar Yüksek Mühendisi Öğretim Üyesi Dr. ... ve Öğretim Üyesi ...'ten oluşan bilirkişi heyetinden alınan ikinci raporda; "... 1- Dava konusu faturaya konu hizmetin ... ... bilgi işlem hizmetlerinin (sunucu, depolama,veritabanı, ağ, yazılım, analiz ve makine zekası dahil) internet (“...”) üzerinden sağlanarak daha hızlı inovasyon, esnek kaynaklar ve ekonomik ölçeklendirme sunulması hizmetine dayandığı, ... aylık kredileri ile kullanıcılara çeşitli ... hizmetlerinin ücretsiz şekilde kullanılması sağlandığı, aylık ... kredileri aşılmadığı sürece ücret ödenmediği, her ay aylık kredi tutarını aşan tüm kullanımların ayrıca ücretlendirildiği, somut olayda da davacı yanın 6.452 adet ... kredisi satın aldığı anlaşıldığı,
2- Bahse konu hizmetin kullanılmaya başlaması itibariyle herhangi bir zaman kısıtı olmaksızın geçerli olduğu, hizmetin istenilen tarih aralıklarında ve istenildiği miktarlarda kullanılması yönünde bir kışıtlama bulunmadığı,
3- Taraflar arasında gerçekleşen e-mail yazışmalarına göre, davacı tarafın 2015 yılında satın aldığı ... kredilerini ilk 3 yıl kullanmadığı, kullanım ihtiyacının da doğmadığı, ancak Ekim 2018 döneminden sonra bu ihtiyacın ortaya çıkması neticesinde kredilerin kullandırılması yönünde davalı yandan gerekli aksiyonların alınmasını talep eden e-mailleri davacının davalı yana gönderdiği, bu e-maillere cevap olarak ise, sadece süreç hakkında davacı tarafın bilgilendirileceğinin davalı yanca iletildiği, bu yönü ile sınırlı olarak bakıldığında davacının savlarının yerinde görülmesi yönünden takdirin sayın Mahkemeye ait olduğu,
4- Dosya kapsamında, davalı tarafın kendisine gelen talep üzerine fatura konusu kredileri / hizmeti kullanıma hazır hale getirip getirmediği hususunda herhangi bir somut veriye rastlanmadığından fatura konusu hizmetin ifa edilip edilmediği noktasında bir tespite varılamadığı, bu durumun davalının savunmasını ispat edemediği yolunda tefsirinin tamamen yüce Mahkemeye ait olacağı..." belirtilmiştir.
4721 sayılı TMK'nın 2.maddesinde "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." hükmü ile hak ve borçların kullanımı ve ifasında da dürüstlük kurallarına uyulması gerektiğine işaret edilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 18/2 maddesinde "Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir."
6098 sayılı TBK'nın 112.maddesinde; "Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür."
Somut dosya kapsamı değerlendirildiğinde; davacının 2015 yılında, davalıdan ... Platformunun kullanımına dair kredi aldığı, 3 yıl boyunca kullanmadığı ancak 3 yılın sonunda ihtiyaç durması sebebiyle 06/10/2018 tarihinde davalıyla iletişime geçerek sistemi kullanacağını ve ivedi olarak işlemlerin yapılmasını talep ettiği, aynı ay içerisinde talebini yinelediği ancak davalı tarafından sistemin kullanıma hazır olduğuna ilişkin bir bilgilendirme yapılmadığı, davacı tarafından 06/10/2018 tarihinden itibaren talep edilen hizmetin hazır olduğuna dair davalı taraf herhangi bir belge sunmadığı gibi davacı tarafça keşide edilen 30/10/2018 tarihinde ihtarname davalı tarafa 02/11/2018 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen ihtara 23/11/2018 tarihinde yanıt verdiği, davalı bu ihtarnameyle her ne kadar sistemin hazır olduğunu savunsa da bu hususunda ihtarname tarihinden önce davacıya bildirildiğine dair bilgi belge sunulmadığı, aradan geçen sürede davacının sisteme ihtiyaç duyması sebebiyle 3.kişiden satın alma yoluna gittiği, davalının sistemin herhangi bir zaman kısıtlaması olmaksızın, istenilen tarih aralıklarında ve istenildiği miktarlarda kullandırılacağı yönündeki taahhüdünü ve edimin ifa etmediği, davacının sözleşmenin feshinde haklı olduğu, hizmet ifa edilmediğinden ödenen bedelin iadesini talep edebileceği kanaatine varılmıştır.
Teklif formunda ve bilgilendirme yazısında 2,79 Kur, 6.452 adet toplam 18.000,00 TL belirtildiğinden, davacı taraf 6.451,61 USD karşılığı üzerinden ödeme yapılması gerektiğini ileri sürmekte ise de, bedelin 18.000,00 TL bedel üzerinden sabitlendiği, faturanın TL üzerinden düzenlendiği, davacı tarafından TL ödeme yapıldığı anlaşılmakla, mahkemece 18.000,00 TL'nin asıl alacak olarak dikkate alınması yerindedir.
İİK'nın 67/2 maddesinde "...borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." düzenlemesi gereği icra inkar tazminatına hükmedilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması, takibe konu alacağın likit ve belli olması zorunludur. Kötüniyet tazminatına hükmedilmesi içinse takibin haksız olması tek başına yeterli değildir ayrıca alacaklının takibi başlatmakta kötü niyetli olması gerekmektedir. Somut olayda davacı icra takibinde haklı ve ödenen bedel likit olduğundan icra inkar koşulları oluşmuştur. Reddedilen kısım yönünden ise alacaklının kötüniyetli olduğuna dair bir delil olmadığından kötüniyet tazminatı koşulları oluşmamıştır.
İstinaf incelemesi HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı re'sen gözetilmiş, ilk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,
2-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye irat kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davacı tarafından yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu bakiye 651,30 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davalı tarafından yatırılan 330,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 402,00 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
5-İstinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına,
6-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iadesine,
7-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 16/09/2026